T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1261 KARAR NO: 2026/213 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/03/2022 NUMARASI: 2019/978 Esas - 2022/157 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair v…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1261 KARAR NO: 2026/213 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/03/2022 NUMARASI: 2019/978 Esas - 2022/157 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile davacı arasında on altı yıldan uzun süredir devam etmekte olan personel taşımacılığına dayalı ticari ilişkinin 2002 yılında akdedilen Personel Taşıma Sözleşmesi ile başladığını, söz konusu sözleşmenin 2016 yılında akdedilen personel taşıma sözleşmesi ile yürürlükten kaldırıldığını, bu sözleşmenin ise her yıl yapılan protokollerle 31.12.2019 tarihine kadar uzatıldığını, söz konusu ticari ilişkinin davacının tüm çabalarına rağmen ayakta tutulmadığını, davalı tarafından ileri sürülen haksız, mesnetsiz ve yetersiz gerekçelerle öncelikle karşılıklı olarak feshedilmeye çalışıldığını, davacı şirketin yapılan bu haksızlığa boyun eğmemesi üzerine ise davalının tek tarafları ve haksız fesih ihtarnamesiyle sona erdirildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 31.12.2019 tarihine kadar devam etmesi gerektiğini, davalının haksız feshi nedeniyle davacı şirketin yoksun kaldığı kârın tazmin edilmesi gerektiğini, 20 Mayıs 2019 tarihinde davacı şirketin tedarikçileri tarafından kötü niyetli olarak servis saatlerinin kısa bir süre aksatıldığını, davalı şirketin personellerin taşıması sırasında çok kısa süreli gecikme yaşandığı için konuyla ilgili davacı şirket yetkilisinin davalı şirket yetkilisi ile e-posta yoluyla yazıştığını ve bir daha bu olumsuzluğun tekrarlanmayacağını belirttiğini, ona rağmen 3 hafta sonra davacının yetkilisi davalı şirkete davet edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin karşılıklı fesih protokolü ile sonlandırılması talep edildiğini, davacı şirket tarafından bu talebin kabul görmediğini, sözleşmenin en azından 31.07.2019 tarihine kadar devam ettirilmesi talebinde bulunulduğunu, bu talebinde kabul görmediğini, sözleşmenin 18.06.2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tek taraflı haksız olarak feshedildiğini, bu nedenle 18.06.2019 ile 31.12.2019 tarihleri arasındaki yoksun kalınan kârın tazmin edilmesi gerektiğinden 2019 mali yılına ilişkin çalışmada 2019/01 kârının 46.578,91 TL, 2019/02 kârının 36.485,16 TL, 2019/03 kârının 41.866,36 TL, 2019/04 kârının 38.684,75 TL, 2019/05 kârının ise 41.849,75 TL tespit edildiğini iddia ederek, şimdilik 246.000,00-TL müspet zararın, haksız fesih tarihi olan 18.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli hareket etmesi sebebiyle davalı aleyhine 6100 sayılı HMK'nın 329/1. Maddesi gereği %10 sözleşmesel vekalet ücretine ve 329/2. Maddesi gereğince de haksız olarak dava açılmasına sebep olunması nedeniyle 5.000,00-TL disiplin para cezasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 31/05/2021 tarihli talep arttırım dilekçesinde; Davalı aleyhine açılan dava ile fazlaya dair talep ve dava hakları saklı tutulduğunu, müvekkili için toplamda 246.000,00 TL tazmina talep edildiğini, yargılama sırasında dosyanın bilirkişiye tevdii edildiğini ve bilirkişinin yaptığı hesaplama sonucunda müvekkilinin alacaklarının hesaplandığını ve 6100 sayılı HMK’nın107 vd maddeleri uyarınca dava değerini 44.045,50-TL olmak üzere 290.045,50-TL’ye arttırdıklarını, tazminat taleplerinin (kâr mahrumiyeti vs), haksız fesih tarihi olan 18.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte toplamda 290.045,50-TL üzerinden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; Taraflar arasında 29.11.2002 tarihli personel taşıma sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında 2016 yılına ikinci bir sözleşme imzalanmadığını, 2016 tarihli olduğu iddia edilen sözleşmeyi kabul etmediklerini, davalı şirketin yetkililerini iyi bilen davacı şirketin imza sirkülerini kontrol etmeksizin yetkisi olmayan kişi ile imzalanan 2016 yılına ait sözleşmenin davalı şirket için herhangi bir hüküm ifade etmeyeceğini, geçerli olduğu iddia edilen sözleşme altındaki imza ile ilgili olarak şirket içinde araştırma yapıldığını, hiçbir şekilde imza yetkisi bulunmayan eski idari işler şefi .... .... isimli eski şirket çalışanı ile ilgili olabileceği sonucuna varıldığını, idari işler şefi olarak davalı şirkette çalışan ...'in davacı firma ile davalı şirketten gizli olarak ticari ilişki içerisine girdiğini, dava dışı davalı şirket çalışanı ...'in 2012 yılında bir takım şirketlerle işyerinden gizli olarak ticari ilişki içine girdiğinin tespit edilmesi üzerine 31.10.2012 tarihli özür mektubu ile hiçbir firma ile gizli ilişkiye girmeyeceği sözü verdiğini, eski idari işler şefinin davacı firma ile işyeri kurallarına aykırı olan ticari ilişkisinin 2017 yılının Aralık ayı içinde ortaya çıkması üzerine iş akdinin feshedildiğini, davalı şirket yetkilileri tarafından imzalanan ikinci bir sözleşme olmadığı gibi 31.12.2019 tarihine kadar sözleşmenin uzatıldığına ilişkin bir protokolde imzalanmadığını, 29.11.2002 tarihli sözleşmenin davalı şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacı firmanın sözleşme ile üstlendiği yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ilk sorunun 19.01.2019 tarihinde yaşandığını, davalı şirkete ait fabrikaya gelen servis araçlarının davacı firmadan ücretlerini alamadıkları için vardiya çıkışında hareket etmesi gereken saatte hareket etmediğini, 15 dk. gecikmeli hareket ettiğini, davacı firmanın benzer bir olayın tekrarlanmayacağını sözlü taahhüt ettiğini, 20.05.2019 tarihinde saat 15.00'de gelmesi gereken servis araçlarının gelmediğini, servis şoförlerinin arandığını ve ödemelerini alamadıkları için hizmet vermeyeceklerini davalı şirket yetkilisine bildirdiklerini, şoförlerle yapılan görüşmede davacı şirketin ödemeleri tek taraflı olarak 50 güne çıkardığını, davacı tarafın belirlediği 50 gün sonrasında dahi servis şoförlerine ödeme yapılmadığının öğrenildiğini, Mayıs 2019 ayında gerçekleşen şoför eylemi neticesinde saat 15:00'de işbaşı yapması gereken personelin işyerine gelemediğini, davalı şirkette üretimin durmasına sebebiyet verildiğini, davacı firmanın ödemelerini geciktirmesi nedeniyle hizmet alamayan davalı şirket çalışanlarına fazla mesai yaptırmak ve fazla mesai ücreti ödemek zorunda kaldığını, 5 ay ara ile iki kez servis hizmetini aksatan davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğinin kabul edilmesi gerektiğini, mayıs ayında servis hizmetinin hiç verilmediğini savunarak, 29.11.2002 tarihli sözleşmeden kaynaklanan cezai şart ve davacının edimlerini ifa etmemesi nedeniyle uğranılan zararlar hakkındaki talep hakları saklı kalmak kaydı ile açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının 2017-2018-2019 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacı yanın 05.07.2019 tarihi itibariyle davah yan ile olan cari hesap ekstresinde borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı, bakiyenin sıfır olduğu, Davalı yan, 19.01.2019 tarihinde davalı şirkete ait fabrikaya gelen servis araçları davacı firmadan ücretlerini alamadıkları için vardiya çıkışında hareket etmesi gereken saatte hareket etmediğini, 15 dakika gecikmeli olarak hareket ettiğini, buna ilişkin olarak dosya içeriğine cd içerisinde güvenlik kamerası görüntülerini sunmuş olup, Cd içeriğinde kamera görüntüleri ve sunulan fotoğrafta görüldüğü üzere, 19.01.2019 tarihi itibariyle servis araçlarının sağ tarafta dizili halde park halinde beklediği ve personelin sol tarafta kalabalık şekilde toplandığı görülmekte olduğu, davalı, şoförlerle yapılan görüşmede davacı şirketin ödemeleri tek taraflı olarak 50 gün çıkardığını, davacı tarafın belirlediği 50 gün sonrasında dahi servis şoförlerine ödeme yapılmadığı öğrenildiğini, Mayıs 2019 ayında gerçekleşen şoför eylemi neticesinde saat 15:00’de işbaşı yapması gereken personel işyerine gelemediğini, davalı şirkette üretiminin durmasına sebebiyet verildiğini iddia etmiş olup bu yönde yapılan incelemelerde davacı yan tarafından şöförlere ortalama 60, 70 gün aralığında ödemelerin yapıldığı görüldüğü, davacı tarafın sözleşme gereği edimlerini yerine getirdiği ve 2016 tarihinde imzalandığı iddia edilen tarihsiz sözleşmenin geçerli olarak tatbik edildiği ve davalının sona erdirme eyleminin haksız olduğu yönünde karar vermesi durumunda ise/seçeneğinde; davacının davalı yandan 290.045,50-TL kar mahrumiyeti alacaklı olacağı, davalı savları delillerle doğrudan temas eden yüce Mahkemece yerinde görülecek olursa, o seçenekte davanın reddi alternatifinin de muhterem yargı makamının değerlendirmesine ait olduğu tespit edilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, düzenlenen bilirkişi raporu, toplanıp değerlendirilen delillere göre; taraflar arasında düzenlenen 29/11/2002 tarihli personel taşıma sözleşmesi kapsamında ticari ilişkinin başladığı, her ne kadar sözleşmenin 1 yıl sonunda sona ereceği kararlaştırılmış ise de eylemli olarak sözleşme kapsamında başlanılan ticari ilişkinin sürdürüldüğü, davalı tarafça ... Noterliği'nin 18/06/2019 tarihli ... yevmiyeli ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedilerek ticari ilişkinin sonlandırıldığı, feshe dayanak olarak davacı şirketin sözleşme gereğince üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirmemesinin gösterildiği, davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği iddiasıyla kar kaybından kaynaklanan tazminat istemi ile huzurdaki davanın açıldığı, Dava dilekçesi içeriğinden, "20 Mayıs 2019 tarihinde davacı şirketin tedarikçileri tarafından servis saatlerinin kısa bir süre aksatıldığı, davalı şirketin personellerin taşıması sırasında çok kısa süreli gecikme yaşandığı için konuyla ilgili davacı şirket yetkilisi davalı şirket yetkilisi ile e-posta yoluyla yazıştığı, davalı tarafın öncelikle sözleşmeyi karşılıklı olarak fesih girişiminde olduğu" hususlarının davacı tarafın da kabulünde olduğu,Davacı tarafın hizmeti sağladığı şoförlerine ödemeleri düzenli yapmamasından kaynaklı bir kısım aksamaların olduğu, 19/01/2019 tarihinde bunun şoförlerin eyleme geçmesi ile servis hizmetinin aksamasına neden olduğu, şoförlere ödemelerde aksamalar ve gecikmeler olduğu hususunun davacı tanığının beyanı ve davacının incelenen ticari kayıtları ile de sabit olduğu, davalı tanıklarının beyanlarının samimi ve somut olaya uygun olduğu, ayrıca sunulan tutanaklar ile davalı tanıklarının beyanlarının da birbirini doğrular mahiyette olduğu, bu beyanlardan 19/01/2019'daki şoför eyleminin davalı firma yöneticilerinin müdahalesi ile büyümediği ve aksamanın kısa süreli olduğu, durumun davacı tarafa bildirildiği, sözlü olarak ihtar edildiği, 20/05/2019 tarihinde tekrar şoförlerin eyleme geçmesi nedeniyle servis hizmetinde aksama olduğu, yine davalı yöneticilerinin müdahalesi ile hizmetin tamamen durdurulmadığı ve geciklemi olarak sağlandığı, sözleşmenin anlaşmalı olarak feshi hususunda tarafların görüşmesi ancak anlaşamaması üzerine davalı tarafça feshedildiği, fesih iradesinin ihtarname ve elektronik posta ile davacı şirkete bildirildiği, ihtarnamede 2002 tarihli sözleşmeye atıfta bulunulduğu, fesih iradesinin davacı tarafa iletildiği, davacı tarafça feshin haksız olduğu iddiasında bulunulduğu, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin konusunun servis taşıma hizmetine ilişkin olduğu, davacı tarafça asli ediminin yerine getirilmesinde aksamalar olduğu, bu aksamaların davacının kusurundan kaynaklandığı ve daha büyük aksamaların olmasının veya hizmetin tamamen durmasının davalı şirket yöneticilerinin girişimleri ile önlenmiş olduğu, sözleşmenin devamının davalı şirket yönünden çekilmez hale geldiği ve asli edimlerin yerine getirilmesinde aksamalara sebebiyet veren davacının sözleşmesinin feshinin haksız fesih olarak değerlendirilemeyeceği, bu hali ile davacı tarafın sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle davalıdan kâr mahrumiyetinden kaynaklı tazminat talebinde bulunamayacağı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan 31.12.2015 tarihli personel taşıma sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle yoksun kalınan kar bağlamındaki müspet zararın tahsilinin talep edildiğini, tanıklar dinlenilerek bilirkişi raporu ve ek rapor alındığını, borca konu edimin sözleşmeye uygun olarak ifa edildiğini, davalı tarafın yargılama sürecinde 2016 yılında imzalanan personel taşıma sözleşmesini kabul etmediğini, sözleşmedeki imzanın yetkili olmayan çalışan tarafından atıldığı iddialarında bulunduğunu bu hususun hayatın olağan akışına aykırı tamamen kabul edilemez bir durum olduğunu, söz konusu imzanın yetkisiz sıradan bir çalışan tarafından imzalanmasının mümkün olmadığını, her iki şirket yetkilileri tarafından imzalandığını, ayrıca davalının 05.07.2019 tarihli cevabı ihtarnamesinde taraflar arasında süre uzatımına ilişkin protokoller imzalandığını açıkça kabul ettiğini, 31.12.2017 kadar uzayan ilk protokole bakıldığı zaman kabul görmeyen sözleşmeye açıkça atıf yapıldığını, cevap dilekçesinde davacı tarafın vermiş olduğu hizmeti gerçekleştiren şoförlere ödemeleri nasıl yaptığının tespitinin önemli olduğunu, ticari defterler üzerinde tespitinin gerekli olduğunun beyan edildiğini, şoförlerin herhangi bir eylem ya da işe geç başlama durumlarının olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için akşam servisine şoförlerin sadece 15 dakika geç kalmış olmasının aralarında kurulan güven ilişkisini zedeleyecek güçte olmadığını, davalı çalışanlarının mesai saatinde iş başı yapabildiğini, çıkışta beklemek zorunda kalmadıklarını, ilk sözleşme tarihi olan 29.11.2002 yılından itibaren taraf şirketlerin yıllarca çalıştığını, sözleşmenin her yıl yenilendiğini, kuvvetli bir ticari ilişki için 15 dakikalık bir gecikmenin haksız fesih nedeni yapılamayacağını, bilirkişi değerlendirmesinde davacının davalı yandan 290.045,50 TL kar mahrumiyeti alacaklı olacağının değerlendirilebileceği kanaatine varıldığını, bu doğrultuda ıslah yapılarak eksik kalan harcın tamamlandığını, bu miktardaki kâr mahrumiyet alacağının ödenmesine karar verilmesininin gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, personel taşıma sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle yoksun kalınan kâra ilişkin müspet zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, 2002 yılında personel taşıma sözleşmesinin mevcudiyeti ve o tarihten itibaren sözleşmenin fesih tarihine kadar yenilenerek devam ettiği, davalı şirket tarafından sözleşmenin ...06.2019 tarihli noter ihtarnamesi ile fesih edilmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, sözleşmenin feshinin haksız olup olmadığı, taraflar arasında imzalandığı iddia edilen 31.12.2015 tarihli sözleşmenin davalı şirkete bağlayıcı olup olmadığı, tarafların edimlerini tam olarak yerine getirip getirmediği ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 29.11.2002 tarihinde personel taşıma sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede, davacı şirketin müteahhit olarak yer aldığı, sözleşmenin konusunun 1.maddede; davalı firmaya hizmet akdi ile bağlı olan tüm çalışanların toplu olarak belirlenen şartlar dâhilinde firmanın tespit edeceği vasıta ve programa uygun olarak güzergahlardan alınarak fabrikaya getirilmesi ve aynı güzergahlardan fabrikalardan götürülmelerine ait taşıma işi olarak belirtildiği, müteahhitin yükümlülüklerine 2.maddede 11 bent şeklinde yer verildiği, sözleşmenin hukuki sonuçlarının 3.maddede düzenlendiği, 3.1.6.maddede; belge ve kayıtlarda şirketin kayıtlarının geçerli olacağı delil sözleşmesi olarak taraflarca kabul edileceğinin belirtildiği, firmanın hukuki sorumluluklarının 3.2.maddede yer aldığı, çalışma ve paydos saatlerinin 4.3.vd maddelerinde olduğu, cezai hükümlere 5.maddede yer verildiği, 6.maddenin ise fesih hükümlerine ait olduğu, 6.1.maddede; sözleşme imzalandıktan sonra sözleşmenin müteahhit tarafından tek taraflı olarak akdi fesih etmesi, sözleşmedeki yükümlülüklerin herhangi bir maddesinin aykırı davranışları ile ihlali, hal ve gidişi itibari ile bu taşıma işini ifa edemeyeceğine kanaat getirilmesi halinde firmanın sözleşmeyi derhal fesih etme hakkına sahip olduğu, bu durumda teminat mektubunun irat kayıt edileceği ayrıca diğer bir müteahhite verilen taşıma işlerinden dolayı aradaki farkın müteahhit tarafından karşılanacağı ayrıca %50 ilave cezai tazminat ödeyeceğinin ifade edildiği, 6.2.maddede; müteahhitin sözleşmeyi fesih etmek istemesi durumunda ancak 6 ay önceden yazılı olarak firmaya bildireceği belirtildiği, 6.3.maddede; sözleşmenin 29.11.2002 tarihinden itibaren sadece bir yıl olarak geçerli olacağı, firma veya müteahhit tarafından herhangi bir ihbara gerek kalmadan otomatik olarak fesih edileceğinin taraflarca kabul edildiği, davalı şirket tarafından 18.06.2019 tarihinde gönderilen mail ile geçmiş hizmetleri için teşekkür edildiği, sözleşme fesih bildirimi noter örneğinin ekli olduğu belirtilerek sözleşmenin 18.06.2016 tarihi itibari ile fesih edilmiş olduğunun ifade edildiği, ...... Noterliğinde düzenlenen 18.06.2019 tarihli ihtarnamenin davalı şirket tarafından davacı şirkete düzenlendiği, söz konusu ihtarnamede; taraflar arasında imzalanan 29.11.2002 tarihli sözleşmenin fesih edildiğinin bildirildiği, ayrıntısı ise sözleşme gereğince hizmet akdi ile bağlı tüm çalışanların sözleşmede yer verilen şirketin bildirdiği vasıta ve programa uygun olarak güzergahlardan alınarak fabrikaya götürülmesine ait taşıma işi olduğu, muhatap firmanın sözleşme gereğince yükümlülüklerini yerine getirmediği, 19.01.2019 tarihinde servis araçlarının muhatap firmadan ücret alamadıkları için planlanan saatte hareket etmediği, 15 dakika gecikmeli olarak hareket ettiği, söz konusu gecikmenin bildirilerek rapor verilmesinin talep edildiği, şirketin taşıma ile ilgili muhatap firma ödemelerini 10 günlük vade ile gerçekleştirdiği ancak muhatap firmanın servis araçlarına haber ve bilgi vermeksizin ödeme vadesini tek taraflı kararı ile 45 güne çıkardığı, ücretlerini zamanında alamayan servis personelinin taşıma işini gecikmeli gerçekleştirme kararı aldığı, sözleşme şartlarında hizmetin muhatap firmadan alınmadığı, gerekli görüşmelerin yapıldığı, benzer problemi tekrar etmeyeceğine ilişkin taahhüt nedeniyle sözleşmenin fesih edilmediği ancak 20 Mayıs 2019 tarihinde saat 15:00'da gelmesi gereken servislerin gelmediği görüldüğünde servis şoförlerinin arandığı ve ödemelerini alamadıkları için hizmet vermeyeceklerinin öğrenildiği, yapılan görüşmede muhatabın tek taraflı olarak ödemeleri 50 güne çıkardığı ancak ödemelerin yine yapılmadığının öğrenildiği, şirketin sözleşme gereğince ödemelerinin zamanında yapmış olmasına rağmen muhatabın servislere yaptığı ödemeleri tek taraflı ötelemesi ve ötelediği tarihlerde de ödeme yapmaması nedeniyle servis hizmetlerinin aksamasına sebebiyet vermiş olduğu dolayısıyla sözleşme hükümlerine aykırı davrandığının sabit hale geldiği belirtilerek sözleşmenin 4.2.maddesi gereğince servis araçlarının paydos saatinden 15 dakika sonra hareket etmesini sağlamak yükümlülüğünün üstlendiği, sözleşmenin 6.1.maddesi gereğince sözleşme yükümlülüklerine aykırı davranarak ifa edememesi nedeniyle dava ve talep hakları saklı kalmak suretiyle sözleşmenin 18.06.2019 tarihinde feshedildiğinin bildirildiği, davacı şirket tarafından 26.06.2019 tarihli.... .... Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile davalı şirketin ihtarnamesine karşı cevap verdiği, söz konusu cevapta yapılan sözleşmenin daha önceden fesih edilmiş olması nedeniyle işlemin hukuken hükümsüz olduğunu, taraflar arasında akdedilen ve yürürlükte olan taşıma sözleşmesinin 31.12.2015 ve 31.12.2016 tarihlerini kapsayan personel taşıma sözleşmesi olduğu, bu sözleşmenin yapılan protokollerle 31.12.2019 tarihine kadar uzatıldığı, müvekkili şirketin personeli belirtilen güzergahlarında mesai başlangıcında işe getirip mesai bitiminde geri taşıma işini üstlendiğini, taraflar arasındaki yürürlükte olan 31.12.2015 tarihli sözleşmenin söz konusu olduğunu, usulüne uygun yapılan bir fesih olmadığını, şirketin zarara uğratıldığını, 01.06.2019 - 18.06.2019 arası ödenmeyen taşıma işi karşılığı 86.764,81 TL'lik hizmet bedeli e-faturanın gönderildiği, banka hesabına gönderilmesinin talep edildiği ayrıca sözleşmenin tek taraflı ve haksız feshi nedeniyle aylık en az 41.000,00 TL kar eden firmanın aylık kar karşılığı kalan 6 aylık 246.000,00 TL'nin iki gün içerisinde hesaba ödenmesinin, teminat senedinin iki gün içerisinde iade edilmesinin talep edildiği, davalı şirket tarafından davacı şirketin ihtarnamesine cevaben ... Noterliğinde düzenlenen 05.07.2019 tarihli cevabı ihtarname ile 29.11.2012 tarihli imzalanan sözleşmenin haklı neden ile fesih edildiğini belirterek, önceki ihtarnamedeki iddialarını tekrar ettikten sonra gönderilen fatura içeriğini itiraz edildiğini, iddiaların ve talebin kabul edilmediğinin ifade edildiği, davalı şirket tarafından kabul edilmeyen davacının olduğunu iddia ettiği, personel taşıma sözleşmesi 3.maddesine göre 31.12.2015 ve 31.12.2016 tarihleri arasında geçerli olacağı belirtilen adi yazılı bir sözleşme olduğu, sözleşmenin altında taraf şirketlere ait kaşe ve imzaların mevcut olduğu, davalı şirket tarafından söz konusu sözleşmenin şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı, şirket çalışanlarının biri tarafından imzalandığını, müvekkili yönünden geçerliliği olmadığını belirterek davalı şirkete ait imza sirkülerini ve ekli belgeleri delilleri arasında ibraz ettiği, davalı şirketin 01.12.2015 noter onaylı imza sirkülerinde şirket ortaklar kurulunun 30.11.2015 tarihli kararı ile işlem gören 20.11.2015 tarihli kararına istinaden, .... uyruklu şirket genel müdürü ve şirket genel müdürü .... ile birlikte ya da insan kaynakları ve idari işler müdürü ...., üretim müdürü .... ve mühendislik bölümü müdürü ... herhangi ikisinin bir genel müdür ile birlikte şirket unvanı altına vaaz edecekleri imzaları ile şirketin müştereken temsil ve ilzama yetkili kılınmalarına karar verildiği, söz konusu iddia edilen sözleşme tarihinde davalı şirketin en az iki kişinin müştereken imza ile temsil yetkisinin olduğu ancak dosya içerisine örneği sunulan sözleşmede davalı şirket kaşesi üzerinde tek bir parafın yer aldığı, ismin olmadığı, davalı şirket çalışanlarından ... tarafından 08.12.2017 tarihli yazılı beyanda bulunulduğu, şirketle ilgili olarak çalışmalarından dolayı ifadesinin olduğu, adı geçenin .... İş Mahkemesine 28.02.2018 tarihinde işe iade davası açtığı, davalı şirket aleyhine açılan işe iade davasının mahkemenin 2018/42 Esas, 2019/372 Karar sayılı dosyasında davanın reddine karar verildiği, gerekçede davacının gerçekte mülkiyeti kendisine ait olan ancak .... adına kayıtlı aracı eniştesine aitmiş gibi çalıştırarak haksız kazanç sağladığı, güven unsurunun temelinden çökertildiği vb hususlara yer verildiği, taraflar arasında protokol başlığı ile düzenlenen adi yazılı belgelerin olduğu ancak belge altında yine davalı şirketin kaşesi olmakla beraber iki adet temsile yetkili imzanın bulunmadığı, tarihsiz protokolde 31.12.2017 tarihinde tanzim edilmiş ve imzalanmış olan sözleşmenin protokolle 31.12.2019 tarihine kadar uzatıldığının belirtildiği, taraflar arasında mail yazışmalarının olduğu, personel ödemesinin gecikmeleri ile ilgili olarak yazışmalarla birlikte 23.05.2019 tarihli davacı tarafça davalıya gönderilen mailde, iki defa ödeme sorunu ile ilgili sorunun yansıtıldığı, piyasa koşullarından dolayı mali sıkıntıların aşıldığı, ödemelerin düzenli şekilde yapıldığı, son sıkıntının art niyetli bir kalkışma olduğu, 16 yıldır operasyon açısından sorunsuz hizmet verildiği ifadelerine yer verildiği, 14.06.2019 tarihli mailde; iş yoğunluğunun bayramdan sonra ilk cuma günü olması nedeniyle olduğu bu arada 15 dakikayı aşan servis aksamasının yaşanmadığı ancak belirtilen tutanakların paylaşılabileceğinin ifade edildiği, aynı tarihli başka bir mailde; sözleşmenin fesih konusunun en önemli gündem olduğu, görüşmeye her zaman açık olduklarının belirtildiği, davalı tarafça 17.06.2019 tarihli mailde; davalı şirketin sözleşmenin fesih kararında değişiklik olmadığını, ilave süre taleplerini kabul etmediklerini, anlaşmalı fesih protokolünün imzalanarak taraflarına saat 17:00'a kadar gönderilmesinin aksi halde tek taraflı fesih işleminin yapılacağının bildirildiği, protokolün gerçekleşmemiş olmasından dolayı sözleşmenin 18.06.2019 tarihinde davalı şirket tarafından fesih edildiği, davacının ise 17.10.2019 tarihinde iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır. 25.05.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusunun, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında davalı yanın sözleşmeyi haksız olarak erken feshettiği iddiası ile davacı yanın sözleşmenin bakiye süresince kar mahrumiyetinin davalı yandan tahsili talebinden ibaret olduğu, davacının 2017-2018-2019 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacı yanın 05.07.2019 tarihi itibariyle davalı yan ile olan cari hesap ekstresinde borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı, bakiyenin sıfır olduğu tespit edildiği, davalı ... .. . A.Ş.'nin ticari defterleri üzerinde Gebze Asliye Ticaret Mahk. nezdinde 2020/164 talimat numarası ile inceleme yapılmış olduğu, yapılan incelemede; davalının yasal defterlerine göre davacıya herhangi bir borç/alacağı kalmadığının tespit edildiği, somut çekişmenin de zaten alacak değil “giderim istemi” temelli olduğu; tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarının birbiriyle birebir uyumlu olduğu, taraflar arasında ilk olarak 29.11.2002 tarihinde Personel Taşıma Sözleşmesi akdedildiği, iş bu sözleşmenin 6.3 maddesinde “29.11.2002 tarihinden itibaren sadece bir yıl geçerli olup” ifadesi yer aldığı, yine taraflar arasında 2016 yılında akdedildiği iddiâ olunan tarihsiz Personel Taşıma Sözleşmesi olduğu, bu sözleşmeyi davalı yanın kabul etmediği ve sözleşmedeki imzanın yetkili olmayan çalışanı tarafından atıldığı iddiasında bulunduğu, yine davalı yanın cevap dilekçesinde davacı tarafın sözleşme gereği edimlerini tam olarak yerine getirmediğini iddia ettiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın akdedilen sözleşme gereği davacı yanın edimlerini yerine getirip getirmediği noktasında toplanmakta olduğu, mahkemenin davacı tarafın sözleşme gereği edimlerini yerine getirdiği ve 2016 tarihinde imzalandığı iddia edilen tarihsiz sözleşmenin geçerli olarak tatbik edildiği ve davalının sona erdirme eyleminin haksız olduğu yönünde karar vermesi durumunda/ seçeneğinde; davacının davalı yandan 290,045.50 TL kar mahrumiyeti alacaklı olacağı belirtilmiştir. 11.01.2021 tarihli ek bilirkişi heyet raporuda; davalı yanın, 19.01.2019 tarihinde davalı şirkete ait fabrikaya gelen servis araçlarının davacı firmadan ücretlerini alamadıkları için vardiya çıkışında hareket etmesi gereken saatte hareket etmediğini, 15 dakika gecikmeli olarak hareket ettiğini, buna ilişkin olarak dosya içeriğine cd içerisinde güvenlik kamerası görüntülerini sunmuş olduğu, CD içeriğinde kamera görüntüleri ve sunulan fotoğrafta görüldüğü üzere, 19.01.2019 tarihi itibariyle servis araçlarının sağda dizili halde park halinde ve personelin sol tarafta kalabalık şekilde toplandığının görülmekte olduğu, davalının, şoförlerle yapılan görüşmede davacı şirketin ödemeleri tek taraflı olarak 50 güne çıkardığını, davacı tarafın belirlediği 50 gün sonrasında dahi servis şoförlerine ödeme yapılmadığının öğrenildiğini, Mayıs 2019 ayında gerçekleşen şoför eylemi neticesinde saat 15:00'de işbaşı yapması gereken personelin işyerine gelemediğini, davalı şirkette üretimin durmasına sebebiyet verildiğini iddia ettiği bu yönde yapılan incelemelerde, davacı yan tarafından şöförlere ortalama 60, 70 gün aralığında ödemelerin yapıldığının görüldüğü, davacı tarafın sözleşme gereği edimlerini yerine getirdiği ve 2016 tarihinde imzalandığı iddia edilen tarihsiz sözleşmenin geçerli olarak tatbik edildiği ve davalının sona erdirme eyleminin haksız olduğu yönünde karar verilmesi durumunda ise/ seçeneğinde; davacının davalı yandan 290.045.50 TL kar mahrumiyeti alacaklı olacağı, buna karşılık bu yönde karar verilse bile, davacının “mümasil için çaba gösterme görevi ve zararı azaltma vazifesi karşısında davacının talebinin %50 oranına kadar tenzilinin mahkemenin münhasır değerlendirmesi içinde kalacağı belirtilmiştir. Mahkemece taraf tanıkları dinlenildikten sonra yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında, davalının da kabulünde olduğu üzere, 29.11.2002 tarihinde personel taşıma sözleşmesinin imzalanmış olduğu ve sözleşmenin fesih tarihine kadar devam ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Sözleşme iki taraflı olup her iki tarafa edimler yüklemektedir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı mülga BK'nın 81. maddesi karşılığı 6098 sayılı TBK'nın 97. maddesinde, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ifada sıra başlığı ile karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerektiğine yer verilmiştir. Somut davada davacının asli görevi, davalı çalışanlarının taşıma hizmetini yerine getirmektir. Ancak davacının servis şoförlerine ücretlerini geç ödemesi nedeniyle servislerde aksamalar oluştuğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumun düzeltileceği vaadi üzerine davalı şirket tarafından sözleşme devam ettirilmiştir. Ne var ki kısa zaman aralığında aynı aksaklık yaşanmış ve davalı sözleşmeyi sözleşmenin ilgili maddesi kapsamında feshettiğini bildirmiştir. Sözleşmenin yukarıda ayrıntılı olarak yer verilen 6. maddesinde; fesih hükümleri düzenlenmiştir. 6.1. maddesinde ise sözleşmedeki yükümlülüklerin herhangi birine aykırı davranışları ile ihlali hal ve gidişi itibari ile taşıma işini ifa edemeyeceği kanaati hâlinde davalı firmanın sözleşmeyi derhal feshetme hakkının olduğuna yer verilmiştir. Davacı şirketin müteahhit olarak yer aldığı sözleşmede davacının edimi davalıya hizmet akdi ile bağlı olan çalışanlarının fabrikaya getirilmesi ve aynı güzergahlardan götürülmesine ait taşıma işidir. Sözleşmede çalışma ve paydos saatleri belirlendiği gibi 4.1.bentte; firmanın vereceği program ve işe başlama paydos saatlerine göre araçların çalışacağı, hizmete tahsis edilen bütün araçların 15 dakika önce taşıdığı personeli iş yerine indirmiş olacağı belirtilmiştir. Davacı şirket , personel taşıma ve saatinde personeli iş yerine getirme ile götürmeye dair edimini 19.01.2019 tarihinde 15 dakikalık gecikmeli olarak hareket etmek suretiyle ihlal etmiştir. Söz konusu ihlalin gerekçesinin araştırılması neticesinde davacının on günlük ödemelere dair vadeyi tek taraflı olarak kırk beş güne çıkardığı, sözleşmenin ilgili maddesini ihlal ettiği anlaşılmış olmakla birlikte tekrar etmeyeceğine dair taahhüdü nedeniyle sözleşme fesih edilmemiştir. Ancak aynı ihlalin 20.05.2019 tarihinde tekrar edilmesi üzerine ödemelerin tek taraflı olarak elli güne çıkarıldığının tespiti üzerine davalı firma tarafından sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince sözleşme fesih edilmiştir. Davacı şirketin personel taşıma sözleşmesinin asli edimini yerine getirmediği, yerine getirmeme gerekçesinin ise şoförlere yapılan ödemenin vadesinin tek taraflı uzatılması ve şoförlerin işi bırakmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. İşveren yönünden, fabrikaya gelen işçilerin mesai saatleri içerisinde iş başı yapması ve mesai bitişinde ise iş yerinden düzenli olarak ayrılması önemlidir. Bu hizmeti davacının gereği gibi yerine getirmediği, gerek yapılan ihlallerden gerekse de yazışmalardan ve CD görüntülerden anlaşılmaktadır. Davalıdan sözleşmeyi devam ettirmesi beklenemeyeceğinden, feshin haklı olduğunun kabulü yerinde görülmüştür. Bilirkişi raporundaki hesaplama, takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilerek terditli olarak yapılmıştır. Davalının feshinin haklı olması durumunda davacının böyle bir alacak hakkı olmayacaktır. Çünkü kendi kusuru ile feshe neden olmuştur. Davacı şirket tarafından her ne kadar dosyaya ibraz edilen 2015 yılında imzalandığı ileri sürülen personel taşıma sözleşmesi gereğince sözleşmenin fesih şartlarının gerçekleşmediği iddia edilmiş ise de söz konusu sözleşme davalı şirkete ait imza sirküleri ve ortaklar kurulu kararı gereğince davalı şirkete bağlayıcı nitelikte olmadığı ve sözleşmenin kabulünü gösterir herhangi bir bilgi ve belgenin de mevcut olmadığı, davalı şirketin ihtarnameye cevaba dair ihtarnamesinde de buna bir kabulün yer almadığı anlaşıldığından, davacı şirketin iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 361.maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.