T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/1008 - Karar No:2026/148 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1008 KARAR NO : 2026/148 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/11/2022 NUMARASI : 2022/95 E-2022/887 K DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TAR…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/1008 - Karar No:2026/148 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1008 KARAR NO : 2026/148 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/11/2022 NUMARASI : 2022/95 E-2022/887 K DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 10/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/02/2026 Eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: müvekkili ile davalının halefi olan ... A.Ş. (...) arasında ücret karşılığı mamul demir üretimini konu alan ilişki mevcutken taraflar arasında yürütülen görüşmeler sonucunda 19.10.1983 tarihinde akdedilen sözleşmeyle müvekkilinin temin edeceği yüksek kaliteli ithal demir cevheri ve maden kömürü kullanılmak suretiyle ...'nin yarı mamul ürün yani kütük demir üretmesinin, müvekkilinin fason üretim ücreti ödemesinin kararlaştırıldığını, imalatın fiilen 1984 yılı Ağustos ayında başladığını, ...'nin ilk ay ürünlerini teslim etmekte temerrüde düştüğünü, ibraz ve teslimle yükümlü olduğu belge ve bilgileri vermediğini, sürecin kontrol ve denetimini engellediğini, aylar sonra 21.12.1984 tarihinde ücret hesaplamasında yanlışlık olduğu iddiasıyla ihtilaf çıkardığını, müvekkilinin 28.12.1984 tarihinde yaptığı ve 21-22.02.1985 tarihlerinde yapılan toplantılarda belirttiği çözüm seçeneklerini sunduğunu, ...'nin teklifleri kabul etmeyerek aslında çözüm istemediğini gösterdiğini, sulh görüşmelerinden sonuç alınamadığını, müvekkilinin 11.11.1988 tarihinde açtığı Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1988/805 esas sayılı davasında teslimi edilmesi gereken 150.000 ton kütük demirden teslimatı yapılmayan 78.968 ton demirin, 2.016.214.244, 09 TL ücretin ödenmesi kaydıyla müvekkiline ödenmesini dava ettiğini, mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, Yargıtay tarafından bozulmasına karar verildiğini, mahkemece KDV hariç 3.447.792.708 TL fason ücreti ödenmesi karşılığında 78.968 ton demirin sözleşme koşulları uyarınca aynen teslimine, KDV'nin davacı tarafça karşılanmasına, karşı davanın reddine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verildiğini, kararda ...'nin 01.09.1984 tarihinde temerrüde düştüğünün açıkça belirtildiğini, takiben 02.02.1990 tarihinde açılan Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1990/505 esas sayılı davasında ilk aynen ifa davasından kalan 87.642, 460 ton için aynen ifa talep edildiğini, mahkemece davanın kısmen kabulüyle, KDV hariç 3.145,58 TL ücretin ödenmesi karşılığında 72.000, 541 ton demirin davalıdan alınarak davacıya teslimine, ham madde temin edilmediği, finansman sağlanmadığı gerekçesiyle 13.000 tonluk bölüme ilişkin talebin reddine karar verildiğini, hükmün aşamalardan geçerek kesinleştiğini, müvekilli tarafından 02.05.1990 tarihinde açılan Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1990/507 esas sayılı davasında ise, demirlerin zamanında teslim edilmemesi nedeniyle temerrüt tarihinden dava tarihine kadar oluşan zararların tazmininin talep edildiğini, 05.12.2019 tarihinde ...'nin 01.09.1984 tarihinde temerrüde düştüğü açıkça tespit edilmiş olmasına rağmen temerrüt tarihi 10.05.1985 olarak kabul edildiği ve temerrüde düşülen demir miktarının 143.513,989 ton olduğu yönündeki yanlış değerlendirme ile karar verildiği, Yargıtay'ın zararın en az 150.968,541 ton üzerinden hesaplanması gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verdiğini, eldeki davada ise 02.05.1990 tarihinden sonra oluşan zararın tazmininin talep edildiğini, ...'nin kasta dayalı temerrüde düştüğünün kesinleşmiş mahkeme kararıyla belirli olduğunu, bu kapsamda vekaletsiz iş görme hükümleri gereğince davalı tarafın elde ettiği menfaat ve faydalarının yanı sıra, elde etmeyi ihmal ettiği faydaları da tazminle yükümlü olduğunu, yine müvekkilinin mahrum kaldığı karın tazmini gerektiğini, davalı tarafın kredi kullanarak faiz ödemekten kurtulduğunu, müvekkiline ait malların satışından elde ettiği gelirle finansman sağlamış olması ve böylece kredi kullanmaması nedeniyle ödemekten kurtulduğu faiz miktarının da tazminine karar verilmesi gerektiğini, yine müvekkilinin borcun zamanında ifa edilmesi halinde elde edeceği her türlü geliri nemalandıracağından basiretli bir tacir tarafından değerlendirilmesi esasına göre, maksimum oranlarda her türlü teşvik ve muafiyetler ile r-eksport avantajları ile KDV indirimleri gibi kazançların da tahsili gerektiğini, Anayasa Mahkemesi'nin 21.12.2017 tarih, 2014/2267 başvuru numaralı kararında sadece somut zararların değil, soyut olarak uğranılan zararların da tazminat hesabında dikkate alınması gerektiğini, aksi halde mülkiyet hakkının ihlal edileceğine karar verdiğini, müvekkilinin uğradığı zararın hesabında 163.968,128 ton USD 7 demir kütük bedeli dikkate alınarak belirttiği yöntemle hesaplama yapılması gerektiğini öne sürerek, şimdilik belirsiz alacak olan 600.000,00 TL'nin 02.05.1990 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiğini, müvekkilinin mahkeme kararları gereğince borçlarını eksiksiz olarak ifa ettiğini, arabuluculuk son tutanağında eldeki davaya konu taleplerin yer almadığını, Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin bozmadan sonra 2000/200 Esasına kaydedilen davasında verilen kararın Ankara 5.İcra Müdürlüğünün 1997/3331 sayılı dosyasıyla takibe konulduğunu, davalı-borçlu tarafın demir kütüğünü aynen teslim edemeyeceğini beyan etmesi üzerine İcra Müdürlüğünün 08.08.1997 tarihli muhtırayla borcu para borcuna çevirdiğini, ticaret odasında sorularak belirlenen fiyat üzerinden bulunan 5.713.334,80 TL asıl alacak, ferileri toplamı 22.607.056,89 TL'nin peyderpey icra dosyasına yatırıldığını, ödemenin 2002 yılında tamamlandığını, borcun kapatıldığını, davacının aynı alacak için bilahare İstanbul 12.İcra Müdürlüğünde takip başlattığını, İcra Hukuk Mahkemesine yapılan şikayet üzerine takibin iptal edildiğini, edimin 2002 yılında ifasından 20 yıl sonra kötüniyetle dava açıldığını, yine Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinin 2001/425 Esasına alan dava dosyasında 72.000,541 ton demirin teslimine fason bedelinin ödenmesine karar verildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, vergi dairesinin davacının vergi borcu 118.368.422,09 TL için haciz ihbarnamesi gönderdiğini, uzman görüşü alınarak haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle teslimine karar verilen demirin değerinin hesaplandığını ve bulunan 59.812.289,42 TL'den fason imalat ücreti mahsup edilerek bakiye 59.808,580 TL'nin 30.12.2016 tarihinde vergi dairesine ödendiğini, ödeme tarihinden itibaren alacağın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğunu bu nedenle vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: dava dilekçesinde de belirtildiği gibi, taraflar arasında imzalanan 19.10.1983 tarihli sözleşme ve ek şartları gereğince sözleşmeye ilişkin imalat, davacı şirkete ait ithal demir cevheri ve maden kömürü kullanılarak fiilen 1984 ağustos ayı başında başladığı ancak davalı imalatın başladığı ilk aya ilişkin teslim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek 01.09.1984 tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünü bu kapsamda eldeki davanın temerrütten itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: dava dilekçesindeki iddia ve vakıalar ile taraflar arasında görülen davalar ile süreç özetlenerek 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1990/507 Esas sayılı davasında 02.05.1990 tarihine kadar gecikme tazminatının dava edildiğini, eldeki davada ise, 02.05.1990 tarihinden bu dava tarihine kadar gecikme tazminatının talep edildiğini, mahkemece deliller toplanmadan, hiçbir inceleme yapılmadan maddi vakıa ve hukuka aykırı olarak zamanaşımı nedeniyle ret kararı verildiğini, aynen ifa talepli ilk ve ek davalara konu borcun ifa ile sona ermediğini, zamanaşımı süresinin işlemeye başlamayacağını, ifa talepli ek davada verilen kararın icra takibine konu edildiğini, takip borçlusunun şikayeti üzerine icra emrinin iptal edildiğini, yeniden icra emri gönderilerek borcun ifasının talep edileceğini, borcun ifa ile sona ermemiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava taraflar arasında 19/10/1983 tarihinde akdedilen eser sözleşmesi kapsamında teslim edilmediği iddia edilen demir kütüklerin geç teslimi nedeniyle 02/05/1990 tarihinden sonra oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.11.2022 tarih ve 2022/95 esas - 2022/887 karar sayılı kararının davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 13.11.2024 tarih ve 2024/181 esas - 2024/905 karar sayılı ilamıyla eksikliklerin giderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verildiği, Mahkemesince geri çevirme kararındaki eksikliklerin giderilerek dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinde taraflar arasında 19.10.1983 tarihinde akdedilen sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya 1984 tarihinde teslim edilmesi gerekirken teslim edilmeyen kütük demirinin aynen ifa istemi ile ; Davacı tarafından Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1988/805 esas sayılı 11/11/1998 tarihinde açılan dava dosyasında davacı şirket 1984 yılında 150.000 ton demir teslimi gerekirken davacı şirketin gecikmeli olarak kısmi teslimat yapıldığı iddiasıyla fason üretim ücreti 2.016.214.244,08TL karşığında teslim edilmeyen 78.698 ton demirin teslimine karar verilmesini talep ettiği, dosyanın aşamalardan geçerek 2000/200E 2000/399K sayılı kesinleşen ilamıyla KDV hariç 3.447.792.708 TL fason ücreti ödenmesi karşılığında 78.968 ton demirin sözleşme koşulları uyarınca aynen teslimine karar verildiği , kesinleşen kararın icrasına yönelik Ankara 5.İcra Müdürlüğü 1997/3331 Esas sayılı takip dosyası ile İstanbul 12.İcra Müdürlüğü 'nün 2009/37414E sayılı takip dosyalarında takip yapıldığı ve bir kısım ödemeler bulunduğu , Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1990/505 esas sayılı 02/02/1990 tarihinde açılan davada ise ilk dava dosyası kapsamı dışında kalan ve 1985 yılında teslimi gereken kütük demiri için 2.763,55TL fason bedeli karşılığında 87.642,460ton kütük demiri nin teslimine karar verilmesini talep ettiği ,dosyanın aşamalardan geçerek 2001/425E 2009/271K sayılı kesinleşen ilamıyla KDV hariç 3.143,58 TL fason ücreti ödenmesi karşılığında 72.000,54 ton demirin sözleşme koşulları uyarınca aynen teslimine karar verildiği,davalı tarafından kesinleşen bu karar kapsamında Zincirlikuyu Vergi Dairesi'nin 12/01/2016 tarih 1429 saylı ve 26/08/2016 tarih 18743 sayılı haciz ihbarnameleri gereğince Zincirlikuyu Vergi Dairesi'nin dosyaya kazandırılan üst yazısı ve eklerinden bir kısım ödemeler bulunduğu anlaşılmıştır. Sözleşme tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK 126/4. madde gereğince eser sözleşmelerinde zamanaşımı süresi 5 yıl olup, yüklenicinin kast veya ağır kusuru halinde aynı Kanun'un 125. maddesi uyarınca 10 yıldır. Zamanaşımı süresinin başlangıcına gelince; 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 128. maddesindeki düzenlemeye göre zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihte işlemeye başlar. Eser sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili talepli davalarda zamanaşımı süresinin başlangıcının eserin teslim edilip edilmemesine ve sözleşmenin feshedilip edilmemesi haline bağlı olarak değiştiğinden gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 364. maddesinde, gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 479. maddesinde eser sözleşmelerinde iş sahibinin edimini oluşturan iş bedelinin muacceliyeti teslim şartına bağlanmıştır. Bu nedenle, eser sözleşmelerinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili talepli davalarda, zamanaşımı süresinin işin yüklenici tarafından iş sahibine teslim edildiği tarihten itibaren başladığı kabul edilmektedir. Yargıtay yerleşmiş uygulamalarında kabul edildiği ve 30.11.2011 tarih ve 2011/6282-7054 Esas ve Karar sayılı ilamında net bir şekilde “Eser sözleşmelerinde zamanaşımının başladığı tarih, eserin sözleşmesine uygun biçimde teslim edildiği tarihtir.” ifadesine yer verilmek suretiyle vurgulandığı üzere zamanaşımı, teslimden itibaren başlar. Yine, Zamanaşımını durduran sebepler BK'nın 132. maddesinde, zamanaşımını kesen sebepler 133. maddesinde sayılmıştır. BK'nın 135. maddesinde zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı, aynı maddenin ikinci fıkrasında borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir hüküm ile sabit olmuş ise yeni sürenin her zaman on yıl olduğu kabul edilmiştir. 137.maddede de alacaklının fiili ile zamanaşımı süresinin kesilmesi halinde yeniden işlemeye başlama tarihleri belirtilmiştir. Mahkemesince bu kapsamda taraflar arasında sözleşme, sözleşmenin ifası noktasında yukarıda belirtilen açılmış davalar, bu davaların kesinleştiği ve infaz edildiği tarihler araştırılmak suretiyle dava konusu taleplerin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, uğramamış ise sözleşme hükümlerini kesinleşen Mahkeme kararları kapsamında davacının dava konusu alacağı talep edip edemeyeceği yönünde esas hakkında inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken davacının aynen ifa talepli açılan Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2000/200 E- 2000/399 K sayılı davadaki temerrüt tarihi olan 01.09.1984 tarihinin zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi kabul edilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi eksik incelemeye dayalı olup, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1.a.6 madde gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 17/11/2022 tarih ve 2022/95 E-2022/887 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. madde gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafça yatırılan 269,80 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 10.02.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır