6. Ceza Dairesi 2025/4862 E. , 2025/11678 K. "" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu SAYISI : 2025/4 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.09.2025 tarih ve UG - 2025/71470 sayılı yazısı ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 17.01.2024 gün ve 2023/1010 Esas, 2024/144 Karar sayılı kararı ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 09.09.2024 gün ve 2024/2436 Esas, 2024/3174 Karar sayılı kararı da gözetilerek kararlar…
6. Ceza Dairesi 2025/4862 E. , 2025/11678 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu SAYISI : 2025/4 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.09.2025 tarih ve UG - 2025/71470 sayılı yazısı ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 17.01.2024 gün ve 2023/1010 Esas, 2024/144 Karar sayılı kararı ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 09.09.2024 gün ve 2024/2436 Esas, 2024/3174 Karar sayılı kararı da gözetilerek kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmekle, dosya incelendi; A) Uyuşmazlığın Giderilmesi Başvurusu Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 12.05.2025 gün ve 2025/4 sayılı kararı uyarınca; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 05.05.2025 tarih ve 2025/274 Bakanlık Muhabere Dosyası sayılı ‘‘uyuşmazlığın giderilmesi’’ talepli dilekçesi ile; " Sanık ... hakkında Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/264 E. sayılı dosyasında silahla tehdit suçundan yapılan yargılama sonucunda 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûmiyet kararı verildiği, mezkur kararda sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın m.58 uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulandığı, tekerrüre esas alınan ilam incelendiğinde sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/47 E. sayılı dosyasında 5271 Sayılı CMK’nın m.250 uyarınca seri muhakeme usulüyle yargılandığı ve sanık hakkında 900 TL adli para cezası uygulandığının görüldüğü, sanık ve sanık müdafi tarafından Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/264 Esas sayılı dosyasına karşı istinaf talebinde bulunulduğu, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 2023/1010 E. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan kesin olarak reddedildiği, sanık müdafii 13.02.2025 tarihli dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 2023/1010 E. sayılı kararı aleyhine 5271 Sayılı CMK'nın m.308-A kapsamında itiraz başvurusunda bulunduğu, başvuruda sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamda (Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/47 E. sayılı dosyası) 5271 Sayılı CMK’nın m.250 uyarınca seri muhakeme usulünün uygulandığı, seri muhakeme usulüyle verilen kararların tekerrüre esas kabul edilemeyeceğinin iddia edildiği, itiraz hakkında Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/282 sayılı evrakında işlem yapıldığı, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2023/5184 E. sayılı, 09.05.2024 tarihli kararı dikkate alınarak tekerrüre esas teşkil eden ilamda seri muhakeme usulü uygulanmış olmasının, 5237 Sayılı TCK’nın m.58'de düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanması bakımından engel olmadığı değerlendirilerek karar aleyhine 5271 Sayılı CMK'nın m.308-A kapsamında itiraz yoluna gidilmediği, bunun üzerine sanık müdafinin Yargıtay 12. Ceza Dairesi ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin aynı konuda kesin nitelikli farklı içtihatlarını dilekçesine ekleyerek seri muhakeme usulü uygulanan ilamın tekerrüre esas alınıp alınamayacağı hususunda İzmir ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri kararları arasında uyuşmazlık bulunduğunu, 5235 sayılı Kanunun m.35 uyarınca bu uyuşmazlığın Yargıtay'ın vereceği kararla giderilmesini istediği anlaşılmış ise de; Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2023/5184 sayılı kararı gereğince seri mahkeme uygulanan kararın tekerrüre esas alınabileceği belirtildiğinden, bu yöndeki talebin uygun olmadığı görüşü ile; 5235 sayılı Kanun'un m.35/1-3, 2 uyarınca sanık müdafinin 21.03.2025 tarihli dilekçesi hususunda gereği yapılmak üzere" gerekçeleri ile uyuşmazlığın giderilmesi hususunda Başkanlar Kurulundan taleple bulunulduğu anlaşılmıştır. B) Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu Kararı ve Gerekçesi ‘‘Başvuran Av. Tuğçe Setenay BAĞ'ın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmak üzere Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna göndermiş olduğu 21.03.2025 tarihli dilekçesinde; "Yukarıda esas ve karar sayılı mahkemeniz ilamı ile müvekkil hakkında babasına yönelik silahla tehdit suçundan 5237 Sayılı TCK'nın m.106/2-a kapsamında 1 yıl 8 ay cezaya hükmedilmiş olup verilen cezanın Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/47-60 E.K. sayılı dosyası gerekçe gösterilerek hakkında tekerrür hükümleri uygulanmıştır. Müvekkil hakkında tekerrür hükümleri uygulanan Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/47-60 E.K. sayılı dosyasında 5271 Sayılı CMK'nın m.250 kapsamında seri muhakeme usulü uygulanarak karar verilmiştir. Verilen karar itiraz kanun yoluna tabidir. 5271 Sayılı CMK'nın m.250'de düzenlenen seri muhakeme usulü ve 5271 Sayılı CMK'nın m.251'de düzenlenen basit yargılama usulü özel yargılama usulleri olup istinaf ya da temyiz kanun yoluna tabi değillerdir. Ancak işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusu Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 2023/1010-2024/144 E.K. sayılı ilamı ile esastan reddedilmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2023/6701-2024/3226 E.K. sayılı ilamı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2024/2436-3174 E.K. sayılı ilamlarına göre Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Ceza Kararnamelerine ilişkin 28.02.20 12... /4-522-2012/71 E.K. sayılı kararında belirtilen gerekçeler ve birçok Yargıtay içtihadı ile emsal istinaf ilamları uyarınca 5271 sayılı CMK’nın m.272/3-son cümlesi nazara alındığında, 7188 Sayılı Kanun'un m. 24... Sayılı Kanun'un m.250 yeniden düzenlenmiş ve seri muhakeme usulü getirilmiş olmakla birlikte, seri muhakeme üsulüne ilişkin düzenlemeler incelendiğinde ceza kararnamesine benzer düzenleme olup, verilen kararların itirazı kabil karar niteliğinde olduğu anlaşılmakla yukarıda belirtilen Yargıtay Ceza Genel Kurul kararı, Yargıtay ilamları ile istinaf ilamları ve 5271 Sayılı CMK’nın m.272/3-son cümlesi ile 1412 Sayılı Yasa'nın m.305/3-son cümle nazara alındığında Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/47-60 E.K. sayılı kararı tekerrüre esas alınamayacaktır. Nitekim özel yargılama usulleri olan seri muhakeme ve basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle verilen kararların temyiz ya da istinaf kanun yoluna tabi olmamaları nedeniyle tekerrüre esas alınamayacaktır. Ancak mevcut dosyamızdaki Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 2023/1010-2024/144 E.K. sayılı ilamında müvekkil hakkında 5271 Sayılı CMK'nın m.250'de düzenlenen seri muhakeme usulü neticesi verilen (Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/47-60 E.K. sayılı) kararı tekerrüre esas alınmıştır. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2023/6701-2024/3226 E.K. sayılı ilamı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2024/2436-3174 E.K. sayılı ilamları ile dosyamızdaki Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 2023/1010-2024/144 E.K. sayılı kesin nitelikteki ilamı çelişmektedir. Bu sebeple kesin nitelikteki Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasında içtihat aykırılığı oluşturmuştur. Bölge Adliye Mahkemeleri ceza daireleri arasında Anayasa m.10'da ifadesini bulan kanun önünde herkesin eşit olduğu ve m.36'da ifade edilen herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu ilkelerine ters düşecek şekilde ve hukuk güvenliğini zedeleyecek ölçüde kesin nitelikte görüş ayrılığı çıkmış bulunmaktadır. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemeleri arasında tam bir uygulama birliği bulunmadığı, farklı uygulamaların mağduriyetlere sebebiyet verdiği ve uyuşmazlığın giderilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Hükümlü müvekkil halen Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6.Ceza Dairesinin 17.01.2024 tarihli 2023/1010-2024/144 E.K. sayılı ilamı ile onanan Kocaeli 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2023 tarih, 2022/264-2023/117 E.K. sayılı ilamı ile verilen cezayı infaz etmektedir. Bu nedenle talebimiz doğrultusunda nihai karar verilinceye kadar müvekkil ... hakkında verilen cezanın infazının aleyhe sonuç doğurma ihtimalinin olması nedeniyle cezanın infazının durdurulmasına karar verilmesini talep ediyoruz. Yukarıda izah edilen ve re’sen nazara alınacak sebeplerle, sonuç olarak; Hükümlü ... hakkında Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 17.01.20 24... /1010-2024/144 E.K. sayılı ilamı ile kesinleşen Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2023 tarih ve 2022/264-2023/117 E.K. sayılı ilamı ile verilen cezanın infazının aleyhe sonuç doğurma ihtimalinin olması nedeniyle cezanın infazının durdurulmasına, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2023/6701- 2024/3226 E.K. sayılı ilamı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2024/2436-2024/3174 E.K. sayılı ilamları ile mevcut dosyamızdaki Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 2023/1010-2024/144 E.K. sayılı ilamı arasında çelişki hasıl olduğundan 5235 Sayılı Kanun'un m.35/3 gereği Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın giderilmesi amacıyla dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi" denilerek başvuru yapılmıştır. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 05.05.2025 tarih ve 2025/274 Bakanlık Muhabere Dosyası sayılı yazısıyla; sanık ... hakkında Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/264 E. sayılı dosyasında silahla tehdit suçundan yapılan yargılama sonucunda 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkumiyet kararı verildiği, mezkur kararda sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın m.58 uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulandığı, tekerrüre esas alınan ilam incelendiğinde sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/47 E. sayılı dosyasında 5271 Sayılı CMK’nın m.250 uyarınca seri muhakeme usulüyle yargılandığı ve sanık hakkında 900 TL adli para cezası uygulandığının görüldüğü, sanık ve sanık müdafi tarafından Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/264 Esas sayılı dosyasına karşı istinaf talebinde bulunulduğu, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 2023/1010 E. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan kesin olarak reddedildiği, sanık müdafii 13.02.2025 tarihli dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 2023/1010 E. sayılı kararı aleyhine 5271 Sayılı CMK'nın m.308-A kapsamında itiraz başvurusunda bulunduğu, başvuruda sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamda (Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/47 E. sayılı dosyası) 5271 Sayılı CMK’nın m.250 uyarınca seri muhakeme usulünün uygulandığı, seri muhakeme usulüyle verilen kararların tekerrüre esas kabul edilemeyeceğinin iddia edildiği, itiraz hakkında Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/282 sayılı evrakında işlem yapıldığı, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2023/5184 E. sayılı, 09.05.2024 tarihli kararı dikkate alınarak tekerrüre esas teşkil eden ilamda seri muhakeme usulü uygulanmış olmasının, 5237 Sayılı TCK’nın m.58'de düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanması bakımından engel olmadığı değerlendirilerek karar aleyhine 5271 Sayılı CMK'nın m.308-A kapsamında itiraz yoluna gidilmediği, bunun üzerine sanık müdafinin Yargıtay 12. Ceza Dairesi ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin aynı konuda kesin nitelikli farklı içtihatlarını dilekçesine ekleyerek seri muhakeme usulü uygulanan ilamın tekerrüre esas alınıp alınamayacağı hususunda İzmir ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri kararları arasında uyuşmazlık bulunduğunu, 5235 sayılı Kanun'un m.35 uyarınca bu uyuşmazlığın Yargıtay'ın vereceği kararla giderilmesini istediği anlaşılmış ise de; Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2023/5184 sayılı kararı gereğince seri mahkeme uygulanan kararın tekerrüre esas alınabileceği belirtildiğinden, bu yöndeki talebin uygun olmadığı görüşü ile; 5235 Sayılı Kanunun m.35/1-3, 2 uyarınca sanık müdafinin 21.03.2025 tarihli dilekçesi hususunda gereği yapılmak üzere dosya Başkanlığa gönderilmiştir. Bu kapsamda uyuşmazlığa konu daire kararları ile ilk derece mahkemesi kararları incelenmiştir. Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.20 23... /264-2023/117 E.K. sayılı dosyasında; Sanık ... hakkında hakaret suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda; sanığa atılı suçun takibinin şikayete bağlı suçlardan olduğu, mağdurun şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmakla, sanık hakkındaki kamu davasının 5237 Sayılı TCK'nın m.73/4 ve 5271 Sayılı CMK'nın m.223/8 gereğince Düşürülmesine, sanık ...'nin üzerine atılı Silahla Tehdit suçunu işlediği sabit görülerek 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup kararın istinaf edilmesi üzerine; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 17.01.2024 tarih ve 2023/1010-2024/144 E.K. sayılı kararı ile; ‘‘Dairenin yetkisi, başvurunun süresi, kararın niteliği ve başvuranın sıfatı yönünden başvuranın istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve 5271 sayılı CMK'nun m.280 gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilmekle işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 18.10.2022 tarihli ilk celse sonucunda kurulan ara kararların işbu dosyaya ilişkin olmadığı, başka dosyanın ara kararının sehven kopyala yapıştır yapılmak sureti ile kurulduğu görülmüş olup, işbu celsede bu dosyamız ile ilgili esasa ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığı görülmekle, bu hususun maddi hatadan ibaret olduğu anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamış, eleştirilmekle yetinilmiştir. Sanığın gözaltında geçirdiği 1 günlük sürenin gerekçeli karar başlığında gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK'nın m.232/2-d'ye aykırı hareket edildiği görülmüş ise de bu hukuka aykırılık mahallince her aşamada giderilebilecek eksiklik olarak değerlendirilmiş ve bununla bağlantılı olarak mahkemesince sanığın cezasında 5237 Sayılı TCK'nın m.63 gereğince cezasından mahsubuna karar verilmemiş ise de infaz aşamasında bu husus gözetilebileceğinden bu aşamada eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir. Mahkemenin kararında yukarıda eleştirilen hususlar dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunanın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı CMK'nın m.280/1-a gereğince İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine,’kesin olmak üzere’’ karar verilmiştir. Fethiye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.06.20 24... /359-967 E.K. sayılı dosyasında; sanık ... hakkında gece vakti konut dokunulmazlığını ihlal suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda; 5237 Sayılı TCK'nın m.61/1 uyarınca suçun işleniş biçimi ve işlenmesindeki özellikler, suçun işlendiği yer ve zaman, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı ve sanığın güttüğü amaç ve saik gözetilerek alt sınırdan bir miktar uzaklaşmak suretiyle eylemine uyan 5237 Sayılı TCK’nın m.116/4 uyarınca takdiren ve teşdiden 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiş olup, kararın istinaf edilmesi üzerine; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 09.09.2024 tarih ve 2024/2436-3174 E.K. sayılı kararı ile; ‘‘dava konusu fiilin sanık tarafından işlendiğinin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, sabit görülen fiilin doğru olarak vasıflandırıldığı, cezanın kanunda düzenlenen kurallara uygun şekilde bireyselleştirilerek kanuni bağlamda belirlendiği, sanık hakkında tekerrüre esas alınan; Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli 2021/848-803 E.K. sayılı kararı 5271 Sayılı CMK'nın m.250 uyarınca seri muhakame usulü uygulanmak suretiyle verilmiş mahkeme kararı olduğu; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Ceza Kararnamelerine ilişkin 28.02.20 12... /4-522-2012/71 E.K. sayılı kararında belirtilen gerekçeler ve 5271 Sayılı CMK’nın m.272/3-son cümlesi nazara alındığında, 7188 sayılı Kanun'un m. 24... Sayılı CMK'nın m.250 yeniden düzenlenmiş ve seri muhakeme usulü getirilmiş olmakla birlikte, seri muhakeme üsulüne ilişkin düzenlemeler incelendiğinde ceza kararnamesine benzer düzenleme olup, verilen kararların itirazı kabil karar niteliğinde olduğu anlaşılmakla yukarıda belirtilen Yargıtay Ceza Genel Kurul kararı ve 5271 Sayılı CMK’nın m.272/3-son cümlesi nazara alındığında, Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli 2021/848-803 E.K. sayılı, kararının tekerrüre esas alınamayacağı; fakat bununla birlikte adli sicil kaydında bulunan Fethiye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.01.20 19... /574- 2019/46 E.K. sayılı ilamının 15.05.2019 tarihinde kesinleşen yaralama suçundan hükmedilen 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin ilamın tekerrüre esas alınmasına fakat bu ilam için ikinci kez mükerrirliğin söz konusu olmadığından 1. kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına 5237 Sayılı TCK’nın m.58 uygulanmasına ilişkin kısma karşı temyiz bulunmaması nedeniyle 5271 Sayılı CMK'nın m.307/son uyarınca sanığın kazanılmış hakkı korunarak 5275 Sayılı Kanun'un m.108/2 gereğince mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli 2021/848-803 E.K. sayılı ilamı uyarınca verilen 3 ay hapis cezası esas alınarak belirlenmesi gerektiğinden, hükümdeki tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin hükümden çıkarılıp yerine; "Fethiye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/574-2019/46 E.K. sayılı kararı ile sanığın kasten yaralama suçundan 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kararın 15.05.2019 tarihinde kesinleştiği, önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra kanundaki süre geçmeden yeni bir suç işlediği anlaşıldığından 5237 Sayılı TCK'nın m.58/1-6 gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hükmolunan cezanın Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimine Göre Çektirilmesine, 5237 Sayılı TCK'nın m.58/7 gereğince mükerrir hakkında cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, ancak aleyhe istinaf talebi bulunmadığından 5271 Sayılı CMK'nın m.283/1 gereğince aleyhe değiştirmeme ilkesi gözetilerek 5275 Sayılı Kanun'un m.108/2 gereğince mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverilme süresine eklenecek miktarın Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.09.20 21... /848-803 E-K. karar sayılı ilamında verilen 3 ay hapis cezasının dikkate alınmasına," bölümlerinin konulması, hükümdeki diğer bölümlerin aynen korunması suretiyle 5271 Sayılı CMK'nın m.303, m.280 gereğince Hukuka Aykırılığın Düzeltilmesine, hukuka aykırılık düzeltilerek giderildiğinden İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine, kesin olmak üzere’’ karar verilmiştir. Başvuru dilekçesinde bahsi geçen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi 2023/67 01... /3226 Karar sayılı ilamın Yargıtay 12. Ceza Dairesine ait olduğu, sehven İzmir Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirtildiği, ilamın incelenmesinde; kanun yararına bozma başvurusu üzerine 13.06.20 24... /67 01... /3226 Karar sayılı Yargıtay ilamında "İncelenen somut olayda; sanığın tekerrüre esas alınan Uşak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.12.2021 tarihli ve 2021/951 Esas, 2021/1000 sayılı kararıyla doğrudan verilen 2.240,00 Türk lirası adli para cezasının verildiği tarihte miktar itibariyle kesin nitelikte olduğu, bu sebeple tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde tekerrüre esas başkaca mahkumiyetinin de bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında yazılı şekilde tekerrür hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı bulunmuş olup; kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir." gerekçesiyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kabulüne, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2023 tarihli ve 2023/98 Esas, 2023/55 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle kanun yararına bozulmasına, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden; bozma nedenine göre uygulama yapılarak; sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanmasına ilişkin 5. paragrafın çıkarılmasına, hüküm fıkrasındaki diğer hususların aynen bırakılmasına, infazın buna göre yapılmasına, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, dair karar verildiği görülmüştür. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 2023/1010-2024/144 E.K. ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2024/2436-3174 E.K. sayılı kararları arasında görüş ayrılığı doğduğu gerekçesiyle başvuranın "uyuşmazlığın giderilmesi" yönündeki talebi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 05.05.20 25... /274 Bakanlık Muhabere Dosyası sayılı yazısı ekinde dosya Başkanlar Kuruluna gönderilmiştir. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 2023/1010-2024/144 E.K. ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2024/2436-3174 E.K. sayılı kararları arasında 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun "Başkanlar Kurulunun Görevleri" başlıklı m.35/1-3 kapsamında söz konusu uyuşmazlığın bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerekmiştir. 5235 sayılı Kanun'un m.35/3'de; "Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet Başsavcısı'nın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek" şeklinde düzenleme mevcuttur. Başkanlar Kurulunca yapılan toplantıdaki değerlendirilmeler sonucunda; Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2023 tarih, 2022/264-2023/117 E.K. sayılı, sanık ... hakkında Silahla Tehdit suçundan, 5237 sayılı TCK'nın m.106/2-a, 62/1 uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın m. 53... uyarınca birinci kez mükerrirlik hükümlerinin uygulanmasına ilişkin hükmüne karşı sanık ve sanık müdafii tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin istinaf incelemesi sonucunda 17.01.2024 tarih ve 2023/1010-2024/144 E.K. sayılı İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine karar verildiği, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, sanık müdafii tarafından ‘‘ilk derece mahkemesince sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamın seri yargılama usulü uygulanmak suretiyle verilen mahkumiyet hükmü olup, bunun tekerrüre esas alınamayacağına ilişkin hukuka aykırılık bulunduğu halde bu kararın istinaf incelemesi yapan Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince esastan reddine ilişkin kararının, benzer konularda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2024/2436-2024/3174 E.K. sayılı kararına aykırı olduğu, bu şekilde iki Bölge Adliye Mahkemesi arasındaki kararlarda "tekerrür hükümlerinin uygulanması yönünden uyuşmazlık bulunduğu" yönündeki talebin haklı olduğu, bu haliyle iki Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararları arasında uyuşmazlık bulunduğu, dosya içerisinde yer alan Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 09.05.2024 tarih ve 2023/5184-2024/2260 E.K. sayılı içtihat içeriği de birlikte değerlendirildiğinde, uyuşmazlığın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin hukuki nitelendirmesi doğrultusunda giderilmesi gerektiği kanaatiyle "uyuşmazlığın çözülmesine ilişkin Yargıtaydan görüş talebinde bulunulmasına" yönelik talebin kabulü ile aynı konudaki Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 2023/1010-2024/144 E.K. ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2024/2436-3174 E.K. sayılı kesin kararları arasında uyuşmazlık bulunduğu iddia edilerek Yargıtay ilgili Dairesine başvurulması istenmiş olup, adı geçen Dairelerin kesin nitelikteki kararlarında aynı hukuki nedene dayalı davalarda değerlendirmenin farklı olduğu, dolayısıyla 5235 sayılı Kanun'un m.35/3'deki şartların bulunduğu kanaatine varıldığından, uyuşmazlığın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin hukuki nitelendirmesi doğrultusunda giderilmesi için 696 sayılı KHK. m.92 ile değişik 5235 sayılı Kanun'un m.35/3 uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine gerekçeleri’’ ile dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. C) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Görüşü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı özetle, "696 sayılı KHK m. 92/2 maddesi ile değişik 5235 sayılı Kanun'un 35/1 madde ve fıkrası uyarınca; seri muhakeme usulü uygulanan ilamın tekerrüre esas alınamayacağını kabul eden; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 09.09.2024 gün ve 2024/2436 Esas, 2024/3174 Karar sayılı kararının usul ve yasalara aykırı olduğunun tespiti ile; Seri muhakeme usulü uygulanan ilamın tekerrüre esas alınacağını kabul eden; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 17.01.2024 gün ve 2023/1010 Esas, 2024/144 Karar sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu yönünde uyuşmazlığın giderilmesi arz ve talep olunur.'' şeklinde görüş bildirmiştir. D) CMK'da Yer alan Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Yasal Düzenlemeler ve AYM İptal Kararı 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 23. maddesi ile CMK'nın mülga 250. maddesi başlığı ile birlikte; "Seri muhakeme usulü (1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır: a) Türk Ceza Kanununda yer alan; 1. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra), 2. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde 170), 3. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü fıkra), 4. Gürültüye neden olma (madde 183), 5. Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra), 6. Mühür bozma (madde 203), 7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206), 8. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra), 9. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde 268), suçları. b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar. c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suç. d) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç. e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç. (2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirir. (3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde bu usul uygulanır. (4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler. (5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanun'un 50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine göre ertelenebilir. (6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir. (7) Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez. (8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında; a) Şüphelinin kimliği ve müdafii, b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi, c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri, d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri, f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti, g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği, h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri, gösterilir. (9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır. (10) Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler, takip eden soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamaz. (11) Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu usulün uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulü uygulanmaz. (12) Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı ile sağır ve dilsizlik hâllerinde uygulanmaz. (13) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz. (14) Dokuzuncu fıkra kapsamında Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. (15) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir." şeklinde yeniden düzenlenmiş, 31. maddesiyle de CMK'ya; "(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla; ... c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 2 51... nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır. d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz..." şeklinde geçici 5. madde eklenerek 01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulünün uygulanmaması öngörülmüştür. 14.07.2021 tarihli ve 31541 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle CMK'nın 250. maddesinin dördüncü fıkrasına "temel cezadan" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan" ibaresi, sekizinci fıkrasına "Bu fıkraya aykırı olarak düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım hakkında 231 inci veya Türk Ceza Kanun'un 50 nci ve 51 inci maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği ya da teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediği anlaşılan talep yazısı, eksikliklerin tamamlanması amacıyla mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir. Cumhuriyet savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar düzeltildikten sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilir.", onbirinci fıkrasına ise "Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." cümleleri eklenmiş, dokuzuncu fıkrasında yer alan "şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda" ibaresi "şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda" şeklinde, ondördüncü fıkrası ise "Dokuzuncu fıkra kapsamında mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler." biçiminde değiştirilmiş, 30.11.2024 tarihli ve 32738 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7533 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle CMK'nın 250. maddesinin birinci fıkrasının b bendinde yer alan “birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları” ibaresi “üçüncü fıkrası” şeklinde değiştirilmiş, aynı maddenin onikinci fıkrasında yer alan "… ile sağır ve dilsizlik..." ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E: 2024/66, K: 2024/188 Sayılı Kararı ile iptaline karar verilerek madde son şeklini almıştır. Seri muhakeme usulü, CMK'nın 250. maddesinde tahdidi olarak sayılan suçlarla sınırlı olmak üzere belirli şartlarda uygulanabilecek istisnai bir muhakeme yoludur. Bahse konu suçlarla ilgili yürütülen soruşturma evresinin sonunda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmemesi ve anılan maddede yer alan şartların gerçekleştiğinin anlaşılması hâlinde Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri seri muhakeme usulü hakkında şüpheliyi bilgilendirecek, bu usulün uygulanması için Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan teklifin müdafi huzurunda şüpheli tarafından kabul edilmesi hâlinde ise bu usul uygulanacaktır. Dolayısıyla seri muhakeme usulü, belirli uyuşmazlıklarda uygulama girişiminde bulunulması zorunlu olan ve bu nedenle aynı zamanda muhakeme şartı oluşturan, özel bir ceza muhakemesi türüdür (... Karakehya-Asuman İnce Tunçer, Seri Muhakeme Usulünün Adil Yargılanma Hakkı ve Diğer Bazı Anayasal İlkeler Açısından Değerlendirilmesi, Hakemli Makale). Bu usulün uygulanması durumunda Cumhuriyet savcısı, TCK'nın 61. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve şartları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirledikten sonra seri muhakeme usulünün uygulanmasını görevli mahkemeden talep edecektir. Mahkemece şüpheli müdafi huzurunda dinledikten sonra Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanmasının şüpheliye teklif edildiği, şüphelinin müdafi huzurunda teklifi kabul ettiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varılırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere CMK'nın 250. maddesinin dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kurulacak aksi hâlde talep reddedilip soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosya Cumhuriyet başsavcılığına gönderilecektir. Bu bağlamda seri muhakeme usulünün bir ceza muhakemesi kurumu olduğu açık ise de ceza miktarı üzerinde fail lehine olan etkisi nedeniyle maddi ceza hukukunu da ilgilendirdiği tartışmasızdır. Öte yandan Anayasa Mahkemesince 21.04.2022 tarih ve 87-44 sayı ile; "30. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında itiraz konusu kuralın bulunduğu bentte yer alan '...kovuşturma evresine geçilmiş...', '...hükme bağlanmış...' ibarelerinin 'basit yargılama usulü yönünden' iptaline karar vermiştir (AYM; E.2020/16, K.2020/33, 25.06.2020, §§ 23-27; E.2020/81, K.2021/4, 14/1/2021, §§ 27-28.). Anılan kararlarda, kesinleşmiş yargı kararıyla sonuçlanmamış yargılamalarda yeni muhakeme usulünün uygulanabilir olduğunun tespiti yapılmıştır. Bununla birlikte basit yargılama usulünün uygulanması durumunda sonuç cezanın sanık lehine indirilmesinin zorunlu olması nedeniyle kural için suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında lehe kanunun geçmişe yürütülmesi ilkesinin geçerli olduğu ifade edilmiştir. Bu bağlamda söz konusu kararlarda belirli bir tarih itibarıyla kovuşturma aşamasında olan veya hükme bağlanmış dosyalarda lehe hükümler içeren basit yargılama usulünün uygulanmasını önleyen kuralın Anayasa’nın 38. maddesiyle bağdaşmadığı tespit edilmiştir. 31. Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında 'Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.' denilmek suretiyle davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği açıkça ifade edilmiştir. Bu hak gereğince devlet, yargılamaların gereksiz yere uzamasını engelleyecek etkin çareler oluşturmak zorundadır. Ancak bu amaçla alınacak kanuni tedbirlerin ve öngörülen çarelerin yargılama sonucunda işin esasına yönelik adil ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engel oluşturmaması gerektiği de tartışmasızdır (AYM, E.2013/4, K.2013/35, 28.02.2013.). 32. İtiraz konusu kural, belirli bir tarih itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş ya da hükme bağlanmış dosyalarda seri muhakeme usulünün uygulanamayacağını öngörmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere Kanun’un 250. maddesinin (4) numaralı fıkrası seri muhakeme usulünün uygulanması sonucunda yaptırımın yarı oranında indirilerek belirlenmesini öngörmektedir. Buna göre itiraz konusu kural yargılama aşamasında olup henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış, dolayısıyla yeni yargılama usulünün uygulanabileceği dosyalarda ceza miktarı üzerinde fail lehine etkisi olan seri yargılama usulünün belirli bir tarih itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış dosyalarda uygulanmamasını öngörmek suretiyle Anayasa’nın 38. maddesini ihlal etmektedir. Kuralın bu niteliği ve yargılama üzerindeki etkisi dikkate alındığında Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve E.2020/16, K.2020/ 33... /1/2021 tarihli ve E.2020/81, K.2021/4 sayılı kararlarında ulaştığı sonuçtan ayrılmayı gerektirir bir durum söz konusu değildir. 33. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 38. maddesine aykırıdır..." gerekçesiyle CMK'ya, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Gelinen bu aşamada tekerrür, özel tehlikeli suçlular, mükerrirlere özgü infaz rejiminin mahiyeti ve uygulanma şartları üzerinde durulmasında da fayda bulunmaktadır. TCK'nın "Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular" başlıklı 58. maddesi; "(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez. (2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı; a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, Geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz. (3) Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur. (4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz. (5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz. (6) Tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. (7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir. (8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır. (9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir." şeklinde düzenlenmiştir. TCK'nın 58. maddesi uyarınca önceden işlenen suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanacaktır. Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun kesinleşmeden sonra işlenmesi yeterli olup cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak kanun koyucu tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki cezanın infaz edilmesi şartını aramadığı hâlde, infazdan sonra belirli bir sürenin geçmesi durumunda tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağını hüküm altına almıştır. Buna göre, beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına mahkûmiyet hâlinde ise cezanın infaz tarihinden itibaren üç yıl geçmekle tekerrür hükümleri uygulanmayacaktır. TCK'nın 58. maddesi uyarınca kişinin mükerrir sayılması için ilk hükmün kesinleşmesinden sonra ikinci suçun işlenmesi yeterli olup ilk suçun 1 Haziran 2005 tarihinden önce veya sonra işlenmesinin mükerrirlik açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesinin sonucu olarak; mükerrir sanık hakkında, sonraki suç nedeniyle kanun maddesinde seçimlik ceza olarak hapis veya adli para cezası öngörülmüşse hapis cezasına hükmolunması, hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi ve hükümlü hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanması gerekmektedir. 5275 sayılı Kanun'un suç tarihinde yürürlükte bulunan; "Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri" başlıklı 108. maddesi ise; "(1) Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının, b) Müebbet hapis cezasının otuzüç yılının, c) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki yılının, d) Süreli hapis cezasının üçte ikisinin, İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir. Ancak, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır. (2) Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz. (3) İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez. Hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağı hükümde belirtilir. (4) İnfaz hâkimi, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. (5) Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır. (6) İnfaz hâkimi, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir." şeklinde düzenlenmiştir. 5275 sayılı Kanun'un 108. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejimi; özel bir infaz rejimi olmayıp tekerrür veya özel tehlikeli suçluluk hâllerinde hükümlünün şartlı salıverilmeden yararlanabilmesi için infaz kurumunda geçirmesi gereken süreyi uzatan özel bir durumdur. Maddenin 2. fıkrasında; "Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz." hükmüne yer verilmiş ve bu fıkraya 04.06.2025 tarihli ve 32920 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile; "İkinci defa tekerrür halinde bu fıkra hükmü uygulanmaz." cümlesi eklenmiştir. Maddenin 1. fıkrasının (c) bendine göre ise mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler hakkında infaz koşulları ağırlaştırılarak koşullu salıverilme süresi, süreli hapis cezasında cezanın üçte ikisi olarak belirlenmiştir. 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 49. maddesi ile; "Ancak, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır." cümlesi madde metnine dahil edilmiştir. Ayrıca, aynı maddenin 3. fıkrasında 7242 sayılı Kanun'un 49. maddesi ile yapılan değişiklikle birlikte; "İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez. Hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağı hükümde belirtilir." düzenlenmesine yer verilmiş, 7550 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile de; fıkrada yer alan "durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez." ibaresi "durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır." şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere; "Ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanır." cümlesi eklenmiştir. Sanık hakkında birinci tekerrür şartlarının oluşması nedeniyle tekerrür hükümleri uygulandıktan ve bu tekerrür uygulanan mahkûmiyet kesinleştikten sonra, yeniden tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektiren bir suçun işlenmesi hâlinde ikinci defa tekerrür hükümleri uygulanacak ve hükümlü artık koşullu salıvermeden yararlanamayacaktır. Seri Muhakeme Usulü, Kıta Avrupası Hukuk Sistemine Dahil olan birçok ülkede belirli farklılıklar da olsa yaygın bir şekilde uygulanan ceza kararnamesi ( penal/punishment/ punitive order) formlarından biridir. Ceza kararnamesi büyük oranda savcılık makamı tarafından kontrol edilen ve genellikle savcı tarafından bir yaptırım belirlenmesi suretiyle uygulanabilen yargılamasız ceza olmaz ilkesinin bir istisnasını teşkil eden mutabakata/kabule dayalı bir ceza muhakemesi yöntemi olarak kabul edilmektedir.(Doç. Dok. ... Yavuz Seri Muhakeme Usulü ve Anayasa Mahkemesinin 31.03.20 21... .04.2022 tarihli İptal Kararlarına İlişkin Düşünceler Batı Adalet Dergisi Yıl 5 sayı 9 Ocak Haziran-20 23... ) Seri muhakeme usulü kapsamında yapılan işlemler savcı tarafından yapılan diğer tüm işlemler gibi yürütmeye taalluk eden kendine özgü idari işlem niteliğinde olup “yargısal” bir mahiyeti bulunmayan ceza muhakemesi işlemleridir.(Yavuz age s. 17) 7331 sayılı kanun ile 5271 sayılı Kanun’un 250/14 maddesinde yapılan değişiklik ile itiraz mercinin, itirazı üçüncü ve dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceleyebileceği hüküm altına alınmış ve itirazın sınırları belirlenmiştir.( Mustafa Artuç, Çetin Akkaya , Mehmet Buğra Artuç Hüküm Kurma Sanatı Adalet 12. baskı Temmuz 20 25... ) İtiraz merci teklifin kanunun öngördüğü şekilde müdafii huzurunda yapılıp yapılmadığını(CMK. m.250/3), suçun seri muhakeme kapsamında yer alıp almadığını ve dosyadaki delillerin vicdani kanaati oluşturmaya yeterli olup olmadığını(CMK. m. 250/9) denetleyecektir. CMK 250/14;”... Dokuzuncu fıkra kapsamında mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler ,,,” şeklindeki açık düzenleme Seri muhakemenin itiraza tabi olduğunu düzenlediği gibi seri muhakemeye yönelik itiraz denetiminin kapsamını da kısıtlamıştır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 272. maddesinde İstinaf edilebilecek hükümleri ile istinaf edilemeyecek hususları sayılmıştır. CMK 272/ son ;”... Karşı istinaf yoluna başvurulamaz. (Ek cümle:14/4/2020-7242/17 md.) Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz” şeklinde düzenleme yapmıştır. Buna göre istinafa tabi olmayan kararlar tekerrürede esas alınamaz. Söz konusu düzenleme Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Ceza dairelerinin 765 Sayılı TCK döneminden beri uygulayageldikleri yerleşik içtihatları destekler mahiyettedir. Bu bilgiler ışığında somut uyuşmazlık konusu husus değerlendirildiğinde; Dairemizin 26.05.2025 tarihli ve 2023/19919 esas, 2025/5751 karar, yine 16.06.2025 tarihli ve 2023/15782 Esas, 2025/6288 Karar sayılı kararlarında özetle, tekerrüre esas alınan ilama konu suçun seri muhakeme usulü kapsamına alındığından, anılan ilama ilişkin uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğü eleştirisi yapılmıştır. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.04.2011 tarihli ve 2011/6-84 esas, 2011/55 karar; yine 28.02.2012 tarihli ve 2011/4-522 Esas, 2012/71 Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere temyiz yasa yoluna tâbi olmayan kararların tekerrüre esas alınamayacağı belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle 5271 sayılı CMK’nın 250. maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulü itiraz kanun yoluna tâbi olduğundan ve yukarıda belirtilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında da açıklandığı üzere temyiz yasa yoluna tâbi olmayan kararların tekerrüre esas alınması mümkün bulunmadığından seri muhakeme usulü uygulanan ilamların tekerrüre esas alınmaları mümkün olmayacaktır. Bu itibarla uyuşmazlığın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 09.09.2024 tarihli ve 2024/2436 esas, 2024/3174 karar sayılı kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği düşünülmüştür. Açıklanan nedenle; Seri muhakeme usulü uygulanan ilamın tekerrüre esas alınacağını kabul eden; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 17.01.2024 gün ve 2023/1010 Esas, 2024/144 Karar sayılı kararının usul ve yasalara aykırı olduğu, Seri muhakeme usulü uygulanan ilamın tekerrüre esas alınamayacağını kabul eden; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 09.09.2024 gün ve 2024/2436 Esas, 2024/3174 Karar sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir. E) Gereği görüşülüp düşünüldü: 1. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 35. maddesi uyarınca; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 17.01.2024 gün ve 2023/1010 Esas, 2024/144 Karar sayılı kararı ile verilen özetle; "seri muhakeme usulü uygulanan ilamın tekerrüre esas alınacağı’’na ilişkin kararının usul ve yasalara aykırı olduğunun tespiti ile; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 09.09.2024 gün ve 2024/2436 Esas, 2024/3174 Karar sayılı kararı ile verilen ‘‘seri muhakeme usulü uygulanan ilamın tekerrüre esas alınmayacağı’’na ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu yönünde uyuşmazlığın giderilmesi talebinin KABULÜ İLE, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.09.2025 tarih ve UG - 2025/71470 sayılı yazısına ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 12.05.2025 gün ve 2025/4 sayılı görüşlerine aykırı olarak Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi arasındaki UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE, 2. Dosyanın talepte bulunan Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine, 3. Karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemelerinin Ceza Dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine, 18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.