T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/609 - 2025/1170 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/609 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN KARAR NO : 2025/1170 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/12/2022 ESAS NO : 2019/356 E 2022/812 K DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/609 - 2025/1170 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/609 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN KARAR NO : 2025/1170 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/12/2022 ESAS NO : 2019/356 E 2022/812 K DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 17/10/2025 YAZILDIĞI TARİH :17/11/2025 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 19/09/2015 tarihli protokol ve bayilik sözleşmesi akdedildiği, bayilik sözleşmesi kapsamında davalı şirketin asgari alım taahhüdünde bulunduğunu, davalı şirketin 3500 m3 (2940 ton) beyaz ürün alma taahhüdünde bulunduğu ve bu taahhüdün altında kalması durumunda ödeme tarihindeki TCMB satış kuru üzerinden ton başına 150 USD karşılığı Türk Lirasını kar kaybı olarak davacıya ödemesi gerektiğini, 3 yıllık süre zarfında yaklaşık 2971 ton beyaz ürünü eksik aldığını ve bu kapsamda davacının 445.650,00 USD kar kaybına sebep olduğunu belirtilerek taraflar arasında imzalanmış sözleşme kapsamında 19/09/2018 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 17/03/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle; 10.000TL olan dava değerini 1.500.000,00TL arttırarak, ıslah miktarının 10.000,00TL’sinin, Ankara 53.Noterliği’nin 18.09.2018 tarih ve 27076 yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalı tarafa tebliğ tarihi olan 19.09.2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile ıslah edilen tutarın ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tazminine karar verilmesini istemiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili; davacı ile davalı arasında 19/09/2015 tarihli protokol ve bayilik sözleşmesi imzalandığı, satışların gerçekleşmeme sebebinin davacının yüksek fiyatlı satışlarının olduğunu, davacı tarafından yapılan taahhüdü ihlal bildirimlerin Yargıtay'ın yerleşik kararlarına uygun olmadığını, davalının sözleşmeyi bu hali ile ifa imkanı kalmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARAR ÖZETİ Mahkemece, benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda: Asgari alım taahhüdünün gerçekleşmemesinde davacının kusurunun olmadığı, davacının birinci yıla ilişkin cezai şarta dair haklarını saklı tuttuğunu gösteren bir kayıt olmadığı, iki ve üçüncü döneme ilişkin olarak cezai şarta ilişkin haklarını saklı tuttuğunu bildirdiği ihtarnamelerin dönemin başlangıcından önce davalıya tebliğ edildiği, sözleşmenin birinci yılında yoksun kalınan kar 146.578 USD, ikinci yılında yoksun kalınan kar 75.833 USD, üçüncü yılında yoksun kalınan kar 266.005 USD olarak hesaplandığı, birinci yıla ilişkin davacının itirazi kaydı gösteren belge sunulmadığı, taraflar arasındaki taahhüdün başlangıç tarihinin belirlenmesi yönünde değerlendirme yapıldığında; taraflar arasındaki taahhüt başlıklı belgenin 2. maddesinde taahhüdün başlangıcı olarak fiilen akaryakıt satışına başlandığı tarih kabul edilmiştir. Bununla birlikte EPDK internet sitesinde davalı şirketin dağıtıcısı 30/09/2015 tarihinde davacı şirket olarak tadil edilmiştir. Ayrıca taraflar arasındaki fatura listesinin davacı tarafından davalıya ilk akaryakıt satış işleminin 02/10/2015 tarihinde gerçekleştiği görülmüştür. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde taahhüdün başlangıç tarihinin EPDK'ca lisansın tadil edildiği yani fiilen satışa başlandığı tarih olan 30/09/2015 olması gerektiği, davalı tarafından birinci yıl taahhüdünün gerçekleşmemesinde asıl gerekçenin davacının yatırım taahhüdünün geç gerçekleşmesi olarak gösterilmiş ise de taraflar arasında akdedilen protokolün 7. maddesinde destek priminin davacı lehine ipotek kurulduktan ve banka teminat mektubu verildikten sonra 7 iş günü içerisinde verileceğinin belirtildiği, davacı şirket lehine teminat mektubunun 01/12/2015 tarihinde verildiği, ipoteğin ise 11/02/2016 tarihinde kurulduğu, davacı tarafından ödemesi gereken destek priminin teminat mektubunun verilmesinden itibaren üç parçada (11/12/2015, 24/02/2016, 24/02/2016 tarihlerinde) ipoteğin verildiği tarihten 7 iş günü sonrasına kadar ödendiği, davacı şirketin en son ödeme tarihi itibari ile sadece 2 günlük bir gecikmesinin bulunduğu bu hususta da yani gecikme nedeniyle davalı tarafından bir itirazi kayıt konulmadığı, bilirkişi kurulu tarafından da tespit edildiği üzere davalının, davacının Kep adresine göndermiş olduğu yazıdan da bu hususta tarafların kusurunun olmadığının açıkça kabul edildiği, yine taahhüdün başladığı tarihten en son destek ödemesinin yapıldığı 23/02/2016 tarihe kadar davalının almış olduğu ürün miktarı da dikkate alındığında, davacının birinci yıl taahhüdünün gerçekleşmemesinde davalının destek primini geç ödemesinden kaynaklandığı yönündeki iddiasına itibar edilmediği, davacının bir yıllık alım taahhüt sürelerinin öncesinde ya da sonrasında cezai şart alacağını saklı tutup tutmadığı hususu değerlendirildiğinde; taahhüdün başlangıç süresinin 30/09/2015 tarihi olduğu, birinci yıl taahhüt bitiminin 30/09/2016 olduğu, söz konusu tarihten önce 29/07/2016 tarihinde elektronik posta ile davacı tarafından davalıya bir bildirimde bulunduğu, söz konusu bildirim içeriğinde açıkça "30/06/2016 tarihi itibari ile 1.334 m3 taahhüt açığınız bulunmaktadır. " şeklinde açıklama olduğu, söz konusu e posta içeriğinde cezai şart hakkının saklı tutulduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığı, davacının birinci yıla ilişkin cezai şart alacağı hakkını saklı tutmaması nedeniyle yerleşik Yargıtay İçtihatları uyarınca ürün vermeye de devam ettiği, birinci yıla ilişkin cezai şart talebinde bulunamayacağı ,taraflar arasındaki alım taahhüdüne ilişkin ikinci yılın 30/09/2017 tarihinde dolduğu, söz konusu tarihten önce Ankara 53. Noterliği'nin 26854 yevmiyeli 21/09/2017 tarihli ihtarnamesi ile asgari alım taahhüdünden kaynaklı cezai şart alacağının saklı tutulduğu, söz konusu ihtarnamenin davalıya 25/09/2017 tarihinde tebliğ edildiği yine üçüncü yıla ilişkin taahhüdün 30/09/2018 tarihinde dolduğu, söz konusu tarihten önce Ankara 53. Noterliği'nin 26076 yevmiye nolu 18/09/2018 tarihli ihtarnamesi ile asgari alım taahhüdünden kaynaklı cezai şart alacağı hakkının saklı tutulduğu, söz konusu ihtarnamenin 19/09/2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, ikinci ve üçüncü yıllara ilişkin alım taahhütlerine dair cezai şart alacağının davacı tarafından çekilen ihtarnameler ile açıkça bu hakkın saklı tutulması nedeni ile söz konusu yıllara ilişkin davacının davalıdan cezai şart talep edebileceği, davacının ikinci ve üçüncü yıllara ilişkin talep edebileceği cezai şart miktarının 17/12/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; ikinci yıl için 75.833 Dolar üçüncü yıl için 266.005 Dolar olmak üzere toplam 341.838 Dolar olarak hesaplandığı, bilirkişi kurulu tarafından yapılan hesabın denetime elverişli olması nedeniyle kabul edildiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı şirketten 341.838 Dolar cezai şart talep edebileceği, davacının talep edebileceği cezai şart miktarı 341.838 Dolar olarak kabul edildikten sonra burada değerlendirilmesi gereken diğer bir hususun söz konusu cezai şartın davalı şirketin ekonomik mahvına sebebiyet verip vermeyeceği hususu olduğu, davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapan bilirkişinin 10/02/2022 tarihinden sonra gönderdiği tapu kayıtları ve demirbaş listesi incelendiğinde söz konusu davalı şirketin üzerine kayıtlı sadece 30'un üzerinde araç, çok sayıda farklı illerde taşınmaz ve maden ruhsatları bulunduğu, ayrıca davalı şirketin davacı lehine koyduğu ipotek ve verdiği teminat mektupları göz önüne alındığında söz konusu cezai şartın davalı şirketin ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceğinin anlaşıldığı bu nedenle cezai şartta indirim yapılmadığı, davacının alacağı her ne kadar taraflar arasındaki taahhüt başlıklı sözleşme uyarınca dolar olsa da dava açılırken davacı tarafından alacağın TL olarak istenilmesi nedeni ile 341.838 Doların dava tarihi itibari ile TL karşılığının 1.970.114,94 TL ( 341.838 USD x 5,7633 Merkez Bankası Efektif Satış = 1.970.114,94 TL) olduğu ve bu bedel yönünden davacının davasında haklı olduğu ancak davacının 17/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile 1.500.000,00 TL talep ettiği davacının talebi ile bağlı kalınarak davacının davasının 1.500.000,00 TL yönünden kabulüne karar verildiği, davalının temerrüdünün 27/09/2018 tarihi itibari ile gerçekleştiği ve söz konusu tarihten itibaren tarafların tacir olması nedeni ile davacının talebi doğrultusunda avans faizi işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne 1.500.000,00 TL'nin 27/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Madencilik ... Ltd. Şti 'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin devam ettiğini, davanın, çelişkili davranış yasağına aykırılık teşkil ettiğini, davalının, protokolün 2/1 maddesiyle, kendisine tanınmış olan satış taahhüdünü tamamlama hakkını kullandığı için, davanın erken açıldığı ile hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık; akaryakıt dağıtım şirketi olan davacı ile akaryakıt istasyonu işleten davalı bayi arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip edilmediği, buradan varılacak neticeye göre asgari alım taahhüdünün davalı tarafından yerine getirilip getirilmediği, cezai şart talep etme şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesi uyarınca taahhüt edilen akaryakıt ürününün alınmaması nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davacı vekili; 17/03/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle; 10.000 TL olan dava değerini 1.500.000,00 TL arttırarak, ıslah miktarının 10.000,00 TL’sinin, Ankara 53.Noterliği’nin 18.09.2018 tarih ve 27076 yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalı tarafa tebliğ tarihi olan 19.09.2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile ıslah edilen tutarın ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tazminine, karar verilmesini istemiştir. Dava alacak davası olup, davacı tarafından ıslah dilekçesiyle ıslah edilen tutara ıslah tarihinden itibaren avans faiz talep edilmiş ise de mahkemece, yargılama sonunda davanın kabulüne 1.500.000,00 TL'nin 27/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek şeklinde talepten fazlaya hükmedilerek ıslah tarihinden itibaren ıslah edilen tutara faiz yürütmek yerine temerrüt tarihinden itibaren kabul edilen tutara faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 26. maddesi uyarınca talep aşımı suretiyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Ancak, belirtilen bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 355 gereğince buna ilişkin hüküm düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesi gerekmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yapılan yargılamaya oluşa ve dosya içeriğine uygun hükme esas alınan bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun olmakla, davalı şirketin asgari alım taahhüdünü yerine getirmediğinin anlaşılmasına göre davalının diğer istinaf sebeplerinin yerinde olmadığından reddine, ancak davacının davadaki ıslah tarihinden itibaren ıslah edilen tutara avans faiz uygulanmasına yönelik talebi olmasına rağmen talep aşılarak mahkemece temerrüt tarihinden itibaren hükme esas alınan toplam rakama faiz yürütülerek kabul kararı verilmiş olması nedeniyle HMK'nun 355.maddesi gereğince bu husus re'sen gözetilerek davalının istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 355.maddesi gereğince KABULÜ ile, 2-Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/356 Esas, 2022/812 Karar ve 08/12/2022 tarihli kararının HMK 355 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, 3-a)Davanın KABULÜ ile; 1.500,000,00TL alacağın 10.000,00 TL'nin 27/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 1.490.000,00 TL ‘sinin 17/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Madencilik ... Ltd. Şti 'den alınarak davacıya verilmesine, b)Alınması gereken 102.465,00-TL karar ilam harcından peşin alınan 25.616,26-TL (170,78-TL peşin harç + 25.445,48-TL ıslah harcı toplamı) harcın mahsubu ile bakiye 76.848,74-TL harcın ... Madencilik ... Ltd. Şti 'den tahsili ile hazineye irat kaydına, c)Davacı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 168.000,00-TL vekalet ücretinin ... Madencilik ... Ltd. Şti 'den alınarak davacıya verilmesine, ç)Zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin ... Madencilik ... Ltd. Şti 'den alınarak hazineye irat kaydına, d)Davacı tarafından yapılan toplam 4.908,60-TL (dava açılış masrafı, tebligat ve posta gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere) yargılama gideri ile peşin harç olarak yatırılan 170,78-TL harcın ve 25.445,48-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 30.524,86-TL'nin ... Madencilik ... Ltd. Şti 'den alınarak davacıya verilmesine,(Tefrik edilen müteveffa ... ... ve mirasçıları yönünden yapılan yargılama giderleri hesaplamaya dahil edilmiştir.) e)Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden 4-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 5-İstinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 8-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1.maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 17/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."