İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müve…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/189 KARAR NO : 2026/49 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/10/2024 NUMARASI : 2023/181 Esas - 2024/703 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin uzun yıllardır gıda sektöründe faaliyet gösteren, sektörde önemli bir yeri olan, ürünleri ile ülkemize katma değer yaratan önemli bir şirket olduğu, ticari ilişkide bulunduğu şirketlerden birinin de davalı ... A.Ş. olduğu, müvekkili şirket yetkilisi ...'in, davalı ... A.Ş.'de 21.09.2022 tarihine kadar çalışan ...'ın da kardeşi olduğu, davalı şirketin, müvekkili şirketçe satışa çıkarılmış olan ve bu sebeple müvekkilinin kardeşi ...'da bulunan... plakalı, 2021 model ... marka aracı müvekkili şirket yetkilisinin kardeşi olan ...'dan, önceden müvekkili şirket tarafından dava dışı ...'a verilmiş olduğunu bildikleri vekaletname ile 20.09.2022 tarihinde noterden "satış" göstermek suretiyle devraldıkları, ancak ilk etapta müvekkili şirketin bu sözde "satış"tan haberi olmadığı, daha sonra davalı ... Gıda şirketinin, araçla ilgili müvekkili şirketin fatura kesmesi gerektiğini, yoksa vergisel olarak cezaya maruz kalacaklarını, açığa düşeceklerini söylemesi ve bu konuda müvekkili şirket yetkilisinin kardeşi ...'ı yine tehdit etmeye ve ona şantaj yapmaya başlaması üzerine müvekkili şirket yetkilisinin kardeşi ...'ın, aracı sanki davalıya normal bir "satış" yapılmış gibi davalı şirkete sattığını söylediği, müvekkili şirketin, aracın, ticari ilişki içinde olduğu davalı şirkete gerçekten satıldığını zannettiği ve aracın satışına dair "satış" tarihine göre fatura düzenlediği, müvekkili şirketin aracın bedelinin ödenmesini beklerken davalı şirket tarafından ... Gıda şirketine e-mail olarak cari hesap mutabakat metni gönderildiği, mutabakat metninde, ticari ilişki kapsamında müvekkili şirketin araç satışından önce var olan "1.755.856,34 TL"lik alacağının yazması ve buna müvekkili şirketin davalı şirkete devrini yaptığı araçla ilgili düzenlenen "2.000.000,00 TL"lik fatura bedelinin eklenmemiş olması üzerine müvekkili şirketin bu durumu davalı şirkete 25.10.2022 tarihinde e mail olarak sorduğu, ancak bir yanıt alamadığı, daha sonra müvekkili şirket yetkilisinin bu durumu kardeşi ...'a sorması üzerine gerçek durumu öğrendiği, bunun üzerine bedelini de ödemedikleri aracı veya bedelini istediğine dair davalıya ihtarname keşide ettiği, ancak davalının ihtara cevap vermediği, aracı iade etmediği gibi aracın bedelini de ödemediği, iş bu sebeplerle davalı aleyhine İstanbul 37. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından araç satış bedeline ilişkin icra takibi başlatıldığı, ancak davalının haksız ve kötüniyetli şekilde takibe itiraz ettiği, arabulucuya başvurulmuş ise de davalı ile anlaşma sağlanamadığı, davalı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/46331 sor.no'lu dosyasından şikayetçi olunduğu, bu nedenlerle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile İstanbul 37. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine, arabuluculuk vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine, ayrıca HMK m.329 uyarınca akdi vekalet ücretinin de kötüniyetli davalıya yüklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin kayden ... adına görünüyorsa da gerçek sahibi ve yöneticisinin ... olduğu, ...'ın müvekkili şirket çalışanı olduğu için davacı şirketi ablası adına satın aldığı ve kendisi de ablasından çok geniş yetkilerle dolu bir vekaletname alarak bu şirketi yönettiği, dava dışı ...'ın müvekkili şirkette satış müdürü olarak çalışırken davacı şirketi ablası olan ... adına tescil ettirdiği, böylece kendisinin bu şirketle bağlantısı olmadığı izlenimi yaratmaya çalıştığı ayrıca ... ...A.Ş isimli şirketi satın aldığı, bu şirketin de tek yetkilisi olduğu, hatta davacı şirketi müvekkili şirketin müşterisi haline getirdiği, müvekkili şirketten kendi şirketine mal satışı yaptığı, kendi şirketine satılan bu malları aslında yine müvekkili şirketin müşterilerine kendi şirketi üzerinden satış yaptığı ve müvekkili şirketin etmesi gereken karı kendi şirketine ettirdiği, dava dışı ...'ın işlediği hizmet nedeniyle emniyeti suistimal, zehirli madde katma, TCK 185 Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma, TCK 187 Bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti, TCK 186, Özel belgede Sahtecilik, TCK 207 Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama TCK 282 suçlarından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/57038 soruşturma numaralı dosyası açıldığı ve halen devam ettiği, davacının kötü niyetli olduğu, müvekkili şirketin davaya konu edilen araç bedelini nakit olarak araç satışını yapan davacı şirket vekili ...'a elden ödediği, davacı şirket satış bedelini almamışsa bunu vekili olan ...'dan talep etmesi gerektiği, Noter huzurunda satış bedelini alan, aldığını imzası ile tasdik eden kişiden parasını istemesi gereken davacı şirketin, müvekkili şirkete karşı iş bu icra takibini ve iş bu davayı açmasının haksız ve kötü niyetli olduğu, davaya konu aracın bedelinin davacı şirketin vekili olan ...'a elden ödendiği, aslında davacı şirketin dava dışı ...'a ait olduğunun bir kanıtının da iş bu davanın müvekkili şirkete karşı açılmış olması olduğu, şöyle ki normal şartlarda şirketin aracını satan vekilin, aldığı parayı vekil edenine vermesi gerektiği, bu parayı vermediğinde de şirketin parayı vekaleten satışı yapan vekilinden talep edeceği, davacının haksız ve dayanaksız davasının reddi ile %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... davacı şirket ile dava dışı ... arasında vekalet sözleşmesi bulunduğu, davacı şirketin vermiş olduğu vekaletname ile dava dışı ... tarafından dava konusu aracın davalı şirkete satışının yapıldığı, davacı iddiasına göre satış bedelinin davacı şirkete ödenmediği, bu durumda davalı yanın eldeki davada pasif husumet ehleyitenen bulunmadığı, davada husumetin vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözetip, sadakat ve özen yükümlülüğü altında olan dava dışı ...'a yöneltilmesi gerektiği, bir an için davalı yana husumet yöneltilebileceği kabul edilse bile, gerek soruşturma dosyası kapsamı, gerekse yargılama dosyamızda toplanan delillere göre davacı iddialarının kanıtlanamadığı, araç satışının tehdit ve şantajın etkisi altında yapıldığına ilişkin, satış işleminin tarafı olan ve mahkememizce tanık olarak dinlenen ...'ın diğer taraf tanıklarının anlatımları ile çelişen anlatımları dışında delile ulaşılamadığı anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece her ne kadar "pasif husumet yokluğundan" davanın reddine karar verilmiş ise de bu değerlendirmenin tamamen hatalı olduğunu, zira tanık ...'ın yağmalandığının dosya kapsamında sabit olduğunu, davalı şirkette çalışan ...'nın, tanık ...'ın yağmalandığını emniyetteki ifadesinde açıkça belirttiğini, davalı şirketin gayriresmi yetkilisi ...'nun, tanık ...'a yağma olayından sonra, yağmalanan senetleri tahsile yönelik tehditlerine devam ettiği ve bu nedenle hakkında İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/574 e. sayılı dosyasından kamu davası da ikame edildiğinin dosya kapsamında sabit olduğunu, davalı şirketin yetkilisi ... nun, yağma olayından sonra, yağmalanan dava konusu aracın satışının gerçek bir satış olmadığına dair whatsapp mesajının dikkate alınmadığını, dava konusu aracın bedelinin ödendiğini ispat yükü davalıda olup, araç satış bedelinin, resmi senette yazan şekilde, banka yoluyla tanık ...'a veya müvekkili şirkete ödenmediğinin taraflarınca ispat edildiği gibi davalının, kendi iddiasına uygun şekilde aracın satış bedelini elden ödendiğini ispat edemediğini, davalı vekilinin cevap dilekçesinde yer alan bedelin ...'a elden ödendiği şeklindeki beyanı ile bu durumun kabul (ikrar) edildiğini, davalının bu beyan ve iddiası ile araç bedelinin banka yolu ile ödenmediğinin sübuta erdiğini ve taraflarındaki ispat yükünün ortadan kalktığını , davalının "elden" ödendiğine dair taraflarınca kabul edilmeyen iddiası nedeniyle ispat yükünün yer değiştirdiğini ve davalıya geçtiğini, tanık ...'ın davalının yıllardır ve iş akdine son verildiği 19.09.2022 tarihine kadar davalının satış müdürü olduğunu, davalı şirketin, hizmet nedeniyle görevi kötüye kullandığından bahisle hem ...'ın iş akdine son verdiğini hem hakkında aynı gerekçe ile suç duyurusunda bulunduğunu, bir kimsenin hizmet nedeniyle görevi kötüye kullandığı iddiasıyla iş akdine son verdiği ve hakkında suç duyurusunda bulunduğu birinden aynı gün araç satın almasının da ona elden para vermesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunun izahtan vareste olduğunu, hayatın olağan akışına aykırı hususların ise aksini ispat edenin ispatlamakla yükümlü olduğunu, davalının aracı sözde 2.000.000,00 TL'ye devraldıktan sonra aynı aracı bir kaç gün içinde 1.800.000,00 TL'ye başka birine satmış olup, birinin 2.000.000,00 TL ödediği bir aracı bir kaç gün sonra 1.800.000,00 TL'ye, yani zararına elden çıkarmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve dolayısıyla 2.000.000,00 TL'lik satışın bedelinin ödenmediğini gösterdiğini, ne var ki delilleri arasında yer almasına rağmen Türkiye Noterler Birliğinden, bu aracın devirlerini gösteren bilgi belgelerin celb edilmediğini, davalının, müvekkiline ait aracı yağma yoluyla bedel ödemeksizin devraldıktan sonra hemen elinden çıkardığını, bu aracın devir kayıtlarının listesinin celp edilmediğini, celp edilse davalının aracı, sözde "aldığı" fiyata "sattığı" görüleceğini, davalının resmi senetle ispat etmesi gereken hususta tanık dinlenmesi ve davalının sözde tanıklarına itimat edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece tüm delillerini toplanmadığını, dava dilekçelerinde bir çok delile dayanıldığını, bu delillerinin büyük çoğunluğunun dosyaya celb edilmediğini, yine banka kayıtlarına da delil olarak dayanıldığını, ne var ki ne davalının ne de tanık ...'ın ne de müvekkil şirketin banka hesaplarına dair delillerin celp edilmediğini, delilleri arasında ticari defter ve kayıtlara da yer verildiğini ancak tarafların ticari defter ve belgelerin de incelenmediğini, delilleri tam olarak toplanmadan yapılan yargılamanın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla istinaf itirazlarının kabulü ile Mahkemece usule, yasaya ve dosya kapsamına aykırı şekilde verilen kararın kaldırılmasına, haklı davalarının kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava; araç satış bedelinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 37. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında,"20.09.2022 arihli araç satış sözleşmesi, 20.09.2022 tarihli fatura, 31.10.2022 tarihli ihtarname" sebebine dayalı olarak 2.000.000 TL asıl alacak, 64.424,66 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.064.424,66 TL alacağın tahsili istemiyle 24.01.2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davacı şirket adına kayıtlı... plakalı aracın satışı, Bakırköy 45. Noterliği'nin 21.05.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile şirket adına vekil olarak görevlendiren dava dışı ... tarafından gerçekleştirilmiş olup, Bakırköy 59. Noterliği'nin 20.09.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesinde davacı adına vekili tarafından davalı şirkete 2.000.000 TL bedelle satışının yapıldığı, alıcının/ davalının araç bedelini banka yolu ile ödeyerek aracı teslim aldığı yazılıdır. Davacı tarafça, davalı şirket yetkilisinin satış sözleşmesinde yer alan davacı şirket vekilini tehdit ettiği, bunun sonucu olarak araç satışının yapıldığı, ayrıca araç satış bedelinin ödenmediği belirtilerek satış bedelinin tahsili talep edilmiş; davalı tarafça araç bedelinin araç satışını yapan davacı şirket vekiline elden nakit olarak ödendiği, davacı şirketin satış bedelini almamış olması halinde bu bedeli vekilinden talep etmesi gerektiği belirtilerek davanın reddi savunulmuştur. Taraf sıfatı, bir başka değişle husumet ehliyeti dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Uygulamada davacı sıfatı aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Aktif veya pasif husumet ehliyeti kamu düzenine ilişkin olmakla taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi mahkemelerce de resen nazara alınır. Somut olayda davacı, davalı ile imzalanan satış sözleşmesi ve satış faturasına dayalı olarak davalı hakkında icra takibi başlatmış olup, ticari vekilin sorumluluğuna dayanmamıştır. Bu durumda davacı, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği araç satış bedeline yönelik talebini, satım sözleşmesinin tarafı olan davalıya karşı ileri sürebilecek olup, davalının eldeki davada pasif husumet ehliyeti bulunduğu gözetilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken mahkemece pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.Diğer yandan ilk derece mahkemesince davanın esasına yönelik olarak araç satışının tehdit ve şantajın etkisi altında yapıldığına ilişkin, satış işleminin tarafı olan ve tanık olarak dinlenen ...'ın diğer taraf tanıklarının anlatımları ile çelişen anlatımları dışında delile ulaşılamadığı belirtilmiştir.Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 38.maddesine göre korkutulan, içinde bulunduğu durum bakımında kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise korkutma gerçekleşmiş sayılır. Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir. (TBK md.37) TBK'nın 39.maddesine göre yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Dosya kapsamına alınan soruşturma dosyasının incelenmesinde, davaya konu araç satış sözleşmesinde davacının vekili olarak yer alan ...'ın ve davacı şirket yetkilisinin, davalı şirket yetkilisi ile dava dışı kişiler hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/46331 sayılı soruşturma dosyasında, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, şantaj, yağma, tehdit ve hakaret, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından şikayetçi oldukları, davalı şirket yetkilisinin kardeşi haricindeki şüpheliler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20.05.2024 tarihli 2023/46331 Karar sayılı kararı ile haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçları ile ilgili olarak kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, bu karara itiraz edildiği, davalı şirket yetkilisinin kardeşi olan ... yönünden tefrik kararı verilerek tehdit suçu hakkında İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/574 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı anlaşılmıştır .Somut uyuşmazlıkta davalı şirket yetkilisi hakkında verilen takipsizlik kararına yapılan itiraz hakkında bir karar verilip verilmediği dosya kapsamından anlaşılmamakta olup, bu yönden bir araştırma yapılmadan, yine İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/574 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan ceza davasının eldeki dava yönünden etkisi değerlendirilmeden mahkemece araç satışının tehdit ve şantajın etkisi altında yapıldığına ilişkin delile ulaşılamadığının kabulü hatalı olmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebebinin şimdilik değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026