İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:19/09/2025 DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:11/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:13/03/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakem…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:19/09/2025 DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:11/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:13/03/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19/08/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacının yaralandığı ve iş göremezliğe maruz kaldığı, firari sürücünün olayda kusuru bulunduğu ve olaya ilişkin Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının ... dosyasında yürütülen soruşturma sonrasında sürücünün tespit edilemediği ve davalı Güvence Hesabına başvuru yapıldığı, ancak başvuruya olumsuz yanıt verildiği, arabulucu görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla 100,00 TL geçici ve 100,00 TL daimi iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığı, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusurunun ve zarar iddialarının usulünce ispatı gerektiği, davacıya çarpan aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi yaptırması ön görülen vasıta olup olmadığının tespiti gerektiği, aktif çalışması bulunmayanlar için geçici iş göremezlik zararı hesaplanmayacağı, dava öncesi usulüne uygun şekilde müvekkili kuruma başvuru yapılmadığı, dava öncesi temerrüt oluşmadığı, arabulucu görüşmelerinin zamanaşımı süresini kesmediği ve burada takdir olunan vekalet ücretinin müvekkiline yüklenemeyeceği, davanın ... isimli şahsa ihbarı gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir. DELİLLER: Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının ... dosyası örneği, davacının tedavisine ilişkin hastane kayıtları, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; davaya konu kazanın 19/08/2016 tarihinde gerçekleştiği, davanın ise 14/04/2025 tarihinde açıldığı, dava öncesi 24/02/2025 tarihinde arabuluculuk yoluna gidildiği, 12/03/2025 tarihinde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği, 14/04/2025 dava ikame tarihi ile arabuluculuğa başvuru tarihi 24/02/2025 tarihi arasında zamanaşımı süresinin durduğu, eldeki davada, davacı Güvence Hesabı'na 17/01/2025 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunulduğu, taleplerin 17/01/2025 tarihinde reddedildiği, sigortaya yapılan başvurunun 6098 sayılı TBK'nın 154. maddesinde sayılan zaman aşımını kesen nedenlerden biri olmadığı, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89/1-2 ve 66/1.e madde hükümleri uyarınca, uzamış (ceza) zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, bu durumda, 14/04/2025 dava açılış tarihi itibariyle uzamış zamanaşımı süresinin dolduğu, haksız fiile dayanan tazminat isteminde zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andan itibaren zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı, zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisinin bulunmadığı, davacının kazanın meydana geldiği 2016 yılı içerisinde hastaneye başvurduğu, arabuluculuk bürosuna başvuru tarihi ve son tutanağın düzenlendiği tarih aralığında zamanaşımı süresi dursa dahi arabuluculuk başvurusunun zamanaşımı süresi dolduktan sonra olduğu, eldeki davanın 14/04/2025 tarihinde ceza zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı yanın sunduğu cevap dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmeden karar verildiği ve özellikle zamanaşımına yönelen savunmalara yönelik iddia ve itiraz haklarının ellerinden alındığı, adil yargılanma haklarının ihlal edildiği, kazaya karışan aracın çalıntı plaka kullandığı, plakanın sisteme kayıtlı araç bilgileriyle örtüşmediği, gerçek sürücünün tüm araştırmalara rağmen tespit edilemediği ve .. tarihinde ek takipsizlik kararı verildiği ve böylece mağdurun tazminat talebini yönelteceği hasımını netleştirdiği, zamanaşımının tazminat yükümlüsünü ve zararı öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, burada her iki durumun birlikte öğrenilmesinin şart olduğu, failin bulunamadığının kesinleştiği tarihin kime husumet yönetilmesi gerektiğinin öğrenildiği tarih olarak kabulü icap ettiği, fail bulunmadığı sürece zamanaşımının işlemeyeceği, kovuşturma devam ettiği sürece failin tespiti mümkün olamayacağından burada davacıdan süre takip etmesini beklenemeyeceği, teknik inceleme sonucu kaza yapan aracın hurda araçla aynı olmadığının saptandığı, bu hususun Güvence Hesabının sorumluluğunu teyit ettiği, öğrenme durumunun ilk derece mahkemesince dar yorumlanıp zamanaşımı hususunda hatalı değerlendirme yapıldığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek talebin zamanaşımına uğradığını, firari sürücünün kusurunun ve davacının uğradığını iddia ettiği zararın usulünce ispatı gerektiğini beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. Davalı Güvence Hesabı, kazaya sebebiyet veren araç tespit edilemediğinden maddi zarardan 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince sorumludur. Davacı vekili, müvekkilinin yaya olarak karşıdan karşıya geçmekte iken işleteni ve sürücüsü tespit edilemeyen bir motosikletin çarpması sonucunda yaralandığı iddiasıyla eldeki maddi tazminat davasını açmış, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı süresi dolduğundan reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda; 1-Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde; ... suç tarihinde, müştekinin ... Mah. ... Yolu üzerinde meçhul şüphelinin aracıyla çarpması sebebiyle yaralandığı olayla ilgili olarak yapılan soruşturmada, tüm araştırmalara rağmen failin tespit edilemediği, atılı suçun TCK'nun 89/1 maddelerini ihlal eder nitelikte olduğu ve aynı yasanın 66/1-e maddesi gereğince, 8 yıl dava zamanaşımına tabi olduğu, suçun işlendiği tarihten bugüne kadar, TCK'nun 67. maddesinde tahdidi olarak sayılan ve zamanaşımını kesici, ya da durmasını gerektiren bir muamelenin de yapılamadığı, karar tarihi itibarıyla olayda dava zamanaşımı cereyan ettiğinden, meçhul şüpheli hakkında açıklanan sebeplerle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. 2-Davacı 19/08/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle 14/04/2025 tarihinde ikame ettiği dava ile plakası tespit edilemeyen firari araç yönüyle Güvence Hesabından bedensel zararları nedeniyle maddi tazminat talep etmektedir. Dava dilekçesinin usulünce tebliği üzerine, davalı vekili aracılığıyla cevap dilekçesi ile süresi içinde zamanaşımı definde bulunmuşlardır. Davacının "değişen" ve "gelişen" durum olduğu, bu sebeple maluliyetin arttığı veya farklılaştığı meyanında bir iddiası bulunmadığı gibi dosya kapsamından da bu durumun varit olmadığı anlaşılmaktadır. 3-Trafik kazalarından kaynaklı tazminat talepleri için 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/1. maddesi uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Lakin kaza neticesinde ölüm ve/veya yaralanma meydana gelmiş ise bu kez aynı yasanın 109/2. maddesinde düzenlendiği üzere uzamış ceza zamanaşımı süreleri uygulama alanı bulacaktır. Buna göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlük tarihinden sonra meydana gelen trafik kazalarında; ölümlü kazalarda 15 yıl, sadece yaralanmalı kazalarda 8 yıl, hem ölümlü hem yaralanmalı kazalarda ise yine 15 yıllık zamanaşımı süreleri söz konusu olacaktır. Trafik kazaları için öngörülen uzamış ceza zamanaşımı süreleri tüm tazmin sorumluları hakkında (sürücü, işleten, işleten sayılan, sigortacı) geçerlidir. Uzamış ceza zamanaşımı sürelerinin uygulanabilmesi için, eylemin suç teşkil etmesi yeterlidir. Bu haliyle şüpheliler hakkında herhangi bir ceza kovuşturması açılmamış, sanıklar hakkında herhangi bir cezaya hükmedilmemiş olsa; hatta Cumhuriyet Savcılığı tarafından şikayet hakkında takipsizlik kararı verilmiş olsa bile tazminat talep ve davalarında uzamış ceza zamanaşımı süreleri uygulama alanı bulacaktır. 4-2918 sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanunu'na göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Ayrıca, ceza davasında şahsi hak talebinde bulunmak şartıyla davaya müdahil olarak katılma halinde de dava zamanaşımı süresinin kesileceği gözardı edilmemelidir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, 16.04.2008 gün 2008/4-326-325, 09.10.2013 gün 2013/4-36-1457 sayılı kararları) Zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi halinde, tazminat talebinin, öğrenme tarihinden itibaren 2918 sayılı yasanın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Öğrenme tarihinden itibaren, yeni bir uzamış zamanaşımı süresi işlemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16/04/2008 Tarih 2008/4-326 E. 2008/325 K. sayılı kararı). Eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza davası zamanaşımı süresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir. Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/4765 Esas ve 2021/7355 Karar sayılı kararı). Davacının dava açtığı tarihte, kaza tarihinden dava tarihine kadar sekiz yıldan fazla bir süre geçtiği ve bu şekilde uzamış zamanaşımı süresinin de dolduğu görülmektedir. Davacının olay nedeniyle uğradığı zararın kapsamını öğrendiğini (%83 engelli olduğu) belirttiği 08/11/2021 tarihli Antalya Eğitim Araştırma Hastanesi tarafınadan düzenlenen raporun 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi içerisinde alındığı sabittir. Somut olayda, davaya konu kaza 19/08/2016 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 14/04/2025 tarihinde açılmıştır. 2918 sayılı KTK'nun 109/2 maddesinde belirtilen 2 yıllık süre dolduğu gibi zamanaşımı hesabında 7226 sayılı Yasa'nın geçici 1. maddesi ile 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının 1. maddesi gereği Covid 19 salgını nedeniyle sürelerin durdurulduğu tarihler gözetildiğinde anılan maddenin 2. fıkrası uyarınca uygulanması gereken 5237 TCK'nın 66. maddesinde düzenlenen 8 yıllık zamanaşımı süresi de dolmuştur. Hal böyle olunca, zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından peşin yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 615,40 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak Hazineye verilmesine, 3-Yapılan istinaf giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 11/03/2026 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. ...