T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1487 KARAR NO : 2026/188 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/04/2022 NUMARASI : 2021/275 Esas, 2022/326 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kab…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1487 KARAR NO : 2026/188 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/04/2022 NUMARASI : 2021/275 Esas, 2022/326 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı şirketin 27.398,25.- TL cari hesap alacağına ilişkin, davalı/borçluya 04.01.2016 tarihinde İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlunun iş bu takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, müvekkil şirket ile davalı/borçlu şirket arasında ticari alım-satım ilişkisi bulunmakta olduğunu, muhtelif tarihlerde davalı/borçlu ..Ltd. Şti. 'ne ürün satışı yapıldığını, müvekkil şirket tarafından kesilen cari hesap ekstresine göre davalı borçlunun ödemesi gereken toplam bakiye borç miktarının takip tarihi itibariyle 27.398,25 TL olduğunu, davalı borçlunun almış olduğu ürünlerin satış bedelini müvekkil şirkete ödemediğini, bu nedenle davalı/borçluya karşı 27.398,25 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek (yıllık %9,00 yasal faiz) faiz olmak üzere cari hesap alacağına ilişkin İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünde ... esas numarasına kayıtlı dava konusu icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu hem satış bedelini ifa zamanında ödemediğini hem de takibe haksız ve dayanaksız olarak kötüniyetli itiraz etmiş olduğunu belirterek, İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile asıl alacak 27.398,25 TL ve takip tarihinden itibaren işleyecek (yıllık %9,00 yasal faiz) ile birlikte, takibin devamına ve % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takibin haksız ve yersiz olduğunu, taraflarınca işbu takibe süresi içerisinde yani 04.01.2016 tarihinde itiraz edildiğini, icra takibine itiraz ile birlikte, davacı taraf ile sürdürülen görüşmeler neticesinde borcun olmadığı konusunda mutabakata varıldığını ve dosyanın takipsizlik nedeni ile kapatıldığını, davacı taraf ile varılan sulhun ardından ticari ilişkilerin devam ettiğini ve hatta davalı şirkete ait banka hesaplarından davacı hesabına birtakım havaleler geçildiğini, takdir edileceği üzere icralık olunduktan sonra sulhe varamamış iki şirketin ticari ilişkilerine devam ediyor, havale yoluyla ödemeler yapıyor oluşunun gerek hayatın olağan akışına gerekse ticari hayata ve örfe aykırı düşeceğini, davacı tarafın iddia edilen borca ait dönemde ilgili işletmeyi fiilen işleten ... ile ticari birtakım uyuşmazlıklar yaşadığını ve takibe itirazın üzerinden beş yılı aşkın süre geçtikten sonra sırf ... ile yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle işbu davanın yanı sıra ...'e ve kendisinin ortağına ayrı ayrı olmak üzere huzurdaki dava dahil üç dava açıldığını, davacının ilgili ticari döneme ait sunmuş olduğu faturaların toplamının aşağı yukarı 86.000,00 TL'yi bulduğunu, her ne kadar davacı tarafça cari hesap ekstresine göre müvekkil şirketin almış olduğu ürünlerin satış bedelini ödemediği ve borçlu olduğu iddia edilmişse de bu beyanlarının soyut beyandan öteye geçmediğini belirterek; davanın reddine, %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı ile davalı arasında ticari ilişkiye dayalı olarak bir cari hesap ilişkisi olduğu ve davacı tarafça ödenmediği iddia olunan faturalardan kaynaklı cari hesabı dayalı 27.398,25 TL alacağın tahsili amacıyla 04/01/2016 tarihli takip talebi ile genel haciz yolu ile ilamsız takip yapıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde takibe itirazı üzerine takibin durduğu, davalı/borçlunun takibe itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediği ve huzurda görülen itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporuna göre davacının ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle 27.398,25 TL alacaklı olduğu, ancak davalı tarafça takip tarihinden sonra 31/10/2016 tarihinde 13.000,00 TL, 21/11/2016 tarihinde ise 8.000,00 TL davalının ödemesi sonrası davacının 31/12/2016 tarihi itibariyle davalıdan kendi ticari defter ve kayıtlarına göre 6.398,25 TL alacaklı olduğu, davalının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre ise takibe dayanak cari hesaba konu faturaların davalı ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olduğu yine aynı şekilde davalı tarafından davacıya yapılan 31/10/2016 tarihinde 13.000,00 TL ve 21/11/2016 tarihli 8.000,00 TL ödemelerin kayıtlı olduğu ve 31/12/2016 tarihi itibariyle davacının davalıdan 6.398,25 TL alacaklı olduğu görülmüş olup, davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde kendi defterlerinde 6.398,25 TL borçlu olarak görünmesinin sebebinin bilirkişi tarafından 2016 yılına kadar ki defterlerin incelenmesinden kaynaklandığını, 6.398,25 TL borcun ise 24/01/2017 tarihli davacı tarafça düzenlenen tahsilat makbuzuna istinaden davacıya ödendiğini beyan etmiş ve işbu tahsilat makbuzu dosyaya ibraz edilmiş olup, bu tahsilat makbuzuna karşı davacı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmamış olup davalı tarafça yapılan 6.398,25 TL'lik ödemenin icra takibine konu alacağa mahsuben yapıldığı kanaatine varılmıştır.İtirazın iptali davasının mahiyeti nedeniyle işbu davalarda davacı asıl alacak, işlemiş faiz ve fer'ileri yönünden takibin devamına karar verilmesini talep edebilir. İcra takip tarihinin 04/01/2016 olduğu, huzurdaki dava tarihinin ise 21/04/2021 olduğu anlaşılmakla takibe konu asıl alacağın icra takibinden sonra ancak huzurdaki davadan önce 31/10/2016 tarihinde 13.000,00 TL ,21/11/2016 tarihinde 8.000,00 TL ve 24/01/2017 tarihinde 6.398,25 TL olmak üzere davalı tarafça ödendiği, asıl alacak ödenmiş olmasına rağmen davacının huzurdaki itirazın iptali davası ile asıl alacak 27.398,25 TL yönünden itirazın iptalini talep ettiği, ancak davacının icra takibinden sonra fakat dava tarihinden önce asıl alacağın tamamının davalı/borçlu tarafından ödenmesi nedeni ile asıl alacak yönünden itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır, iş bu nedenle asıl alacak yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Davalı/borçlu tarafından icra takibine itiraz edilmesi nedeni ile takip durmuş olup, ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre her iki tarafın ticari defterlerinin birbirini doğruladığı ve davalının takip tarihi itibariyle davacıya 27.398,25 TL borçlu olduğu tespit edilmiş olup, davalı/borçlunun takibe itirazı üzerine takibin durması nedeni ile davacı/alacaklının alacağına haksız itiraz sonucu geç kavuşması nedeni ile davalı/borçlunun her ne kadar asıl alacak ödenmiş olsa da borç takip tarihinden sonra ödenmiş olması nedeni ile asıl alacağın ferileri niteliğindeki icra vekalet ücreti , icra harç ve giderlerden sorumlu olduğu, bu nedenle her ne kadar asıl alacak yönünden davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmaması nedeni ile reddine karar verilmesi gerekmiş ise de; davalı/borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız olduğu anlaşılmakla, asıl alacağın ferileri yönünden itirazın iptali hüküm ve koşullarının oluştuğu, ayrıca alacağın bilinir ve belirlenebilir olması nedeni ile icra inkar tazminatı şartlarının da gerçekleştiği, davacı icra takip talebinde her ne kadar takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz uygulanmasını , davalı tarafça yapılan kısmi ödemelerin öncelikle Borçlar Kanunu 100. Maddesi uyarınca işlemiş faizden mahsup edilmesini talep etmiş ise de davacının ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucu davacının davalı tarafça yapılan kısmi ödemeleri ana paradan işlemiş faiz olmaksızın mahsup ettiği, dolayısıyla davacının takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz uygulanması talebinin yerinde olmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılarak asıl alacak yönünden açılan davanın, davacının hukuki yararı olmaması nedeni ile reddine, icra takip dosyasındaki icra vekalet ücreti ve icra takip giderleri yönünden davalının icra takibine haksız itirazının iptali ile takibin asıl alacağın ferileri yönünden devamına... " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davalının İstanbul Anadolu 2 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali için açılan davada asıl alacak yönünden davanın reddine, ancak icra takip dosyasında icra vekalet ücreti ve icra takip giderleri yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, takibe konu asıl alacağın % 20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı/borçlunun 09.11.2021 tarihli ara kararlara rağmen 13.12.2021 tarihli inceleme gününde hazır bulunmadığını, ticari defterlerini kesin süre içerisinde sunmadığını, davalı/borçlunun ticari defterlerinin usul ve yasaya aykırı olarak incelendiğini, itirazın iptali davasının alacak davasından farklı olarak dava tarihi itibariyle değil takip tarihindeki şartlara göre incelenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda takip tarihi itibariyle müvekkili şirketin davalı/borçludan 27.398,25 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, icra takibinden sonra yapılan kısmi ödemelerin TBK'nın 100. maddesi gereğince öncelikle faiz, masraf ve ferilerine mahsup edilmesi gerektiğini, ek rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, bilirkişi raporunda 31.12.2016 tarihi itibariyle müvekkili şirketin 6.398,25 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davalı/borçlunun 6.398,25 TL tutarlı 24.01.2017 tarihli tahsilat makbuzunu süresinde sunmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin incelemeye ibraz edilen ticari defterlerinin yasal süreleri içerinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olduğunun, karşı tarafın ticari defterlerinin ise birbirini teyid eder nitelikte olmadığının ve eksiksiz olarak sunulmadığının, yapılan ödemeler neticesinde 31.12.2016 tarihi itibariyle davacı tarafın alacağının 6.398,25 düzeyine gerilediğinin tespit edildiğini, davacı şirkete herhangi bir borçlarının olmadığının tespit edilememesinin nedeninin incelemenin 2016 yılına kadar tutulmuş ticari defterler ile sınırlı tutulmasından kaynaklandığını, 2016 mali döneminden kalan bakiye 6.398,25 TL tutarındaki borcun 2017 mali yılının ilk ayında müvekkili şirket tarafından davacı şirkete ödendiğini, davacı şirket yetkilisi tarafından tahsilat makbuzu tanzim edilerek müvekkili şirkete verildiğini, takipten sonra ve dava açılmadan önce karşı tarafa toplamda 27.398,25 TL ödeme yapıldığını, davanın açıldığı tarih olan 21.04.2021 tarihinde ise davacının herhangi bir alacağı söz konusu olmadığından itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının haricen tahsil ettiği cari hesap alacağını icra dairesine bildirmediğinden davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gibi kötü niyetli olduğunu, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin haricen yaptığı ödemeler ile beraber takip talebindeki asıl alacağın tamamını davacı şirkete ödediğini, davacının takip talebinde istenen alacağın ödenmiş olan kısmını hem icra dairesine bildirilmemesi hem de ödenmiş olan işbu asıl alacak yönünden icra inkâr tazminatı talebinde bulunmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, yargılama giderlerinin taraflarına yükletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, açılan davada asıl alacak yönünden davacının hukuki yararı olmaması nedeni ile reddine, icra takip dosyasındaki icra vekalet ücreti ve icra takip giderleri yönünden davalının icra takibine haksız itirazının iptali ile takibin asıl alacağın ferileri yönünden devamına ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekilllerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafından, 04.01.2016 tarihli cari hesap alacak için 27.398,25 TL'nin tahsili için 04.01.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı vekilince 10.05.2016 tarihinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi ile takibin durduğu ve 21.04.2021 tarihinde itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Hükme esas bilirkişi raporunda; itirazdan sonra davalı tarafından 31.10.2016 tarihinde 13.000,00 TL, 21.11.2016 tarihinde 8.000,00 TL ödendiği, yapılan ödemelerin davacı ve davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, yapılan ödeme sonrası davacının davalıdan 6.398,25 TL. alacaklı olduğu, bakiye alacağın her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davalı vekili tarafından kendi defterlerinde 6.398,25 TL alacaklı görünme nedeninin; bilirkişi incelemesinin 2016 yılına kadar olan defterler üzerinde yapılmasından kaynaklandığı, bakiye borcun 24.01.2017 tarihinde ödendiği ileri sürülmüş ve 24.01.2017 tarihli tahsilat makbuzu dosyaya sunulmuştur. Davacı tarafından süresinde sunulmayan tahsilat makbuzunun delil olarak değerlendirilemeyeceği beyan edilmiş ise de ödemenin yapılmadığına ilişkin bir itirazı olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafından toplam 27.398,25 TL asıl alacağın tamamı icra takibine yapılan itirazdan sonra ancak dava tarihinden önce ödenmiştir. Davacının bu ödemeleri, kendi ticari defterlerinde doğrudan ana para alacağına mahsup edildiği belirlenmiştir. Borçlu itirazdan sonra takip konusu borç aslının tamamını dava tarihinden önce ödemiş olup, ana para bakımından itirazın iptalini talep etmekte hukuki yarar yoktur. Bu nedenle mahkemece asıl alacak yönünden davanın reddi isabetli ise de asıl alacak bakımından davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken esas bakımından ret kararı verilmesi usule aykırı bulunmuş ve karar bu yönden HMK'nın 33, 355, 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen düzeltilmiştir. Ödenen asıl alacak kısmı dışındaki faiz ve takip giderleri için dava açılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. İtiraz üzerine duran takibin harekete geçmesi veya itirazın hükümden düşürülmesi için itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası açılması gerekmektedir. Takibin itiraz üzerine durması nedeniyle, borcun aslı veya aslının bir kısmı ödense dahi icra müdürünün duran bir takipte bakiye alacak veya giderleri talep etmesi mümkün değildir. Bu itibarla davacının, takip tarihi ile ödeme tarihi arasındaki temerrüt faizi, takip masrafları, harçlar ve vekalet ücreti yönünden duran takibin harekete geçirilmesi için itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Ancak ilk derece mahkemesi kararında belirtildiği üzere; davalı ödemeleri davacı tarafça anaparaya mahsup edilmiş olması icra takip tarihinden her bir ödeme tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi istemeyeceği anlamına gelmez. Yani davacının TBK'nın 100. maddesindeki hakkını kullanmamış olması, işleyen faizlerden vazgeçtiği anlamına gelmeyeceğinden, takipten itibaren kısmi ödeme ve nihai ödeme tarihlerine kadar temerrüt faizi bakımından da itirazın iptaline karar verilmesi gerekir. Diğer bir deyişle, davaya konu icra takibine davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlandığından, mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce bu dosya üzerinde alacaklı istemi yönünden bir işlem yapılamayacaktır. Bu nedenle mahkemece ödenen kısma ilişkin icra giderleri ve icra vekalet ücreti, takip sonrası işleyecek faiz hakkında sonuç doğuracak şekilde itiraz konusunda bir karar verilmesi gerekmektedir (Yargıtay 19. HD'nin 22.12.2015 tarihli 2015/7169 E. 2015/17389 K.; 18/02/2015 tarihli 2014/15412 E. 2015/2121 K. 06.11.2012 tarihli 2012/10020 E. 2012/16040 K. Sayılı içtihatları). Bu nedenle davacı vekilinin faize ilişkin istinaf başvurusunun da kabulü ile hükmün bu bakımdan da düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Takip konusu asıl alacağa yönelik itirazın iptali talebinin, hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, 2-İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın faiz, icra harç ve giderleri bakımından iptali ile; icra takip tarihinden ilk kısmi ödemenin yapıldığı 31.10.2016 tarihine kadar ana para tutarı olan 27.398,25 TL üzerinden işleyecek yasal temerrüt faizinin, bu tarihten sonra bakiye ana para olan 14.398,25 TL'ye 2. ödeme tarihi olan 21.11.2016 tarihine kadar işletilecek yasal temerrüt faizinin, 2. ödemeden sonra bakiye ana para olan 6.398,25 TL'ye bu tutarın ödendiği 21.01.2017 tarihine kadar işleyecek yasal temerrüt faizinin ve icra harç ve giderleri ile icra vekalet ücretinin tahsili için takibin devamına, 3-Likit alacağa yönelik haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca takdiren %20 oranında hesaplanan 5.479,65 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Alınması gereken 1.871,57 TL harçtan, peşin olarak alınan 330,91 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.540,66 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafça peşin yatırılan 330,91 TL harç giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan 59,30 TL başvuru harcı, 494,10 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 553,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınacak davacıya verilmesine, 7-Davalı yanca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 27.398,25 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 9-Davanın reddedilen bölümü için iş bu karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 27.398,25 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 10-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 11-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansları bakiyelerinin yatıran taraflara iadesine, 12-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine, b-Davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 50,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 270,70 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 13-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 14-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353.1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06/02/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava konusunun miktarı itibariyle karar kesindir.