T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1152 KARAR NO:2025/2014 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:03/02/2022 NUMARASI:2018/1161 Esas - 2022/102 Karar DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket (Ortaklıktan çıkarma- yöneticinin sorumluluğu) BİRLEŞEN BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/69 ESAS SAYILI DOSYASINDA; DAVANIN KONUSU:Tazminat (Şirket yöneticisinin …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1152 KARAR NO:2025/2014 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:03/02/2022 NUMARASI:2018/1161 Esas - 2022/102 Karar DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket (Ortaklıktan çıkarma- yöneticinin sorumluluğu) BİRLEŞEN BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/69 ESAS SAYILI DOSYASINDA; DAVANIN KONUSU:Tazminat (Şirket yöneticisinin sorumluluğu) Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine dair verilen hükme karşı, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının %16,66 payla şirketin ortağı olduğunu, Genel Kurul kararıyla da 04.12.2019 tarihine kadar şirketi temsile yetkili müdürlerden biri olarak faaliyet yürüttüğünü, İst. ... Noterliğinin 24.10.2018 tarih ve ... yev.no.lu ve 07.11.2018 tarih ve ... yev.no.lu ihtarnameleri ile davalının iki kez ortaklar genel kurulu toplantısına davet edildiği halde katılmadığını, ihtarnamelerde de de belirtildiği üzere davalı ortağın diğer hâkim ortağın (%83,34 hisse sahibi) bilgisi ve muvafakatı olmaksızın ve yurt dışında bulunmasından yararlanarak ... Bankas... Şb. den 18.06.2018 tarihinde 3 kg altın karşılığı 18.06.2019 vade tarihli kredi kullanıldığını, bu durumu çok sonra öğrendiklerini, daha sonra davalıya şirketteki hisse karşılığında 1 kg altın bedeli olarak 35.000 Euro ödendiğini ve her ay içinde 3.000 Euro aylık ödeme yapıldığı hâlde bunun yeterli olmadığını beyan ederek ortaklıktan ayrılmayacağını, davacının, şirket adına 2018 yılına kadar müvekkili diğer şirket adına kredi kullandığını, kredinin büyük kısmının şirketin bulunduğu taşınmazın alımında kullanıldığını, ticari kayıtlarında gözükmediğini, ... Bankası'ndan alınan 18.06.2015 tarihindeki altın karşılığı kredi kayıtlarında bulunmadığını, davalının suç teşkil eden bu davranışları nedeniyle ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelenmesi, ortaklardan birinin şikayet ve diğer ortak aleyhine ve şahsı adına haksız menfaatler sağlanması, müdürlük yetkilerinin kötüye kullanılması karşısında ortaklığın çekilmez bir hâl aldığını iddia ederek, davalının haklı sebeplerden şirket ortaklığından çıkarılmasına ve kendisine ödenmiş payın şirkete devrine karar verilmesine, ticari kayıtlarda gösterilmeyip saklanan 3 kg altın kredisi karşılığı olacak miktarın davalı taraftan tazminin ve bu zararların karşılanabilmesi tahtında davalının bütün mal varlığına tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafın 24.10.2018 tarihli İstanbul ... Noterliği ... sayılı ihtarnamesinde resmî tatil 29.10.2018 tarihinde saat ve yer belirtilmeden toplantı olduğunu bildirdiğini, müvekkilinin payına el koymak kastı ile hareket ederek usule ve yasaya aykırı olarak müvekkilini şirketten çıkaracaklarından bahisle ihtarname keşide ederek davalı müvekkilinin devre dışı bırakılmak istendiğini, Bakırköy ... Noterliği 30.10.2018 tarih ... sayılı ihtarname ile davacıya usulsüz işlemler için bildirimde bulunulduğunu, 29.10.2018 günü şirket merkezine gidilerek toplantının yapılmadığının davacıya bildirildiğini, 26.11.2018 tarihinde yapıldığı iddia edilen ortaklar kurulu toplantısının yasaya aykırı çağrı sebebi ile geçerli olmadığını, alınan kararların da geçerli olmadığını, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak reddine karar verilmesini istemiştir.Birleşen davada davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının %16 payla müvekkili şirketin ortağı, diğer davacı- müvekkilinin de %84 payla hâkim ortak olduğunu, yine davalının 04.12.2019 tarihine kadar şirketi temsile yetkili müdürlerden biri olduğunu, diğer hâkim ortağın yurtdışındaki işlerini yönetmesi nedeniyle kendisine böyle bir yetki verildiğini, ancak davalının kendi lehine ve diğer ortak aleyhine ve şirketin zararına haksız çıkar sağladığını, mali haklarını ihlal ederek müdürlük yetkisini kötüye kullanmaya başladığını, şirket muhasebe kayıtlarına geçmeden ... Bankası ... Şubesinden 3 kg altın kredisi kullandığını, bunu gizleyerek kendi adına ve çocuğu adına şirketler açtığını ve bu krediyi buralarda kullandığını, bu olay nedeniyle Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1161 E. Sayılı dosyada dava açılarak şirket ortaklığından çıkarılması ve haksız edinilen bedelin iadesi için hukuki işlemler başlatıldığını, bu davanın halen derdest olduğunu, iş bu davada tedbir kararı verilmediğinden cesaret alan davalının bu kerre aynı işlemlerin benzerlerini ...bank ... Şubesindeki Şirket hesabı üzerinden yaparak kredi kartı, kredili hesap kullanımı ve kredi yoluyla kendi lehine ve diğer ortak aleyhine ve şirketin zararına haksız çıkar sağladığını, mali haklarını ihlal ederek müdürlük yetkisini kötüye kullanmaya devam ettiğini ve toplamda 92.052,99 TL'nin daha müvekkili davacı ... tarafından kapatılmak durumunda kalındığını, bu konu ile ilgili olarak Bakırköy Arabuluculuk bürosu ... büro dosya nolu ve... arabuluculuk nolu görüşmeler yapıldığını ve uzlaşmazlık tutanakları tutulduğunu, davalının müvekkiline gönderdiği mesajda 203.000 TL olan aracını 135.000 TL sına sattığını açıkça beyan ettiğini, mahkemece ... plaka sayılı vasıtanın kaydına bakıldığında artık davalı adına olmadığı ve mal kaçırma amacıyla satıldığının açıkça görüleceğini iddia ederek, alacağın teminat altına alınabilmesi bakımından davalının malvarlığına ihtiyati tedbir konulmasına, ortaklık hak ve yetkilerinin dava sonuna kadar durdurulmasına ve neticede 92.052,99 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "......nin 26.11.2009 tarihinde kurulduğu, davalının, iki ortaklı olan şirketin %16,66 pay oranıyla kurucu hissedarı olduğu, şirketin kuruluşundan bu yana şirketin müdürlüğünü davalının yaptığı hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır.Dosyada ihtilaf konusu olan, davalının haklı nedenle dava konusu şirketten çıkarılması şartlarının doğmuş olup olmadığı ve 3 kg altın kredisi nedeniyle şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkememizce aldırılan bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınan bilirkişi raporunun mali inceleme bölümünde, yer alan tespitler dikkate alındığında, şirketin ilk başlarda uzun süre zarar ettiği ancak son 4-5 yıllık periyotta kar elde ettiği, faal bir şirket olduğu ve öz sermayesini de koruduğu, “2018 yılında 3 kg Altın Kredisinin banka kayıtlarına göre ... Ltd.Şti.nin hesabına ödendiği tespit edilmiş olmakla şirketin zarara uğratıldığına ilişkin herhangi bir somut delilin bulunmadığı, dava konusu 3 kg’lik altın kredisi nedeniyle davacı şirketin bir zararının oluşmadığı, bu haliyle davalının şirketten çıkarılması için haklı nedenlerin gerçekleşmediği, şirketin borca batık olmaması, kar payı elde etmesi ve aktif olarak faaliyette bulunması dikkate alınarak ..."gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece davalı aleyhine açmış oldukları dava ile birlikte diğer birleşen dava yönünden taleplerinin reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, eksik ve yetersiz inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporuna yapılan itirazda raporun kendi içerisinde çelişkilerle dolu ve davanın çözümünde esas alınabilecek hususlar içermeyen bir rapor olduğunu, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasına yönelik itirazlarının kabul edilmediğini, davacı tanığı olarak dinletilen ...'ın beyanlarında davaya konu olan ...Bankasından alınmış 3 kg altın kredisinden gerek şirket muhasebesine ve gerekse de şirketin büyük ortağı ve asıl sahibi olan davacıya haber verilmediğini, bu kredinin şirket kayıtlarına işlenemediğini, davacı büyük ortağın bu durumdan bankadan kendisine gelen mail ile haberdar olduğunu, bunun üzerinde de şirketin ve şahsın bankalardaki itibarının sarsılmaması açısından 3 kg altının 1.414.591,50 TL bedelle bozdurularak bankaya olan borcun davacı büyük ortağın kapatmış olduğunu, ortada zimmet suçu oluşturan bir olayda şirketin borca batık olmadığı, kâr payı elde ettiği bu nedenle davalının şirket ortaklığından çıkarılmasının talep edilemeyeceğinin belirtildiğini, aslında gerçeğin müvekkili davacı ... tarafından borcun üstlenerek ödenmek zorunda kalınması olduğunu, davalı küçük ortağın iki kez genel kurula davet edildiği hâlde, toplantıya, olaydan duyduğu utanç nedeniyle katılmadığını, whatsapp yazışmalarından da açıkça anlaşılacağı üzere davacının davalıdan habersiz olarak kullandığı krediyi kabul ettiğini, şirket muhasebecisinin beyanlarından da anlaşılacağı üzere gerekirse evini satıp borcu ödeyeceğini beyan ettiğini, banka görevlisinin tanıklığına başvurulması taleplerinin göz önüne alınmadığını, tanık olarak dinlenmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davalara ilişkin kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve her iki davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl dava, TTK'nın 640/3. hükmü gereğince davalı ortağın ortaklıktan çıkarılması, ödenen payın bedelsiz olarak şirkete devredilmesi ile 3 kg altın karşılığı kllanılan kredinin şirket hesabına aktarılmaması nedeniyle tazminat; birleşen dava ise şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacılan vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı gerçek kişi ile davalının davacı şirketin ortaklarından olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, mahkemece asıl ve birleşen davalar yönünden yeterli araştırma ve inceleme yapılıp yapılmadığı, bilirkişi raporunun çelişkili olup olmadığı, dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre kararın usul ve yasaya aykırı olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından; davacı şirketin 04.12.2009 tarihinde kurulduğu, ..., ... ve ...'in kurucu ortakları arasında yer aldığı, şirketin 2800 hissesinin davacı ...'e, 600 hissesinin dava dışı ...'e, 600 hissesinin ise davalıya ait olduğu, ilk 10 yıl için her üç hissedarın şirket müdürü olarak seçildiği, şirketin idaresinin temsil ve ilzamının müdürler tarafından münferiden olmasına karar verildiği, 2017 yılında şirket ortaklarının davacı gerçek kişi ile davalı olduğu, davacının şirketin 1275 hissesine davalının ise 225 adet hissesine sahip olduğu, dava dışı Türkiye ... Bankası AŞ... Şubesinden davacı şirket tarafından 18.06.2015 tarihinde 13.930,00 TL altın karşılığı kredi kullanıldığı, kredi vadesinin 18.06.2019 olduğu, 28.09.2018 tarihli yönetim kurulu kararı ile şirket müdürü ...'ın şirket hakim ortaklarına bilgi vermeden bankalardan kredi kullanması ve görevi kötüye kullanmasından dolayı şirket müdürlüğünün sonlandırılmasına, alınan bu kararın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil ve ilan edilmesine, ortak ... tarafından karar alındığı, 11.04.2017 tarihinde İstanbul ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin davacılar tarafından davalı adına düzenlendiği, söz konusu ihtarnamede, şirketin 04.12.2019 tarihine kadar imza yetkili ortağı ve şirketin müdürü olarak görev yaptığı, şirketin büyük ortağı ...'in çoğunlukla yurt dışında bulunmuş olmasından dolayı küçük ortak sıfatı ile tanınan yetkilerin kötüye kullanılarak neredeyse şirket sermayesi 1.500.00,00 TL'ye yaklaşık bir miktarda müvekkilinden habersiz banka borçlanması gerçekleştirildiği ve şirketin büyük bir risk altına atılmış olduğu, yaklaşık bir ay önce haberdar olunduğu, ... Bankasındaki hesaplar üzerinden 18.06.2015 tarihinde 3 kg altın üzerinden kredi sözleşmesi imzalandığının yapılan inceleme sonucunda ortaya çıktığı, kredi tutarının yaklaşık 750.000,00 TL civarında olduğu, borcun şirket tarafından ödenmek durumunda kalındığı, burada alınan kredinin şahsi işlerde kullanıldığı, aynı iş kolundaki ...Ltd Şirketi ile davalı adına iş yerinin açılmış olduğunun anlaşıldığı, TTK hilafına yapılan davranışlar nedeniyle ortaklıktan çıkma ve uğranılan zararın tahsili için hukuk davaları açılacağı ayrıca ceza davası açılacağının ve bu nedenlerle ortaklar kurulu toplantısına beyanlar ve belgelerle birlikte gelinmesi bu menfi suç teşkil eden davranışlar neticesi güven ilişkisinin zedelendiği, şirketin kötü ve kasıtlı olarak zarara uğratılacak şekilde yönetildiği, müdürlük görevinin kötüye kullanıldığı aynı iş kolunda rekabet yasağına uyulmadığı belirtilerek ortaklar kurulu toplantısına savunma belgeleri ve beyanlarla katılması aksi takdirde davalar açılacağının belirtildiği, 07.11.2018 tarihli ihtarnamede ise; 30.10.2018 tarihli davalı beyanlarına cevap ve ortaklar kurulu toplantısına katılma çağrısına ilişkin olduğu, resmi tatil gerekçesiyle katılma olmaması üzerine 26.11.2018 tarihinde saat 12:00 itibariyle yeni bir davet çağrısı yapmak gereğinin hasıl olduğu belirtilerek, cevabı ihtarnamede belirtilen cevapların tamamen gerçeğe aykırı beyanlar olduğu, yapılan inceleme ve araştırmada dilekçede belirtilen kredili işlemlerden sadece 2015 yılındaki 14 kg kredi kullanımının doğrulandığı, bunun dışındaki işlemlerden müvekkilinin haberi olmadığı, kendisinin bilgisi dışında ve kendisinden saklanarak işlemlerin yürütüldüğünün belirtildiği, 26.11.2018 tarihli ortaklar genel kurulu yapıldığı, gündemin ortaklardan ...'ın ortaklıktan çıkarılması konusunun görüşülerek karara bağlanması olduğu, tutanakta 26.11.2018 tarihinde davetli ...'ın beklenmesine rağmen toplantıya icabet etmediği, katılmadığı, gündeme geçildiği, gündemin 2.maddesinde ortaklığın başladığı 2009 yılından bu yana devam eden şirket müdürlüğü sırasında çeşitli tarihlerde bankalarda altın ve nakit kredi kullanıldığı, bütün bu kredilerin her iki ortağın bilgisi ile alındığı ancak son alınan 2018 yılı üç kg krediden şirketin hakim ortağının bilgisi ve onayının bulunmadığı sonradan haberinin olduğu, ortak ...'ın gerekirse evini satıp bu krediyi kapatacağını, kendisinin ortaklıktan çıkarılmamasını, kredi kullanamaz duruma düşeceğini belirttiği ancak daha sonrasında kendisine 1 kg altın karşılığı 35.000,00 EURO olarak hissesi ödendiği halde bunun yeterli olmadığını, 2 kg daha altın istediğini yoksa ortaklıktan çıkmayacağını, kendisinin ortaklıktan çıkarılamayacağı şeklinde bir tavır içine girdiği, 3 kg tutarındaki altın kredi işlemi hakkında diyecekleri ve krediden alınan paranın şirket bünyesinde sarf edilip edilmediğinin kendi özel işlerinin açılmasında kullanılıp kullanılmadığı hususlarının toplantıya katılmadığı için sorulamadığı, TTK 621.maddesi uyarınca ortaklar kurulu çoğunluğunun gerek 2/3 ve gerekse de ana sermayenin salt çoğunluğunun bulunduğu ve davalıya ihtarnamelerin gönderildiği, toplantıya katılmadığı belirtilerek davalının menfi ve suç teşkil eden davranışları neticesi ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği, şirket aleyhine haksız menfaatler sağladığı, müdürlük yetkilerinin kötüye kullanıldığı, aynı iş kolunda rekabet yasağına uymadığı gerekçeleri ile ...l'ın ortaklıktan çıkarılmasına, hakkında hukuki ve cezai işlemler başlatılmasına bu durumun kendisine tebliğine dair karar alındığı, davacı ... tarafından Bakırköy Cumhuriyeti Başsavcılığına şikayette bulunulduğu, 2018/120755 soruşturma dosyadaki 30.11.2018 tarihli davacı ifadesinde, kendisinin ... avm atölye bloğu içerisinde mücevher imalatı faaliyeti yürüten şirketin %83,34 hissedarı olduğunu, şirketin diğer hissedarının %16,66 hissesinin olduğunu, kendisine işleri yürütmesi için temsil yetkisi verdiğini, münferiden temsil yetkili olduğunu, 2017 yılı Aralık ayında görüşerek ortaklığı bitirmeye karar verdiklerini, hissesi karşılığında 35.000,00 EURO para ödediğini, fiilen iş yeri ile bilgisinin kalmadığını, ancak 2018 yılı 8.ayında daha önce kendisinin sahibi olduğu diğer şirketinin adına kullandığı teminat mektuplarının uzatma dönemi olduğu için kendisi ile ortak gözüktükleri şirketin teminat kefili durumunda olması nedeniyle kağıt üzerindeki ortaklığın bu süreye kadar devam etmesi için ricada bulunduğunu, kendisini kırmadığını, şüphelinin kağıt üzerinde devam eden ortaklık ve temsil yetkisine dayanarak 18.06.2018 tarihinde kredi kullandığını, kredinin Türk parası karşılığının 660.000,00 TL civarında olduğunu, bu parayı ödeyeceğini söylediğini, hisselerini devretmesini söylediğini ancak kendisinin çarşıda esnaflarla görüştüğünü, hissesinin değerinin daha yüksek olduğunu belirterek hissesini devretmediğini, kendisinden şikayetçi olmak zorunda kaldığını ve ticaret mahkemesine dava açtığını belirttiği, davacı gerçek kişi ile davacı şirket tarafından 30.11.2018 tarihinde asıl davanın açıldığı, asıl davada davalı ortağın şirket ortaklığından çıkarılması, ödenen ortaklık payının şirkete devredilmesi, 3 kg altın karşılığı bedelin tahsili, birleşen davanın ise 20.01.2021 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde davacı gerçek kişi tarafından kredilerle ilgili ödenen toplam 92.052,99 TL alacağın tahsili ile birlikte davalının ortaklık hak ve yetkilerinin dava sonuna kadar durdurulmasının talep edildiği, mahkemenin davacıların ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 01.07.2019 tarihli ara kararının istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 2019/1713 Esas, 2019/1117 Karar ve 12.09.2019 tarihli karar ile reddedilmiş olduğu anlaşılmıştır.Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ile birlikte ilgili bilgi ve belgeler dosya içerisine celp edilip taraf tanıkları dinlenerek bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiş, 24.08.2021 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden asıl ve birleşen davaların reddine dair hüküm tesis edilmiştir. TTK'nın 640/3. maddesi uyarınca, şirketin istemiyle ortağın şirket ortaklığından çıkarılması talep edilebilir. Kanun'daki "şirketin istemi" ibaresi, ortaklıktan çıkarma konusunda şirketin iradesinin ortaya konulmasını ifade etmekte olup, şirketin iradesi de ancak bu konuda alınacak bir genel kurul kararıyla ortaya çıkar. Bu konudaki genel kurul kararı, TTK'nın 621/1.h maddesi uyarınca önemli kararlardan olup, kararın, TTK'nın 621. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen nitelikli (ağırlaştırılmış) nisaplarla yani esas sermayenin tamamının salt çoğunluğundan az olmamak üzere, genel kurul toplantısında temsil edilen oyların en az üçte ikisinin olumlu oyuyla alınması gerekir (POROY/ TEKİNALP/ ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku-II, 14. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2019, s.450-451; ÇAMOĞLU, Limited Ortaklıklar Hukukunun Temel İlkeleri, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2020, s.76).Ortaklar arasındaki güven ilişkisi, şirketin devam etmesi ve amacına ulaşabilmesinde büyük önem taşımaktadır. Güven ilişkisinin herhangi bir nedenle zedelenmesi, ortakların aynı amaç için birlikte çalışma isteğini ortadan kaldırabilmektedir. Aynı amaç için birlikte çalışma isteğini kaybeden ortakların, şirketi devam ettirme ve kuruluş amacını gerçekleştirmesi mümkün olmamaktadır. Böyle bir durumda, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak kişilik haklarına aykırılık teşkil edecektir (Nuri Erdem, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, İstanbul 2012, s. 50 vd. ; Halil Arslanlı Hayri Domaniç, Ticaret Kanunu C. IlI, Limited Ve Hisseli Komandit Şirketler, İstanbul 1989, s. 753 vd.; Ersin Çamoğlu, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi”, Prof. Dr. Yavuz Alangoya İçin Armağan, İstanbul 2007, s. 667; Murat Yusuf Akın, Şirketler Hukukunda Ve Özellikle Anonim Şirketlerde Pay Sahibinin Sadakat Borcu, İstanbul 2002, s. 234 vd.; Hamdi Yasaman, “Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi”, İsviçre Borçlar Kanunu'nun İktibasının 80. Yılında İsviçre Borçlar Hukuku'nun Türk Ticaret Hukuku'na Etkileri, İstanbul 2009, s. 716).Doktrinde limited ortaklıkta oratklıktan çıkma veya şirketin feshine ilişkin haklı sebep olarak nitelendirilen bazı örneklere bakacak olursak; şirketin, çoğunluk pay sahibi tarafından kötü yönetilmesi, şirketin daimi olarak mali sıkıntıda bulunması, şirket kasasının sistematik bir şekilde boşaltılması, uzun süreler boyunca kâr payı dağıtılmaması, azınlık pay sahiplerinin haklarının sistematik bir şekilde ve sürekli olarak kısıtlanması; bunlar dışında, genel kurulun sürekli olarak toplantıya davet edilmemesi, şirket amacı ile bağdaşmayan faaliyetlerde bulunması, şirket organlarının çalışamayacak şekilde bloke edilmesi(toplanmasının ve/veya karar almasının engellenmesi) de diğer örnekler olarak sayılmamtadır (Ü. Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku $ 14 Nr.14-12; F. Nomer Ertan, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi Davası -TTK m. 531 Üzerine Düşünceler, İÜÜHFM C. LXXIN, S. 1, s. 421-440, 2015, A. Çelik, “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı'na Göre Anonim Şirketlerin Haklı Sebeple Feshi”, Batider, 2009/XXV, S.5S9-592, A. Şahin, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, İstanbul, 2013, s. 137).Diğer taraftan, Limited şirketlerde müdürlerin yönetim ve temsil yetkileri 623. maddede düzenlenmiştir. Özen ve bağlılık yükümü ile rekabet yasağı ise 626. maddede yer almaktadır. TTK'nın 613. maddesinde, bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağı başlığı ile ilk fıkrada, ortakların şirket sırlarını korumakla yükümlü olduğu, bu yükümlülüğün şirket sözleşmesi veya genel kurul kararıyla kaldırılamayacağı, 2. fıkrada, ortakların şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamayacakları özellikle kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemler yapamayacağı, şirket sözleşmesi ile ortakların şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda olduklarının öngörülebileceği hususlarına yer verilmiştir.Somut olayda, davacı gerçek kişi ile davalı, şirketin kurucu ortaklarındandır. Şirketin esas sözleşmesi ile ortaklar ayrı ayrı münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmışlardır. Şirketin hâkim hissedarı davacı gerçek kişinin çoğunlukla yurt dışındaki şirket işleri ile ilgilendiği, davalının ise şirketin yurt içindeki işleri ile ilgilendiği anlaşılmaktadır. İhtarnamede ileri sürülen şirketin zarara uğratıldığı belirtilen 3 kg altın ile krediden dolayı zararın oluştuğuna dair davacı iddiası ispat edilememiştir. Çünkü davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlarda krediye ilişkin miktarın davacı şirketin bankadaki iban numarasına ödendiği, geri ödemenin yine şirket hesabından gerçekleştirilmiş olduğu, şirketin çekilen krediden ötürü herhangi bir zararının bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalının yine diğer kredileride şirket hesabına aktardığı ve ödemelerinde şirket tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.Yapılan kredi işlemlerinden şirketin herhangi bir zarar ettiği ve davalının zimmetine para geçirdiği, görevini kötüye kullandığı gibi eylemlerini ispata yarar ve geçerli bir delil dosyaya ibraz edilmemiştir.Davacılar vekili tarafından her ne kadar banka görevlisinin tanık olarak dinlenilmemesinin eksik inceleme olduğu ileri sürülmüş ise de ticari defter ve kayıtlar ile bilgi ve yazılı deliller karşısında tanık beyanına itibar edilmesi mümkün olmayacağından, davacı vekilinin söz konusu tanığın dinlenilmemesine yönelik ve dinlenen tanık beyanına itibar edilmemesine dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davacıların ileri sürmüş olduğu iddialar ispatlanamadığından mahkemece asıl ve birleşen dava yönünden verilen ret kararında herhangi bir isabetsizlik görülmemiş, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline,3-Davacıların yaptığı kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 25.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.