7. Hukuk Dairesi 2011/4433 E. , 2011/8402 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatın davacı tarafından yaptırıldığının ve mülkiyetinin davacı tarafa ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve oluşturulan hü…
**7. Hukuk Dairesi 2011/4433 E. , 2011/8402 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatın davacı tarafından yaptırıldığının ve mülkiyetinin davacı tarafa ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve oluşturulan hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 684. maddesi hükmünde, bir şeye malik olan kimsenin o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, 718. maddesi hükmünde de, arazi üzerindeki mülkiyetin, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklanmıştır. Genel kuralı oluşturan bu hükümler dikkate alındığında taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatların mülkiyeti kural olarak arzın mukadderatına tabi olduğundan muhtesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Aksine bir hüküm bulunmadıkça da muhtesatların mülkiyetinin taşınmazın malik veya maliklerinden başka birisine veya maliklerden bir veya birkaçına ait olduğunun tespiti dava edilemeyeceği gibi mahkemelerce de bu sonucu doğuracak şekilde hüküm verilemez. Ne var ki, böyle bir istemle dava açılması halinde "Çoğun içinde azı da vardır" kuralı gözetilerek hukuki yarar bulunması ve diğer koşulların da varlığı halinde davanın kısmen kabulü ile muhtesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir. Bunun yanında hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'un 74. maddesi hükmüne göre de mahkeme, tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Mahkemenin istekten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Somut olaya gelince, davacı taraf dava dilekçesinde ortak miras bırakanları adına tapuda kayıtlı, ortaklığın giderilmesi davasına konu 1283 ada 16 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın ikinci katındaki 2 daire ile teras katındaki 1 dairenin ve çatının kendisi tarafından meydana getirildiğinin ve mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesinde davacının kömürlük ve depoyla ilgili bir istemi bulunmadığı gibi, bu bölümler yargılama sırasında ıslahla davaya dahil edilmiş de değildir. Hal böyle olunca mahkemece az yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözetilerek davanın kısmen kabulüne ve taşınmaz üzerindeki binanın davaya konu edilen ikinci katındaki 2 daire ile teras katındaki 1 dairenin davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi ve mülkiyet tespiti isteminin reddine karar verilmesi gerekirken talep dışına da çıkılarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı ... ve ...’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm yerinin 1. bendindeki “Davanın” sözcüğünden sonra gelmek üzere hüküm yerine “KISMEN” sözcüğünün eklenmesine, yine aynı bentdeki “... daire, kömürlük, depoya ait bağımsız bölümlerin mülkiyetinin davacıya ait olduğunun TESBİTİNE,” sözlerinin hüküm yerinden çıkarılmasına yerine "... dairenin davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, davacının mülkiyet tespiti isteminin reddine,” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalı ... ve ...’e iadesine, 22.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.