Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/890 Esas - 2025/1724 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/890 KARAR NO : 2025/1724 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 13/04/2022 NUMARASI : 2018/227 Esas - 2022/257 Karar DAVA : İtirazın İptali İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Taraflar Karar Tarihi : 29/0…
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/890 Esas - 2025/1724 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/890 KARAR NO : 2025/1724 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 13/04/2022 NUMARASI : 2018/227 Esas - 2022/257 Karar DAVA : İtirazın İptali İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Taraflar Karar Tarihi : 29/09/2025 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 06/10/2025 Mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı, süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; borçlu ... ile müvekkili ... Bankası arasında Konut Finansmanı Kapsamında Kredi Sözleşmesi akdedildiğini ve konut kredisi kullandırıldığını, Ankara 5. Tüketici Mahkemesi'nin 2009/584 E ve 2009/585E sayılı dosyalarında borçlu ... tarafından 74 ve 76 numaralı bağımsız bölümlerin hukuki ve fiili ayıplar içermesi iddiasına dayalı kötü niyetli olarak üçüncü şahıs ... İnş. San. Tic. A.Ş. arasında imzalanan Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin Feshi ve davalı müvekkil banka ile imzalanan Konut Kredisi Sözleşmesi'nin Feshi ile bu sözleşme uyarınca bankaya kredi borcunun olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit dava açılıp davaların Ankara 5. Tüketici Mahkemesinin 2009/583 E sayılı dosyasında birleştirildiğini ve 2010/575 Karar sayılı karar ile davaların reddedildiğini, davanın reddedilmesinden sonra borçlu-davalıya müvekkili ... Bankasınca Beyoğlu 4. Noterliği 96171 yevmiye numaralı 27.12.2010 tarihli muacceliyet konulu ihtarnamenin borçlunun bankaya bildirmiş olduğu adrese gönderildiğini, bilahare Ankara 5. icra Müdürlüğü'nün 2011/3501 E sayılı dosyasından takibe geçildiğini, davalı yanca iki vekil tarafından ayrı ayrı dilekçe ile takibe itiraz edildiğini, itiraz dilekçesinde takibe konu konut kredisinin çekilmesine neden olan konutun hukuki ayıplar içerdiğinden konut kredisi bedelinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağının belirtildiğini, bu iddianın hiçbir geçerliliği kalmadığını beyanla haksız itirazın iptali ile takip talebinde yazılı bulunan 184.640.00-TL konut kredisi uyarınca gecikmede olan taksit toplamı 1.292.474,00-TL ileri vade tarihli taksit toplamı, 81,83-TL ihtarname bedeli ile gecikmede olan taksitlere işlemiş 6.316,00-TL toplamda 1.483.511.00-TL üzerinden takibin devamına, asıl alacağa %25 faiz işletilmesine, asıl alacağın %40'ından az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarihli cevap dilekçesi ile özetle; davacı tarafından davalının tebligat adresi “...” adresi gösterilmiş olup dava dilekçesinin meşruhatlı davetiyesi 27.03.2012 tarihinde Sincan-Ahi Evran Mahallesi Muhtarlığına, posta dağıtıcısı ... tarafından tebliğ edildiğini, davalının yasal ikametgahının dava dilekçesinde belirtilen adres olmayıp, mernis kayıtlarında da belirtilen adresin müvekkilinin yasal ikametgah adresi olmadığını, muhtarın kendisinde yasal ikametgah kaydı bulunmayan şalısın tebligatını almaması gerekirken, yetkisini asarak kaydı olmayan ve adres kayıt sisteminde de görünmeyen müvekkile ilişkin tebligatı almış olması usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin Ahi Mesut Mahallesinden nakil aldığını, ayrıca posta dağıtıcısının Tebligat Kanunu 21. maddesi ve Tebligat Tüzüğünün 28. maddesindeki usulü uygulamadığını, davalı müvekkilinin kendisine karşı açılan davayı 04.07.2012 tarihi itibariyle haricen öğrenmiş olup, yasal sürelerinin bu tarih itibariyle başlaması gerektiğini, davaya konu kredi sözleşmeleri de incelendiğinde davalı müvekkilin yasal ikametgah adresi olarak belirtilen adresini (tebligat yapılan) gösterilmediğinin görüleceğini, tebliği tarihininin sayın mahkemece bu tarih olarak belirlenin yasal sürelerin bu tarih ile itibariyle başlaması gerektiğini talep ettiklerini, davacı taraf iddialarının aksine Ankara 5. Tüketici Mahkemesinin 2009/583 E sayılı dosyası henüz kesinleşmemiş olup Yargıtay onama ilamı üzerine tashih-i karar talebinde bulunulduğunu, bu dava da dava dışı ... A.Ş müvekkil arasında imzalanan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi nedeniyle her türlü ayıptan ari şekilde müvekkile teslim edilmesi gereken dairenin tapuda ferağının verilmemesi dolayısıyla davacı banka ile dava dışı yüklenici ... A.Ş'ye karşı açılan ödenen bedelin iadesi konulu dava olup, bu davanın halen Yargıtay incelemesinde olduğunu, bu dava dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle ödemeler durdurulduğunu, bu kararın kesinleşmesi, huzurdaki davanın sonucunu etkileyecek mahiyette olduğu için bu dosyada verilecek kararın kesinleşmesinin beklenilmesini talep ettiklerini, Ankara 5. Tüketici mahkemesinin 2009/583 E. sayılı dosyası ile ödemelerin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmeden önce yapılan ödemeleri (19.335,63-TL aylık ödemelerle 15 ay boyunca toplam 290.034,45-TL ödeme yapılmış) hesaplanıp dikkate alındığında davacı bankaya ödenmesi gereken borç miktarı bulunmadığını, bu icra takibi ve dava kötüniyetli olarak açılmış olup, alacağın %40 ından aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalı müvekkilce yapılan ödemelere rağmen kendisine tapu devri yapılmadığı için dava dışı yüklenici ... A.Ş ile davalı müvekkil arasındaki ihtilaflara yönelik müvekkilince açılan diğer davalar olarak Ankara 5. Ticaret Mahkemesinin 2009/469 E. ve 2009/470 E. dasyalarının halen derdest olduğunu, bu dava dosyalarının incelenmesinden davalı ve davacı ile dava dışı ... A.Ş arasındaki hukuki ilişkilerin daha net anlaşılacağını, davalıya tapu ferağı yapılmamış olduğu için ve yukarıda belirttilen bilgi ve belgelere istinaden ödemeler de davalı bankaya yapılmış olduğu için davalı müvekkilinden mükerrer tahsilat yapılmak istenmesi davacı bankanın bariz kötü niyetinin göstergesi olduğunu, davalıya ne tapu verildiğini ne de ödediği meblağların kendisine iade edildiğini beyanla davanın reddini, alacağın %40'ından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, ödenmeyen konut kredisinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki davalı itirazının iptali ile icra-inkar tazminatı istemine ilişkindir. Yerel mahkemece; 13/04/2022 tarihli kararla; "(...) Yapılan yargılama sonucunda toplanan delillerden taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesi kapsamında davalıya kullandırılan krediler nedeniyle davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalıdan 925.577,03 TL asıl alacak, 1.467,97 TL gecikme bedeli olmak üzere toplam 927.044,99 TL alacağının bulunduğu, bu alacağın ödenmesinden kredi sözleşmesi hükümleri gereğince davalının sorumlu olduğu, bu nedenle bu miktar üzerinden ödeme emrine yaptığı itirazında davalının haksız olduğu kanaatine varılmakla davacının davasının kısmen kabulüne, alacak likit olduğundan itirazın iptaline karar verilen alacağın takip tarihi dikkate alınarak %40ı oranında İcra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (...)" gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 14/03/2024 tarihli, 2023/532 Esas, 2024/641 Karar sayılı kararı ile; "(...) Dava dosyası içeriğine, toplanan delillere, hükme esas alınan ayrıntılı ve gerekçeli bilirkişi raporu içeriğine ve yerel mahkeme gerekçesine göre; ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden aşağıdaki paragraf kapsamı dışında kalan sair taraf istinaf itirazlarının reddi gerekir. Ancak, icra takibinde talep edilen 81,83-TL ihtarname bedelinin kabul edilen alacak kalemine eklenmemesi doğru görülmemiştir. Öte yandan, 492 sayılı Harçlar Kanununun 15 inci maddesine göre, Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev’i ve mahiyetine göre maktü esas üzerinden alınacak olup, aynı Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. (1) sayılı tarifenin A) Mahkeme harçları III- Karar ve ilam harcı bölümünde nispi harcın konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden (Binde 68,31) nispetinde alınacağı belirtilmiştir. Eldeki uyuşmazlıkta mahkemece hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer 927.044,99-TL olup (Binde 68,31) nispetinde hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 63.326,44-TL olacağı hususu gözardı edilerek davalıdan fazla nispi karar ve ilam harcı tahsiline hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile tarafların istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizin 14/03/2024 tarihli, 2023/532 Esas, 2024/641 Karar sayılı kararına karşı davacı ve davalı taraf temyiz kanun yoluna başvurmuş ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 03/03/2025 tarihli, 2024/1881 Esas, 2025/1287 Karar sayılı kararı ile; "(...) Somut olayda, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davacıya 24.03.2008 tarihli 800.000,00 TL limitli konut kredisi kullandırıldığı, 06.10.2009 tarihinde kredi borcunun 773.500,00 TL üzerinden yapılandırıldığı, yapılandırmanın 120 ay vadeli, aylık %1,22 akdi faiz oranlı, taksit tutarının 12.309,28 TL olduğu, davacı banka tarafından 27.12.2010 tarihinde sözleşmenin ''Kanuni İkametgahlar'' başlıklı 23. maddesi uyarınca davacının sözleşmede belirtilen adresine T.C Beyoğlu 4. Noterliğinden 96171 yevmiye numaralı ihtar gönderilerek muhattaplar tarafından, kredi sözleşmesi geri ödeme planına göre ödenmesi gereken kredi taksit tutarlarının vadesinde ödenmemiş olmasından dolayı muhattabın temerrüde düştüğü belirtilmiş olup her ne kadar davacı vekilince borçlu tarafından itiraz edilmediği için kat ihtarnamesinde bildirilen borç ve kat ihtarında belirtilen faiz oranının kesinleştiği iddia edilmiş ise de; ihtarın 03.01.2011 tarihinde muhattabın gösterilen adresine gidildiği ve muhattabın muhtarlık kayıtlarında yurt dışına taşındığı belirtilerek iade edildiği ve tebliğin usulüne uygun yenilenmediği anlaşılmakla, tüm alacağın muaccel hale gelmeyeceği, icra takibine kadar doğmuş olan borçlar için hüküm kurulması gerekirken tüm alacağın muaccel olduğundan bahisle hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir."gerekçesi ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dairemiz ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesi arasında uyuşmazlık, davalıya gönderilen Beyoğlu 4. Noterliği'nin 96171 yevmiye numaralı ihtarnamesinin ödeme zamanı gelmemiş taksitler yönünden muacceliyet şartını sağlayıp sağlamadığı/temerrüdün gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun "Borçlunun temerrüdü" başlıklı 117. maddesi "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." düzenlemesini içermekte olup, söz konusu hüküm çerçevesinde muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. 6502 sayılı TKHK'nın "temerrüt" başlıklı 28. maddesi "Belirli süreli kredi sözleşmelerinde tüketicinin taksitleri ödemede temerrüde düşmesi durumunda, kredi veren, borcun tamamının ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması, tüketicinin de birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Kredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması zorunludur. Muaccel kılınan taksitlerin hesaplanmasında faiz, komisyon ve benzeri masraflar dikkate alınmaz." düzenlemesini içermektedir. Taraflar arasında imzalanan Konut Finansmanı Kapsamında Kredi Sözleşmesinin "Kanuni ikametgahlar" başlıklı 23. maddesinde "Müşteri ve garantör/garantörler iş bu sözleşmede yer alan hususların yerine getirilmesi ve ...'ca gerekli tebligatın yapılabilmesi için aşağıda ad-soyad ve imzaları yanında yazılı kanuni ikametgah ittihaz ettiklerini, bu adrese yapılacak tebligatların şahıslarına yapılmış sayılacağını, bu adreste vaki olacak değişiklikleri en kısa zamanda noter aracılığı ile ...'ya bildirmeyi, bildirmedikleri takdirde aşağıda ad-soyad ve imzaları yanında yazılı yerleri her türlü tebligat icrası için gerekli kanuni ikametgah kabul ettiklerini beyan taahhüt ederler." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 06/11/2023 gün ve 2023/2437 Esas - 2023/3077 Karar sayılı kararında "(...) Dava dosyasının incelenmesinde; davalının davacı bankadan 03/12/2021 tarihli tüketici kredisi kullandığı ve 01/07/2022 tarihli muacceliyet ihtarının koşullara uygun olarak ihtar tarihi itibariyle vadesi gelmiş borç ve faizlerini gösterir şekilde 30 günlük ödeme süresi verildiği, bu süre sonunda ödeme yapılmazsa muaccel hale gelecek tüm borç ve faizi bildirir nitelikte olduğu, davalının sözleşmede bildirdiği adrese tebliğe çıkartıldığı, adresten ayrıldığı için tebliğin iade edildiği, davalının bankaya yeni adres bildirmediği değerlendirildiğinde, davalıya yapılan muacceliyet ihtarının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından (..) temyiz talebinin reddi gerekmektedir." değerlendirmesinde bulunmuştur.(Bkz aynı yönde Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2025 gün ve 2025/1329 Esas - 2025/2598 Karar sayılı uyuşmazlığın giderilmesine dair karar, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 17/12/2015 tarih ve 2014/29839 Esas - 2015/37093 Karar sayılı kararı) Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; anılan sözleşmede davalının ad-soyadı karşısında ilgili bölümde bir adres yazılı değil ise de; davalı tarafından Çayyolu Mahallesi Muhtarlığından 24/08/2007 tarihli tanzim ikametgah belgesinin davacı Banka'ya sunulduğu, söz konusu belgede adres olarak "..." yazılı olduğu, davacı Banka tarafından düzenlenen Beyoğlu 4. Noterliği'nin 96171 yevmiye numaralı ihtarnamesinin aynı adrese hitaben keşide edilerek tebliğe çıkartıldığı ancak tebliğ edilemediği dosya kapsamı ile sabittir. Yukarıda yazılı ve istikrar kazanan Yargıtay kararlarına da uygun şekilde sözleşmenin 23. maddesi hükmü gereğince, kredi kullanımı sırasında davacı Banka'ya adres bildiriminde bulunan davalının, yine aynı hüküm uyarınca adresinde meydana gelen değişiklikleri Noter kanalıyla Banka'ya bildirmesi gerektiği, aksi halde bildirilen adrese yapılan tebligatların geçerli olacağının taraflarca kararlaştırıldığı, bu durumda, davacı Banka tarafından keşide edilen temerrüt ihtarnamesinin sözleşmenin 23. maddesince usulüne uygun şekilde gönderildiği, temerrüdün ve muacceliyetin gerçekleşmiş olduğu cihetle tüm alacağın talep edilebileceğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca, Dairemizce verilen 14/03/2024 tarihli, 2023/532 Esas, 2024/641 Karar sayılı kararın oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmakla, anılan kararda direnilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi ve ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dairemizin önceki kararında DİRENİLMESİNE, 2-Tarafların istinaf talebinin KABULÜNE, 3-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 13/04/2022 tarih, 2018/227 Esas - 2022/257 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4-Davanın KISMEN KABULÜ ile, Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2011/3501 Esas sayılı dosyasında davalı tarafından ödeme emrine yapılan itirazın 925.577,03-TL asıl alacak, 1.467,97-TL gecikme bedeli, 81,83-TL ihtarname bedeli olmak üzere toplam 927.126,83-TL miktar üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, 5-Takip tarihinden itibaren 925.577,03-TL'ye %19,032 oranında gecikme bedeli uygulanmasına, 6-İtirazın iptaline karar verilen alacağın %40'ı olan 370.886,73-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair talebin REDDİNE, 7-Harçlar Kanunu uyarınca hesaplanan 63.332,03-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Davacı tarafından yatırılan 14.612,65-TL peşin harcın talep halinde iadesine, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde mer'i AAÜT uyarınca belirlenen 131.983,95-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar için AAÜT uyarınca belirlenen 83.893,78-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Davacı tarafından yapılan 2.286,95-TL başvurma harcı, bilirkişi ücreti, posta gideri vs masraftan ibaret yargılama giderinden kabul oranına göre (%62,49) hesaplanan 1.429,11-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 12-Davalı tarafından yapılan 475,00-TL posta gideri vb masraftan ibaret yargılama giderinden red oranına göre (%37,51) hesaplanan 178,17-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 13-Kullanılmayan gider ve delil avansının yatırana iadesine, İSTİNAF YARGILAMASI: 14-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve başvuru harçlarının talep halinde iadesine, 15-Davalı tarafından yapılan 429,00-TL istinaf giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 16-Davacı tarafından yapılan 18,00-TL istinaf giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 17-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, diğerlerinin yokluğunda tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, Yargıtay yolu açık olmak üzere, oybirliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 29/09/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır