Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/2924 E. , 2024/4334 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2020/2924 Karar No : 2024/4334 DAVACILAR : 1. ... 2. ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACILARIN İDDİALARI : Davalı idare tarafından yapılan tanımın belirsiz olduğu, Anayasa’nın 38. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranıldığı,
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/2924 E. , 2024/4334 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2020/2924 Karar No : 2024/4334 DAVACILAR : 1. ... 2. ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACILARIN İDDİALARI : Davalı idare tarafından yapılan tanımın belirsiz olduğu, Anayasa’nın 38. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranıldığı, Anayasa Mahkemesinin benzer kararlarının da bu yönde olduğu, önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikteki ibaresinin de belirsizlik yarattığı, fiilin objektif şekilde tanımlanmadığı, sübjektif uygulamalara yer verildiği, benzer bir mevzuatta önemli kabul edilebilecek işlemlerin idare tarafından tanımlandığı, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesiyle sınırları çizilmiş şekilde idareye fiili belirleme yetkisi verildiği ancak idarenin yeterli düzenleme yapmadığı, keyfi uygulamalara yol açıldığı, hukuk devleti ilkesine aykırı davranıldığı, ikincil mevzuatta suç tanımlaması yapılamayacağı, yasama yetkisinin devredilemeyeceği, dava konusu düzenleyici işlemin hukuka aykırı olduğu, piyasadaki yatırımcı sayısının az olması nedeniyle az miktarlı işlemlerin bile endekslerde değişikliklere yol açabildiği, uyuşmazlık konusu piyasadaki el değiştirme oranının çok düşük olduğu, Türkiye’deki el değiştirme oranının Avrupa’daki el değiştirme oranına göre çok düşük olduğu, bu piyasasının neden geliştirilemediğinin sorgulanması gerektiği, mevzuatın Avrupa’dan iktibas edildiği ancak Türkiye’deki piyasanın Avrupa’ya benzemediği, Türkiye’deki piyasanın henüz emeklediği, mevzuatın piyasaya geniş geldiği, dava konusu idari işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu düzenleyici işlemin hukuka uygun olduğu, kabahatlerde kanunilik ilkesinin suçlara göre daha esnek olduğu, Avrupa’da da işlem kalıpları kabul edilerek ceza verildiği, kanunla çerçevesi çizilen fiillerin içinin idare tarafından ikincil düzenlemelerle doldurulduğu, ikincil düzenlemeyle suç ihdas edildiği iddiasının dayanaksız olduğu, işlem temelli piyasa dolandırıcılığı suçu için özel kast arandığı, piyasa bozucu işlem fiilinin gerçekleşmesi için özel amaç aranmadığı, piyasa dolandırıcılığı suçunun ispatındaki zorluk nedeniyle piyasa bozucu eylemlerin idari para cezasına bağlandığı, yapılan düzenlemelerin 596/2014 sayılı Avrupa Birliği Tüzüğü’ne uygun olduğu, madde bir bütün olarak okunduğunda belirsizlik bulunmadığı, farklı piyasaların farklı işlem kalıpları olduğu, bu nedenle sınırlı sayıda düzenleme yapılmasının imkansız olduğu, düzenlemelerin gelişmiş piyasa ekonomisi olan ülkelerin uygulamaları dikkate alınarak yapıldığı, yargı yerlerince yerindelik denetimi yapılamayacağı, davacılar tarafından gerçekleştirilen işlemlerle piyasa bozucu eylemlerde bulunulduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'UN DÜŞÜNCESİ : Dava; Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinin iptali istemi ile açılmıştır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesidir." hükmü, "Piyasa bozucu eylemler" başlıklı 104. maddesinde; "Makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemler, bir suç oluşturmadığı takdirde, piyasa bozucu nitelikte eylem sayılır. Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak, bu suretle menfaat temin edilmiş olması halinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz." hükmü yer almaktadır. 6362 sayılı Kanun'un 104. maddesine dayanılarak, 21/01/2014 günlü ve 28889 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin, "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Tebliğin amacı, makul bir ekonomik veya finansal bir gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerin belirlenmesi ile bu eylem ve işlemleri gerçekleştirenler hakkında uygulanacak yaptırımların belirtilmesidir." hükmü, "Emir veya işlemlere ilişkin piyasa bozucu eylemler" başlıklı 5. maddesinde; " Tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte; a) Alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, b) Farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, c) Bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde piyasadaki en iyi alım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi alım fiyatından daha düşük fiyatlı satım emri ya da piyasadaki en iyi satım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi satım fiyatından daha yüksek fiyatlı alım emri iletmek şeklinde yön değiştiren emirler verilmesi, ç) Kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, d) Açılış veya kapanış fiyatlarını etkilemeye yönelik işlemler yapılması, e) Gün sonu veya vade sonu uzlaşma fiyatlarını etkilemeye yönelik işlemler gerçekleştirilmesi, f) Fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılması, g) Vadeli işlem ve opsiyon piyasasında bir sicile bağlı tüm hesaplar için ya da piyasa bazında belirlenen pozisyon limitlerinin geçilmesi, ğ) Vadeli işlem ve opsiyon piyasasında, ilgili dayanak varlık piyasasında gerçekleştirilen işlemlerle aynı yönlü işlemler gerçekleştirilmesi ve benzeri işlemler yapılması suretiyle borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozan ya da sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, arz ve talepleri hakkında yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandıran veya adil ve dürüst işlem yapılmasını, piyasanın rekabetçi bir ortamda işleyişini ya da fiyatın doğru ve dürüst bir şekilde oluşmasını zorlaştıran ya da engelleyen fiil ve davranışlar piyasa bozucu eylem olarak değerlendirilir. " hükmü yer almaktadır. Davalı idare, 6362 sayılı Kanun ile kendisine tanınan yetkiler çerçevesinde, sermaye piyasasının güven, açıklık ve kararlılık içinde çalışmasını, tasarruf sahiplerinin hak ve yararlarının korunmasını düzenlemek ve denetlemek ile görevlidir. Piyasa fiyatları işlemler ile oluştuğu için, piyasaya iletilen alım-satım işlemleri, piyasa fiyatının değişmesine neden olmaktadır. Bu nedenle, piyasada gerçekleştirilen işlemlerin hiç bir sınırlamaya ve denetime tabi olmaması düşünülemez. Piyasada gerçekleştirilen işlemler, piyasa fiyatını etkileyeceği için, piyasanın etkin işleyişinin temini ve piyasa bozucu işlemlerin önlenmesi önem arz etmektedir. Bu işlemler, görüntülü işlemler olduğundan tespiti zordur. Bundan dolayı, kanun koyucu, belirli işlem kalıplarını piyasa bozucu işlem olarak nitelendirmiştir. Arz ve talep kuralı çerçevesinde, piyasa fiyatının alım satım işlemleri ile değişmesi normal bir durum olmakla birlikte, bu işlemlerin, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozan ya da sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, arz ve talepleri hakkında yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandıran veya adil ve dürüst işlem yapılmasını, piyasanın rekabetçi bir ortamda işleyişini ya da fiyatın doğru ve dürüst bir şekilde oluşmasını zorlaştıran ya da engelleyen nitelikte olması halinde yaptırıma bağlanması, sermaye piyasalarının sağlıklı ve etkin işlemesinin sağlanması bakımından bir zorunluluk olmaktadır. Davaya konu edilen, Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinde, esas itibarı ile, piyasa bozucu eylemler açısından önemli işlem kalıpları alım satım yapılması, farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, karşılıklı/ kendinden kendine işlem gerçekleştirilmesi ve fiyat yükseltici işlemleri başta olmak üzere pay piyasasında yapay bir arz ve talep yaratılmasına yol açabilecek temel bazı işlemlerin düzenlemeye konu edildiği, bu yönü itibarı ile, düzenlemenin, piyasa bozucu eylemlerin yapısı, niteliği ve özelliklerine uygun olduğu, bu tür eylemlerin engellenmesi ve sermaye piyasasının sağlıklı ve istikrarlı bir şekilde işlemesinin sağlanması amacıyla uyumlu olduğu açıktır. Bu nedenle, sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi amacını gerçekleştirmeye engel olabilecek, piyasa bozucu eylemlerin önlenmesi amacıyla, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 104. maddesi dayanak alınarak çıkartılan Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin davaya konu edilen 5. maddesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davalı idare tarafından, Borsa İstanbul Anonim Şirketi’nin (Borsa İstanbul) ... tarih ve HK/168-1 sayılı Gözetim Raporu üzerine başlatılan inceleme sonucunda ... tarih ve ... sayılı Denetleme Raporu düzenlenmiştir. Anılan raporun Kurul tarafından incelenmesi üzerine, davacıların Baz Yüklü Elektrik Vadeli İşlem Sözleşmeleri piyasasında 02/01/2019-29/11/2019 dönemindeki işlemleriyle 6362 sayılı Kanun’un 104. maddesinin 1. fıkrası ve VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a), (ç) ve (e) bentleri ihlal edildiğinden bahisle davacı ...'e 6.409.322,00-TL, davacı ...'e ise 1.066.130,00-TL idari para cezası verilmesine ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla karar verilmiştir. Anılan karar üzerine davacı ...’e 29/05/2020 tarihinde ... tarih ve ... sayılı Kurul Kararı Bildirimi yazısı; 05/06/2020 tarihinde de, 1365 sayılı İdari Para Cezası Bildirim Tutanağı tebliğ edilmiştir. Davacı ... tarafından idari para cezasının iptali istemiyle 04/06/2020 tarihinde davalı idareye başvurulmuş, bu başvuru Piyasa Gözetim ve Denetim Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısıyla yanıtlanmıştır. Bunun üzerine, davacı ... tarafından, ... tarihinde, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinde E:... sayılı dava; 25/09/2020 tarihinde ise, VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. Yine davacılardan ...’e 29/05/2020 tarihinde ... tarih ve ... sayılı Kurul Kararı Bildirimi yazısı; ... tarihinde de, ... sayılı İdari Para Cezası Bildirim Tutanağı tebliğ edilmiştir. Davacı ... tarafından idari para cezasının iptali istemiyle 04/06/2020 tarihinde davalı idareye başvurulmuş, bu başvuru Piyasa Gözetim ve Denetim Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısıyla yanıtlanmıştır. Bunun üzerine, davacı ... tarafından, 24/07/2020 tarihinde ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istemiyle dava açılmış, anılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, anılan karar üzerine davacı tarafından 02/09/2020 tarihinde anılan Kurul kararının iptali istemiyle .... İdare Mahkemesinde E:... sayılı dava; 25/09/2020 tarihinde ise, VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Dava dilekçesinde VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinin bir bütün olarak iptali istenilmiş ise de, dava dilekçesi içeriğinden davacılar hakkında uygulanan idari para cezasının anılan maddenin (a), (ç) ve (e) bentleri uyarınca uygulandığı anlaşıldığından, iptal isteminin anılan maddenin (a), (ç) ve (e) bentlerine ilişkin kısmıyla sınırlı olarak incelenmesi gerektiğine karar verilerek esasın incelenmesine geçilmiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İLGİLİ MEVZUAT: 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 1. maddesinde, "Bu Kanun'un amacı; sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesidir. "; 103. maddesinin birinci fıkrasının dava tarihinde yürürlükte bulunan halinde, "(1) Bu Kanun'a dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak, yükümlülüğe aykırılık dolayısıyla menfaat temin edilmiş olması halinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz. Tüzel kişilere, aykırılığın ağırlığı ve etkilediği mağdur sayısı dikkate alınarak bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan asgari miktardan az olmamak üzere bağımsız denetimden geçmiş yıllık finansal tablolarında yer alan brüt satış hasılatının %1’i ile vergi öncesi karının %20’sinden yüksek olanına kadar idari para cezası verilir."; 104. maddesinde, "Makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemler, bir suç oluşturmadığı takdirde, piyasa bozucu nitelikte eylem sayılır. Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak, bu suretle menfaat temin edilmiş olması halinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz."; 105. maddesinde, "(1) İdari para cezalarının uygulanmasından önce ilgilinin savunması alınır. Savunma istendiğine ilişkin yazının tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde savunma verilmemesi halinde, ilgilinin savunma hakkından feragat ettiği kabul edilir. (2) Bu Kanun'da tanımlanan kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi halinde, ilgili hükme göre, ilgili gerçek veya tüzel kişiye bir idari para cezası verilir ve verilecek ceza iki kat artırılır. Ancak, bu kabahatin işlenmesi suretiyle bir menfaat temin edilmesi veya zarara sebebiyet verilmesi halinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaat veya zararın üç katından az olamaz. (...)" kuralları yer almaktadır. 21/01/2014 tarih ve 28889 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 1. maddesinde, "Bu Tebliğ'in amacı, makul bir ekonomik veya finansal bir gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerin belirlenmesi ile bu eylem ve işlemleri gerçekleştirenler hakkında uygulanacak yaptırımların belirtilmesidir."; 2. maddesinde, "Bu Tebliğ, 06/12/2012 tarih ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 104. maddesine dayanılarak hazırlanmıştır."; 3. maddesinde, "(1) Bu Tebliğ'de geçen; (...) f) Karşılıklı işlem: Birlikte hareket eden kişilerin borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlemlerin hem alıcı hem de satıcı tarafında yer almak suretiyle kendi hesapları arasında gerçekleştirdiği, sermaye piyasası aracının mülkiyetinin birlikte hareket eden kişiler arasında el değiştirmesini sağlayan işlemleri, g) Kendinden kendine işlem: Bir kişinin borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlemlerin hem alıcı hem de satıcı tarafında yer almak suretiyle kendi hesapları arasında gerçekleştirdiği, sermaye piyasası aracının mülkiyetinde bir değişiklik meydana getirmeyen işlemleri, (...) ı) Piyasa bozucu eylem: Makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikte olan ve bir suç oluşturmayan eylemi, (...) ifade eder."; 5. maddesinde, "(1) Tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte; a) Alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, b) Farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, c) Bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde piyasadaki en iyi alım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi alım fiyatından daha düşük fiyatlı satım emri ya da piyasadaki en iyi satım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi satım fiyatından daha yüksek fiyatlı alım emri iletmek şeklinde yön değiştiren emirler verilmesi, ç) Kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, d) Açılış veya kapanış fiyatlarını etkilemeye yönelik işlemler yapılması, e) Gün sonu veya vade sonu uzlaşma fiyatlarını etkilemeye yönelik işlemler gerçekleştirilmesi, f) Fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılması, g) Vadeli işlem ve opsiyon piyasasında bir sicile bağlı tüm hesaplar için ya da piyasa bazında belirlenen pozisyon limitlerinin geçilmesi, ğ) Vadeli işlem ve opsiyon piyasasında, ilgili dayanak varlık piyasasında gerçekleştirilen işlemlerle aynı yönlü işlemler gerçekleştirilmesi ve benzeri işlemler yapılması suretiyle borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozan ya da sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, arz ve talepleri hakkında yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandıran veya adil ve dürüst işlem yapılmasını, piyasanın rekabetçi bir ortamda işleyişini ya da fiyatın doğru ve dürüst bir şekilde oluşmasını zorlaştıran ya da engelleyen fiil ve davranışlar piyasa bozucu eylem olarak değerlendirilir." kurallarına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Sözlük anlamı ile "düzenli hale koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme", kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahiptir. İdare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile, kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahiptir. "Kural işlemler" (ya da diğer adıyla "genel düzenleyici işlemler"), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idari işlemlerdir. Düzenleme yetkisini kullanarak yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallar getirmiş olması gerekmekte olup, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi zorunludur. Düzenleyici kurumlar, ilgili bulundukları piyasada düzenleme ve denetleme görevi üstlenmekte olup, bu kuruluşların temel işlevi, toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlarındaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini, birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemektir. Sermaye piyasası ile ilgili olarak kanuna aykırı olmayan düzenlemeler yapma yetkisine sahip olan davalı Kurumun, ilgili bulunduğu piyasada, 6362 sayılı Kanun'la kendisine tanınan yetkiyi dava konusu Tebliği çıkarmak suretiyle kullandığı anlaşılmaktadır. İdarelerin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanlarda, bu alanları düzenleyici işlemler ile objektif bir şekilde düzenlemesi gerekmekte olup işlem tesis ederken kendilerine Anayasa ve kanunlarla çizilen çerçeve içinde takdir yetkilerini kullanmaları ve bu yetkilerini kullanırken kamu hizmetinin gereklerini ve kamu yararını göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. 6362 sayılı Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinin gerekçesinde, "Kanun'un amacına ilişkin bu madde hükmünde, uluslararası piyasalardaki gelişmeler dikkate alınarak ve ülkemiz sermaye piyasasının yıllar içinde gösterdiği değişim paralelinde öne çıkan piyasa işleyiş esasları daha anlaşılır ve kapsamlı bir şekilde sayılmıştır. Diğer yandan piyasanın işleyişinin yanı sıra gelişmesinin sağlanması hususu da Kanunun amaçları arasına dahil edilerek, ülkemiz sermaye piyasasının uluslararası anlamda rekabet gücünün artırılması amaçlanmış ve uluslararası finans merkezi olma hedefi desteklenmiştir. Yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla piyasanın düzenlenmesi ve denetlenmesi hususu ise temel vizyon olarak korunmuştur." açıklamalarına yer verilmiştir. 6362 sayılı Kanun'un amacı, sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi olup Kurul'un düzenleme alanı özellik arz ettiğinden Kurul'a görev alanına giren konularda, kanunların gösterdiği sınırlar içerisinde ve kamu yararı çerçevesinde kullanılabilecek, hukukun genel ilkelerine ve yazılı üst hukuk kurallarına uygun olarak yürürlüğe konulacak ikincil düzenlemeler ihdas edebilme yetkisini de barındıran takdir yetkisi tanınmış; anılan Kanun'un 104. maddesinde, makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerin, bir suç oluşturmadığı takdirde piyasa bozucu nitelikte eylem sayıldığı, Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından idari para cezası verilebileceği belirtilerek Kurula piyasa bozucu eylemlere ilişkin usul ve esasları belirleme hususunda yetki verilmiştir. Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nde, piyasa bozucu eylem, makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikte olan ve bir suç oluşturmayan eylem olarak tanımlanmış; dava konusu Tebliğ'in 5. maddesinde, tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, gün sonu veya vade sonu uzlaşma fiyatlarını etkilemeye yönelik işlemler ile kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılması piyasa bozucu eylem olarak belirlenmiştir. Böylelikle, belirlenen nitelikteki alım-satım emirlerinin ve işlemlerinin engellenmesi suretiyle borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasının sağlanması ve yatırımcıların menfaatlerinin korunması amaçlanmıştır. Sermaye piyasasının hareketli yapısı ve yeni gelişmelere açık olması, kanun düzenlemelerini ise esas itibarıyla durağan ve genel mahiyet taşıması, 6362 sayılı Kanun'la davalı idareye verilen görev, yetki ve sorumluluklar ile Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceğine ilişkin Kanun düzenlemesi göz önünde bulundurulduğunda; yazılı üst hukuk kurallarına ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla, makul bir ekonomik veya finansal bir gerekçeyle açıklanamayan ve bir suç oluşturmayan, ancak borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerin belirlenmesi konusunda idareye verilen görev ve yetki çerçevesinde ve Kanun'un amacına uygun olarak, tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, gün sonu veya vade sonu uzlaşma fiyatlarını etkilemeye yönelik işlemler ile kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılması yönündeki fiil ve davranışların "önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte" olması durumda piyasa bozucu eylemler olarak öngörülmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi tarafından 6362 sayılı Kanun kapsamında verilen idari para cezasına karşı yapılan bireysel başvurunun incelenmesi sonucunda, "51. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company, B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). 52. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfi müdahaleyi engelleyen ve hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin en önemli unsurlarından biridir. Bununla beraber Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında da belirtildiği üzere kanunla düzenleme zorunluluğu, hakka yapılacak müdahalenin uygulamasının kanunun çerçevesini aşmayacak şekilde tüzük, yönetmelik, tebliğ ve genelge gibi yürütme organının çıkaracağı ikincil düzenlemelerle yapılmasına mani değildir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 60). Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin konularda temel esaslar, ilkeler ve genel çerçeve kanunla belirlendikten sonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususların, yürütme organınca çıkarılacak düzenleyici işlemlerle tanzim edilmesi mümkündür (AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015). (…) 56. Ancak başvurucu için söz konusu olan yükümlülüğün ve karşılığı idari yaptırımın ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir mahiyetteki söz konusu kanun hükümleriyle açık olarak düzenlendiği görülmektedir. Sermaye piyasası gibi dinamik bir alanda yükümlülüğe konu sermaye piyasası araçlarının değeri, fiyatı veya yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyebilecek nitelikteki bilgi, olay ve gelişmelerin neler olduğu gibi teknik konuların bütünüyle kanunda düzenlenmesi beklenemez. Bu gibi teknik ve güncel gelişmelere dayalı ayrıntıların kanunla düzenlenmesinin beklenmesi daha hızlı hareket etmesi ve karşılaştığı sorunları daha süratli çözüme kavuşturması beklenen idarenin çalışmasını güçleştirebilir. Bu bakımdan özellikle teknik ve idari meselelere temas eden detayların düzenlenmesinin idarelerin takdirine bırakılması kanuna dayanma koşulunu ihlal etmez. 57. Nitekim somut olayda da sermaye piyasası araçlarının değerini, fiyatını veya yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyebilecek nitelikteki bilgi, olay ve gelişmelerin bildirilmesi gerektiği ifade edilerek aydınlatma yükümlülüğüne ilişkin genel çerçevenin çizildiği anlaşılmaktadır. SPK tarafından düzenlenen tebliğler ile de bu genel çerçeveye dayalı olarak teknik detayların açık bir biçimde gösterildiği görülmektedir. Buna göre tebliğin 14. maddesinde ortaklıklar tarafından içsel bilgiler ve bu bilgilere ilişkin daha önce açıklanan hususlardaki değişiklikler ortaya çıktığında veya öğrenildiğinde özel durum açıklaması yapılmasının zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başvurucunun açtığı davada ilk derece mahkemesi de bu düzenlemeye dayalı olarak başvurucunun aydınlatma yükümlülüğüne uymadığını açıklamıştır. Konuya ilişkin sermaye piyasası kurallarının yorumuna dayalı olan söz konusu kararın ise keyfi veya öngörülemez nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır." (AYM, Mars Sinema Turizm ve Sportif Tesisler İşletmeciliği A.Ş., B. No: 2017/23849, 10/10/2018) ifadeleriyle sermaye piyasasının düzenlenmesinin teknik ve uzmanlık gerektiren bir iş olduğuna dikkat çekilerek, kanun ile belirtilen sınırlarda idare tarafından düzenleme yapılmasını, kanunilik, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı bulmamıştır. Bu itibarla, kanun koyucu tarafından 6362 sayılı Kanun uyarınca idareye verilen yetki çerçevesinde piyasa bozucu eylemlerin VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesiyle tanımlandığı ve şartlarının belirlendiği anlaşıldığından, dava konusu düzenleyici işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 31/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.