T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1172 Esas KARAR NO : 2025/2011 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/163 Esas - 2023/305 Karar TARİH: 28/03/2023 DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 27/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun y…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1172 Esas KARAR NO : 2025/2011 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/163 Esas - 2023/305 Karar TARİH: 28/03/2023 DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 27/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın icra takibine itiraz dilekçesindeki yetki itirazının yerinde olmadığını, HMK’na göre ifa yerinin yetkili icra dairelerinin belirlenmesinde esas alınabileceğini, eğer taraflar arasında sarih veya zımni ifa yeri belirlenmemişse BK.md.89’a göre ifa yeri belirleneceğini, buna göre götürülecek borçlarda ifa yeri alacaklının ikametgâh adresi olduğunu, mevcut borç para borçlarından olduğunu, para borçları da götürülecek borçlardan olduğundan dolayı ifa yeri alacaklının ifa zamanındaki ikametgah adresi olduğunu, müvekkili şirketin ikametgah adresi Yenibosna/İstanbul’dur. Bakırköy İcra daireleri ve Mahkemeleri yetki alanında olduğunu, Keza davaya konu hizmet hava yolu taşıma hizmeti olduğundan 26.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren Montreal Konvansiyonu’nun 33. Maddesinin uygulanması gerekmekte olup, söz konusu madde metnine göre “ açılacak dava veya icra takibi davacının tercihine bağlı olarak ya taşıyıcının ikametinin ya da esas iş yerinin bulunduğu yerin ya da taşıyıcının sahip olduğu bir iş yerinin bulunduğu ve bu sözleşmenin aracılığıyla yapıldığı yerin mahkemelerinde ya da varış yerindeki mahkemelerde” açılacağını, buna göre icra takibi taşıyıcının işyerinin bulunduğu yerde açılmış olduğundan yetki itirazı yerinde olmayıp işbu itirazın reddi gerekeceğini, müvekkili şirket uluslararası hava taşıma hizmeti vermekte olup davalı tarafa da aralarındaki cari hesap ilişkisine istinaden vermiş olduğu taşıma hizmeti sonucu keşide edilen faturalardan 12 (on iki) adet fatura bedeli ödenmediğini, davalı tarafın cari hesapta yer alan yukarıdaki fatura bedellerini ödememesi sebebiyle faturalardaki son ödeme tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmak suretiyle davalı hakkında Bakırköy 5. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı yan, icra dairesine yapmış olduğu asıl alacağa, ferilerine ve yetkiye dayalı itirazları ile takibi kötü niyetli bir şekilde durdurmuş olup daha sonra her ne kadar asıl alacak kısmı tutarında 20.580,03-TL ödeme yaparak alacağın diğer ferileri olan takipten sonra ödemeye kadar geçen süreçteki asıl alacağa işleyen avans faizi ile icra harç masraf ve icra vekalet ücretini ödemekten imtina etmesi MK 2 dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalı tarafın yapmış olduğu itirazlar yerinde olmayıp reddi gerekeceğini, müvekkili şirket davalı yan ile aralarında oluşan cari hesap ilişkisine istinaden davalı yana yasa ve uluslararası kurallar çerçevesinde hizmet vermiş ve haklı olarak da verilen hizmetle ilgili olarak oluşan bedelin ödenmesini talep ettiğini, davalı taraf ile yapılan abone cari hesap anlaşmasının Madde II - Tarafların Hak ve Yükümlülükleri alt başlıklı maddesinde "Faturaların ödeme vadesi, fatura tarihinden başlamak üzere on beş (15) gündür. Vadesinde ödeme yapılmaz ise, MÜŞTERİ, ayrıca bir ihtar veya ihbara gerek olmaksızın aylık yüzde üç (%3) veya yasal ticari faiz oranından hangisi yüksek ise o oranda vade farkı/gecikme faizi ödeyeceğini beyan, kabul ve taahhüt eder" şeklinde ifade edildiğini, ayrıca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları alt başlıklı 1530/2. maddesine göre; "Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer" şeklinde hüküm altına alındığını, davalı yanın yapmış olduğu alacağa ve ferilerine dayalı itirazları ile takibini kötüniyetli olarak durdurarak daha sonra her ne kadar 20.580,03-TL'lik kısmi tutarda ödeme yaparak alacağın kalan diğer kısmını ve ferilerini MK.2 dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde ödemekten imtina etmesi sebebiyle davalının 29.473,05 TL tutar yönüyle (yapılan 20.580,03-TL'lik kısmi tutarda ödemenin TBK. 100 md. gereği öncelikle faiz ve ferilere olmak üzere infaz aşamasında dikkate alınması) itirazının iptali ile, ödemeye kadar geçen süreçteki icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyen avans faizi ile icra harç masraf ve icra vekalet ücreti yönüyle takibe devam edilmesine, %20 inkar tazminatına hükmedilmesine, masraf ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirkete tebligat çıkarıldığı, usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak davalı şirket tarafından davaya süresi içerisinde cevap verilmediği görüldü. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/03/2023 tarih ve 2021/163 Esas - 2023/305 Karar sayılı kararında; " Dava dilekçesi, icra dosyası, bilirkişi kök ve ek raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir.Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak taşımadan kaynaklı fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görüldü. Yargılamaya konu Bakırköy 5.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 28.679,17-TL asıl alacak ve 793,88-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 29.473,05-TL toplam alacağının yıllık %13,75 avans faiziyle tahsili talep edilmiştir. Davalıya ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu borca itiraz ettiğini belirtmiştir. İtiraz üzerine takibin durduğu ve süresinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür.Dava konusu miktar 29.473,05.-TL' dir.Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.Davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır.Davalı incelemeye herhangi bir belge ve defter ibraz etmemiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında, süre gelen bir şekilde yazılı olmayan bir taşıma sözleşmesi bulunduğu anlaşılmıştır.Davacının ticari defterler ve kayıtlarının Bilirkişi ...'ın hazırlamış olduğu raporlar içeriğinin incelenmesinde; - Takibe konu fatura adeti 12 tanedir. - Kural olarak, hizmetin görüldüğünün ispat yükü davacıdadır. Davacının ticari kayıtlarına göre; davacının takibe konu 11 adet faturaya dayalı olarak, davalıya taşıma hizmeti verdiği, bu fatura içeriklerinin davalı şirkete teslim edildiği yönünde taşıma belgelerinin dosyaya sunulduğu, davalı şirket adına taşımanın yapıldığı anlaşılmıştır.- Takibe konu 12. Faturanın KDV dahil 303,72 TL miktarlı noter masrafı olduğu ve davacının buna ilişkin noter ihtarnamesi, belge ve noterlik makbuzunu dosyaya sunduğu görülmüştür. - Davacının ticari kayıtlarına göre, takip tarihi itibariyle 12 adet faturadan kaynaklı davalıdan alacağı 28.679,17 TL' dir.- Davalının icra takibinden sonra ve dava tarihinden önce 07.01.2021 tarihinde davacı şirkete kısmi olarak 20.580,03 TL ödeme yaptığı görülmüştür.- Ödeme tarihi itibariyle davacının alacağı 28.679,17 TL ve ödeme tarihine kadar işlemiş faiz 525,78 TL olmak üzere toplam 29.204,95 TL' dir. Bu miktardan, ödeme yapılan 20.580,03 TL' nin düşülmesi sonrasında davacının dava tarihi itibariyle alacağı 8.624,92 TL' dir. Bu haliyle davacının dava tarihi itibariyle davalıdan alacağı 8.624,92 TL' dir.- Davalının davacının defterlerindeki bu ispatı ortadan kaldıracak, aksini gösterir herhangi bir kesin (yazılı) delil sunmadığı görülmüştür.6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı ve yine yukarıda açıklandığı üzere hizmetin yerine getirildiğinin davacı tarafça ispat edildiği; davacı tarafça takibe konu faturaların ödenmesi amaçlı noter ihtarını davalıya gönderdiği ve tebliğin 30.10.2020 tarihinde yapıldığı görülmüşse de, davalının tebliğ tarihi itibariyle adresinin "Yavuz Selim Mah. Ankara Cad. ...Gebze/KOCAELİ" olduğu, ancak tebliğ yapılan adresin "Küçükbakkalköy Dudullu Cad. ... Brandium Ataşehir/İSTANBUL" olduğu, bu haliyle usulüne uygun tebligatın yapılmadığı, usulsüz tebliğ sebebiyle davalının icra takibinden önce temerrüte düşürülmediğinden faiz talebi yönünden davanın reddine, asıl alacak yönünden dava tarihinden önce kısmi ödeme sebebiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE,-Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin asıl alacak 8.624,92-TL üzerinden kaldığı yerden aynen DEVAMINA,-Alacağın %20 si olan 1.724,98-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,-Davacının talebini aşmamak kaydıyla icra takibinde yıllara göre değişen oranlarda ticari faiz UYGULANMASINA,-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda görüleceği üzere, müvekkilinin alacağının sabit olduğu ve davanın esasa ilişkin beyanları teyit eder nitelikte olmuş olup, bilirkişi raporunda müvekkilinin takibe konu ettiği asıl alacak tutarında alacağının haklı bir alacak olduğu kanaate bağlandığını, davada bulunan bahse konu faturaların, usul ve yasaya uygun şekilde müvekkilin defterlerine işlenmiş olduğu bilirkişi kök rapor kapsamında uygun olduğu görülmekle birlikte, davalı tarafa da iletildiğini, gönderilen faturalara ilişkin davalı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmadığını, müvekkili tarafından davalı tarafa karşı iletilen faturaların defterlerine işlenip işlenilmemesi tamamı itibari ile davalı yanın sorumluluğunda olduğunu; davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını usulüne uygun sunmadığından bu hususun davalı aleyhine delil teşkil etmekte olduğunu; bu kapsamda da müvekkili VUK kapsamında uygun şekilde defterlerine işlemiş olması hali hazırda haklı davanın tümden kabulünü gerektirmekte iken kısmen reddi kararının hatalı olduğunu, Öte yandan Davalı taraf ile yapılan abone cari hesap anlaşmasının Madde II - Tarafların Hak ve Yükümlülükleri alt başlıklı maddede "Faturaların ödeme vadesi, fatura tarihinden başlamak üzere on beş (15) gündür. Vadesinde ödeme yapılmaz ise, MÜŞTERİ, ayrıca bir ihtar veya ihbara gerek olmaksızın aylık yüzde üç (%3) veya yasal ticari faiz oranından hangisi yüksek ise o oranda vade farkı/gecikme faizi ödeyeceğini beyan, kabul ve taahhüt eder" şeklinde ifade edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları alt başlıklı 1530/2. maddesinde: "Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer" şeklinde hüküm bulunmakta olduğunu, dolayısıyla davalı yana çekilen ihtar faizin işlemeye başlaması sonucunu doğurmayacağını, davalı ödemede gecikmesiyle beraber ihtardan önce zaten temerrüte düşmüş durumda olduğunu, ve faizin de halihazırda işlemeye başladığını, TTK 10 ve TTK 1530/2 maddeleri beraber değerlendirildiğinde TTK 1530/2 hükmünün özel hüküm niteliği gereğince yerel mahkemece dikkate alınması gerekirken aksi yönde karar ihdasının hatalı olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun Faizin başlangıcı başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında "Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar." düzenlemesinin bulunduğunu, TTK'nun 1530/2 fıkrasında Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer" düzenlemesi bulunduğunu, tüm bu anlatılanlar ışığında sözleşme, TTK 1530/2 ve TTK/10 gereğince ve dava dilekçemizde belirtilen faiz tutarının sayın mahkemenizce hükme esas alınması gerekmekte olup ve faizin başlangıç tarihinin takip talebinde belirtildiği gibi tarihlerden itibaren avans faizinin uygulanması gerektiğini, Davalı yan, icra dairesine yapmış olduğu asıl alacağa, ferilerine ve yetkiye dayalı itirazları ile takibi kötüniyetli bir şekilde durdurmuş olup daha sonra her ne kadar asıl alacak kısmı tutarında 20.580,03-TL ödeme yaparak alacağın diğer ferileri olan takipten sonra ödemeye kadar geçen süreçteki asıl alacağa işleyen avans faizi ile icra harç masraf ve icra vekalet ücretini ödemekten imtina etmesi MK 2 kuralına aykırı olduğunu (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2012/19-1827 E., 2013/802 K. Sayılı ilamı ), davalının asıl alacak kısmı kadar olan tutarı ödemekle borcu da kabul etmiş olduğundan, davalının yetkiye, alacak tutarına, ferilerine olan haksız itirazının iptali ile, icra takip tarihi itibaren asıl alacağa işleyen avans faizi ile icra harç masraf ve icra vekalet ücreti yönüyle takibe devam edilmesi gerektiğini, Ayrca, dilekçeleri ekinde sunmuş oldukları İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin kesin nitelikteki 14.04.2022 tarih ve 2019/2201 E., 2022/445 K. Sayılı ilamında da açıkça belirtildiği üzere; TBK'nın 100.maddesindeki " borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. " düzenlemesi gereğince temerrütten sonra yapılan ödemenin öncelikle işlemiş faiz ve takip masraflarına mahsup edilmesi gerektiğini, bu durumda mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak, ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin hangi miktarının ödeme tarihine kadar işlemiş faiz ile takibin ferisi niteliğinde olan icra harç ve giderleri için olduğu belirlendikten sonra, ana para miktarına denk gelen kısım belirlenerek bu miktar üzerinden karar verilmesi gerektiğini, keza, 27.10.2020 tarihli noter masrafı faturası 303,72-TL olup icra takibi başlatılmadan önce ödeme yapılması için noter aracılığıyla ihtar gönderildiğini ve noter masrafına katlandığını ve bunun da davalıya yansıtıldığını; bu şekilde noter ihtar süreci taraflar arasındaki sözleşmenin "MADDE IV- Vergi, Resim, Harç, Noter ve Diğer Masraflar" bölümünde davalının sözleşmesel taahhüdü bulunduğundan yansıtma faturası düzenlendiğinden aksi yöndeki yerel mahkeme kararındaki aleyhe olan tespitlerine katılmadıklarını, İleri sürerek yukarıda arz ve izah edilen sebepler ile resen nazara alınacak hususlar kapsamında, tehiri icra taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın ve taleplerin tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki taşıma ilişkisi kapsamında davacı tarafından davalıya düzenlenen on iki adet faturaya dayalı olarak başlatılmış ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, takip dosyası ve dayanağı faturalar ile bu faturaların konusunu teşkil ettiği taşıma belgeleri dosya arasına alınmış, taraf ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde mali müşavir bilirkişi inceleme yaptırılarak kök rapor alınmış, davacının takipten sonra yapılan ödemelerin önce faiz ve masraflardan mahsubu gerektiği yönündeki itirazına istinaden ek rapor alınıp, dava tarihi itibariyle alacak durumu tespit edilmiş, akabinde yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalının haksız itiraz ile takibi durdurduktan sonra yaptığı kısmi ödemeler bakımından, bu ödemelerin infazda dikkate alınması ve davanın tümden kabulü gerektiği, davalının faturalardaki vadenin geçmesi ile temerrüde düştüğü, mahkemenin takip öncesi işlemiş faiz alacaklarını reddetmesinin hatalı olduğu, takip sonrası ödemelerin önce faiz ve masraflardan mahsubu gerektiği yönündedir. Davacı tarafından dava dilekçesi ve istinaf dilekçesinde taraflar arasında abone cari hesap sözleşmesi bulunduğu ve bu sözleşme gereği ödemelerin faturalardaki vadeden itibaren 15 gün içerisinde yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, dosyaya varlığı iddia olunan sözleşmenin sunulmamış olması karşısında, mahkemece davalının davacının ihtarı ile temerrüde düşeceğinin, davacının gönderdiği temerrüt ihtarının davalı adresine değil başka bir adrese tebliğ edilmiş olması nedeniyle temerrüdün takiple gerçekleşeceğinin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, yine 6102 Sayılı TTK'nun 1530. maddesi, gerekçesinde de belirtildiği üzere, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olup, somut olayda uygulanmasının söz konusu olmadığı, bu durumda mahkemece davacının takip öncesi işlemiş faiz istemini reddetmesinin yerinde olduğu, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde bulunmadığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından yaptırılan ek bilirkişi incelemesi ile takip tarihinden sonra davalı tarafından 07/01/2021 tarihinde davalı tarafından yapılan ödemeler, ödeme tarihine dek asıl alacağa işlemiş faiz de hesaplanmak suretiyle önce faizden mahsup edilerek dava tarihi itibariyle alacak hesabı yapılmış olup, davacının takipten sonra ve fakat davadan önce yapılmış ödemeleri mahsup ederek itirazın iptali davası açmasının zorunlu olduğu, zira takip sonrası ve dava öncesi yapılmış kısmi ödemeler bakımından dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, buna rağmen davacının dava dilekçesinde takipten sonra yapılmış kısmi ödemeyi de bildirmek suretiyle bu ödemelerin infazda dikkate alınmasını, ancak davanın takip tutarı üzerinden tam kabulünü talep ettiği de nazara alındığında, mahkemece davanın dava tarihi itibariyle tespit edilen alacak üzerinden kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar takip sonrası yapılan 20.580,03-TL'lik ödeme tutarı yönünden davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu tutar bakımından da davanın esastan reddi yerinde olmamış ise de, bu yanılgının sonuca etkisi bulunmadığı anlaşıldığından eleştirilmekle yetinilmiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.