T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/487 - 2026/778 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/487 KARAR NO : 2026/778 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/12/2023 NUMARASI : 2023/51 E. - 2023/464 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : 1 - VEKİLİ : DAVALI : 2 - VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Marka (Marka …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/487 - 2026/778 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/487 KARAR NO : 2026/778 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/12/2023 NUMARASI : 2023/51 E. - 2023/464 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : 1 - VEKİLİ : DAVALI : 2 - VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/12/2023 tarih ve 2023/51 E. - 2023/464 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2001/17562 sayılı “...” ibareli, 2016/61242 sayılı “...+ŞEKİL” ibareli, 2017/79826 sayılı “... ...” ibareli markalarının bulunduğunu, davalının bu markalar ile iltibas yaratacak şekilde 2021/03226 sayılı “... ...” ibareli markanın adına tescilini talep ettiğini, müvekkilinin başvuruya itirazlarının YİDK'nın 2022-M-15889 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa dava konusu markadaki “...” ibaresinin çatı markası olduğundan benzerlik incelemesinde arka planda tutulacağını, markanın esaslı ve ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresinin davacı markası “...” ile “...” yönünden aynen örtüşmekte olup, markaların karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olduklarını, tek harf farklılığı bulunan, 4 harfi birebir aynı ve aynı dizilişte olan markaların, sırf bir harfi farklı diye benzer olmadığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, zaten B/M seslerinin de son derece benzer biçimde telaffuz edildiğini, davaya gerekçe markaların Türkiye’de ciddi kullanımının ispatlandığını ve malların tümünün dava konusu marka kapsamında 30. sınıfta yer alan “kekler” malları ile aynı tür ve benzer bulunduğunu, 30. sınıf malların hedef tüketici kitlesinin ortalama tüketici olduğunu, hem markalar arasında hem de mallar arasında yer alan yüksek benzerlik dikkate alındığında, hem ortalama tüketicinin hem de dikkatli tüketicinin markaları karıştıracağını, tüketicinin markalar arasında fark olduğunu anlamasına rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmasının ya da işletmeler arasında idari veya ekonomik bir bağlılığın olduğunu zannetmesinin de mümkün olduğunu, davanın tarafları arasında Ankara 2. FSHHM nezdinde görülen 2022/228 E. sayılı dosyada alınan 01.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda “... ...” markası ile “...” markası arasında, yüksek düzeyde işitsel ve görsel benzerlik bulunduğu tespitinin yapıldığını, davalının Latin Amerika ve Amerika’da alanında lider konumda olup "..." seçilen davacı markasının tanınmışlığından ve müşteri kitlesinden haksız yarar sağlamaya çalıştığını, davalının iyi niyetli olmadığını ileri sürerek, davalı TÜRKPATENTİN 25.11.2022 tarih ve 2022-M-15889 sayılı YİDK kararının iptalini ve 2021/03226 başvuru sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, davacının 2001/17562 numaralı “...” ile 2017/79826 numaralı “... ...” markaları kelime markasıyken, davalı markasının görselliği daha ön planda duran ve çizgi film sahnesini canlandıracak renkler ve karakterler barındıran ambalaj markası olarak adlandırılabilecek bir bütünselliğe sahip olduğunu, davalı markasının ilk hecesi “...” olup, davacı markasının ilk hecesi “...” olduğundan, markalar arasında işitsel benzerlik bulunmadığını, davalı markasında “...” ibaresinin bulunmasının ve “...” ile “...” ibareleri arasındaki ilk hecelerdeki farklılığın, markaların hem görsel hem de işitsel olarak birbirinden farklı olmasını sağladığını, taraf markalarının aynı tüketici kitlesine hitap etmediğini ve aynı satış kanallarından piyasasa sürülmediğini, davacının markalı ürünlerini gıda sektöründe yer alan büyük markalar için ürettiğini ve onlara sattığını ve büyük markaların ise bu ürünleri kendi markaları altında piyasaya sürdüğünü, Ankara 4. FSHHM 2019/59 E. sayılı davanın istinaf incelemesinde olduğundan, davacı tarafın bu dosyada redde mesnet göstermiş olduğu markaların hükümsüzlüğü ve/veya kullanmama nedeniyle iptali halinde işbu davanın konusuz kalacağını, “...” ibaresi fantezi bir kelime olup, davalı tarafından oluşturulduğundan, davalının kötüniyetinden bahsedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının “... ...+şekil” ibareli marka başvurusu ile davacıya ait “...” asli unsurlu tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davalı başvurusundaki “...” ibaresinin çok küçük puntolarla belirtilmesi üzerine başvuruda tali konumda olup asli belirleyici unsurun “...” olduğu, başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında, işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşabileceğinden, SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaatinin oluştuğu, davacının kullanım ispatına konu olan 2001/17562 sayılı markası açısından ise bilirkişi raporunda yer alan mütalaa ile bu hususun ispatlandığı sonucuna varıldığı, dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne; dava konusu 2022-M-15889 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2021/03226 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu “... ...” ibareli marka başvurusunun da bir bütün olarak ele alınmasının gerektiğini, başvurunun “... ...” biçiminde görsel, işitsel ve kavramsal bir bütün olarak okunup algılanması, uyuşmazlık konusu markalarının genel görünümleri, kelime unsurlarının içerdiği toplam kelime, harf ve hece sayılarının birbirinden farklı olmasının yanı sıra, markaların bütünüyle bıraktığı izlenimin de birbirinden önemli ölçüde farklılaşmış olması gibi hususlar birlikte dikkate alındığında, söz konusu farklılıkların markalar arasında karıştırılma ihtimalini bertaraf edecek etkide olduğunun açıkça anlaşıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve talebi doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markasının kompozit marka olduğunu, görsel karşılaştırma yapılırken yalnızca müvekkil markasındaki kelime unsurunun değil, markanın kompozit marka olması sebebiyle de bir bütün olarak değerlendirilmesinin gerektiğini, ilk derece mahkemesi kararında “...” ifadesinin “çok küçük puntolarla belirtilmesi üzerine başvuruda TALİ konumda” bulunduğunu ve “asli belirleyici unsurun ... olduğu” gerekçeleriyle “...” ifadesinin tali kabul edilmesi sebebiyle değerlendirmeye alınmamasının hatalı olduğunu, başvuru konusu marka ile davacının markası arasında görsellik, işitsellik ve kavramsal anlamında hiçbir benzerliğin olmadığını, tek bir harfin dahi farklı olmasının karıştırma tehlikesinin bertarafında yeterli olabileceğini, iki markanın da tüketici kitlesinin farklı olduğunu, müvekkilinin markasının aksine, davacı şirket markasının gıda tüketicileri için değil kurumsal fast food şirketleri için markasal bir değer ifade ettiğini, müvekkili şirketin markasını taşıyan ürünleri gıda tüketicilerine; davacı şirketin markasını taşıyan ürünleri kurumsal şirketlere sattığını, kullanım ispatı konusunda ise belirsizlikleri gideren ve karşılaştırma yapmaya elverişli faturalar sunulmadan, sırf faturalarda “...” ifadesinin geçmesi sebebiyle 2001/17562 başvuru numaralı markanın kullanıldığının ispata yetmeyeceğini, bilirkişi raporunun 17. sayfadaki ikinci ve üçüncü fatura ile 18. sayfanın sağ alt köşesine bakıldığında (18. sayfanın sağ alt köşede ...’ye satıldığı anlaşılan hamburger ekmeklerinin “2001/17562” numaralı “...” değil 2017/79826 başvuru numaralı “... ...” markası altında sunulduğu) davacı şirketin mal ve hizmetlerinin faturalandırırken sadece "..." ifadesini kullanmakla yetindiğini, bilirkişi raporunun 19. sayfasında sunulan iki görselde ise 2001/17562 sayılı markanın değil “...+ŞEKİL” markasının kullanıldığının açıkça görüldüğünü ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kabul edilen hükmün kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davalının “... ...” ibaresinin adına tescili için 08.01.2021 tarihinde 2021/03226 sayılı marka başvurusunda bulunduğu, davacı tarafından 2001/17562 sayılı “...” ibareli, 2016/61242 sayılı “...+ŞEKİL” ibareli ve 2017/79826 sayılı “... ...” ibareli markalara dayalı olarak başvuruya itiraz edildiği, bu itiraz üzerine davalının kullanım ispatı talebinde bulunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davaya konu marka ile davacının itiraza mesnet markaları arasında benzerlik görülmeyerek itirazın reddine karar verildiği, davacının anılan karara yönelik itirazının da aynı gerekçelerle YİDK tarafından 25.11.2022 tarih ve 2022-M-15889 sayılı kararla reddedildiği, YİDK kararının davacı tarafa 28.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın 30.01.2023 tarihinde, iki aylık hak düşürücü süresi içinde açıldığı, dava konusu başvurunun da 31.05.2023 tarihinde tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde, davacının itiraz ve dava sürecinde mesnet gösterdiği 2001/17562 sayılı “...” ibareli markanın kullanmama nedeniyle iptali için yine 2016/61242 sayılı “...+ŞEKİL” ibareli, 2017/79826 sayılı “... ...” ibareli markalar yönünden de YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük talebiyle Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2019/59 E. sayılı dosyası üzerinden dava açtığını belirterek, işbu davanın sonucunun beklenmesini talep edilmiştir. Anılan davada da 2001/17562 sayılı “...” ibareli markanın kullanmama nedeniyle iptaline, diğer davaların ise reddine karar verilmiştir. Dosya içinde bulunan bilirkişi raporunda davaya konu markaların, gerek kapsamında bulunan mallar gerekse de ibareler yönünden benzer olmaları nedeniyle iltibas ihtimalinin olduğu tespitinde bulunulmuş, ayrıca Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2019/59 E.- 2021/202 K. sayılı kararında, önceki bir tarih belirtilmediğinden, 2001/17562 sayılı “...” ibareli markanın kullanmama nedeniyle iptali yönünden, 20.08.2019 dava tarihi itibariyle hüküm ifade edeceği, bu tarihin dava konusu başvurunun 08.01.2021 tarihinden önce olduğu, 2016/61242 sayılı “...+ŞEKİL” ibareli, 2017/79826 sayılı “... ...” ibareli markalar yönünden de YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük davalarının reddi kararlarının bozulması halinde, işbu davaya etkisinin değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince de taraf markalarının benzer olduğu kabul edilmiş ve yazılı şekilde davanın kabulüne dair hüküm kurulmuştur. İşbu davada esasen her birisi ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte iki ayrı talep olan YİDK karar iptali ve marka hükümsüzlüğü bir arada ileri sürülmüştür. Kural olarak YİDK kararının iptali istemi ile açılan davalarda, YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Ancak somut olayda, YİDK karar tarihinden önce verilmiş bir mahkeme kararı bulunmaktadır. Dolayısıyla gerek YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük, gerekse de kullanmama nedeniyle iptal davası yönünden, anılan davanın bekletici mesele yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır. Zira, anılan davada 2001/17562 sayılı “...” ibareli markanın kullanmama nedeniyle iptali yönünden verilen karar, 20.08.2019 dava tarihi itibariyle hüküm ifade edeceğinden ve bu tarih, dava konusu başvuru tarihi olan 08.01.2021 tarihinden önce olduğundan ve diğer markaların da hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, 6769 sayılı SMK'nın 27/1 maddesi uyarınca, bu kararın sonuçları geçmişe etkili olacağından, söz konusu hükümsüzlük davası sonucunda verilecek kararın da bu davayı etkileyeceğinin kabulü gerekir. Bu itibarla, somut uyuşmazlığın çözümünde Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2019/59 E.- 2021/202 K. sayılı davası sonunda verilecek olan kararın etkili olması nedeniyle kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğinden ve sonucunun beklenilmesi gereken dava dosyası ve işbu dava yönünden esasa etkili bir delil niteliğinde bulunduğundan, anılan dava dosyasında verilen kararın kesinleşmesinden sonra delillerin yeniden değerlendirilerek yeni bir karar verilmesi zorunludur. Açıklanan nedenlerle Dairemizce, davalılar vekillerinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 06/12/2023 gün ve 2023/51 E. - 2023/464 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60'şar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalılara iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/04/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.