Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/1156 E. , 2024/3602 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/1156 Karar No:2024/3602 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Kurumu VEKİLİ : Av. … 2- (DAVACI) … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacıya ait is
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/1156 E. , 2024/3602 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/1156 Karar No:2024/3602 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Kurumu VEKİLİ : Av. … 2- (DAVACI) … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacıya ait istasyonda 29/01/2013 tarihinde gerçekleştirilen denetimde, istasyonda gizli tank ve düzenek bulundurulduğundan bahisle 14.652,00-TL; dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali yapıldığının tespit edildiğinden bahisle 70.000,00-TL; otomasyon sistemine bağlı olmayan tank var iken akaryakıt hareketine konu eylem gerçekleştirildiğinden bahisle 70.000,00-TL olmak üzere toplam 154.652,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Dava konusu işlem, davacı tarafından akaryakıt istasyonunda gizli tank ve düzenek bulundurulduğundan bahisle 14.652,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden incelendiğinde; Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığının … tarih ve KOM: … Ks. sayılı yazısı ile bu yazının ekleri incelendiğinde, davacıya ait akaryakıt istasyonunda gizli tank bulunduğu hususunun sabit olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı; Dava konusu işlem, davacı tarafından dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal edildiğinden bahisle 70.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden incelendiğinde; ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile iptal edilen Kurul'un … tarih ve … sayılı kararında, davacının 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 8. maddesinde belirtilen fiile karşılık olarak 5015 sayılı Kanun'un 6455 sayılı Kanun ile değişik 19. maddesinin ikinci fıkrası gereğince idari para cezası uygulandığı görüldüğünden, dava konusu işlemin de bu çerçevede ele alınması gerektiği, dolayısıyla dava konusu işlemin sebebi olan "bayisi olduğu dağıtıcı haricinde akaryakıt ikmali yapılması" fiilinin karşılığında verilecek idari para cezasının 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendinde düzenlendiği, söz konusu mevzuat hükmünün aynı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa Mahkemesinin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararı ile iptal edildiği ve bu konuda Anayasa Mahkemesinin anılan kararı doğrultusunda yasal bir düzenleme yapılmadığından, ortada hukuki boşluk olduğu gibi, "bayisi olduğu dağıtıcı haricinde akaryakıt ikmali yapılması" fiilinin karşılığı olmayan 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uygulanmak suretiyle idari para cezası verildiği, bu durumun ceza hukukunun "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ve "tipiklik" ilkelerine de aykırı olduğu dikkate alındığında, dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı; Dava konusu işlem, davacı tarafından istasyon otomasyon sistemine bağlı olmayan tank var iken akaryakıt hareketine konu eylem gerçekleştirdiğinin tespit edildiğinden bahisle 70.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden incelendiğinde; Davacı şirketin dağıtıcı firması olan … Akaryakıt Dağıtım Pazarlama A.Ş. tarafından sunulan 06/03/2014 tarihli yazıda, bayinin otomasyon sisteminin denetime ilişkin tutanak tarihinde çalışır vaziyette olduğu ve veri akışının geldiği hususu ile birlikte denetim anında kısa süreli kapalı olmasının kendileriyle bir ilgisinin bulunmadığının belirtildiği de görüldüğünden, idarece tespit edildiği üzere denetim esnasında otomasyon sisteminin çalışmadığı hususunun sabit olduğu, öte yandan, denetim sırasında davacı şirketin otomasyon sisteminin çalışmadığı sabit olmakla birlikte kanun koyucu tarafından anılan eylemin gerçekleşmesi halinde verilecek idari para cezası için alt ve üst sınır belirlenerek idareye takdir yetkisinin tanındığı, dosya içeriğinden, davalı idarece kendisine tanınan takdir yetkisinin fiilin haksızlık içeriği, davacının kusur durumu ve ekonomik büyüklüğü gibi kıstaslara göre adil bir denge gözetilerek adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütleri göz önünde bulundurularak kullanıldığına ilişkin somut herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı; Bu durumda, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca işlenen kabahate yönelik davalı idare tarafından idari para cezasının hangi nedenle üst sınırdan verildiği somut bilgi ve belgelerle ortaya koyulamadığından, herhangi bir kriter gözetmeksizin salt takdir yetkisinden hareketle Kanun'da öngörülen üst sınırdan idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında da hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin kısmen iptaline, kısmen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın iptale ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dava konusu işlem, davacı tarafından dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali gerçekleştirildiği gerekçesiyle tesis edilen idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden incelendiğinde; İdare Mahkemesi'nce yapılan değerlendirmede hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali etmek" fiili 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinde düzenlenmiş olup, Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendinde idari para cezası yaptırımına bağlanmış ise de, Danıştay Onüçüncü Dairesince; 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin ''Aşağıdaki hallerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verilir" bölümünün, bendin (3) numaralı alt bendindeki "8. maddenin ihlali" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulmuş ve Anayasa Mahkemesinin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla iptali istenilen maddenin, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmesine ve iptal hükmünün de, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, anılan Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de, Anayasa Mahkemesince bir kanunun tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde, eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemeyeceği, bir başka anlatımla, Anayasa Mahkemesinin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunması öncelikle yasama organına aynı konuda, iptal kararının gerekçesine uygun olarak, yeni bir düzenleme yapması için imkan tanımak ve ortada hukuki boşluk yaratmamak amacına yönelik olup, yargı mercilerinin bakmakta oldukları uyuşmazlıklarda hukuka ve Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş kuralları uygulaması ve uyuşmazlıkları bu kurallara göre çözümlemesi sonucunu doğurmayacağı, diğer yandan, Anayasa'nın 153. maddesine göre, yasama, yürütme ve yargı organları için bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararının, bu karardan önce açılmış bulunan ve henüz sonuçlanmamış olan tüm davalara uygulanması gerektiği, kaldı ki, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının da 03/02/2017 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu itibarla, davalı idare tarafından davacının fiili, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali eylemi olarak nitelendirildiğinden anılan fiilin karşılığı olarak, aynı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi uygulanmak suretiyle hakkında ceza yaptırımı tayini gerekmekte ise de, maddenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması nedeniyle, davacı hakkında bu madde yönünden yaptırım uygulanmasına da hukuken imkan bulunmadığı; Davacının dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali fiilinin 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrası yönünden değerlendirilmesine gelince; davacı şirketin faaliyetini dağıtıcısı ile yapmış olduğu bayilik sözleşmesi kapsamında yürüttüğü, Kurul kararı ile davacı şirkete isnat edilen fiilin ise, dağıtıcısı haricinde akaryakıt ikmal edilmesi olarak tanımlandığı, bu bağlamda, davacının fiili, idari para cezası verilmesine dayanak olan Kanundaki kural ile örtüşmediğinden, davacıya 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak idari para cezası verilemeyeceği; Dava konusu işlem, istasyon otomasyon sistemine bağlı olmayan tank var iken akaryakıt hareketine konu eylem gerçekleştirdiğinden bahisle tesis edilen idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden incelendiğinde; 29/01/2013 tarihinde yapılan denetimde akaryakıt istasyonunda istasyon otomasyon sistemine bağlı olmayan tank var iken akaryakıt hareketine konu eylem gerçekleştirdiği sabit olduğu, eylemin ağırlığı ve yürütülen faaliyetin niteliği dikkate alındığında, Kanun'da öngörülen üst sınırdan idari para cezası uygulanması yönünde idarece takdir yetkisinin kullanılmış olmasında hukuka, adalete, hakkaniyete ve ölçülülük ilkesine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle davalının istinaf başvurusunun, "Dağıtıcı dışında akaryakıt ikmali gerçekleştirdiğinden" bahisle verilen idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden reddine, kısmen kabulü ile "istasyon otomasyon sistemine bağlı olmayan tank var iken akaryakıt hareketine konu eylem gerçekleştirdiğinden" bahisle verilen idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, 5015 sayılı Kanun'un sistematiğinde zararın giderilmesi esası yer almadığından idarece somut olayda kusuru tayin etme enstrümanının bulunmadığı, Kanunda gösterilen kabahatlerin işlenmesi durumunda verilecek idari para cezası miktarının öngörülebilir olduğu, kuralda herhangi bir belirsizlik bulunmadığı, Kurul kararıyla tesis edilen idari para cezası rakip teşebbüsler, tüketiciler ve diğer piyasa katılımcılarının menfaatlerinin korunması noktasında yaşanabilecek haksız rekabet durumunun ortadan kaldırılmasına yönelik olduğu ileri sürülmektedir. Davacı tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Davacıya ait istasyonda 29/01/2013 tarihinde gerçekleştirilen denetimde, gizli tank ve düzenek bulundurulması, dağıtıcı firma dışında akaryakıt ikmali yapılmış olması ve istasyon otomasyon sistemine bağlı olmayan tank var iken akaryakıt hareketine konu eylem gerçekleştirildiğinin tespit edilmesi üzerine, … tarih ve … sayılı Kurul kararıyla davacıya, gizli tank ve düzenek bulundurulması nedeniyle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca 14.652,00-TL; dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali fiili nedeniyle anılan Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 70.000,00-TL; istasyon otomasyon sistemine bağlı olmayan tank var iken akaryakıt hareketine konu eylem gerçekleştirilmesi nedeniyle söz konusu Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 70.000,00-TL olmak üzere toplam 154.652,00-TL idari para cezası verilmiştir. Bunun üzerine anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 1. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun amacının, yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan temin olunan petrolün doğrudan veya işlenerek güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesi için yönlendirme, gözetim ve denetim faaliyetlerinin düzenlenmesini sağlamak olduğu; 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, lisansın, sahibine lisansta yer alan faaliyetin yapılması ile bu konularda taahhütlere girişilmesi haklarını verdiği, lisans ile tanınan hakların, bu Kanun'un, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılacağı belirtilmiştir. 5015 sayılı Kanun'un "Bayiler" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında, bayi lisanslarına ilişkin düzenlemelerin (teknik, güvenlik, kapasite, çevre vb.) Kurum tarafından yapılacağı, bayilerin, dağıtıcıları ile yapacakları tek elden satış sözleşmesine göre bayilik faaliyetini yürütecekleri; aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde, bayilerin lisanslarının devamı süresince, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması ile yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir. 5015 sayılı Kanun'un "İdari para cezaları" başlıklı 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendinde, 5, 6, 7, 8 ve 17. maddelerin ihlali halinde, sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verileceği; aynı maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinde, 8. maddenin ihlali halinde bayiler için (c) bendinde yer alan cezanın beşte birinin uygulanacağı; aynı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasında ise, yukarıda belirtilenlerin dışında kalan, ancak bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceği kurala bağlanmıştır. Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinin "Bayilik Lisansı Sahiplerinin Yükümlülükleri" başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, "Faaliyetlerin, dağıtıcılar ile yapılacak tek elden satış sözleşmesine göre yürütülmesi"; (d) bendinde ise, "Bayisi oldukları dağıtıcı haricinde akaryakıt temini yapılmaması" kuralı yer almaktadır. 5015 sayılı Kanun'un 7. maddesine dayanılarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nca hazırlanan, Petrol Piyasasında Dağıtıcı Lisansı Sahiplerinin Bayi Denetim Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında 27/06/2007 tarih ve 1240 sayılı Kurul Kararı'nın fiil tarihi itibarıyla 5. maddesinin dokuzuncu fıkrasında, akaryakıt istasyonunun bakım onarım ve arıza hallerinde, elektronik veri aktarımının kesintiye uğratılmaması esas olduğu, bakım onarım ve arıza durumlarında, bakım onarıma veya arızaya konu ilgili yerlerden akaryakıt satışı yapılmayacağı kuralı yer almıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Fikri içtima" başlıklı 44. maddesinde, "İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır." kuralına yer verilmiştir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "İçtima" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasında, bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi halinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda sadece idari para cezası öngörülmüşse, en ağır idari para cezası verileceği kurala bağlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 7 numaralı Ek Protokolü'nün "Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı" başlıklı 4. maddesinin ilk fıkrasında, "Hiç kimse bir devletin ceza yargılaması usulüne ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkûm edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı aynı devletin yargısal yetkisi altındaki yargılama usulleri çerçevesinde yeniden yargılanamaz veya mahkûm edilemez." kuralı yer almıştır. Dairemizce; 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin "Aşağıdaki hallerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verilir." bölümünün (3) numaralı alt bendindeki "8. maddenin ihlali" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmuş ve Anayasa Mahkemesinin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptaline ve iptal hükmünün de kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu kararın, dava konusu Kurul kararının, davacıya "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal ettiğinden" bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi yönünden; İdari yaptırımlar ve idari para cezaları idarenin bir yargı kararına gerek olmaksızın, yasaların açıkça verdiği bir yetkiye dayanarak, idare hukukuna özgü yöntemlerle, doğrudan doğruya bir işlem ile uyguladığı yaptırımlarla verdiği cezalardır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'na göre hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi, kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilecek, fakat kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı ancak kanunla belirlenecektir. Esasen ceza hukukunu ilgilendiren suçta kanunilik ve cezada kanunilik ilkeleri ceza hukukundan kabahatler hukukuna sirayet etmiştir. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza içeren hükümler ihdas edip edemeyeceği açısından, idareye genel ve düzenleyici işlemlerle, kanunla çizilen çerçeve hükmün içeriğini hangi kabahatlerin yaptırım gerektireceği konusunda doldurma yetkisi verilmiştir. Fakat kabahatler karşılığında uygulanacak idari yaptırımlar ise ancak kanunla düzenlenecektir. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "İdari para cezaları" başlıklı 19. maddesinde, bir kısım fiillere yönelik idari para cezaları fıkralar halinde sayıldıktan sonra, yukarıda belirtilenlerin dışında kalan, ancak bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceği kurala bağlanmıştır. Kanun koyucunun bu düzenlemeyle, Kanun'a aykırı hiçbir fiilin yaptırımsız kalmamasını sağlamayı amaçladığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesinin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla; 5015 sayılı Kanun'un 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin "Aşağıdaki hâllerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idarî para cezası verilir:" bölümünün, 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmesine ve iptal hükmünün de kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 07/04/2016 tarihli iptal kararının yürürlüğü 03/05/2016 tarihinden itibaren dokuz ay ertelenmesine rağmen bu süre içerisinde, iptal edilen kısma ilişkin yeni bir yasal düzenleme yürürlüğe girmemiştir. Bu nedenle, davalı idare tarafından, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmek fiilini işlediğinden bahisle davacı şirket hakkında 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası gereğince idari para cezası uygulanmıştır. 5015 sayılı Kanun'un Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilen hükmü, bayilerin, bayisi olduğu dağıtıcı dışında başka bir dağıtıcıdan ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmamasına yönelik yükümlülüğe ilişkin olmayıp, bu yükümlülüğe aykırılık nedeniyle verilecek idari para cezasının maktu olarak düzenlenmesinin adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmayacağından, bu fiili işleyenler hakkında uygulanacak ceza maddesine ve miktarına yönelik bir iptal kararı olduğu, söz konusu yükümlülüğe aykırı davranan bayiler hakkında Kurumca ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınarak işlem tesis edilebileceği açıktır. Bu itibarla, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmeme yükümlülüğüne ilişkin olarak bu yükümlülüğün hukuka aykırı olduğundan bahisle verilmiş bir iptal kararı bulunmadığından, belirtilen yükümlülüğe riayet etmeyen bayilere, bu ihlal nedeniyle verilecek cezayı özel olarak ayrıca düzenleyen kanun maddesinin iptali nedeniyle oluşan hukuki durum dikkate alındığında, Kanun'un 19. maddesinde özel olarak sayılmayan ihlaller nedeniyle uygulanacak cezaları düzenleyen aynı maddenin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bununla birlikte, Mahkemece yeniden verilecek kararda fiilin sübut bulunup bulunmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Temyize konu kararın, dava konusu Kurul kararının, davacıya "otomasyon sistemine bağlı olmayan tank var iken akaryakıt hareketine konu eylem gerçekleştirildiğinden" bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi yönünden; Tek fiile tek ceza bir genel hukuk ilkesi olup, bir kimsenin aynı fiilinden dolayı birden fazla yargılanamamasını ve cezalandırılamamasını ifade etmektedir. Bu ilke kural olarak idari cezalar için de geçerlidir. Bu bağlamda bir kimseye aynı fiili nedeniyle birden fazla idari ceza verilmesi durumunda, "non bis in idem" ilkesine aykırılık nedeniyle ilk cezadan sonraki ceza veya cezalar hukuka aykırı kabul edilecektir. Bu ilkenin arka planında yatan düşünce, bir kimsenin aynı fiilinden dolayı birden fazla yargılanması durumunda, yargılamanın birinde suçlu diğerinde suçsuz görülmesi veya farklı yargılamalarda sorumluluğunun ağırlığının farklı seviyelerde görülmesi gibi olası kaotik sonuçların engellenmesi ve ayrıca, aynı fiil nedeniyle mükerrer cezalandırmanın adil görülmemesidir. Bu konuda Kabahatler Kanunu'nun m.15/1 hükmü özel bir düzenleme getirmektedir. Buna göre, aynı fiil nedeniyle iki ayrı idari para cezası öngörülmüşse, bu cezaların her ikisi de uygulanamayacak ve sadece biri ve en ağırı uygulanacaktır. Nitekim bu ilke, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) Ek protokol no 7 ve 16/12/1966 tarihli Medeni ve Siyasi Haklar Paktı m.14/7 ile ulusalüstü bir hukuk normu olarak benimsenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de aynı nitelikteki bir ihlalden dolayı ikinci defa cezalandırmayı bu ilkeye aykırı bulmaktadır. (ULUSOY, Ali D., İdari Yaptırımlar, 2013, İstanbul, s. 109-110, 113-114). 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) hazırlanmasında "kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır" ilkesi esas alınmış, dolayısıyla da gerçek içtima kuralı benimsenmiştir. Nitekim Adalet Komisyonu raporunda bu husus, “Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır.' şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır.” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnaları ise, 5237 sayılı TCK’nın “suçların içtimaı” bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44. (fikri içtima) maddelerinde düzenlenmiştir. 765 sayılı TCK’da, aynı neviden fikri içtima ile farklı neviden fikri içtima tek madde halinde ve Kanun'un 79. maddesinde düzenlenmiş iken, 5237 sayılı TCK’da bu iki hal birbirinden ayrılarak, aynı neviden fikri içtima, zincirleme suçun düzenlendiği 43. maddenin ikinci fıkrasında, farklı neviden fikri içtima ise Kanun'un 44. maddesinde düzenlenmiştir. Farklı neviden fikri içtima 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesinde, “İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş olup hükmün uygulanabilmesi için işlenen bir fiille birden fazla farklı suçun oluşması gerekmektedir. Kanun koyucu, işlediği bir fiille birden fazla farklı suçu işleyen failin, fiilin tek olması nedeniyle en ağır ceza ile cezalandırılmasını yeterli görmüş, bu şekilde “non bis in idem” kuralı gereğince bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırılmasının da önüne geçilmesini amaçlamış, “erime sistemini” benimsemek suretiyle, bu suçlardan en ağırının cezasının verilmesi ile yetinilmesini tercih etmiştir. Bu bağlamda, “tek fiil” veya “bir fiil”den ne anlaşılması gerektiğinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de, hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Diğer bir anlatımla, doğal anlamda fiilin tek olduğu her halde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu söylenebilirse de, doğal anlamda fiilin çok olduğu her halde hukuki anlamda da fiilin çok olduğu her zaman söylenemeyecektir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir fiil olarak kabul edilecektir. Bu halde suç tipinin birden fazla hareketle ihlal edilebilir olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek, doğal hareketler hukuken tek kabul edilecektir. Fikri içtimada da, fiil ya da hareketin tekliği, doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmayı ifade etmektedir. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanunî tanımında yer alan hukuksal anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır. Nitekim öğretide de benzer nitelikte görüşler ileri sürülmüştür (Mahmut Koca - İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 9. Bası, Ankara, 2016, s. 492 vd., Hamide Zafer, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayımcılık, 3. Bası, İstanbul, 2013, s. 462 vd., Mehmet Emin Artuk - Ahmet Gökçen - Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 7. Bası, Ankara, 2013, s. 653 vb.). 5237 sayılı TCK’nın genel hükümleri arasında yer alan fikri içtima kuralları, şartlarının bulunması halinde kural olarak her suç için uygulanabilir ise de kanun koyucunun açıkça istisna öngördüğü hallerde bu kuralın uygulanma ihtimali bulunmamaktadır. Nitekim TCK'nın 212. maddesinde, sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunacağı belirtilerek, açıkça fikri içtima hükümlerinin uygulanması engellenmiştir. Bu anlatımlara göre, farklı neviden fikri içtimanın şartları, hareket ya da fiilin hukuki anlamda tek olması, tek fiille birden fazla farklı suçun işlenmiş olması, işlenen suçlarla ilgili kanunda açıkça fikri içtima hükümlerinin uygulanmasının engellenmemiş olması şeklinde belirlenebilecektir. Görüldüğü gibi, kanuni istisnalar dışında, hukuki anlamda tek bir fiille birden fazla farklı suçun işlenmesi halinde, bu suçlardan en ağır cezayı gerektirenin cezasına hükmolunması kanun gereğidir (Bkz. Yargıtay, CGK., E:2018/19-142, K:2020/329, 30/06/2020). Davacının akaryakıt istasyonunda gizli tank ve düzenek bulundurmak fiilinin sonucu olarak istasyon otomasyon sistemine bağlı olmayan tank var iken akaryakıt hareketine konu eylemi gerçekleştirdiğinin 29/01/2013 tarihinde gerçekleştirilen denetimde tespit edildiği, yapılan tespitler dikkate alınarak davacı şirket hakkında mezkûr istasyonda gizli tank ve düzenek bulundurmak suretiyle 5015 sayılı Kanun'un 3. maddesinin yedinci ve dokuzuncu fıkralarını ihlal etmesi sebebiyle aynı Kanun'un 19. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca ayrı idari para cezası; otomasyon sistemine bağlı olmayan tank var iken akaryakıt hareketine konu eylemin 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 1240 sayılı Kurul kararının fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5. maddesinin dokuzuncu fıkrasını ihlal etmesi sebebiyle de aynı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca ayrı idari para cezası uygulandığı, davacının gizli tank ve düzenek bulundurmak fiili nedeniyle 5015 sayılı Kanun'un 3. maddesinin yedinci ve dokuzuncu fıkralarını ihlal ettiği ve bu fiilinin doğal bir sonucu olarak otomasyon sistemine bağlı olmayan tank var iken akaryakıt hareketine konu eylemin meydana geldiği, dolayısıyla işlediği bir fiil ile birden fazla kabahatin oluşmasına sebebiyet veren davacı hakkında en ağır idari para cezasının verilmesi gerekirken, dava konusu Kurul kararıyla aynı fiil nedeniyle iki ayrı idari para cezası verilmek suretiyle Kabahatler Kanunu'nun 15. maddesinin birinci fıkrasında yer alan içtima kuralının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davacının fiilinin gizli tank ve düzenek bulundurmanın sonucu olarak gerçekleştirilmiş olan otomasyon sistemine bağlı olmayan tank var iken akaryakıt hareketine konu eylemin tek bir fiil olarak ele alınması gerekirken iki ayrı fiil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmaması karşısında, davalı idarece davacının bu fiili nedeniyle tek bir idari para cezası verilmekle yetinilmesi gerekirken iki ayrı idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uygunluk, dava konusu işlemin söz konusu kısmının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının bu kısmının kaldırılmasına ve bu kısım yönünden davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin "dağıtıcı firma dışında akaryakıt ikmal edilmiş olması" fiili ile "istasyon otomasyon sistemine bağlı olmayan tank var iken akaryakıt hareketine konu eylem gerçekleştirilmesi" fiili yönünden iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçelerle kısmen reddi, kısmen kabulü ile Mahkeme kararının dava konusu işlemin "istasyon otomasyon sistemine bağlı olmayan tank var iken akaryakıt hareketine konu eylem gerçekleştirilmesi" fiili yönünden iptaline ilişkin kısmının kaldırılması ve bu kısım yönünden davanın reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Davalı idare harçtan muaf olduğundan temyiz aşamasında yatırılan toplam …-TL harcın istemi halinde davalı idareye iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/09/2024 tarihinde kesin olarak kısmen oybirliğiyle, kısmen oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyize konu kararın, dava konusu Kurul kararının, davacıya "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal ettiğinden" bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi yönünden; 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde, bayilerin, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması ile yükümlü oldukları kurala bağlanmıştır. Dairemizce, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "İdari para cezaları" başlıklı 11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle değişik 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idari para cezası verilir:" kuralının, (3) numaralı alt bendindeki "8. maddenin ihlâli" yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek yapılan itiraz başvurusu üzerine, Anayasa Mahkemesinin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla; 5015 sayılı Kanun’un, 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin; "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idari para cezası verilir:" bölümünün, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline; iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anılan iptal kararı, 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 03/02/2017 tarihinde yürürlüğe girmiş olmasına rağmen kanun koyucu tarafından 5015 sayılı Kanun’un 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden uygulanacak idari para cezasına yönelik belirtilen tarihe kadar yeni bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Anayasa Mahkemesince, bayilerin dağıtıcı haricinde başka dağıtıcılardan veya onların bayilerinden akaryakıt ikmal etmeleri halinde fiilin haksızlık içeriği, bayilerin kusur durumu dikkate alınmadan, ekonomik büyüklüklerine ve sınıflarına göre adil bir denge gözetilmeden, itiraz konusu kuralla ölçülü ve makul olmayan idari para cezası ile cezalandırılmalarının hukuk devletinin gereği olan "adalet" ve "hakkaniyet" ilkeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle vermiş olduğu iptal kararının yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, iptal kararının gerekçesine uygun yasal bir düzenleme yapılmadığı göz ardı edilerek, davalı idarece 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c-3) bendine göre verilemeyen idari para cezasının, bu kez anılan maddenin yedinci fıkrası uyarınca verilmesinin hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkeleri açısından kabul edilmesi mümkün değildir. Kanun koyucu tarafından, 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile getirilen düzenleme ile madde yeniden düzenlenmiş ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "İdari para cezaları" başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin 3 numaralı alt bendinde; 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinin ihlali halinde sorumlulara uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir. Buna göre, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması yükümlülüğünün ihlali halinde, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girdiği 03/02/2017 tarihinden, bu konuda gerekli yasal düzenlemenin yapıldığı 28/02/2019 tarihine kadar olan dönemde bayiler için uygulanacak herhangi bir idari para cezası bulunmamakta olup, lehe olan bu durumun 28/02/2019 tarihinden önce söz konusu fiili işleyenlere aynen uygulanması hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Bu itibarla, Anayasa Mahkemesince, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun, 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin; "Aşağıdaki hallerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idari para cezası verilir:" bölümünün, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden iptal edilmesi ve kanun koyucu tarafından uygulanacak yaptırım konusunda iptal kararında verilen süre içerisinde herhangi bir yasal düzenleme yapılmaması karşısında, 28/02/2019 tarihinden önce söz konusu fiili işleyenlere lehe olan durumun uygulanmayıp, Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali fiili nedeniyle verilen idari para cezasının iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.