T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/807 Esas KARAR NO : 2026/48 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/340 Esas- 2023/24 Karar TARİH: 11/01/2023 DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı is…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/807 Esas KARAR NO : 2026/48 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/340 Esas- 2023/24 Karar TARİH: 11/01/2023 DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkillerinden ...' ın ticaret siciline ... sicil numarası ile kayıtlı 10.500.000,00 TL sermayeli ... ... Kıymetler A.Ş.'nin %30, müvekkili ...' ın ise %9 paydaş olduklarını, davalı ...' in ... A.Ş. Nin hem paydaşı hem yönetim kurulu başkanı ve hem de genel müdürü olduğunu, daval ...' in ...' in yeğeni, müdür ve ikinci derecede imza yetkilisi, Report Bağmsız ... ve Report Yeminli Mali Müşavirlik davalıların ise 2018 faaliyet yılı için şirektin seçilmiş Bağımsız Denetçi ve Mali Müşavirliği olduğunu, ... A.Ş. Nin 2018 yılı olağan genel kurul toplantısının mart 2018 ayın sonuna kadar yapılmadığını, aynı süre içinde TTK 399/1 maddesine uygun olarak denetçi seçilmediği nedeniyle davacı müvekkilleri tarafından kadıköy noterliğinden ihtarname keşide edilerek genel kurul toplantısı yapılmasını ve gerekirse şirkete denetçi atanması ile ilgili olarak davalar açıldığını bildirdiklerini, TTK 437 maddesi çerçevesinde yasal usullere uyularak şirketin 2018 yılı mali tablolarında şirket işlemleri ile ilgili olarak detaylı bilgi talebinde bulunduklarını, söz konusu ihtarnameye davalı ...' in beyoğlu noterillğinden hususlarla ilgili üstünkörü açıklamalarla muğlak cevaplar verdiğini, müvekkilinin kadıköy 25 noterliğiinin 25/04/2019 tarihli ihtarnamesi ile ... A.Ş.'nin 2018 yılı bağımsız denetçisi olan ... ... A.Ş. Ve mali müşavirlik firması ... Yeminli Mali Müşavirlik şirketinin 2018 faaliyet döneminde yapılan kasıtlı muhasebe hatları bildirilerek konulara yönelik olarak yasal sorumluluklarını yerine getirmelerinin istendiğini, cevaben ... şirketi tarafından kendilerine bildirilen konularla sınırlı ... yaptıklarını beyan ettiklerini, ... şirketinin 29/05/2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında okunan bağımsız denetçi raporunda bu konuda hiçbir açıklamaya yer verilmediğini, bu şarlar altında gerçekleşen 29/05/2019 tarihli 2018 yılı olağan genel kurul toplantısında 2018 yılı finansal tabloların görüşülmesine geçildiğinde davacı müvekkillerinin talebiyle TTK 420 maddesi uyarınca finansal tabloların yeterince incelenebilmesi amacıyla toplantı başkanı tarafından toplantının 1 ay süreyle ertelenmesine karar verildiğini, 01/07/2019 gününden önce müvekkillerinin ticari defter ve kayıtları detaylı inceleme talebinde buunduklarını şirket yönetim kurulunca bu talebin red edildiğini, 01/07/2019 tarihli genel kurul toplantısındı müvekkelirin 9 sayfadan ibaret yazılı taleplerinin özel denetçi atanarak aydınlatılmasını istediklerini müvekkillerinin kabul oylarına karşın diğer paydaşların çoğuhnluk oylarıyla red edildiğini, yönetim kurul üyeleri ve denetçi davacı müvekkilerinin olumsuz oylarına rağmen usulsüz olarak ibra edildiğini, ancak ...' in davacı müvekkilinin olumsuz oylarıyla ibra edilmediğini, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesiinn 2019/136 esas sayılı dosaylıa özel denetçi atanmasına karar verilmesi talebiyle 20. Asliye ticaret mahkemesinin 2019/134 esas sayılı dosyasıyla genel kurulda ibra yönünde alınan kararların iptali talbiye ve istanbul 6. Asliye ticaret mahkemesinin 2019/437 esas sayılı dosyasıyla genel kurulda sorulan sorularla ilgili olarak bilginin verilmesi talimatı ve yönetiminin belirlenmesi talebiyle davalar açıldığını, 2019/136 esas sayılı dosyadan özel denetçi atanmasına kesin olarak karar verildiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile TTK 553 ve devamı maddeli uyarınca 2018 faaliyet yılı içinde ... menkül kıymetler şirketinin yönetim kurulu başkanı ve genel mudüür olan davalı ... ile şirketin ikinci derecde imza yetkilisi olan ...'in müşterek imzaları ile gerçekleşltirleri tahmin edilen ...' ın ... ... şirketi nezdindeki ... sayılı hesabı ile ... ... şirketi portföy hesapları arasında hisse senedi virmanı şeklinde yapılmış işlemlere ilişkin ödemelerin fiktif değerler üzerinde kapatılmasını ve 3 ve 4 numaralı davalıların da denetleme görevlerini yerine getirmemeleri suretiyle şirketi uğrattıkları zararın tespitini ve söz konusu zararın şimlik 100.000,00 TL tutarındaki kısmının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini ve ... ... şirketine ödenemsinin dava süresince ... ' in yönetim kurulu başkanlığı ve genel müdürlük görevinin yürütmesi için mahkemece kayyıt atanmasını ve şirket hisslerini üçüncü şahıslara devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... dışındaki diğer davalıların vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların davaya konu iddia ve beyanlarının tamamı HMK 29 da tanımlanan mahkemeye doğru ve dürüst bilgi verilmesi hükmüne aykırı olduğunu, TTK 560 ıncı maddesi gereği davacıınn zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde huzurdaki davayı açması gerektiğini, davacıların davaya konu edilen ve kendilerinin yönetim kurulu başkanı ve üyesi sıfatıyla ... için 12/10/1993 - 29/05/2018 arası ... için 24/10/2000-29/05/2018 arası dönemde şirketi en geniş yetkiyle temsil e ilzam ederek yönetmiş olduklarını, dolayısıyla görevleri gereği tüm şirketin tüm müşteri işlemleri ve finansal kayıtlarından haberdan olarak bizzat onaylayarak imzaladıkları finansal kayıtları gereğinin zarar ve sorumluyu bilebilecek durumda olduklarını, ...' a ilişkin davaya konu hatalı kayıt düzeltimi işlemlerinin 2018 yılı şurbat ayında gerçekleşmiş olmasını, bu suretle davacıların da şirket yetkilisi sıfatıyla sorumluyu ev varsa zararı öğrendiği tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşamı süresinin 2020 yılı şubat ayında dolduğunu, bu nedenle huzurdaki davada TTK 560 maddesi gereği zamanaşımı definde bulundukların davanın esasına girilmeden zamanaşımı yönünden reddini talep ettiklerini, davacının davaya konu ettiği zarar olgusunun portföyler arasıdaki hatalı kayıt düzeltimi yapılırken ilgili hisse senedinin borca işlem tahtasından alınıp porföy hesabına kaydedildiği tarihteki borsa işlem değerinin mi, hatalı kayıt düzeltilmesini yapıldığı tarihteki borsa işlem değerinin mi yada bu işlemlerde hangi unsurların düzeltmeye esas alınacağı noktasında toplandığını, davalı ...' ın 07/10/2002 tarihinden beri şirket müşterisi olduğunu, yaptığı borsa alım satım işlemleri ile şirkete ayllık ortalama 20.000,00 TL komisyon kazandırdınığını, davalcıların uzun yıllarca yönetici olarak çalıştığı ve bir borsa aracı kurumu olarak faaliyet gösteren şirkette bilmelelri gerektiği gibi borsa alım satım işlemlerine ilişkin olarak bir günde gerek şirket porföyü gerek şirket nezdinde bulanna müşteri portföylerinde gerçekleşen işlem sayılı toplamının milyon adetlerinin bulunduğunu, bu işlemler esnasında zuhulen şirket personeli tarafından hatalı kayıtlar da gerçekleşmekte taraflardan birinin fark etmesiyle düzeltme işlemi yapıldığını, TTK 553 maddesinin yasal şartlarının oluşmadığını, davacıların kusur ve zararı kanıtlayamadığını, kusuru davacının kanıtlaması gerektiğini, kusura ilişkin açıklama ve kanıt bulunmadığını, davalı denetçi ve mali müşavirlik şirketlerinin şirket finansal kayıtlarını esas alarak tam ve doğru olarak gerçekleştirdiklerini, davaya konu zarar iddiasından sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığını, davaya konu işlemlerde bizzat davacıların imza onay ve taahhütlerinin bulunduğunu, davacıların 29/05/2018 tarihinde şirket genel kurulunca yönetim kurulu başkanı ve üyesi seçilmememleri öte yandan davacılardan ... ve davalı ... ile ortağı olduğu dava dışı ... şirketinin ...' in 2013-2018 döneminde müdürlük görevini kötüye kullanarak şirket gelirlerinden tolam 225.957,29 Euro civarında bir bedeli kendisi, huzurdaki davaınn davacısı babası Müfit, annesi ve kuzeninin şahsi banka hesaplarına transfer ettiğinin tespiti üzerine istanbul 14. Asliye ticaret mahkemesinin 2018/822 esas numaralı dosyasında açılan müdürlükten azli ve zararın şirkete tazmin edilmesi davasında ...' in müdürlük görevinden alınarak yerine kayyım atanması ve istanbul 289. Asliye ceza mahkemesiin 2019/348 esas uzlaşmadan sonra 2020810 esas numaralı alan dosyası ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin ...' in yargılamndığını, davaya ilişkin olarak besledikleri husumet ve garez nedeniyle açıldığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/01/2023 tarih ve 2020/340 Esas- 2023/24 Karar sayılı kararında; "Dava, davacıların ortak olduğu dava dışı ... ... Kıymetler AŞ'nin yöneticisi, denetçisi ve müşterisi olan davalıların, davalı ... lehine şirkete zarar verdiği iddiasıyla şirket zararının tazmini istemine ilişkindir.Sunulan bilgi ve belgelerden, davaya konu 11.01.2017 tarihli 100.000 lot ... açığa satış işlemi ile 21.04.2017 tarihli 200.000 ... hisse senedi alış işlemlerine ilişkin talimatın davalı ... tarafından verildiğine dair bir belge olmadığı, işlemlerin davalı ... tarafından ... hesabına yapılmış olduğu, hisselerin değer kaybı nedeniyle ve ...'ın uyarısı üzerine düzeltme yapıldığı ve davalı ...'ın zararının kapatılarak şirkete yazıldığı, kapatma işlemlerinin 27/02/2018 ve 09/02/2018 tarihlerinde yapıldığı, işlem yapma ve kapatma tarihlerinde davacıların da şirkette yönetim kurulu başkanı ve üyesi olduğu, 2017 mali yıla ait genel kurulun 28/05/2018 tarihinde yapıldığı ve davacıların yönetim kuruluna seçilmediği, yeni yönetimin atandığı, anılan genel kurul toplantısında alınan kararlarla önceki yöneticilerin ibra edildiği anlaşılmıştır.Davalı ...'ın yüksek hacimli işlem yapan bir müşteri olduğu ve davaya konu zararlandırıcı işlem yanında dava dışı ... şirketine çok fazla komisyon kazandırdığı, yapılan işlemin yapılış tarzı ve davacıların işlem tarihlerindeki konumu nazara alındığında kabul edilebilir bir hatadan kaynaklandığı, davacıların da aynı işlemle ilgili varsa sorumluluklarının olacağı, oysa bu hatanın kabul edilebilir ve ticari zarar olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.İşlemin davalı ... tarafından yapıldığı ve ...'in bilgisi olduğu, diğer davalıların bundan haberi ve sorumluluğunu gerektirir bir ihmallerinin tespit edilemediği, kaldı ki dava dışı şirketin yönetim kurulunda bulunmayan bağımsız ... firması olan 3 nolu davalı ve mali müşaviri olan 4 nolu davalının sorumluluğunu gerektirir bir kusurunun bulunmadığı, ticari zarar ile ilgili gerçek durumun tespiti dışında bir müdahale imkanlarının olmayacağı, davalı ... ise sadece hesabında işlem yapılan ve zarar gören kişi olduğu, bu kişinin şirketin ticari zararından sorumlu tutulamayacağı anlaşılmıştır.TTK'nın 560. Maddesine göre zaman aşımının zarar ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl olduğu, işlem yapma ve kapatma tarihlerinde davacıların yönetim kurulu başkanı ve üyesi olarak durumu en geç genel kurul tarihi olan 29/05/2018 tarihinde öğrenmesi gerektiği, zira finansal tabloların düzenlenmesinden kendilerinin de sorumlu olduğu, şirketin gerçek durumuna uygun finansal tabloların hazırlanmamasından davacıların da sorumlu olacağı, kaldı ki ibra kararı ile ibra kapsamında kalan hususlarla ilgili sorumluluk davası açılamayacağı, ibra kararına olumlu oy veren pay sahibinin iptal davası açma hakkının da bulunmadığı, istisnasının ise kasten ve ağır kusurla bir zarar verildiğini gizlenmesi olduğu, eldeki davada böyle bir durumu da tespit edilmediği, yine TTK'nın 558/2. Maddesine göre ise ibra kararı ile davacıların dava hakkının da sona erdiği anlaşılmıştır.Açıklanan yukarıdaki gerekçelerle; davacıların davasının yersiz olduğu gibi sorumluluk gerektiren bir durum da tespit edilmediği, talebin zaman aşımına da uğradığı anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''1-Davacının davasının REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm tesis ettiğini, deliller toplanmadan alınan ilk kök ve ek bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine alınan ikinci bilirkişi kök ve ek raporunun tüm iddia ve savunmaları karşılamasında ve şirketin 715.180,00 TL. zarara uğratıldığının net bir şekilde ortaya koymasına rağmen Mahkemece dosyanın üçüncü bilirkişi heyetine tevdi edildiği ve üçüncü heyetin düzenlediği raporda tamamen birinci bilirkişi heyetinin raporundaki değerlendirmeleri (ki bunların son derece hatalı olduğu ikinci bilirkişi heyeti raporları ile ortaya çıkmıştır) aynen tekrar etmekten başka hiçbir şey yapmadıklarını, adeta ikinci bilirkişi heyetinin düzenlediği kök ve ek raporları yok saydıklarını ve ikinci bilirkişi heyeti raporlarında tartışılıp değerlendirilen konulara hiç değinmediklerini ve irdelemediklerini, hisse senedi işlemlerinin, işlem tarihindeki değerleri ile kayıt altına alınması kuralının özellikle belirtilmesi gereken bir diğer konu olduğunu, bu kurala uyulmaması ve şirketin herhangi bir hisse senedini "zararına alması ve portföyünde tutması" halinde sermaye transferi reel olarak gerçekleşecek olmasına rağmen, hem TTK hem de SPK mevzuatında yeri olmayan, "zarar realize olmadı" gibi bir durum oluşturacağını, SPK mevzuatında böyle bir uygulama olmadığını, ikinci bilirkişi heyeti raporunda bu konu son derece açık bir şekilde ve teknik olarak incelenerek zararın mevzuat ve uygulama açısından işlem tarihinde oluştuğunun kesin olarak belirtildiğini, İlk derece Mahkemesi'nce dava konusu hatalı işlemin 2018 yılında yapılmış olan 2017 faaliyet yılına ilişkin Genel Kurul'da görüşülmemesine rağmen bu genel kurulda görüşüldüğünün ve Yönetim Kurulunun ibra edildiğinin ve bu sebeple de dava açılamayacağının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, oysaki dava konusu edilen hatalı işlemin 2019 yılında yapılmış olan 2018 faaliyet yılına ilişkin genel kurulda görüşüldüğünü ve davalı yönetim kurulu üyesi ...'nun bu nedenle ibra edilmediğini ve bu husus gözetilmeksizin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava dışı şirket ile davalı müşterisi ... arasında gerçekleşen şirketin portföy hesabından şirkete ait hisse senetlerinin müşterisi hesabına virmanı şeklinde yapılmış işlemlere ilişkin ödemelerin fiktif değerler üzerinden kapatılması sebebiyle şirketin uğradığı iddia edilen zararın TTK'nın 553 maddesi uyarınca yöneticinin sorumluluğu kapsamında 1, 2 ve 5 numaralı davalılar ile TTK'nın 554 maddesi uyarınca denetçinin sorumluluğu kapsamında 3 ve 4 numaralı davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta dava konusu ... ... Kıymetler A.Ş.'nin faaliyet konusunun Sermaye Piyasası Kuruluna tabi olarak işlem aracılığı faaliyeti, bireysel portföy yöneticiliği, yatırım danışmanlığı, halka arz aracılık faaliyeti, sınırlı saklama hizmeti olduğu, davalı ...'ın şirketin müşterisi olduğu, dava konusu edilen işlemlerin ise 21/04/2017 tarihinde müşterinin ... numaralı hesabına 200,000 lot ... hisse senedinin lot başına 2.92 TL'den toplamda 584,000 TL'lik hisse senedi alımı yapıldığı ve T+2 gün sonrası olan 25/04/2017 tarihinde de ilgili ... kıymet takasının gerçekleştiği, müşteri tarafından davalı şirkete 06/02/2018 tarihinde verilen dilekçe ile kendisinin böyle bir talimat vermediği ve işlemin düzeltilmesini talep etmesi üzerine şirket tarafından işlemin düzeltilerek 09/02/2018 tarihinde söz konusu hisselerin aracı kuruma virman edildiği, kurum portföyüne alındığı ve müşteriye 600.000,00 TL ödeme yapıldığı, yine 11/01/2017 tarihinde müşterinin ... hesabından 100,000 lot EREĞLİ hisse senedinin lot başına 5.14 TL'den toplamda 514,000 TL'lik açığa satış işlemi yapıldığı, müşteri tarafından 22/02/2018 tarihinde söz konusu işlemin kendisi tarafından yapılmadığına ve düzeltilmesine ilişkin dilekçe vermesi üzerine şirket tarafından 11.01.2017 tarihli açığa satış işleminin 514,000 TL tutarında olduğu ve bu işlemin düzeltilmesi için müşteriden 577,000 TL tahsil edildiği, müşterinin 13.01.2017 tarihinden 27/02/2018 tarihine kadar geçen 410 günlük sürede açık pozisyonunu taşıdığı, bu tarihten sonra şirketin bu pozisyonu kendi üzerine alarak söz konusu hatalı işlemi düzelttiği anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan işlemler dikkate alındığında dava konusu edilen işlemlerin şirket tarafından 21/04/2017 ve 11/01/2017 tarihinde gerçekleştirilen işlemler değil, hatalı olduğu kabul edilerek yapılan bu işlemlerin düzeltilmesine ilişkin 09/02/2018 ve 27/02/2018 tarihli işlemler olup, söz konusu işlemlerin 2019 yılında yapılmış olan 2018 faaliyet yılına ilişkin genel kurulda müzakere edilerek davalı yönetim kurulu üyesi ... ibra edilmemiştir. Yoksa söz konusu işlemler 2018 yılında yapılmış olan 2017 faaliyet yılına ilişkin genel kurulunda görüşülmemiş olup, Mahkemece dava konusu işlemlerin bu genel kurulda görüşüldüğü ve yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği ve bu sebeple de yöneticinin sorumluluğuna gidilmeyeceğine ilişkin kabulü yerinde değildir. Yine dava konusu işlemler 2017 yılına ilişkin genel kurulda görüşülmediği gibi zarar miktarı kesin olarak ortaya konulmadığından ve davalı şirketin işlem yoğunluğu dikkate alındığında yönetim kurulu üyesi olsalar da davacıların her bir işlem ve zararı yapıldığı anda öğrenmelerinin fiziki olarak mümkün olmadığı gözetildiğinde, Mahkemece davacıların zararı ve sorumluyu öğrenme tarihinin bu tarih kabul edilerek davanın zamanaşımına uğradığına ilişkin kabulü de isabetli olmamakla birlikte bu hususlar sonuca etkili olmadığından Dairemizce kaldırma sebebi yapılmamıştır.Davacılar, müşteri hesabında 21/04/2017 ve 11/01/2017 tarihinde gerçekleştirilen işlemlere ilişkin müşteri ile mutabakata varılmasına rağmen şirketin söz konusu işlemleri sonradan düzelterek zararı üzerine alınması sebebiyle Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olan 1 numaralı davalı ile şirketin ikinci derecede imza yetkilisi 2 numaralı davalının müşterek imzaları ile işlemi gerçekleştirmeleri, davalı müşterinin hesabında işlem yapılan olması, diğer 3 ve 4 numaralı davalıların ... görevini yerine getirmemeleri sebebiyle sorumlu olduklarını ileri sürmüştür. Davalı taraf ise, davacıların her ikisinin de işlem tarihinde yönetim kurulu üyesi olduğunu, şirkete nezaret yükümlülüğü kapsamında herhangi bir sorumluluk bulunması halinde bunların da sorumlu olduğunu, davalı ...'ın 07/10/2002 tarihinde beri şirketin müşterisi olduğunu, 21/04/2017 ve 11/01/2017 tarihli işlemlerin rutin işlem hatası olduğunu ve hatalı olarak şirket tarafından yapıldığını, bu sebeple müşteri memnuniyeti gereğince hatalı işlemlerin düzeltildiğini, davalı yöneticilerin kusurunun bulunmadığı gibi bir zararın da söz konusu olmadığını, 3 ve 4 numaralı davalıların ise görevlerinin gereği olarak TTK ve SPK mevzuatına uygun olarak ve şirketin finansal tam ve doğru olarak raporlama görevlerini yerine getirdiklerini savunmuştur. Mahkemece alınan her üç bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere müşteri tarafından 21/04/2017 ve 11/01/2017 tarihinde gerçekleştirilen işlemlere ilişkin ses kayıtları dosyaya sunulmadığından talimat verilip verilmediği tespit edilememiştir. Bununla birlikte davalı müşterinin bu işlemlerin yapıldığı hesaba ilişkin işlemlerinde içerisinde bulunduğu 31/12/2017 Portföy Hesabı Özetini mutabık olduğu belirtilerek imzaladığı, müşteri hesabında yapılan işlemler dikkate alındığında müşterinin profesyonel yatırımcı olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla söz konusu işlemleri yapıldıkları anda yada kısa bir süre sonra fark etmemesinin ve yaklaşık bir yıl sonra fark etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı kanaatine varılmakla birlikte, davalı şirket yöneticileri tarafından müşteri tarafından talimat verilmeden işlem yapıldığı ve bu durumun şirketin hatası olarak kabul edilerek uzun süre müşterisi olan davalı ile aralarındaki güven ilişkisi ve memnuniyeti kapsamında söz konusu işlemlerin düzeltilmesi şeklindeki kararların yönetimsel işleyişe ilişkin ve kabul edilebilir nitelikte olduğu, işlem hacmi dikkate alındığında sadece söz konusu iki işlemde verilen karar ile şirketi zarara uğratma kastı veya ihmali yani kusurlarının bulunmadığı, söz konusu işlemlerin geçerli olması için yönetim kurulu kararı alınmasına ilişkin bir şart olmadığı gibi, şirketin işleyişi dikkate alındığında bu hususun fiziken de mümkün olmadığı, bu hususta yetkilendirilmiş yöneticilerin şirketin işleyişi, müşteri ile olan ilişkiler ve şirketin menfaatlerini gözeterek bu konuda karar alma yetkilerinin bulunduğu, davacılar tarafından dayanılan ikinci kök ve ek raporda işlem tarihi itibariyle işlem bazında oluşan zararın tespit edildiği, üçüncü bilirkişi raporunda ise şirket portföyüne alınmış pozisyonların realize edildiği tarihin 22/04/2022 tarihi olması sebebiyle dava tarihi itibariyle realize edilmiş bir zararın doğmadığının tespit edildiği anlaşılmakla zarar yönünden Mahkemece ikinci kök ve ek rapora itibar edilmemesi yerindedir. Davalı şirketin zararı söz konusu olmadığı gibi, 1 ve 2 numaralı davalıların yöneticilik faaliyeti kapsamında vermiş olduğu yönetimsel karardan dolayı, yine her üç bilirkişi raporunda da 3 ve 4 numaralı davalı denetçilerin sorumluluk doğuracak bir eylemi tespit edilemediğinden, 5 numaralı davalının şirketin müşterisi olarak dava dışı şirket aleyhine sebepsiz olarak zenginleştiği ispat edilemediğinden, yine davacıların yönetici olarak şirketi idare ve ... yetkilerinin ve görevlerinin bulunduğu ve SPK'ya gönderilen sorumluluk beyanlarında davacı ...'ın da imzasının bulunduğu dikkate alındığında dava konusu işlemlere icazet verdiğinin kabulünün gerektiği, bu onaydan sonra işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmek suretiyle kendi lehine sonuç çıkarmasının mümkün olmadığı dikkate alınarak Mahkemece takdiri delil olan bilirkişi raporları serbestçe değerlendirilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacılar vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonucu itibariyle; ilk derece mahkemesi kararı doğru olduğundan davacıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacılar üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 15/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.