11. Hukuk Dairesi 2014/12474 E. , 2014/19443 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 38. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/03/2014 tarih ve 2012/138-2014/43 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları …
**11. Hukuk Dairesi 2014/12474 E. , 2014/19443 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 38. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/03/2014 tarih ve 2012/138-2014/43 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı; murisi ...'a ait... Şubesi'ndeki mevduatlarının 8.788.985.939.165 TL meblağa ulaştığını, söz konusu birikimin 30/05/2002 tarihinde tediye fişinde taklit imzalar kullanılmak suretiyle tamamiyle murisinin bilgisi dışında hesaptan çekilerek zimmete geçirildiğini, davalı bankaya mirasçı sıfatıyla başvuru yaptığında murisinin bu kadar parası olmadığı yönünde savunma yapıldığını, oysaki bunun gerçekçi olmadığını, davalı bankadan araştırma yapılmasını ve gerekli evrakların tarafına verilmesini istediğini, yapılan araştırma sonucunda söz konusu meblağın vadeli hesaba yatırılıp aynı gün çekilmiş olduğunun kayıtlarda göründüğünü, bu hesap hareketi öncesi ve sonrasında gerçekleşen hesap hareketlerine ilişkin makul bir açıklama yapılmadan memurun sehven rakam hatası yaptığını ve bu hatanın murisin imzası ile onaylandığını telefonda tarafına ilettiklerini, Banka Teftiş Kurulu raporuna göre de 8.788.985.939.165 TL tutarındaki işlemin ilgili görevlinin rakam hatası yapması nedeniyle sehven gerçekleştirildiğinin, daha sonra da iptal edildiğinin ifade edildiğini, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi bu kadar yüksek bir meblağ ile bu şekilde işlemlerin bir memur tarafından yapılmasının da mümkün olamayacağı, murisin birikiminin bankaca usulsüz işlemler yapılarak buharlaştırıldığı ve zimmete geçirildiğini ileri sürerek asıl alacağı 1.831.000 TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 30/05/2002 tarihinden itibaren, TL mevduatlara uygulanan en yüksek banka faizi ile davalı bankadan tahsil edilerek tarafına verilmesine ve ilgili evraklar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacının iddialarının gerçek dışı ve kötü niyetli olduğunu, talep olunan paranın asla mevcut olmadığını, muris ...'ın kapatılmasına kadar hesaplarında hiçbir zaman trilyon düzeyinde para bulunmadığını, murisin hesaplarını herzaman bizzat takip ettiğini, davacının ileri sürdüğü olaydan sonra da yıllarca murisin müvekkili bankayla işlem yapmaya devam ettiğini, söz konusu işlemin banka memurunun hatası nedeniyle oluştuğunu ve murisin de imzası alınarak durumun düzeltildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 30/05/2002 tarihinde davacının murisi tarafından mevduata yatırılan paranın rakamsal hata sonucu 8.788.985.939.165 TL yatırılmış gibi gösterildiği, ancak hatanın fark edilmesi sonucu çalışan personelce paranın iadesine ilişkin makbuz düzenlendiği, iade makbuzlarına davacının murisi tarafınca imza atıldığı, atılan imzanın davacı murisine ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı temyiz etmiştir. Dava, davacının murisine ait banka hesabından banka personelince para çekilmesi nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Davacının murisi ... 22.07.2006 tarihinde ölmüş, geride mirasçıları olarak eşi ..., kardeşleri ... ... ..., kardeşi ...'un oğullar... ve ... kalmıştır. TMK 640. maddesine göre, mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların tereke üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebilecekleri, bu nedenle davanın diğer mirasçıların muvafakatlarının sağlanması veya TMK 640/3 maddesi uyarınca yetkili mahkemece terekeye temsilci tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir. İştirak halindeki terekeye dahil bir hakka dayanarak mirasçılardan birinin sadece kendi payına yönelik olarak açtığı dava ise dinlenilemez. Bu nedenle davanın mirasçı ...'nun miras hissesine yönelik olması nedeniyle reddi gerekirken yazılı gerekçeyle reddi yerinde görülmemiş ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün yukarıda yazılı gerekçeyle ONANMASINA, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.