T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1623 Esas KARAR NO : 2025/2070 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/327 Esas- 2025/372 Karar TARİH: 21/04/2025 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen kar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1623 Esas KARAR NO : 2025/2070 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/327 Esas- 2025/372 Karar TARİH: 21/04/2025 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin İBB 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 26. maddesinde verilen yetkiye dayanılarak TTK hükümleri kapsamında kurulmuş bir sermaye şirketi olduğunu, müvekkilinin sermayesinin %99,87 hissesine sahip İBB iştirak şirketi olduğunu, davacı müvekkili şirketin yaptığı ve yapacağı tüm iş ve işlemlerde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve sair mevzuat hükümlerine tabi olduğunu, müvekkili şirketin İBB meclis kararı ile verilen tasarruf yetkisi kapsamında ... büfelerini işletmeye başladığını,17/07/2020 tarih-606 sayılı meclis kararına göne müvekkili şirketin söz konusu ... büfelerinini işletme yetkisi 30/11/2022 tarihine kadar devam ettiğinden ve büfeler üzerindeki hak ve tasarruf yetkisi mevcudiyetini korumuş olduğundan davalı borçlu işletmecinin cari hesap borcunu ödenmesini talep etme zarureti hasıl olduğunu, davalı borçlu ile müvekkili şirket arasındaki 01.12.2016 tarihli 23 nolu ... büfesi işletme sözleşmesinin süresi dolmuş olmasına rağmen davalı borçlu 23 nolu ... büfesini hukuki bir ilişkiye dayanmaksızın kullanmaya devam etmiş olup fuzuli şagil olduğunu, tebliğ edilen faturalara itiraz edilmemesi ve ödeme yapılmamasının akabinde müvekkili şirket tarafından davalı borçluya ihtarname gönderilmiş olup ihtarname tebliğ alınmış ise de, herhangi bir ödeme yapılmadığını, Bakırköy 6. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası kapsamında davalı borçlu vekili tarafından asıl alacağın tümüne itiraz edildiğini, hukuka aykırı ve haksız itiraz sonucunda takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlu vekili tarafından yapılan itiraz ve icra dairesinin verdiği takibin durdurulması kararı sonrasında 45.792,00 TL şirket hesabına kısmi ödeme yapıldığını beyanla Bakırköy 6. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy 6. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına taraflarınca 05.12.2022 tarihinde itiraz edildiğini, 13.04.2023 tarihinde arabuluculuk sürecine başlandığını, 16.05.2023 tarihinde de arabuluculuk sürecinin sona erdiğini, iş bu davanın ise 06.05.2024 tarihinde açıldığını, davacının icra dosyasındaki itirazı öğrendiği tarih UYAP tan tespit edildiğinde bahse konu 1 yıllık dava açma süresinin dolduğunun anlaşılacağını, bu nedenle davanın reddini talep ettiklerini, müvekkilinin basit usulde defter tutmakta olan bir esnaf olduğunu, tacir olmadığını, bu nedenle açılan dava bakımından Mahkemenin görevli olmadığını, taraflar arasında 01.12.2016 tarihli kira sözleşmesinin bulunduğunu, fakat davacının, 01.12.2016 tarihli ... Büfesi sözleşmesi ile taraflar arasındaki ilişkinin başladığını beyan ettikten sonra bu sözleşmenin kira sözleşmesi olmadığını, 1 yıllık bir işletme sözleşmesi olduğunu, 1 yıldan sonra müvekkilinin işgalci olarak kaldığını, bu nedenle 1 yıldan sonra talep etmiş olduğu alacağın ecrimisil alacağını olduğunu iddia ettiğini, fakat taraflar arasındaki 01.12.2016 tarihli sözleşme içeriği, davacıya yetki veren Büyükşehir Belediyesi Meclis Kararlarının içeriği ve taraflar arasında uzun yıllardır süren ilişki incelendiğinde taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki niteliğinin kira sözleşmesi olduğunu, müvekkilinin herhangi bir işgal durumunun söz konusu olmadığını, icra takibine konu edilen ve iş bu itirazın iptali dava dilekçesindeki talebin, taraflar arasında kira sözleşmesi yok iken talep edilebileceğini, ama davacı kira bedeli talebinde bulunmamakla ecrimisil talebinde bulunduğundan, böyle bir alacağı da söz konusu olmadığından davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinde takibe konu edilen faturaya süresi içerisinde ihtarname ile itiraz edilerek faturanın iade edildiğini, İBB tarafından davacıya 30.11.2007 tarihinde verilen 10 yıllık sürenin 30.11.2017 de sona erdiğini, bu yetki 3 yıl sonra 17.07.2020 tarihli meclis kararı ile geçmişe dönük olarak 5 yıllık tekrar verildiğini, yani 30.11.2007 tarihinden17.07.2020 tarihine kadar müvekkiline kiralanan yerin işletme hakkının yani kira bedelini tahsil etme hakkının kimde olduğunun bilinmediğini, bu nedenle davacı tarafından bahse konu yerlerin kira bedeli 30.11.2007 tarihinden itibaren tahsil edilmemesi yoluna gidimeyerek, ödeme yapan diğer ... büfesi kiracılarının ödemelerinin davacı tarafından iade edildiğini, dolayısı ile takibe konu edilen kira bedelleri bakımından kiracı olan müvekkilinin temerrüde düşmediğini, 2020 yılından sonra da davacının ihale sürecine girmiş olması nedeni ile ödeme almak istememesi sebebiyle ödemeler yapılamadığından iş bu icra takiplerinin başlatıldığı tarihe kadar müvekkilli temerrüde düşmediği için herhangi bir faiz işletilemeyeceğini, kira bedellerinin zabıta marifeti ile talep edilmesinden ve tahliye tehditleri devam ederken sadece tek bir şirketin koşullarının uyduğu bir ihale tasarlanarak, bahse konu yerlerin işletme hakkının bu özel şirkete tahsis edildiğini, buna karşı müvekkilinin de içinde olduğu ... büfesi kiracıları tarafından açılan İstanbul 13. İdare Mahkemesi'nin 2021/1467 E. Sayılı dosyası üzerinden ihalenin kesin olarak iptal edildiğini, bu aşamadan sonra davacının kendince bir ecrimisil bedeli belirleyerek bu miktar üzerinden ödenmeyen kiraları işgaliye bedeli olarak müvekkili ve diğer ... büfeleri kiracılarından tahsil etmeye çalıştığını, müvekkili tarafından kabul edilen kira borcunun tümünün davacıya ödendiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 21/04/2025 tarih 2025/327 Esas- 2025/372 Karar sayılı kararında;"Dava, fatura alacağına bağlı olarak başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir....Dosyada mevcut Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere; davalı gerçek kişinin 17/02/2017 tarihi itibariyle dairelerinde faaliyet gösterdiği, VUK md. 177'ye istinaden ikinci sınıf tüccarlardan olduğu, işletme hesabı esasına göre muhasebe defteri tutma zorunluluğu olduğu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabından anlaşılacağı üzere; davalının gerçek kişi ve ticari işletme kaydının bulunmadığı görülmektedir.Yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması gerekmektedir. Dosya mevcut vergi dairesine kayıtlarına göre tarafların yukarıda açıklanan nedenlerle işletme esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinde yer alan hadleri aşmadığından tacir olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.Buna göre dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nisbi ticari dava niteliğinde olmadığından, uyuşmazlık Mahkememizin görev alanına girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevli olduğundan, HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..."gerekçesi ile davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından işbu davada genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğundan bahisle 10.10.2024 tarihinde HMK 114/1-c ve 115/2 Maddeleri gereğince usulden red ve görevsizlik kararı verildiğini, karara karşı kendileri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, Dairemizin 06.03.2025 Tarih 2025/403 Esas 2025/386 Karar numaralı kararı ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verildiğini, Yerel mahkeme tarafından bu sefer; tarafların ticari sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları, Ba-bs formlarının celp edildiğini, davalı tarafın gerçek kişi olması ve dosyada mevcut müzekkere cevapları kapsamında değerlendirme yapılarak yeniden Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu görüşü ile görevsizlik kararı verildiğini ancak Mahkemece davanın ve kendileri tarafından yapılan uygulanacak hukuk ve göreve ilişkin hukuki ilişkinin nitelendirilme ve değerlendirmesinin hatalı yapıldığından görevsizlik kararına karşı itiraz etme zarureti doğduğunu;Daha güncel olarak yine ... büfesinin haksız kullanımından ötürü kendileri tarafından Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ikame edilmiş olan ve yine hatalı bir niteleme ile sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu kanaati ile verilen görevsizlik kararına karşı kendileri tarafından itiraz edilen 2024/418 Esas - 2024/795 Karar sayılı kararın incelemesi sonunda Dairemizin 2025/936 Esas ve 2025/914 Karar sayılı ve 29/05/2025 tarihli kararı ile asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğuna karar verildiğini, bu çerçevede görevsizlik kararının hukukun yeknesaklığı ilkelerine aykırı olduğunu;Netice itibariyle verilen görevsizlik kararının; hukuki işlemin temelindeki hukuki ilişkinin Türk Ticaret Kanunu'na tabi olması nedeniyle bu anlamda hukukun yeknesaklığına ilişkin genel ilkelere de aykırılık teşkil ettiğini, zira aynı nitelikli, hatta bir kısmının tarafları tamamen aynı ancak alacak dönemleri farklı olan davaların farklı mahkemelerde görüldüğünü, hukukun tutarlı ve yeknesak şekilde uygulanmasının; hukukun genelliğini, kanun önünde eşitliği ve hukuki kesinliği sağladığını, öte yandan hukukun yeknesak şekilde uygulanmasını sağlama ihtiyacının; çelişkili mahkeme kararlarının önüne geçtiğini, hukukun tutarlı ve yeknesak şekilde uygulanmasının, halkın mahkemelere olan güveninin artmasına katkıda bulunduğunu ve halkın hakkaniyet ve adalet algısını geliştirdiğini;Bunun mümkün olması için de yargılamada eldeki davanın tüm özel koşullarının değerlendirilmesi gerektiğini, Yerel mahkeme tarafından karara gerekçe edilen içtihatta ise müvekkili ile benzer nitelikte ve ticari hükümlere tabi bir ticari işletme mevcut olmayıp ticaret mahkemelerin görev tanımına ilişkin içtihatın karara esas alınmasına yeterli olmadığını, içtihat esas alınırken, önceki içtihadın uygulanacağı eldeki davanın bağlamı ve durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, bu nedenle somut vakanın veya davanın özel koşullarının farklı olması nedeniyle emsal kararın uygulanmaması gerektiğini; Müvekkili şirketin bir anonim şirket olduğunu, Büyükşehir Belediyesi'nden aldığı işlerle ilgili olarak alta verdiği işlerde, idarede kanunilik ilkesi gereğince, idarenin çeşitli usul kurallarına uymasının zorunlu olduğunu, bu Yasa kapsamına giren bir işin veya ihtiyacın belirlenmesi, işin ihale ya da başka bir usulle veriliş yönteminin tespiti nasıl müvekkili şirketin bir yükümlülüğü ise, müvekkili şirketin tasarrufuna bırakılmış bir ticari işletme nedeniyle doğan uyuşmazlığa uygulanacak yasa hükümlerinin de üst ilişkiyle bütünlük içerisinde aynı hukuki rejime tabi olmasının yeknesaklık açısında önem arz edeceğini, bu nedenle eldeki dava hukuki nitelik olarak asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girdiğinden Yerel mahkemece, işin esasına girilerek davanın esas yönünden karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla Yerel mahkemenin 21/04/2025 tarihli görevsizlik kararının kaldırılarak esasa girilerek karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki ... büfesi işletme sözleşmesinin süresinin sona erdiği ancak davalının söz konusu büfeyi tahliye etmediği, haksız işgalci olduğundan bahisle haksız işgal bedeli olarak düzenlenen faturanın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan davanın 07/06/2024 Tarihli, 2024/402 Esas ve 2024/624 Karar sayılı ilamı ile Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 06/03/2025 Tarih, 2025/403 Esas ve 2025/386 Karar sayılı ilamındaki "... Davalının ikinci sınıf tüccarların tabi olduğu VUK'nuın 178. maddesine göre işletme hesabı esasına göre defter tutmakta olması tek başına esnaf olduğunu göstermemektedir. Mahkemece gerçek kişi davalının yıllık alış ve satış tutarlarına ilişkin gelir beyannameleri celbedilerek ticari ilişki yıllarına ilişkin yeniden değerlendirme oranları da dikkate alınmak suretiyle VUK'nun 177. maddesinde belirtilen sınırları aşıp aşmadığı ve yukarıda belirtilen yasal mevzuat kapsamında tacir, buna göre işletmesinin de ticari işletme olup olmadığı tespit edilmeden, sadece Vergi Dairesi Müdürlüğü cevabı yazısına göre eksik araştırma ve değerlendirme ile esnaf kabul edilmesi ve buna göre görevsizlik kararı verilmesi isabetli olmamıştır." gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş, Dairemiz kaldırma kararından sonra Mahkemece yargılama sonucunda davanın mutlak ve nisbi ticari dava niteliğinde olmadığı ve bu sebeple Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır. Davacı tacir olup dava konusu, ticari işletmesini ilgilendirmektedir. Dava konusu aynı zamanda davalının da işletmesi ile ilgili ise de, davalının tacir olup olmadığı ve buna göre işletmesinin niteliğinin belirlenmesi gerekir. Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda davalının ticari ilişki yıllarına ait 2021-2024 yılları aralığındaki gelir beyannamelerinin celbi hususunda Merter Vergi Dairesine yazılan müzekkereye istinaden 17/04/2025 tarihli cevap yazısı ekinde ibraz edilen gelir beyannamelerinin dosya arasına alınması ile birlikte dosya kapsamındaki eksiklik giderilmiştir. Bu itibarla, dosya kapsamına alınan İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ile Vergi Dairelerine yazılan müzekkere cevapları nazara alındığında davalının faaliyetinin esnaf faaliyet kapsamında kalarak esnaf işletmesi düzeyinde olduğu, tacir boyutuna erişmediği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davaya bakma ve uyuşmazlığı çözme görevi Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Bu gerekçelerle ilk derece mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı usul ve yasaya uygun olup aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir. Davacının istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü Dairemizin 2025/936 Esas ve 2025/914 Karar sayılı, 29/05/2025 tarihli kararında ise Mahkemece yapılan araştırmada davalının tacir olduğu tespit edilmiştir. Her iki davada yer alan talepler aynı olmakla birlikte mutlak ticari bir dava söz konusu olmadığından, her somut olay nezdinde davalının ve işletmesinin niteliğinin araştırılması ve ticari nitelikte bir dava olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Dolayısıyla aynı taleple, farklı kişilere karşı açılmış davaların kiminde davalının sıfatı ve işletmesinin niteliğine göre asliye ticaret mahkemesinin, kiminde ise asliye hukuk mahkemesinin görevli olması söz konusu olabilecektir. Bu farklılık hukukun yeknesaklığı ilkesine aykırılık teşkil etmediğinden davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kararda kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.