T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/689 - Karar No:2025/1330 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/689 KARAR NO : 2025/1330 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/04/2025 NUMARASI : 2025/27 E-2025/320 K DAVANIN KONUSU : İtirazın iptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 26.12.2025 Davacı vek…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/689 - Karar No:2025/1330 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/689 KARAR NO : 2025/1330 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/04/2025 NUMARASI : 2025/27 E-2025/320 K DAVANIN KONUSU : İtirazın iptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 26.12.2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; Müvekkili tarafından davalı şirkete karşı Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/28016 sayılı dosyasından ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının takibe itiraz dilekçesinde; alacaklı firmanın adres ve güncel sicil kayıt bilgileri yer almadığından takibin usulüne uygun olmadığını, faturanın ilgili hakediş metrajları ile şantiye metrajları arasındaki uyumsuzluktan kaynaklı iade edildiğini, sözleşme dairesinde alacağın muaccel hale gelmediğini, faturayı kabul etmediklerini, alacaklı görünen tarafa borç olmadığını belirterek takibe itiraz ettiğini, takibin UYAP sistemi üzerinden açıldığını, sistem yeni ünvana yer vermediğinden sistemin kendiliğinden müvekkili şirketin eski ünvanıyla takip açtığını, kaldı ki eski ünvanla takip açılmasına engel bir durum söz konusu olamayacağından ileri sürülen hususların hukuka aykırı olduğunu, takip dayanağının taraflar arasında akdedilen ... İnşaatı işine dair 09.03.2015 tarihli sözleşme ve bu sözleşmeye dair düzenlenen 3 nolu hakediş ile bu hakediş bedeline dair müvekkili şirket tarafından kesilen 11.08.2015 tarihli 66.729,30.TL bedelli fatura olduğunu, müvekkili şirketin kesmiş olduğu faturanın hakediş ve şantiye metrajlarına uygun olup, fatura tarihi itibariyle de alacağın muaccel olduğunu belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Davacının iddiasının aksine, dava dilekçesinde bahsi geçen sözleşmeye ilişkin düzenlenen 3 nolu hakediş bedelinin 66.729,30TL değil, 24.079,71 TL olduğunu, buna göre davacının alacaklı olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın 3 nolu hakedişe ilişkin KDV dahil 25.180,24TL bedelli fatura keşide ederek müvekkiline tebliğ etmesi gerekirken takip dayanağı faturayı düzenleyerek tebliğ ettiğini, gerekli düzeltmelerin yapılmadığını, fahiş rakamlar barındıran fatura muhteviyatının müvekkili tarafından reddedildiğini, kaldı ki, davacının 25.180,24TL bedelli fatura keşide ederek müvekkiline tebliğ etmiş olsaydı dahi, davacı cari hesaba göre hali hazırda 31.975,08TL borçlu olduğundan(stopaj ve damga vergisi ilavesiyle) müvekkili şirketten herhangi bir alacağının da bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre olması gereken 3 nolu hakedişten kaynaklanan borcun da muaccel hale gelmediğini, hakedişte sadece müvekkili yetkilisinin imzasının ve şirket kaşesinin bulunduğunu, davacı şirketin imzasını içermediğini, bu durumda ara hakediş ödemesini düzenleyen sözleşmenin 13.maddesi hükmüne göre 3 nolu hakedişten kaynaklanan tahakkuk/ödemenin muaccel hale gelmediğini, takibin usulüne uygun olmadığını, takipte alacaklı görünen firmanın adres bilgileri ve güncel sicil kayıt bilgilerinin yer almadığını, takipte yer alan evrakların müvekkiline tebliğ edilmediğini belirterek davanın reddine ve en az % 20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince: Taraflar arasında ... Fakülte Binaları İnşaatı ve Altyapı İnşaat işlerinin yapımı konusunda 09/03/2015 tarihli sözleşmenin akdedildiğinin ihtilafsız olduğu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince sözleşme yürürlükte olduğu, fesih ya da başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça sözleşme kapsamındaki mevcut işlerin yüklenici tarafından yapılmış olduğu karine olarak kabul edileceği, karinenin aksinin iddia eden tarafça yasal delillerle kanıtlanması gerektiği, eser sözleşmesinin yürürlükte olduğu sürece sözleşme kapsamında kalan ve fiilen yapılmış olan işlerin yüklenici tarafından yapıldığının kabulü gerektiği, aksi ileri süren tarafından tespit yaptırılması veya ihtar çekilmesi durumunda mümkün olduğu, davalı yüklenici vekili tarafından, davacı taşeronun işi yarım bıraktığı ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamında bulunan belgeler incelendiğinde; davalı yüklenicinin davacı taşerona bu konuda herhangi bir ihtarının bulunmadığı, davalı yüklenicinin, işin yarım bırakıldığına dair bir tespitinin bulunmadığı anlaşılmakla davalının bu beyanlarının yerinde görülmediği, taraflarca dosyaya sunulan 1 ve 2 nolu hakedişlerin davalı adına ... tarafından imzalandığı, yine davaya konu icra takibi ekinde sunulan 3 nolu hakedişte de davacıyla birlikte davalı adına ...'un imzasının bulunduğunun anlaşıldığı, sözleşmenin 13.maddesi gereğince takibe dayanak hakedişin taraflarca düzenlendiğinin kabulü gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 14.maddesinde; “Hakedişlerin, müteahhit (davalı firma) tarafından onaylanmasından sonra alt yüklenici faturasını kesecektir. Alt yüklenici (davacı taşeron) tarafından kesilen fatura tutarından (varsa) gecikme cezası, iş güvenliği cezası, stopaj ve diğer kesintiler yapıldıktan sonra kalan tutar, fatura kesim tarihinden itibaren % 30 işçilik bedeli 10 gün içinde, alt yüklenicinin banka hesabına aktarılır. Alt yüklenici, müteahhit tarafından belirlenecek banka şubesinde hesap açtıracaktır. % 70 malzeme bedeli 30-60-90 günlük çekler ile ödemesi yapılacaktır. Alt yüklenicinin hakedişlerinden, yürürlükte olan kanun ve mevzuatlara uygun şekilde stopaj ve KDV tevkifatı kesintileri yapılacaktır.Alt yüklenici, hakediş onayından önce “Vergi borcu yoktur” ve “Sigorta borcu yoktur” belgelerini müteahhide sunmakla yükümlüdür. Alt yüklenici, sahada fiilen tutulan puantajlara uygun olarak düzenlenen SGK giriş ve aylık SGK bildirgelerini her ay düzenli olarak müteahhite vermek zorundadır." hükmünün düzenlendiği, söz konusu madde uyarınca taşeronun, her hakediş raporunun düzenlenme aşamasında davalı yükleniciye “Vergi borcu yoktur” ve “Sigorta borcu yoktur” belgelerini sunması gerektiği, kaldırma ilamında belirtildiği üzere; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında 3 adet hakediş düzenlendiği, davacı tarafça 3 nolu hakedişte bedellerin fahiş gösterildiği, işin eksik bırakıldığı, dava dışı 3.kişiye tamamlattırıldığı davalı tarafça savunulmuş olmakla, yerleşik içtihatlar gereğince sözleşme ilişkisinin varlığı halinde sözleşme konusu işin sözleşmenin yüklenicisi tarafından yapıldığının kabulü gerekeceği, davalı tarafça işin yarım bırakıldığı ve 3.kişiye tamamlattırıldığı hususu usulüne uygun olarak kanıtlanmamış olduğundan ve sözleşmeye konu işin davalı ile dava dışı iş sahibi arasında yapılan geçici ve kesin kabullerle de bitirilip teslim edildiği anlaşılmış olmakla, davacının sözleşme ve 3 nolu hakediş kapsamında talep edebileceği bedel ve bu bedelden yine sözleşme gereğince davacının yükümlüğünde olup davalı tarafından ödendiği iddia edilen kalemler ile takipten sonra yapıldığı iddia edilen ödemeler noktasında ispat yükünün davalıda olduğu, davalı tarafça sunulan ödeme belgelerinin incelendiği, davalı tarafça dosyaya sunulan 1-3-4-5 ve 7. sıradaki ödemelerin davalı firmanın, davacı ... firması adına SGK'na ödenmiş prim borçlarına ilişkin olup, kaldırma ilamı doğrultusunda toplam 8.607,99 TL bu ödemelerin davacının alacağından düşürülmesi gerektiği, yine 2 numaralı ödeme olan 15.000,00 TL davalı tarafça davacıya yapılan ödeme olduğu anlaşılmakla bu ödemenin de alacaktan düşürülmesi gerektiği, bu haliyle davalının 3 nolu hakediş alacağı olan 66.729,30 TL'den 23.607,99 TL bedelli ödemelerin düşülmesi gerektiğinin anlaşıldığı, her ne kadar davalı tarafça 6, 8 ve 9 numaralı ödeme belgeleri nedeniyle mahsup talebinde bulunmuş ise de; bu ödemelerin davacı ... firmasına yapılmamış olması, davacı firma ile ilgisinin bulunmaması ve davalı tarafça da bu ödemelerden davacının sorumlu olduğunun ispatlanamaması nedeniyle mahsup yapılmadığı, dosya kapsamından davalı tarafça davacıya 32.657,00 TL ve 2.500,00 TL bedelli çek ödemesi yapıldığının anlaşıldığı, bu ödemelerin de davacının hakedişinden düşülmesi gerektiğinden (66.729,30-23.607,99- 32.657,00 TL - 2.500,00 ) davacının davalıdan 7.964,31 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, tüm bu nedenlerle davanın kısmen kabulü ile, davalının icra takibine itirazının kısmen iptali ile takibin 7.964,31 TL üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren faiz işletilmek suretiyle devamına, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminat isteminin reddine karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, Ankara 7. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/47933( kapatılan 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/28016 ) sayılı icra dosyasına vaki itirazın kısmen iptali ile takibin 7.964,31 TL üzerinden ve alacağa takip tarihinden itibaren faiz işletilmek suretiyle devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: BAM kararı sonrasında yapılan yargılamada kararın gerekçelerine uygun olarak davalıdan iddia ettiği ödeme belgelerini dosyaya sunmasına karar verildiğini, davalının ödemelere dair beyanda bulunduğunu, ancak davalının iddia ettiği bu ödemelerin son BAM kararından önceki bilirkişi raporlarında da incelendiğini, faklı bir ödeme iddiasının olmadığını, gerek önceki raporlarda gerek işbu raporda davalının tüm delilleri, itirazları incelenmiş olup davalının iddialarını ispatlayamadığını, bu nedenlerle davanın tüm alacak miktarı üzerinden kabulüne, karar verilmesi gerekirken sadece 7.964,31 TL'nin kabul edilmesinin dosya içeriğine aykırı olduğunu, çünkü mahkemenin bu kalemi raporda yer alan tablolaştırılmış kalemlerden hangilerini asıl alacaktan mahsup ederek ulaştığının gerekçeli kararda açıklanmadığı gibi hangi kalemden mahsup yapılırsa yapılsın 7.964,31 TL sonucuna ulaşılamadığını, takip ve davanın dayanağının ... İnşaatı'na dair taraflar arasında yapılan sözleşme ve bu sözleşmeye dair düzenlenen 3 nolu hakediş ile bu hakediş bedeline dair müvekkili şirket tarafından kesilen 11.08.2015 tarihli 66.729,30 TL bedelli fatura olduğunu, bu bedele KDV eklenmesi gerekirken, alacak miktarının 66.729,30 TL X %18 KDV 12.011,27 =78.740, 57 TL olmasına karşın KDV miktarının takip ve dava konusu yapılmadığını, müvekkilinin alt yüklenici olduğunu, taraflar arasında 11.08.2015/Haziran 2015 tarih ve dönemli, 3 nolu hakediş imzalandığını, müvekkilinin 3 nolu hakediş alacağından kaynaklı takip dayanağı faturayı düzenlediğini ve davalı şirkete gönderdiğini, ancak davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davaya konu icra takibinin fatura alacağına/hak edişe dayandığını, davalı/borçlu tarafça faturanın ilgili hakediş metrajları ile şantiye metrajları arasındaki uyumsuzluktan kaynaklı iade edildiğini, sözleşme dairesinde alacağın muaccel hale gelmediğini, faturayı kabul etmediklerini, alacaklı görünen tarafa borç olmadığı gerekçesiyle itiraz ettiklerini beyan ettiğini, müvekkili şirketin kesmiş olduğu faturanın, hakediş ve şantiye metrajlarına uygun ve fatura tarihi itibariyle de alacağın muaccel olduğunu, çünkü 3 nolu hakediş tarihinin 11.08.2015/ Haziran 2015 dönemi olduğunu, alacağın muaccel hale geldiğini, hakedişin sözleşmeye ve usulüne uygun olup gereken imzaların da hakedişte olduğunu, davalı şirketin, cari hesaplarına göre davacının 31.975,08 TL borçlu olduğunu savunduğunu, ancak bu borcun sebebinin açıklanmadığını, davalı şirket tarafından, hakedişe ve sözleşmeye konu işin yapılmadığı yönünde bir savunmanın da olmadığını, tüm raporlarda da tespit edildiği üzere davalının, işin yapılmadığı iddiasına karşın ihtarname göndermediğini, herhangi bir tespit yaptırmadığını ve dava açmadığını, davalının tüm bu savunmalarından borcun varlığını ve miktarını bildiğinin ortada olduğunu, dayanağın da fatura ve imzalı hak ediş belgesi olması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesinin geniş yorumlanmaması gerektiğini, aksi halde itiraz edilen hiçbir alacak için tazminata hükmedilmeyeceğini, itiraz edilen tüm alacakların yargılamayı gerektirdiğini, ilk rapordaki davalı şirketin defterlerinde, müvekkil şirketle ilgilisi bulunmayan 2.500,00.TL ve 32.657,00TL bedelli iki çek ile 60.000,00TL'lik kayıtlar dikkate alınmadığında müvekkili şirkete 3 nolu hakediş hariç davalı şirketin ilk iki hakedişten de toplam 57.041,09 TL borcu bulunduğunu, yapılan 3 adet hakediş ve davalının başka şirketlere yaptığı iki çek ödemeleri ile 60.000,00TL'nin müvekkili şirketle ilgisi bulunmayan bir takas mahsubu olduğunu, 3 nolu hakedişin KDV'sinin de takip ve dava konusu edilmediği dikkate alındığında müvekkili şirketin alacağının takip ve dava değerinden çok daha fazla olduğunu, buna göre müvekkilinin 57.041,09 TL + 78.740, 57 TL (66.729,30.- TL +KDV) = 135.511,66 TL alacağı bulunduğunu, BAM kararı gereği bilirkişi incelemesi yapıldığını, son alınan bilirkişi kurulu ek raporunda, taraf vekillerinin beyan ve itirazları da dikkate alınmak suretiyle yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, kök rapordaki tespit, değerlendirme ve hesaplamalarda herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı değerlendirilmekle, taraf vekillerinin itirazlarına yönelik herhangi bir değişikliğe gidilmediği, sonuç ve kanaatine varıldığını, davalı taraf davacı taşeronun işi yarım bıraktığını iler sürmekte ise de, dosya kapsamında bulunan belgelerden davalı yüklenicinin, davacı taşerona bu konuda herhangi bir ihtarının bulunmadığı, keza davalı yüklenicinin, işin yarım bırakıldığına dair bir tespitinin bulunmadığı hususlarının açık ve net bir şekilde belirtildiğini, bilirkişi kök ve ek raporlarında sözleşmeye göre davacı taşeronun, her hakediş raporunun düzenlenme aşamasında davalı yükleniciye “Vergi borcu yoktur” ve “Sigorta borcu yoktur” belgelerini sunması gerekmekte ise de, davalı tarafın icra dosyasına itiraz dilekçesinde ve bu davada taşeronun vergi ve sigorta borcunu ileri sürmediğinden bahse konu sözleşmedeki düzenlemenin, davacının talebini etkilemeyeceğinin değerlendirildiğini, dolayısıyla takip dayanağı faturanın dikkate alınmasının gerekeceğinin düşünüldüğünü, fatura düzenlenmemiş olsa dahi sözleşme ve davalı şirketin şantiye şefinin imzasını taşıyan 3 nolu hakediş ve eklerine göre müvekkilinin alacağının sabit olduğunu, bunun aksinin ileri sürülmesinin hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, bilirkişi kök ve ek raporlarında davalı vekilinin; davacı taşeronun eksik bıraktığı işlerin müvekkili tarafından davacı taşeronun nam ve hesabına yaptırıldığına dair iddiasının yerinde olmadığı, görüş ve kanaatine ulaşıldığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının kabulünün mümkün olmadığını, asıl iş sahibi ...'nin dosyaya göndermiş olduğu, onaylı nitelikteki geçici ve kesin kabul tutanakları ile de sabit olduğu üzere, davacının eksik ve sözleşmeye uygun olmayan imalatlarının, geçici kabul eksiklikleri kapsamında müvekkili firma tarafından giderildiği nazara alındığında, sözleşme ilişkisinin varlığı halinde sözleşme konusu işin sözleşmenin yüklenicisi tarafından yapıldığının kabulünün gerekeceği kanaatiyle hüküm tesisi maddi gerçeklikle bağdaşmadığı gibi, haksız nitelik arz ettiğini, keza davacının alacak iddiasına dayanak alınan 3 nolu hakedişte, A ve B blok toplam dış sıva metrajlarının neredeyse tamamı davacı tarafından yapılmış gibi görünmekte ise de, 3.274 m² imalatın, dava dışı ... firması tarafından yapıldığı dosyada mübrez/ ... firmasına ilişkin hakedişler kapsamıyla da sabit olup, anılan işlerin 3. kişiye tamamlattırıldığı hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki, taraflar arasındaki hakedişlerin en az iki yetkilinin imzası ile düzenlenmesi gerektiğine, şantiye şefinin imzasını barındırmayan/ sadece düzenleyen kişinin imzasını ihtiva eden bir hakedişin onaylanmış sayılamayacağına, somut olay özelinde ise 3 nolu hakedişin geçerliliğinin bulunmadığına/geçersiz hakedişe dayanılarak hesaplama yapılamayacağına, üstelik anılan hakediş esas alınarak düzenlenen faturanın, hakediş metrajları ile şantiye metrajları arasındaki uyumsuzluktan kaynaklı olarak davacıya iade edildiğine ve fakat davacı yanca gerekli düzeltmelerin yapılmadığına bir kez daha dikkat çekmek istediklerini her ne kadar mahkemece davalı tarafından davacı adına SGK'ya ödenen toplam 8.607,99 TL prim borçları ve bizzat davacıya yapılan 15.000,00 TL ödeme ile 32.657,00 TL ve 2.500,00 TL bedelli çek ödemeleri davacının hakedişinden düşülmüş ise de, 6 sıra nolu dekonttaki ödemenin mahsup edilmemesinin hatalı olduğunu, zira müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarının, TTK anlamında sahibi lehine delil vasfı taşıdığı sarih olup, gerekçeli kararda bahsi geçen ödemelere ilişkin dekontların ise, 05.01.2018 tarihli bilirkişi raporunda dökümü yapılan, davalıya ait muavin hesap kayıtlarının dayanağını teşkil ettiğini, bu nedenle 6 sıra nolu dekonttaki ödemenin, taraflar arasındaki cari hesapta/ müvekkilinin muavin defter kayıtlarında yer alan, 00066653 nolu çek bedeli hesabından yapılan ödemeye ilişkin olduğu dikkate alındığında, anılan ödemenin mahsup edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ise de, davacının müvekkili firmadan alacaklı olmadığı, bilakis usulüne uygun olarak tutulmuş davalı firma ticari kayıtları çerçevesinde, müvekkiline borçlu durumda olduğu sarih olmakla, kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine ve davacı aleyhinde kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemenin 2016/984 E.- 2019/994 K. sayılı 06.11.2019 tarihli kararında özetle;davanın reddine, Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/28016 esas sayılı dosyasındaki 66.729,30 TL'lik toplam alacağa dair takibin davalı-borçlu yönünden iptaline, şartları oluşmadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2020/150 E.-2022/92 K.sayılı 02.02.2022 tarihli kararında özetle: “…Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince sözleşme yürürlükte olduğu, fesih yada başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça sözleşme kapsamındaki mevcut işlerin yüklenici tarafından yapılmış olduğu karine olarak kabul edilir. Karinenin aksi iddia eden tarafça yasal delillerle kanıtlanmalıdır (15.H.D. 18.06.2019, 2018/3741 E-2019/2837K).Dava konusu somut olayda, taraflar arasında ... Fakülte Binaları İnşaatı ve Altyapı İnşaat işlerinin yapımı konusunda 09/03/2015 tarihli sözleşmenin akdedildiği ihtilafsızdır. Az yukarıda belirtildiği üzere yerleşik içtihatlar gereğince eser sözleşmesi yürürlükte olduğu sürece sözleşme kapsamında kalan ve fiilen yapılmış olan işlerin yüklenici tarafından yapıldığının kabulü gerekir. Aksi ileri süren tarafından tespit yaptırılması veya ihtar çekilmesi durumunda mümkündür. Taraflarca dosyaya sunulan 1 ve 2 nolu hakedişlerin davalı adına ... tarafından imzalandığı, yine davaya konu icra takibi ekinde sunulan 3 nolu hakedişte de davacıyla birlikte davalı adına ...'un imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır.Bu kapsamda sözleşmenin 13.maddesi gereğince takibe dayanak hakedişin taraflarca düzenlendiğinin kabulü gerekir. Ancak yine sözleşmenin 14.maddesinde hakedişin ödemesine ilişkin düzenlemeler ve bu hakedişte belirtilen imalat kalem ve miktarları da dava dışı iş sahibinden getirtilecek hakedişler ile gerektiğinde keşif hususu da değerlendirilmek suretiyle davanın esası hakkında sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru olmamıştır…” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK.'nun 353/1-a.6 md. gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 17/07/2024 tarih 2022/108 E-2024/558 K sayılı kararında özetle; kaldırma ilamı sonrasında alınan bilirkişi raporu ile; somut olayda, taraflar arasında ... Fakülte Binaları İnşaatı ve Altyapı İnşaat işlerinin yapımı konusunda 09/03/2015 tarihli sözleşmenin akdedildiğinin ihtilafsız olduğu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince sözleşme yürürlükte olduğu, fesih ya da başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça sözleşme kapsamındaki mevcut işlerin yüklenici tarafından yapılmış olduğunun karine olarak kabul edileceği, karinenin aksinin iddia eden tarafça yasal delillerle kanıtlanması gerektiği, eser sözleşmesi yürürlükte olduğu sürece sözleşme kapsamında kalan ve fiilen yapılmış olan işlerin yüklenici tarafından yapıldığının kabulü gerektiği, aksinin ileri süren tarafından tespit yaptırılması veya ihtar çekilmesi durumunda mümkün olduğu, davalı yüklenici vekili tarafından, davacı taşeronun işi yarım bıraktığı ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamında bulunan belgeler incelendiğinde; davalı yüklenicinin davacı taşerona bu konuda herhangi bir ihtarının bulunmadığı, davalı yüklenicinin, işin yarım bırakıldığına dair bir tespitinin bulunmadığı anlaşılmakla davalının bu beyanlarının yerinde görülmediği, taraflarca dosyaya sunulan 1 ve 2 nolu hakedişlerin davalı adına ... tarafından imzalandığı, yine davaya konu icra takibi ekinde sunulan 3 nolu hakedişte de davacıyla birlikte davalı adına ...'un imzasının bulunduğunun anlaşıldığı, sözleşmenin 13.maddesi gereğince takibe dayanak hakedişin taraflarca düzenlendiğinin kabulü gerektiği, taraflar arasındaki 09/03/2015 tarihli sözleşmenin 14.maddesinde; “Hakedişlerin, müteahhit (davalı firma) tarafından onaylanmasından sonra alt yüklenici faturasını kesecektir. Alt yüklenici (davacı taşeron) tarafından kesilen fatura tutarından (varsa) gecikme cezası, iş güvenliği cezası, stopaj ve diğer kesintiler yapıldıktan sonra kalan tutar, fatura kesim tarihinden itibaren % 30 işçilik bedeli 10 gün içinde, alt yüklenicinin banka hesabına aktarılır. Alt yüklenici, müteahhit tarafından belirlenecek banka şubesinde hesap açtıracaktır. % 70 malzeme bedeli 30-60-90 günlük çekler ile ödemesi yapılacaktır. Alt yüklenicinin hakedişlerinden, yürürlükte olan kanun ve mevzuatlara uygun şekilde stopaj ve KDV tevkifatı kesintileri yapılacaktır. Alt yüklenici, hakediş onayından önce “Vergi borcu yoktur” ve “Sigorta borcu yoktur” belgelerini müteahhide sunmakla yükümlüdür. Alt yüklenici, sahada fiilen tutulan puantajlara uygun olarak düzenlenen SGK giriş ve aylık SGK bildirgelerini her ay düzenli olarak müteahhite vermek zorundadır." hükmünün düzenlendiği, söz konusu madde uyarınca taşeronun, her hakediş raporunun düzenlenme aşamasında davalı yükleniciye “Vergi borcu yoktur” ve “Sigorta borcu yoktur” belgelerini sunması gerektiği, ancak yüklenici vekilinin gerek icra dosyasına sunduğu 14.01.2016 tarihli borca itiraz dilekçesinde, gerekse de cevap dilekçesinde taşeronun vergi ve sigorta borcunu ileri sürmediği görülmekle bu hususta inceleme yapılmadığı, mahkemece hükme esas alınan 11.12.2013 tarihli rapor ve ek rapor uyarınca takip konusu talebin 3 nolu hakediş raporuna dair olduğu, dolayısıyla bu takibe yapılan itirazın salt bu yönden değerlendirilmesi gerekeceği düşünülerek davalının 3 nolu hakediş alacağı olan 66.729,30 TL tutarındaki meblağa yapılan itirazın iptaline karar vermek gerektiği kanaatine varıldığı, her ne kadar kaldırma ilamı sonrasında alınan 13.09.2022 tarihli raporda alacak miktarı 34.754,22 TL olarak hesaplanmış ise de, yukarıda izah edildiği üzere davalının vergi ve sigorta borcunu ileri sürmediğinden bu hesaplamanın hükme esas alınmadığı, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminat isteminin reddedildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/28016 sayılı dosyaya yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden aynen devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 2024/796 E- 2024/989K sayılı 04.12.2024 tarihli kararında özetle “…Taraflar arasındaki sözleşme kapsamında 3 adet hakediş düzenlendiği, davacı tarafça 3 nolu hakedişte bedellerin fahiş gösterildiği, işin eksik bırakıldığı, dava dışı 3.kişiye tamamlattırıldığı davalı tarafça savunulmuş olmaka, yerleşik içtihatlar gereğince sözleşme ilişkisinin varlığı halinde sözleşme konusu işin sözleşmenin yüklenicisi tarafından yapıldığının kabulü gerekeceği, davalı tarafça işin yarım bırakıldığı ve 3.kişiye tamamlattırıldığı hususu usulüne uygun olarak kanıtlanmamış olduğundan ve sözleşmeye konu işin davalı ile dava dışı iş sahibi arasında yapılan geçici ve kesin kabullerle de bitirilip teslim edildiği anlaşılmış olmakla, davacının sözleşme ve 3 nolu hakediş kapsamında talep edebileceği bedel ve bu bedelden yine sözleşme gereğince davacının yükümlüğünde olup davalı tarafından ödendiği iddia edilen kalemler ile takipten sonra yapıldığı iddia edilen ödemeler noktasında ispat yükünün davalı da olduğu da değerlendirilerek, davalının mahsuba konu ettiği kalemler yönünden dayanakları da gösterilmek suretiyle ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf nedenine göre istinafları bu aşamada incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine …”karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı üzerine mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıda yer alan hususların dışında kalan sair istinaf nedenleri ile davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmemiş reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf nedenlerinin incelenmesinde; Dairemizin kaldırma kararına uygun olarak yapılan inceleme sonucunda alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı itibariyle, davacının 3 nolu hakedişteki 66.729,30 TL alacağından mahsubu gereken bedele ilişkin olarak takip tarihinden önce ... Bankası 05.08.2015 tarihli 2.400,98 TL, 18.09.2015 tarihli 2.569,51 TL, 02.10.2015 tarihli 2.655,25 TL, 04.11.2015 tarihli 20,74TL, 03.11.2015 tarihli 961,51 TL (1-3-4-5 ve 7 sıra nolu ödemeler) olup buna göre davalı şirketin davacı ... şirketi adına SGK'na toplam 8.607,99 TL prim borcu ödediği, 2 sıra nolu ... Bankası 24.08.2015 tarihli 15.000,00 TL'lık ödemenin ilavesiyle davalının, davacı ... şirketine yapmış olduğu toplam ödeme tutarı 23.607,99 TL olmakla bu miktarın 3 nolu hakediş alacağından mahsubuyla bakiye 43.121,31 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince itirazın iptâli davalarında borç ve alacak durumunun takip tarihi itibariyle belirlenmesi ve takip tarihinden sonra yapılan ödemeler varsa icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınması şeklinde karar verilmesi gerekirken takip tarihinden sonraki 27.04.2016 tarihini taşıyan 32.657,00 TL ve 2.500,00 TL miktarlı çeklerin de alacaktan mahsup edilerek hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. (Yargıtay (kapatılan ) 15.HD 2018/2134E-2019/377K.,24.01.2019 ) Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle mahkeme kararının HMK'nın 353/1.b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın 43.121,31 TL üzerinden kısmen kabulüne, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden, yasal şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacı takibinde kısmen haksız ise de, kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından yasal koşulları oluşmayan davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş buna ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 3-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.04.2025 tarih ve 2025/27 E.- 2025/320 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1.b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, 4-Davanın kısmen kabulü ile Ankara 7. Genel İcra Müdürlüğünün 2024/47933 sayılı (Kapatılan 5. İcra Müdürlüğünün 2015/28016) sayılı icra dosyasında davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 43.121,31 TL üzerinden takip talebindeki koşullarla takibin devamına, 5- Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 6- Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 7-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 2.945,62 TL harçtan, davacı tarafından peşin ödenen 805,92 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.139,70 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 8-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi gereğince hesaplanan 43.121,31 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9- Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi gereğince hesaplanan 23.607,99TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 10-Davacı tarafından ödenen 29,20 TL başvurma harcı ve 805,92 TL peşin karar harcı olmak üzere toplam 835,12 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 11-Davacı tarafından yapılan 920,15 TL posta masrafı, ve 9.200,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam olan 10.120,15 TL yargılama giderinden davada kabul oranına göre hesaplanan 6.539,76 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 12-Davalı tarafından yapılan 435,00 TL tebligat ve posta giderinin davada red oranına göre hesaplanan 153,90 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 13-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine, İstinaf İncelemesi Yönünden: 14-Davacı tarafça ödenen 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 15-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 16- Davacı tarafından ödenen 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 17- İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvurma harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. madde gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 26.12.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır