12. Hukuk Dairesi 2022/13432 E. , 2023/5476 K. "İçtihat Metni" ... MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3743 E., 2022/1866 K. ... ... ... HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/366 E., 2021/952 K. Taraflar arasındaki imzaya ve borca itiraz nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince imzaya itirazın kabulü ile takibin muteriz borçlu yönünden durdurulmasına, borca itirazının reddine, taz
**12. Hukuk Dairesi 2022/13432 E. , 2023/5476 K.** **"İçtihat Metni"** ... MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3743 E., 2022/1866 K. ... ... ... HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/366 E., 2021/952 K. Taraflar arasındaki imzaya ve borca itiraz nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince imzaya itirazın kabulü ile takibin muteriz borçlu yönünden durdurulmasına, borca itirazının reddine, tazminat ve para cezası taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararın davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Borçlu ciranta itiraz dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız takipte, ciroda bulunan kaşe ve imzanın şirkete ve şirket yetkilisine ait olmadığını, borcunun bulunmadığını ileri sürerek takibin durdurulması ile davalı alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; dayanak çekin iyiniyetli ve yetkili hamili olduğunu savunarak itirazın reddi ile borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı alacaklı tarafından muteriz borçlu ve dava dışı borçlular aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, itirazın yasal 5 günlük süre içerisinde yapıldığı, muteriz borçlunun İİK’nın 169/a maddesinde öngörülen nitelikte belge sunmadığından borca itirazının yerinde görülmediği, muteriz borçlu şirket yetkilisinin imza incelemesine esas olacak şekilde asıl imza örneklerinin ilgili yerlerden celp edildiği, 30.06.2021 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; çek üzerindeki muteriz borçlu şirkete atfen atılmış ciranta imzasının şirket yetkilisi ...'ın eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığının bildirildiği, raporun usul ve yasaya uygun olduğu, takibi başlatanın ciranta olduğu ve alacaklı ile borçlu arasında başka ciranta bulunduğu gerekçesi ile imzaya itirazın kabulü ile takibin muteriz borçlu yönünden durdurulmasına, borca itirazın reddine, icra inkar tazminatı ve para cezası taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı alacaklı istinaf dilekçesinde; takibe konu senetteki imzanın borçlu şirkete ait olmadığı iddiasının borca itiraz niteliğinde olduğunu, mahkemece hukuki tavsifte yanılgıya düşülerek imzaya itiraz olarak değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, borca itirazın reddine karar verildiği ve takip durdurulduğu halde lehe tazminata hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, raporun eski tarihli ve fotokopi belgeler incelenmek suretiyle düzenlendiğini, bilirkişi tarafından yeterli inceleme yapılmadığını, bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan itirazın karara bağlandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının aleyhe hususlar yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; HMK'nın 33. maddesi uyarınca hukuki tavsifin hakime ait olduğu, mahkemece borçlunun imzaya açık itirazı gözetilerek talebin doğru şekilde imzaya ve borca itiraz olarak nitelendirildiği, davalı alacaklının, borçlunun yalnızca borca itiraz ettiği yolundaki istinaf sebebinin itiraz dilekçesi içeriğine göre yerinde olmadığı, yargılama sırasında davalı alacaklının muteriz borçlu yetkilisine ait ıslak imzalı belgelerin bulunduğu yerleri, kurum ve kuruluşları bildirip bu belgelerin celbini istemediği, muteriz borçlunun bildirdiği belgelerin aslı getirtilerek mukayeseye tabi tutulduğu, davalı alacaklının imza incelemesine ilişkin ispat külfetini yerine getirecek herhangi bir delil sunmadığı ve bildirmediği, fotokopi üzerinden inceleme yapılarak sonuca gidilmesi olanaklı değil ise de, ıslak imzalı belge asıllarının da bilirkişi tarafından incelendiği ve imzanın davacının eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği, davalı alacaklının ispat külfetini yerine getirmediği, muteriz borçlunun imzaya itirazının kesin bir raporla sabit olması halinde borca itirazının incelenmesine gerekmediği, zira üzerinde imzası bulunmayan bir senedin borçluyu bağlamayacağı ve borçludan borca itirazını İİK'nın 169/a-1. maddesinde sayılan belgelerle ispatının istenemeyeceği, mahkemece borçlunun imzaya itirazı kabul edildikten sonra borca itirazının reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı, ancak muteriz borçlunun kararı istinaf etmemesi nedeniyle kararın bu yönden kaldırılmadığı, borca itirazı ile ilgili olarak mahkemece hatalı şekilde borca itirazın reddine karar verilmesinden dolayı davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilemeyeceği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı alacaklı temyiz dilekçesinde; takibe konu senetteki imzanın borçlu şirkete ait olmadığı iddiasının borca itiraz niteliğinde olduğunu, mahkemece hukuki tavsifte yanılgıya düşülerek imzaya itiraz olarak değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, borca itirazın reddine ilişkin kararın istinaf edilmediğinden kesinleştiğini, bu nedenle lehe tazminata hükmedilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, raporun eski tarihli ve fotokopi belgeler incelenmek suretiyle düzenlendiğini, bilirkişi tarafından yeterli inceleme yapılmadığını, bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan itirazın karara bağlandığını ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte imzaya ve borca itiraza ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 169, 169/a ve 170. maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile sair yasal mevzuat 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı alacaklı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 269,85 TL temyiz harcından evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (M) ... Dr. ... Karşı Oy Yazısı: Borçlu şirket vekili, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte kendisine gönderilen süreli 10 no'lu ödeme emrine karşı süresi içinde icra mahkemesine verdiği dilekçede takibe karşı çekte bulunan ciro imzanın şirkete ve şirket yetkilisine ait olmadığını borcun bulunmadığını ileri sürerek takibin durdurulmasını ve alacaklı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı konusunda yapılacak bilirkişi incelemesinin konusu uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazda kullanılarak; grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılan bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza ve yazının terim, seyir baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip kesinleştirilmesi; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. HGK' nın 30.5.2001 tarih 2002/12- 436E., 2001/467K. sayılı kararında bu görüşler benimsenmiştir. Somut olayda hükme esas tam alınan bilirkişi raporunun yukarıda belirtilen nitelikleri taşımadığı ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmakla alacaklının yeniden rapor alınması yönündeki talebinin kabul edilerek usulüne uygun üç kişilik bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Bu gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşüne katılmıyorum. 28.09.2023