T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45.HUKUK DAİRESİ ESAS NO:2026/618 KARAR NO:2026/647 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2019/31 KARAR NO:2025/643 DAVA TARİHİ:17/01/2019 KARAR TARİHİ:02/10/2025 DAVA:Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Terkin KARAR TARİHİ:06/05/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dav…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45.HUKUK DAİRESİ ESAS NO:2026/618 KARAR NO:2026/647 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2019/31 KARAR NO:2025/643 DAVA TARİHİ:17/01/2019 KARAR TARİHİ:02/10/2025 DAVA:Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Terkin KARAR TARİHİ:06/05/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müflis ... A.Ş.'den alacaklı olmalarına rağmen iflas işlemlerinin yürütüldüğü İstanbul 3. İflas Müdürlüğü'nün ... sayılı iflas dosyasında müvekkilinin kayıt numarası olan ... ve ... nolu alacak miktarı 4.345.849,14 TL olarak kaydı taleplerini reddedilmesi nedeniyle İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/22 E. sayılı dosyasında alacağın iflas masasına kayıt kabulü davasının açıldığını, davalı iflas müdürlüğünün diğer davalı .... Şti'nin iflas masasına 26. sırasına kaydettiği 1.436.963,95 TL alacak kaydının kabul etmesine rağmen böyle bir alacağın mevcut olmadığını, müflis şirket ile yapılan bir kira sözleşmesinin cezai şartına dayalı açılmış bir icra takibinin şeklen kesinleştirilmesi sonucu masaya kayıt yapıldığını, ancak bu cezai şartın kesinleşmediğini, haksız bir kayıt olduğunu belirterek davalı .... Şti'nin masaya 26. sırasına yaptırdığı 1.436.963,95 TL alacak kaydının tamamının sıra cetvelinden terkinine, bu alacağa tahsis edilen hissenin sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde davacıya ödenmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı .... Şti. vekili cevap dilekçesinde; davanın 15 günlük hak düşürücü sürede açılmadığını, davacının henüz alacakları sıra cetveline kayıtlı olmadığından taraf sıfatına haiz olmadığından taraf sıfatının bulunmadığından bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, taraf sıfatı ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, kendileri ile müflis şirketin arasında sözleşme yapıldığını, müflis şirketin sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle, cezai şart bedelinin şartlarını oluştuğunu, noterde ihtarname çekildiğini, müflis şirketin buna cevap vermediğini, İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, bu takibe itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiğini, iflas dosyası kapsamında bilirkişi raporu alındığını ve alacaklarının olduğunun bu raporla ortaya çıktığını savunarak davanın reddini istemiştir.Davalı Müflis ... A.Ş. iflas idaresi cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,"Davanın konusu İİK 235.maddesi gereği iflas masasına kaydı yapılan alacağa itiraz davasıdır. Bu davanın açılabilmesi için davacının hukuki yarar ve aktif husumet ehliyetinin bulunması gerekir.Davacı kendi alacağının iflas masasına kayıt talebinin reddi üzerine Mahkememizin 2019/22 Esas sayılı dosyasında kayıt kabul davası açmıştır.Davacının aktif husumet ehliyetini kazanabilmesi için öncelikle bu davanın davacı lehine sonuçlanması ve davacı adına alacak kaydı yapılması gerekir. Mahkememizde devam eden davada kısmen kabul kararı verilmiştir. Bu kararın kesinleşmesi için gerekçeli kararın taraflara tebliği gerekmekte ise de davacıya 30/01/2025 tarihli celse 5 nolu ara karar, 31/10/2024 tarihli celse 5 nolu ara karar,10/04/2025 tarihli celse 1 nolu ara kararla süreler verilip ihtaratlar yapılmasına rağmen davacı kendi alacağının kayıt kabulü davasında (Mahkememizin 2019/22 Esas) gerekçeli kararın tebliği kesinleştirme işlemleri ve istinaf işlemleri için herhangi bir müracaat ve işlem yapmamıştır. (En son 19/06/2025 tarihli tutanak) TMK 2. maddesi "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır" şeklindedir.Davacı vekili 31/10/2024 tarihli celseden itibaren yapılan tüm ihtarlara rağmen (taraf sıfatını kazanabilmesi açısından) ihtarlarda yazılı işlemleri yapmayarak TMK 2. maddesindeki ilkeyi ihlal etmiştir. En son 10/04/2025 tarihli celsede davacıya bir aylık kesin süre verilmiş aksi takdirde yaptırımlar ihtar edilmiştir.Bu aşamadan sonra mevcut duruma göre karar verilecektir.Hali hazırda davacının sıra cetveline kaydı yapılmış bir alacağı yoktur. Dolayısıyla davacının mevcut durumda aktif husumet ehliyeti yoktur. Bu nedenlerle aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar vermek gerekmiştir." şeklinde gerekçe ile Davacının açtığı sıra cetveline kayıt kabule itiraz davasında aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın REDDİNE karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilin alacağının masaya kaydı için İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/22 E. sayılı dosyasında yargılama sonunda kısmen kabul kısmen ret kararı verildiğini, bu aşamadan sonra HMK'nın 165/1. maddesi gereğince yerel mahkemece 2019/22 E. Sayılı dosyanın akıbetinin beklenilmesi gerekmekte iken; bekletici mesele yapılan dosyada kesinleştirme işlemlerinin yapılması için taraflarına verilen kesin sürenin medeni usul hukukunda tasarruf ilkesine aykırı olduğunu, taraflarınca 14.11.2024 tarihinde ve süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulacağına dair beyanda bulunulmasına rağmen aynı ara karar 2. kez tesis edildiğini, bekletici mesele yapılan dosyada kısmen kabul kararı verilmiş olup mezkur kararın bu haliyle kesinleştiği durumda müvekkilin aktif husumetinin bulunacağı ve davanın reddedilemeyeceği de aşikar olduğunu, dolayısıyla yerel mahkemece TMK'nın 2. maddesi uyarınca yapılan değerlendirme ve gereği gibi sağlanamayan ara karar ihtaratlarında hukuka uyarlık bulunmadığını, yerel mahkemece gerekçeli kararın talep olmaksızın tebliğ edilmiş olmasının BAM ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67. maddesinin açık hükmü ve yine tasarruf ilkesi hilafına işlem tesis edilmesi olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 235/2. maddesi uyarınca alacağın iflas masasındaki alacağın kayıt terkin istemine ilişkindir.Dairemizin 31.12.2025 tarihli 2025/1747 E. 2025/1575 K. sayılı geri çevirme kararı uyarınca gerekçeli karar ve istinaf başvuru dilekçesinin davalı Müflis ... A.Ş. İstanbul 3. İflas Müdürlüğü ... İflas sayılı dosyasındaki iflas idaresine 18.01.2026 tarihinde tebliğ edildiği, 02.02.2026 tarihinde davalı Müflis ... A.Ş. iflas idaresi vekili tarafından istinaf dilekçesi sunulmuş ise de, İlk Derece Mahkemesi'nin 24.02.2026 tarihli istinaf harç ve giderlerinin yatırılmaması nedeniyle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek kararının vekile 01.03.2026 tarihinde tebliğ edildiği, bu ek karara karşı yasal süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle davalı Müflis ... A.Ş. iflas idaresinin istinaf başvurusuna yönelik değerlendirme yapılmamıştır.İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/424 E. sayılı dosyasından 19.07.2018 tarihinde ... Anonim Şirketi hakkında iflas kararı verilmiştir.Davacının İstanbul 3. İflas Müdürlüğü ... iflas sayılı dosyasında yürütülen iflas tasfiyesine ilişkin olarak masaya ... kayıt numarası ile 1.587.179,37 TL ve ... kayıt numarası ile 2.758.669,77 TL alacak için ayrı ayrı başvurduğu, alacak talebinin reddine karar verildiği, davacı tarafça tebliğ masrafının yatırıldığı, davacı tarafa ret kararının 09.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği, kayıt kabul talebine ilişkin olarak 11.01.2019 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/22 E. sayılı dosyası ile davanın açıldığı, kayıt terkine ilişkin iş bu davanın da İİK'nın 235/1. maddesi uyarınca 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde 17.01.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.Davacı vekilinin iş bu dosyadaki gerekçeli kararın resen tebliğine ilişkin istinaf sebebi yönünden yapılan incelemede; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun Kanun Yollarına Başvurma başlıklı 164 üncü maddesinin birinci fıkrası:"Ticaret mahkemesince verilen nihaî kararlar, 160 ıncı maddenin son fıkrasına göre alınan masraftan karşılanmak suretiyle mahkemece re’sen taraflara tebliğ olunur." 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun Sıra cetveline itiraz ve neticeleri başlıklı 235 inci maddesinin dördüncü fıkrası:"Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile görülür."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Hüküm başlıklı 321 inci maddesinin ikinci fıkrası: "Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir."Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetleri'nin yürütülmesine dair Yönetmeliğin 67 nci maddesinin birinci fıkrası:"Re'sen harekete geçirilmesi gereken haller ile kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla taraflardan birinin talebi olmadıkça hüküm tebliğe çıkarılamaz. Taraflardan birinin talebi halinde hükmün bir nüshası belge karşılığında talep eden tarafa verilir, bir nüshası da diğer tarafa tebliğe çıkartılır." şeklindedir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 15.11.2023 tarih ve 2022/3885 E., 2023/3866 K. sayılı ilamı:"... Kanun koyucu, 2004 sayılı Yasanın 158. maddesinde iflas davasının basit yargılama usulüne göre görüleceğini belirtmişken, 235. maddedeki itiraz davasının da basit yargılama usulü ile görüleceğini ayrıca belirtmiştir. Bu düzenlemeden kayıt kabul davalarının, salt icra iflas kurumu olmasından dolayı 158. maddede düzenlenen iflas davasındaki basit usulün kıyas yoluyla uygulanamayacağı, ancak kanunda özel bir düzenleme olması gerektiği anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun bu iradesinden; özel kanunlarda ticaret mahkemesinin görevine girdiği belirtilen dava ve işlerde, aksine bir düzenleme olmadığı sürece, HMK'da belirtilen genel kuralların geçerli olacağı, istisnai usullerin kıyas ya da yorum yoluyla değil ancak kanunda açıkça belirtilmesi halinde uygulanabileceği anlaşılmaktadır.Bunun gibi kanun yoluna başvuru süresi de kıyas ya da yorum yoluyla değil ancak kanunda belirtilen açık hükümlere göre belirlenebilir.Özel kanunlarda kanun yoluna başvuru süresine ilişkin açık ve istisnai bir düzenleme yoksa HMK'da belirtilen iki haftalık sürenin geçerli olduğunu kabul etmek gerekmektedir.."şeklindedir.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin (Kapatılan) 02.12.2015 tarih ve 2015/295 E., 2015/7842 K. sayılı ilamı:"Mahkemece kayıt kabul talebi hakkında verilen hüküm, temyiz eden davalı vekiline 30.10.2014 günü tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi İİK'nın 164. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçildikten sonra 13.11.2014 tarihinde verilmiştir. Davalı vekilince tebligatın usulsüz olduğu ileri sürülmemiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün ve 1983/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı İçtihatı Birleştirme Kararı'nda Yargıtay tarafından da karar verilebileceği kabul edilmiş olmakla temyiz isteminin reddi gerekmiştir."şeklindedir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin yukarıda yer verilen son tarihli içtihatı ile önceki Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin uygulamasına ilişkin yine yukarıda yer verilen içtihatlarından dönülmesi nedeniyle iflasa ilişkin sıra cetvelindeki kayıt kabul ve terkin davalarında İİK'nın 164 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki hükmün uygulanabilirliği kalmamış ise de, İİK'nın 235 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca basit yargılama usulüne tabi iflas masasındaki alacağın kayıt terkin davasında basit yargılama usulüne HMK'da belirtilen genel kuralların geçerli olacağı, bu durumda da HMK'nın 321 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki kararının tefhiminden sonra, gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerektiğini düzenleyen hükmü karşısında yukarıda yer verilen yönetmelik hükmünün basit yargılama usulüne tabi olan davalarda uygulama alanı bulunmadığından somut dosyada tarafların talebi olmadan gerekçeli kararın tebliğ edildiğine ilişkin istinaf sebebinin isabetli olmadığı kanaatine varılmaktadır.Davacı vekilinin kararın esasına yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan incelemede: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Bekletici Sorun başlıklı 165 inci maddesi:"(1)Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.(2) Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir." şeklindedir.Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin (Kapatılan) 08.02.2016 tarih ve 2015/6811 E., 2016/546 K. sayılı ilamı:"...Alacağı tamamen reddedilmiş olan alacaklı, ancak kendi (reddedilen) alacağı hakkında, masaya karşı, sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası açabilir (m.235,II c.1); alacağı sıra cetveline kabul edilmiş olan başka bir alacaklıya karşı sıra cetveline itiraz (kayıt terkini) davası (m.235,II c.2) açamaz. Fakat, alacağı tamamen reddedilmiş olan alacaklı, kendi (reddedilmiş olan) alacağı için iflas masasına karşı sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası (m.235,II c.1) açmış ise, alacağı sıra cetveline kabul edilmiş olan alacaklıya karşı da sıra cetveline itiraz (kayıt terkini) davası (m.235,II c.2) açabilir; her iki sıra cetveline itiraz davasını da, m.235,I'deki 15 gün içinde açmalıdır. Bu halde, ikinci davanın (kayıt terkini davasının), birinci davanın (kayıt kabul davasının) sonuçlanmasına kadar bekletilmesi (bekletici sorun yapılması) gerekir. Davacı, birinci davayı kaybederse, ikinci davada hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmış olacağından, ikinci dava (kayıt terkini davası) usulden reddedilecektir. Buna karşılık, davacı, birinci davayı kısmen dahi olsa kazanırsa o zaman, ikinci davada hukuki yararı bulunacağından ikinci davaya devam edilir. (Kuru: B. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, 2. Baskı, Ankara, sf.1335) Bu durumda mahkemece, birleşen 2011/179 Esas sayılı kayıt terkini davasının asıl davadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesi, kayıt kabul davasının sonuçlanarak kesinleşmesinin beklenmesi, asıl davada kısmen de olsa sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmesi halinde kayıt terkini davasında hukuki yararı bulunduğunun kabulü ile, kayıt terkini davasında uyuşmazlığın esasının incelenmesi, kayıt kabul davasının reddi halinde kayıt terkini davasının HMK 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca hukuki yarara ilişkin dava şartı noksanlığından reddine karar verilmesi gerekirken, kayıt terkini davasında uyuşmazlığın esasının incelenerek hüküm kurulması doğru olmamıştır..."şeklindedir.İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/22 E. 2023/883 K. sayılı dosyası incelendiğinde; davacısının ..., davalısının Müflis ... A.Ş. İstanbul 3. İflas Müdürlüğü ... İflas Sayılı Dosyası İflas İdaresi olduğu, 11.01.2019 tarihinde açılan kayıt kabul davasında iflas masasına 1.587.179,37 TL ve 2.758.669,77 TL miktarlarındaki alacağının kayıt ve kabulünü talep ettiği, yapılan yargılama neticesinde 23.11.2023 tarihinde "Davacının davasının kısmen kabulüne, Davacının ... sıra numaralı alacak kayıt talebine konu olan 1.587.179,37-TL alacak ile ilgili masaya kayıt ve kabul talebinin reddine, Davacının ... sıra numaralı alacak kayıt talebine konu olan miktarın ise sadece 548.793,43-TL kısmının İstanbul 3.iflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyasına 4.sıra alacak olarak kayıt ve kabulüne, Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine," dair karar verilmiş, istinaf incelemesi sırasında uyap sistemi üzerinden yapılan inceleme ile de tespit edildiği üzere gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmadığı ve hükmün kesinleşmediği tespit edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince 31.10.2024 tarihli celsesi 5 nolu ara kararı:"Mahkememiz 2019/22 E.sayılı dosyasına karşı istinaf başvurusunda bulunup bulunmayacağını ve bu amaçla BAM nezdinde istinaf dilekçesi verip vermeyeceğini açıklaması, başvuru yapmış ise başvuru yaptığına dair beyanda bulunması amacıyla davacı vekiline HMK m.165/f.2 son cümle hükmü uyarınca iki hafta süre verilmesine, aksi halde davacıya bu noktada bu davanın kesinleştirilmesinden vazgeçmiş sayılması ve bu durumda aktif sıfatının bu duruma göre değerlendirme yapılması hususlarında kesin süre oluşturulacağının bildirilmesine," şeklinde olup davacı vekilince 14.11.2024 tarihli dilekçe ile "...mahkemeniz dosyasının celse arasında, yine mahkemeniz 2019/22 E. Sayılı dosyası için istinaf başvurusunda bulunacağımızı beyan eder; gereğini talep ederiz" şeklinde beyanda bulunulduğu, sonraki 30.01.2025 tarihli celsede "geçen duruşmanın 5 numaralı ara kararı çerçevesinde yeniden süre verilmesini talep ediyorum. Halihazırda başvuru yapılmamıştır, ancak yapılacaktır" şeklinde davacı vekilince beyanda bulunulduğu ve aynı celsenin 5 nolu ara kararı ile de:"Gelinen aşama karşısında, Mahkememiz 2019/22 E.sayılı dosyasına karşı istinaf başvurusunda bulunup bulunmayacağını ve bu amaçla BAM nezdinde istinaf dilekçesi verip vermeyeceğini açıklaması, başvuru yapmış ise başvuru yaptığına dair beyanda bulunması amacıyla davacı vekiline HMK m.165/f.2 son cümle hükmü uyarınca bu defa iki ay kesin süre verilmesine, verilen sürenin ikinci süre olduğuna, kesin süreye uyulmaması durumunda artık davacının bu noktada adı geçen dosyanın kesinleştirilmesinden vazgeçmiş sayılmasına, bu durumda ise bu davada davacının aktif sıfatının bu duruma göre değerlendireceğinin ve bu durumun davanın reddine yol açabileceğinin davacı vekiline bildirilmesine," şeklinde karar verilmiş olup, davacı vekilince verilen sürede beyanda bulunulmaması üzerine sonraki 10.04.2025 tarihli celsede "Davacı vekili: 2019/22 E. sayılı dosyada istinafa başvurmadık. 2019/22 E.sayılı dosyada kısmen kabul verilmişti. Bu aşamada kesinleşme kararı olmaksızın yargılamaya devam edilmesini talep ediyorum, dedi. HMK m.31 hükmü uyarınca davacı vekilinden soruldu: Davacı vekili:Mahkemenizin 2019/22 E.sayılı dosyasındaki kararın taraflara tebliğ konusunda müvekkilimizden talimat alınacaktır,"şeklinde davacı vekilince beyanda bulunulduğu ve aynı celsenin 1 ve 2 nolu ara kararları ile de:"1-Mahkememizin 2019/22 E.sayılı dosyasına yönelik istinaf başvurusunda bulunulmayacağı ve bulunulmadığı usulen anlaşılmakla, bu aşamadan sonra adı geçen dava dosyasındaki gerekçeli kararın tebliğ edilmesi noktasında ve bu suretle kesinleştirilmesi hususunda gerekli başvuruyu yapmak, başvurduğunu belgelemek üzere davacı vekiline bu defa ayrıca bir ay kesin süre verilmesine, aksi halde davacının bu kararın tebliğ işlemlerine başlanılması için talepte bulunmaktan ve kararın kesinleştirilmesinden vazgeçmiş sayılacağının davacı vekiline bildirilmesine,(bildirildi.) 2-Bu durumda davacının aktif sıfatının mevcut duruma göre takdir olunacağının davacı vekiline hatırlatılmasına," şeklinde karar verildiği, 26.06.2025 tarihli celsenin 3 nolu ara kararı ile "Beklenen dosya ile ilgili karar tebliği veya istinafa başvurulması gerçekleştirilmediğinden bu hususun müteakip duruşmada takdiri ile gerekirse tahkikatın bitimine," dair karar verildiği, 02.10.2025 tarihli celsede de davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine dair karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafın alacaklı olduğunu iddia ederek masaya kayıt kabul talebine ilişkin olarak açmış olduğu İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/22 E. 2023/883 K. sayılı dosyasındaki 23.11.2023 tarihli dosyasındaki hükmün kesinleşmediği, taraflarca bu konuda gerekli usul işlemlerinin yerine getirmediği sabit olup, iş bu davadaki davacının iflas sıra cetvelindeki alacak kaydının terkinine yönelik talebi yönünden öncelikle alacaklı sıfatına haiz olduğunu ispatlaması gerektiğinden İlk Derece Mahkemesince isabetli şekilde şekilde İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/22 E. sayılı dosyası bekletici mesele yapılmış 6 yıldan fazla süren yargılama sürecinde davacı taraf bekletici mesele yapılan dosyadaki hükmün kesinleşmesi adına yaklaşık 2 yıl boyunca herhangi bir usul işlemi yapmamıştır. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda açıkça yer verilen duruşma ara kararları ile HMK'nın 165 inci maddesi ikinci fıkrası da dikkate alındığında bu konuda alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafa kesin süreler verilerek gerekli ihtarat kendisine bildirilmesine rağmen süresi içerisinde işlemler yapılmamıştır. İflas tasfiyesinin ivedi niteliği ve usul ekonomisi ilkesi dikkate alındığında ara kararların ve yargılama sonucunda verilen kararda usul ve kanuna aykırılılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1.b.1 alt bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davacı tarafından yatırılan 615,40 TL'den mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06/05/2026