T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/725 KARAR NO: 2026/725 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/02/2026 ARA KARAR ESAS NO: 2025/886 DAVANIN KONUSU: Çekin İstirdadı KARAR TARİHİ: 03/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 03/04/2026 TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin dava dilekçesinde ö…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/725 KARAR NO: 2026/725 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/02/2026 ARA KARAR ESAS NO: 2025/886 DAVANIN KONUSU: Çekin İstirdadı KARAR TARİHİ: 03/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 03/04/2026 TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: "Tarafımızdan; Keşidecisi ... A.Ş. olan 07/11/2025 Ödeme tarihli, düzenlenme yeri ... Olan, 1.512.000,00 TL Meblağlı ... Bankasına ait ... Seri no'lu bir adet çekin, müvekkili firmanın rızası hilafında elinden çıkması sebebi ile Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/440 E sayılı dosyası ile çek zayiine ilişkin dava ikame edilmiş olup; çekin davalı banka nezdinde olduğu dosya kapsamında tespit edilmiştir. Tarafımızca çekin istirdatı konulu dava Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/628 Esas sayılı dosyası ile ikame edilse de arabuluculuğa başvurulmadan açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi kararı verilmiş 2025/716 karar sayılı kararı ile verilmiş ve iş bu dava 07/10/2025 tarihinde kesinleşmiştir. Tarafımızca 05/09/2025 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapılmış ve ... dosya kapsamında davalı ile yapılan görüşme neticesinde anlaşma sağlanamamıştır. 2-Dava konusu çekte bulunan ciro zinciri kopuktur. Müvekkil firma çekin yasal hamili olup; çekte bulunan kaşe ve imza müvekkil firmaya ait olmadığı gibi, cirodaki kaşede bulunan firma ismi ve vergi numarası dahi farklıdır. Kayseri Ticaret Odası ve Ticaret Sicili Gazetesi'nden celp edilecek evraklar ile imza incelemesi yapılması halinde işbu husus açıkça ortaya konulabilecektir. Bunun yanı sıra müvekkil firmaya ait olduğu iddia edilen kaşe ve imzadan sonraki ciroda belirtilen ... firması ile müvekkil firmanın hiç bir ticari ilişkisi bulunmamaktadır. Ciro silsilesi açıkça kopuktur. 3-Dava konusu çekin FİZİKSEL OLARAK İNCELENMESİ HALİNDE ÇEKİN ... LTD. ŞTİ FİRMASI EMRİNE KEŞİDE EDİLMİŞ OLDUĞU ANCAK CİRODA BULUNAN KAŞENİN ... LTD.ŞTİ . ŞEKLİNDE YAPILDIĞI AÇIKÇA GÖRÜLMEKTEDİR. Ciroda bulunan kaşedeki ticaret ünvanı açıkça farklı olup; BASİTÇE OKUNDUĞUNDA dahi anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra Factoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik md. 9/1 " Doğacak alacaklar açısından faktoring işleminin gerçekleşmesi, devralınan alacakların fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile tevsik edilebilir bir alacak olması ve alacağın doğduğu anda bu durumun fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile tevsik edildiğinin kuruluş tarafından takip edilmesine bağlıdır" Dosyaya ibraz edilmiş olan faturanın factoring sözleşmesi olduğu belirtilen ciranta ... tarafından 2. Ciranta olan ... firması arasındaki bir takım mal alışverişine dayandığı görülmekte olup; 2. Ciranta olan ... firması ile müvekkil firmanın hiç bir ticari ilişkisi bulunmamaktadır. Kaldı ki daha önce de belirtmiş olduğumuz üzere çek üzerindeki ilk cirodaki firma müvekkil firma değil başka bir firmadır. Hali hazırda basit bir okuma yazma bilgisi ile ciro silsilesinin kopuk olduğu anlaşılabilmekte olup; davalı firmanın kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. 4-Dava konusu çeke ilişkin Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/29046 Srş. Sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulmuş olup Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Yetkisizlik kararı ile ilgili soruşturmayı Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiş ve ilgili dosya 2025/33333 soruşturma numarası ile işlem görmekte; dosyamız hali hazırda derdesttir. 5-Dava konusu çek davalı kurum tarafından kötü niyetli olarak iktisap edilmiş olup; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/440 E sayılı dosyası kapsamından da anlaşılacağı üzere dava konusu çek davalı firmanın elindedir. Tarafımızdan ikame edilmiş olan çek zayi davası ile ödeme yasağı talep edilmiş ancak işbu tedbir Mahkemece verilmemiştir. MÜVEKKİL FİRMANIN ADININ DAHİ DOĞRU OLARAK YAZILMADIĞI SAHTE KAŞENİN SADECE OKUMA İLE DAHİ ORTAYA ÇIKABİLECEĞİ KAŞE VE İMZA İLE TEDAVÜLE KONULMUŞ OLAN DAVA KONUSU ÇEKİN TAHSİL EDİLMESİ HALİNDE MÜVEKKİL FİRMANIN TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN ŞEKİLDE ZARARA UĞRAYACAĞI AÇIKTIR. YAKLAŞIK İSPAT İKLESİ AÇIKÇA GERÇEKLEŞMEKTEDİR. 6-İşbu sebeple çek bedelinin ödenmemesi için bankaya öncelikle teminatsız; Sayın Mahkeme'nin aksi kanaatte olması halinde teminatlı olarak tedbiren ödeme yasağı konulması gerekmektedir. 7-Müvekkil firmanın elinden rızası hilafında çıkarak sahte kaşe ve imza ile cirolanarak davalı firmaya geçen çekin; çekin tahsil edilmesi halinde çek bedelinin istirdatı ile müvekkil firmaya iade edilmesi gerekmektedir. HUKUKİ DELİLLER : Delile karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydı ile; Çek görüntüsü, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/440 E sayılı dosyası ( celbini talep ederiz) Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/29046 Srş. Sayılı dosyası ( celbini talep ederiz) Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı 2025/33333 Srş dosyası ( celbini talep ederiz) Müvekkil firma ile keşideci arasında fatura ve mail içerikleri ( celbini talep ederiz) Çeke ilişkin evrak ve tutanaklar (muhatap banka ve davalıdan celbini talep ederiz) ... Dosya numaralı Arabuluculuk Son Tutanağı(dilekçe ekinde ibraz edilmiştir) Bilirkişi, keşif, yemi tanık. NETİCE-İ TALEP : Yukarıda bahsedilmiş olan nedenlerden izahla; Öncelikle tensiple birlikte; dava konusu çekin tahsil edilmesi halinde müvekkil firmanın telafisi imkansız zararlara maruz kalacağı için çek bedelinin davalıya ödenmemesine ilişkin tedbir talebimizin kabulüne ve teminatsız aksi halde teminatlı olarak tedbiren ödeme yasağı konulmasına; Dava konusu çekin müvekkile iadesine; çekin tahsil edilmesi halinde çek bedelinin istirdatı ile ticari işlere uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini" karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkemenin 18/07/2025 tarihli ara kararıyla : "...Davacı tarafından ödeme yasağı konulmasına ilişkin tedbir talebinde bulunulmuştur. Davacı tarafından sahtecilik iddiasında bulunulduğu ve savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu gözetildiğinde dava konusu çekin ödenmemesine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin kabulü için HMK 389.maddesi gereğince mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacak yada tamamen imkansız hale gelme ihtimalinin bulunduğunun mevcut dosya kapsamına göre yaklaşık olarak ispat edilmiş olması nedeniyle sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. Dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR : İhtiyati Tedbir Talebinin Kabulü İle; 1-Dava konusu ...bank ... şubesine ait keşidecisi ... A.Ş. olan ... çek nolu, 07/11/2025 keşide tarihli 1.512.000,00 TL bedelli çek bedelinin %20'i olan 302.400,00-TL tutarında nakdi veya aynı tutarlı kesin banka teminat mektubu karşılığında İİK'nun 72/2 maddesi gereğince söz konusu çekin bankaya ibrazı halinde karşılığının ödenmemesi için üzerine tedbiren ödeme yasağı konulmasına, 2-Teminat yatırılması halinde İlgili banka şubesine tedbir kararı yönünden müzekkere yazılmasına 3-Ara kararın taraflara tebliğine," karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili sunmuş olduğu, ihtiyati tedbir ara kararına itiraz dilekçesi ile özetle: Davacının delillerinin tedbir kararı verilmesi için yeterli bulunmadığını, tedbir taleplerinin reddinin gerektiğini, öncelikle tedbir kararının kaldırılmasını aksi halde davacının takip çıkışından az olmamak üzere teminat yatırmasına karar verilmesini, ihtiyati tedbirin, hukuki niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumayı ifade ettiğini, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilebileceğini; talep eden taraf dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmeli ayrıca davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiğini, nitekim %20 teminatlı olarak verilen tedbir kararı müvekkilinin telafisi mümkün olmayan zararlara uğratmakta olduğunu, verilen tedbir kararı hukuka aykırı olduğundan kaldırılmasını, aksi halde davacının takip çıkışından az olmamak üzere teminat yatırılmasına karar verilmesini, verilen tedbir kararının müvekkilinin telafisi mümkün olmayan zararlara uğratmakta olduğunu, verilen tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu, kaldırılmasını, aksi halde %100 teminat yatırılmasına karar verilmesini ileri sürmüş ve talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkeme itirazı duruşmalı incelemiş,taraflara tebliğatlar yapılmış, 12/02/2026 tarihli duruşmaya katılan taraf vekili mahkemece dinlenmiş ve aynı celsede ki kısa kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. Bu yönden ayrıca 12/02/2026 tarihli gerekçeli ara karar da yazılmış ve tebliğ edilmiştir. İşbu ek kararında: "...HMK 389/1 maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK 390/2 maddesi göre de talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. HMK 392 göre ise mahkemem gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmaksızın ihtiyati tedbire karar verebilir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için "Yaklaşık ispat" yeterlidir yani çekişmeli vakanın gerçeğe yakın bir derecede kanıtlanması esastır. Mahkeme mevcut delillere göre tedbir isteyenin hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini icap ettiren sebeplerin de varit görülmesi gerekir. HMK'nın 390/3 maddesinde ihtiyati tedbir isteğinin haklılığı konusunda tam kanaat değil kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğu kabul edilmekle birlikte zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimali gözardı edilmemelidir, bu sebepledir ki davacının haksız olma ihtimali dikkate alınarak HMK'nın 392. maddesi uyarınca teminat alınması gerekir. İİK 'nın 72/3 maddesi hükmüne göre "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın % 15 'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir". Dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; Somut olayda davacı vekili davalı tarafın ciro marifetiyle edindiği çekte; ciro silsilesinin kopuk olduğunu, cirantalar arasında lehtar olan müvekkili şirket unvanının/kaşesinin bulunmadığı, çek cirolarının, kopuk olması nedeniyle kanuna aykırı olduğunu, bu nedenle hükümsüz olduğunun tespitini, çekin istirdadı ile birlikte takibin durdurulmasına, aksi halde çeke ödeme yasağı konulmasına ilişkin tedbir kararı istemiştir. Mahkememizce 17/02/2025 tarihinde, keşideci, lehtar ve ciro silsilesi incelenerek yaklaşık ispat koşulu dikkate alınmış; HMK 389 maddesi gereğince %20 teminatla dava konusu çeke ödeme yasağı konulmuştur. Davalı taraf, bu karara itiraz etmiştir. İtirazın değerlendirildiği duruşmada itiraz yerinde görülmeyerek, tedbirin terkini talebinin reddine karar verilmiştir. Somut olayda davacı vekilinin talebi, dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmiş, yukarıda değinilen HMK 389 maddesi koşullarının sağlandığı kanaatine varılmıştır. Bu surette davalı alacaklı tarafın itirazları yerinde görülmemiş, itirazın reddine karar verilmiştir. Neticede istinafı kabil şekilde aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1-Tedbire itirazın reddine, 2-İş bu ara kararın taraflara tebliğine, ..." şeklinde karar verilmiştir. İtiraz eden davalı vekili iş bu ara kararı süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : İitiraz eden davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde; "...İşbu tedbire itirazın reddine ilişkin KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2025/886 Esas sayılı 12/02/2026 Tarihli ara kararı da aynı şekilde hukuka aykırı olup kaldırılması gerekmektedir. Bu doğrultuda, haklı ve yerinde itirazlarımızın dikkate alınarak tedbire yönelik itirazlarımızın kabulüyle, haksız olarak konulan ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. VERİLEN TEDBİRE İTİRAZIN REDDİNE İLİŞKİN KARAR HAKSIZ, USUL VE YASAYA AYKIRI OLUP KALDIRILMASI GEREKMEKTEDİR.ŞÖYLE Kİ; İşbu istinaf başvurusuna konu olan ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine ilişkin ara karar ile, haklı ve yasal alacağını tahsil etmeyi amaçlayan müvekkil yönünden telafisi mümkün olmayan, ciddi ve ağır zararlara yol açılacaktır. Bu nedenle, aşağıda arz ve izah edeceğimiz gerekçeler doğrultusunda, işbu istinaf başvurumuzun kabulü ile hukuka aykırı olarak verilmiş söz konusu ara kararın kaldırılmasına, müvekkilin hak ve menfaatlerinin korunması bakımından ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazlarımızın kabulüyle tedbir taleplerinin tümden reddine karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir. Şöyle ki; DAVACI YANIN HAKSIZ VE MESNETSİZ İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNE KARŞILIK İTİRAZLARIMIZ DİNLENMEK ÜZERE TARAFIMIZA SÜRE VERİLMEMİŞ, TARAFIMIZA İTİRAZ ETME İMKANI TANINMAKSIZIN İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN KABULÜNE KARAR VERİLMİŞTİR. İLK DERECE MAHKEMESİ TARAFINDAN VERİLMİŞ OLAN TEDBİR KARARLARI AÇIKÇA HUKUKA AYKIRIDIR. Tedbir hukuki niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumayı ifade etmektedir. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilmesi talep edilebilir. Talep eden taraf dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmeli ayrıca davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir. HMK ihtiyati tedbir kavramını hüküm(ler) altına almıştır. HMK'nın ihtiyati tedbir ile ilgili davamızla ilişkili maddelerini incelemek gerekirse ; İhtiyati tedbirin şartları MADDE 389- (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbir, hukuki niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumayı ifade etmektedir. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilebilir. TALEP EDEN TARAF DAYANDIĞI İHTİYATİ TEDBİR SEBEBİNİ VE TÜRÜNÜ AÇIKÇA BELİRTMELİ AYRICA DAVANIN ESASI YÖNÜNDEN KENDİSİNİN HAKLILIĞINI YAKLAŞIK OLARAK İSPAT ETMELİDİR. HMK ihtiyati tedbir kavramını hüküm(ler) altına almıştır. HMK'nın ihtiyati tedbir ile ilgili davamızla ilişkili maddelerini incelemek gerekirse ; İhtiyati tedbir talebi MADDE 390- (2) talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. (3)Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak İSPAT ETMEK ZORUNDADIR. İhtiyati tedbir kararı MADDE 391- (1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. (2)İhtiyati tedbir kararında; a) İhtiyati tedbir talep edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ve karşı tarafın adı, soyadı ve yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, b)TEDBİRİN, AÇIK VE SOMUT OLARAK HANGİ SEBEBE VE DELİLLERE DAYANDIĞI, ÖNEMLE BELİRTMEK GEREKİR Kİ DAVACI TARAFIN DAYANAKLARI DAVANIN YAKLAŞIK İSPAT EDİLMESİNE DAHİ UYGUN DEĞİLDİR. İhtiyati tedbir kararı HMK 390/3. Maddesine aykırı şekilde verilmiştir. Maddeye göre ; ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak İSPAT ETMEK ZORUNDADIR.'' Ancak davacı tarafından herhangi bir ispat bir yana yaklaşık olarak dahi iddiasını ispatlayamadığı ortadadır. TEDBİR KARARI VEREN MAHKEME TEDBİRİN, AÇIK VE SOMUT OLARAK HANGİ SEBEBE VE DELİLLERE DAYANDIĞINI GEREKÇESİNDE GÖSTERMEK ZORUNDADIR. Sayın mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararında mevcut bir diğer hukuka aykırı durum ise HMK 391/2-(d) maddesinde yer alan '' TEDBİRİN, AÇIK VE SOMUT OLARAK HANGİ SEBEBE VE DELİLLERE DAYANDIĞI '' 'nın açıkça yazılması gerekliliğidir. Sayın mahkemenin ilgili tensip zaptından da anlaşılacağı üzere tedbir talebi hangi sebep ve delillere dayandırıldığı bildirilmeksizin hukuka aykırı şekilde verilmiştir. Yargıtay 15.Hukuk Dairesi 2012/4060 E. - 2012/5172 K. Numaralı yargıtay kararı da bu durumu destekler niteliktedir. T.C. YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ 2012/4060 Esas 2012/5172 Karar 06.07.2012 T. "İhtiyatı tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır. Tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır (HMK. m. 390/3) ispat ölçüsü ise, "yaklaşık ispat" kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında hakim, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu sebepledir ki ihtiyati tedbire karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararda belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa'nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi halinde; istemin reddine karar verdiğinde de KARARDA HUKUKSAL GEREKÇE GÖSTERMEK DURUMUNDADIR. Çünkü, 1982 Anayasa'sının 141. maddesinin 3. fıkrası hükmüne göre bütün mahkemelerin bütün kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Mahkemece, gerekçe gösterilmeksizin ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesi açıklanan hukuksal sebeplerle doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenin ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin 20.03.2012 tarihli oturumdaki ara kararının BOZULMASINA, 06.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi." İhtiyati tedbir kararı verilirken, mahkemece tedbirin dayanağı, somut olgular ve açık gerekçelerle ortaya konulmalıdır. Ancak somut olayda, ilgili kararda herhangi bir gerekçe veya somut neden belirtilmeden, yalnızca “tedbir talebinin kabulüne” karar verildiği görülmektedir. Oysa, davacı taraf ihtiyati tedbir şartlarını hiçbir surette karşılamamış, buna rağmen müvekkilin tedbire karşı itiraz hakkı fiilen kısıtlanmış ve netice itibariyle usul ve yasaya aykırı biçimde tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir. Akabinde, müvekkil tarafından usulüne uygun olarak sunulan itiraz dilekçesi dikkate alınmadan, gerekçesiz ve mesnetsiz şekilde itirazın reddine karar verilmesi de hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırıdır. Bu durum sonucunda, halen haklı alacağına kavuşamayan müvekkil, telafisi güç ve imkânsız zararlara uğramaktadır. Dolayısıyla, yerel mahkemece verilmiş olan ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazın reddine ilişkin kararın; usul, yasaya ve hakkaniyete aykırı olması nedeniyle kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi için dosyanın yeniden incelenmek üzere yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir. SONUÇ ve TALEP: Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle; İstinaf başvurumuzun KABULÜ ile, İlk derece mahkemesince verilen 12/02/2026 Tarihli Ara Kararın KALDIRILMASINA, Talepler doğrultusunda yeniden görülmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, " karar verilmesini ileri sürmüş ve talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından,istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri hakkında inceleme yapılmıştır. İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, davaya konu çekin içeriği,lehtar kısmında "... LTD. ŞTİ " şeklinde yazılı olduğu halde çekin arkasındaki ilk ciro edenin isminin "... LTD. ŞTİ ." olarak kaşeli olması, bu kaşedeki vergi nosu ile davacı şirketinin vergi nosunun da farklı olması,davacı tarafça işbu istirdat davasından önce bu çekle ilgili açtığı hasımsız zayi nedeniyle çek iptaline ilişkin dava, mahkemece HMK 389 vd md. leri uyarınca takdiren tayin edilen ve dairemizce de uygun bulunan teminat türü ve miktarı karşılığında verilen ihtiyati tedbir kararında mahkemesince yazılı ayrıntılı açıklamalar,yasal sebep ve gerekçeler, bu ara karara, davalı vekili tarafından yapılan itiraz sebepleri, itirazın duruşmalı yapılan incelemesi ile verilen ve istinaf edilen gerekçeli ara kararda yazılı ayrıntılı açıklamalar ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde ve dikkate alındığında; Davaya konu bonoya ilişkin açılan işbu istirdat talebi/davası yönünden HMK 389 vd maddelerine göre istenen, çekin bedelinin davalı tarafa ödenmemesine ilişkin ödeme yasağıyla ilgili ihtiyati tedbirin kabulü için HMK 389 vd maddeleri gereğince yaklaşık ispata dair yasaca aranan gerekli ve yeterli koşulların bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunduğu, zira burada yasaca arananın kesin bir ispat olmayıp yaklaşık ispatın yeterli olduğu,bu nedenlerle , verilen ihtiyati tedbir kararına karşı, davalı vekilince sunulan itiraz dilekçesinde ileri sürülen itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı,HMK 389 vd maddelerine uygun şekilde tayin edilen teminat karşılığında verilen sözkonusu ihtiyati tedbir kararının usul,yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına uygun olduğu,bu sebeplerle davalı vekilinin işbu ihtiyati tedbir kararına vaki itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır . Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de, istinaf edilen gerekçeli ara kararı ile davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına vaki itirazı duruşmalı incelenerek reddine dair karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ara kararda usul, yasaya ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı, ara kararının hukuka uygun olduğu, bu nedenlerle de itiraz eden davalı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1maddesi gereğince reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/02/2026 tarihli , 2025/886 E. sayılı ara kararına karşı, itiraz eden davalı vekilince yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalı tarafından yatırılması gereken 732,00TL istinaf karar ve ilam harcı kendisince peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ve 394/5 md.leri uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 03/04/2026