İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın taksimetre imalat ve montaja yönelik yürüttüğü ticari faaliyet kapsamında kullandığı cihaz aparatlarından “Ayna” olarak tanımlanan eşyayı 07.10.…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/299 KARAR NO : 2025/1462 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/10/2021 NUMARASI : 2019/39 Esas - 2021/1132 Karar DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın taksimetre imalat ve montaja yönelik yürüttüğü ticari faaliyet kapsamında kullandığı cihaz aparatlarından “Ayna” olarak tanımlanan eşyayı 07.10.2013 tarihine kadar başka firmalardan etmekteyken ... Otomotiv Sanayi Tic, Ltd. Şti. isimli firma sahibi ...'ın müvekkili firma ile gerçekleştirdiği bir dizi görüşmeler neticesinde söz konusu ürünü daha uygun fiyata ve sorunsuz ve ayıpsız şekilde temin edecekleri teklifini sunduklarını, buna ilişkin e-mail yoluyla yapılan yazışmalar ve ... şirketinin yazılı bir taahhüdünün de bulunduğunu, ... Otromotiv Sanayi Tic. Ltd. ...nin anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini davalı... Aksamları San. ve Tic. A, Ş.'ye devrettiği sonraki süreçte anlaşıldığını, ... Otomotiv ile daha önce cari hesap şeklinde yürütülen faaliyetin aynı şekilde ve aynı koşullarda bu kez ... Otomotiv ile yürütülüğünü, davalı firma tarafından müvekkiline ilk parti ürün 06.07.2014 tarihinde 5.000 adet. ikinci parti ürün 25.11.2014 tarihinde 2.500 adet ve üçüncü parti ürünün 25.05.2016 tarihinde 5.000 adet olarak sorunsuz teslim edildiğini, ancak, davalı kurumun 20.01.2017 tarihinde dördüncü parti ürün olarak müvekili firmaya teslim ettiği 5.000 adet üründen 1.043 adedinde krom kaplamasında aşırı koyuluk 17.04.2017 tarihinde beşinci parti olarak teslim edilen 5.000 adet üründen 1.153 adedinde çizik, sır atması ve krom kaplamada koyuluk tespit edildiğini, ürünlerdeki ayıpların teknik bilgi ve donanıma sahip kişi ve firmalar tarafından tespit edildiğini, ayıplı ürünler nedeniyle müvekkilinin 12.258,00-TL zarara uğradığını, bütün bu nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları ile diğer tüm yasal haklarının saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulünü, 12.258.00-11. maddi zararın 17.04.2017 tarihinden itibaren ticari mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı şirketin arasında ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap ve mutabakatı olduğunu, davacı şirketin davalı şirkete 4,216.25-TL bakiye borcu olduğunu, davalı şirket tarafından davacı şirkete satılan ürünlere karşılık iki adet fatura kesildiğini, ilki 17.04.2017 tarihli ve KDV dahil 21.240,00-TL, ikincisi 20.01.2018 tarihli ve KDV dahil 23.600,0-TL bedelli olduğunu ve davacı şirkete gönderildiğini, davacının bu faturalara itiraz etmediğini, bu faturaların toplam bedelinin 45.155.00-TL alacağa istinaden toplam 41.051.16-1L ödeme yapıldığını, bakiye alacak için davacı ile görüşmeler yapılmasına rağmen bir sonuç alınamadığını, davacı şirket aleyhine 4.216.25-TL için icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, malın ayıplı olduğunu kabul etmemekle birlikte, davalı müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki görüşmelerde davacı şirketin talebiyle müvekkili şirketin üretmediği tedarik ettiği mallara göre daha ucuz olmasından dolayı ithal ürün getirileceği konusunda anlaştıklarını, davacının malların ithal olduğunu bildiğini, üretime ilişkin ayıp konusunda samimi bir itirazı olsaydı davacı yanın bunu yasal süresi içinde ihbar etmesi gerektiğini, davacının ayıp ihbar süresine uymadığını, malın tesliminden iki yılı aşkın bir süre sonra, malların ayıplı olduğu ve zarara uğratıldığı iddiasıyla dava açmasının borcu ödememek adına yapıldığını, davacı ile ... şirketi arasında yapılan taahhüdün müvekkilini bağlamadığını, davacının satım konusu malları işlediğini, bir yıl kullandıktan sonra iade etmek istediğini, müdahale edilmiş ürünlerin numune olarak incelenmesine muvafakat etmediklerini, ürünlerin paketli olarak ithal edilerek davacıya ulaştırıldığını, davacı tarafça üzerinde işlem yapılan ürünlerin iadesinin söz konusu olamayacağını, bütün bu nedenlerle. fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mah. 2018/722 Esas sayılı itirazların iptali davasının bekletici mesele yapılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Taraflar arasındaki e-mail yazışmaları HMK 199.maddesi anlamında belge niteliğindedir. Davacı ve davalı arasında yapılan ve dosyaya sunulan yazışmalarda ilk olarak 20.01.2017 tarihinde teslim edilen ürüne ilişkin olarak 11.05.2017 tarihinde davacı şirket personelince dava dışı ...'a bilgi verildiği, 28.05.2017 tarihinde ... ile yazışma yapıldığı, 04.12.2017 tarihinde davalı şirket yetkilisi tarafından davacı şirket personeli ...'a üretici firma bilgilerinin bildirildiği, bu kişi ile davalı şirket yetkilisi arasında 22.11.2017 tarihinde numunelerin üretici firma tarafından incelettirilmesine yönelik yazışma yapıldığı, 26.12.2017 tarihli davacı şirket personelince, davalı şirket yetkilisine çekilen mailde ürünlerden 20.01.2017 tarihinde sevk edilen 5000 adet üründen 1043 adedinde ve 17.04.2017 tarihli 5000 adet üründen .. adedinde ayıp olduğu, ayıbın niteliği de belirtilerek, daha açıklayıcı şekilde bildirilmiş olduğu görülmüştür. Yine davacı tarafça davalıya çekilmiş 29.03.2018 tarihli Mersin 4.Noterliğinin ... yevmiye nolu İhtarnamesinin bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. TBK 219 ve devamı maddelerinde satım sözleşmelerinde ayıptan doğan sorumluluk düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 227/1. maddesinde satılanın ayıplı çıkması halinde alıcının seçimlik haklarının neler olacağı belirlenmiştir. TTK 23/c maddesi hükmü uyarınca, ticari satışta maldaki ayıpla ilgili ayıbı ihbar süresi 2 gün olarak düzenlenmiştir. Maldaki ayıp açıkça belli değilse, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde malı incelemeli veya incelettirmeli ve bu inceleme sonunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, bu sürede satıcıya bildirmelidir. Anılan kanun hükmünde diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmünün uygulanacağı düzenlenmiştir. TBK 223/2 maddesine göre, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması yani kullanımla ortaya çıkan bir ayıbın söz konusu olması halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacaktır. Ayıp ihbarının ne şekilde yapılacağı konusunda yasal bir düzenleme bulunmamakla birlikte ayıbın tespiti halinde alıcının sözleşmeyi fesih hakkı da bulunduğundan yani uyuşmazlık fesih sonucunu da doğurabileceğinden ticari satışlarda ayıp ihbarının TTK'nın 18. maddesinde öngörülen usulde ve şekilde yapılması ispat bakımından önem arzetmektedir. Yani davacı taraf süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belgeler ile ispat etmelidir. Somut olayda, satım konusu ürünlerdeki ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu bilirkişi tespiti ile de ortaya konulmuştur. Mahkemece dinlenen tanık ifadelerinden davacı tarafça bu hususta bir inceleme de yapıldığı anlaşılmaktadır. Belirtilen sebeplerle davacı tarafça TTK 23.maddesinde öngörülen süre içerisinde ayıp ihbarının yapılması gerekmekte olup davacı tarafın ayıptan haberdar olduğu halde davalıya süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı görülmektedir. Davacı tarafça süresinde bir ayıp ihbarında bulunulmadığından TBK 227.maddesinde yer alan seçimlik haklara başvurulamayacaktır. Davacı taraf süresinde ihbarda bulunmayarak satım konusu malları ayıplı hali ile kabul etmiş durumda olup artık davalıdan bir talepte bulunamayacaktır. Açıklanan sebeplerle davacının davasının reddine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Son parti ürün 17/04/2017 tarihinde teslim alındıktan sonra "lüksmetre" cihazı ile yapılan ölçümlerde saptanan ve nitelikleri yukarıda belirtilen ayıplar yasal süresi içerisinde ... no'lu cep telefonu ile davalı firmaya bildirildiğini, ayıp bildiriminin süresinde yapılıp yapılmadığı bu telefona ait ... kayıtları ile de saptanabilecek iken bilirkişi raporu ile de sabit görülen ayıpların süresinde bildirilmemiş olduğundan bahisle davanın reddi yolunda hüküm kurulması eksik inceleme nedeniyle hukuka ve yasaya aykırılık oluşturduğunu, ihbarın ne şekilde yapılacağı konusunda yasal bir düzenleme bulunmadığını, bu bağlamda ayıp ihbarının telefon ile yapılamayacağına ilişkin bir düzenleme de söz konusu olmadığını, dolayısıyla telefon ile yapılan ayıp bildiriminin yasal süresinde olup olmadığının saptanması gerekli ve zorunlu iken telefon ihbarından sonra 11.05.2017 tarihinde [email protected]'e mail ile ihbarın akıbeti hakkında yapılan yazışmanın ihbar tarihi olarak alınması ve buna göre TTK'nın18. maddesinde öngörülen sürede ayıp ihbarının yapılmadığı değerlendirilmesi ile mahkemece davanın reddi yönünde hüküm kurulması hukuka ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, gerek ... no'lu cep telefonuna yapılan ayıp ihbarı üzerine, gerek telefon ile yapılan ihbardan sonra ihbar akıbetinin sorgulanması amacıyla ..., [email protected] e mail adresi ile 11.05.2017 tarihinde yapılan yazışmalar üzerine davalının, ... isimli çalışanını davacı firmaya göndermiş olması da ayıp ihbarının süresinde yapıldığına kanıt olduğunu, ..., davacı atölyesinde ayıplı mallar ile ilgili yaptığı inceleme ve değerlendirme üzerine konunun görüşüleceğini ve sorunun derhal çözüleceğini davacı firma yetkilisi ...'a ifade ettiğini, kararda, ...,'dan dava dışı şahıs olarak söz edilmiş ise de, anılan şahıs ayıplı malların teslimi sırasında ve sonrasında davalı firma çalışanı olup, bir dönem kendi şahıs firması üzerinden davacıya "ayna" ticari isimli eşyayı tedarik eden kişi olduğunu, daha sonra davacı firma ile davalı firmayı tanıştırarak söz konusu eşyanın (ayna) davalı şirket tarafından tedarik edilmesinde ve buna ilişkin taraflar arasında anlaşmanın sağlanmasında da aracılık ettiğini, bu şahsa, telefon ile yapılan ve e mail yazışmaları ile de teyit edilen ayıp bildiriminin davalı firmaya süresinde yapılmış ayıp bildirimi olarak kabulü gerektiğini, asal süresi içerisinde yapılan ihbarın akıbetinin sorgulanması bağlamında [email protected] adresi ile yapılan e-mail yazışmalarına gecikmeli olarak 07/09/2017 tarihinde verilen yanıtta; "...'nin bir elemanı şu an Çin'de, ve bu cam üreticisine de uğrayıp, konuyu yakından ele alacaklar, ben de takip ediyorum bilgi alınca haber vereceğim." şeklindeki ifadeler de konu hakkında davalı firmanın bilgi sahibi olduğunu ve "ayıp ihbarının müvekkil firmaca yasal süresi içerisinde yapıldığını" ispat ettiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında satılanın ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı ve ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı noktasındadır.Davacı tarafından, davalıdan 20/01/2017 tarihinde alınan dördüncü partiye konu 5.000 adet üründen 1.043 adedinde “Krom Kaplamasında Aşırı Koyuluk”, 17/04/2017 tarihinde alınan beşinci partiye konu 5.000 adet üründen 1.153 adedinde “Çizik, Sır Atma ve Krom Kaplamasında Koyuluk” tespit edildiği iddiasıyla ayıplı ürünler nedeniyle uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı, diğer savunmalarının yanı sıra süresinde yapılmış bir ayıp ihbarının bulunmadığını savunmuştur.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur.Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanan seçimlik haklarını kullanabilmesi için muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması gerekir. TTK'nın 23/1-c maddesine göre ticari satımlarda ayıp teslim sırasında açıkça belli ise ihbar süresi iki gün; ayıp açıkça teslim sırasında belli değilse muayene ve ihbar süresi sekiz gündür. Gizli ayıplarda ise TBK'nın 223/2. maddesine göre ayıp ihbarı derhal yapılmalıdır. Davacı tarafından, davalıdan satın alınan emtianın kendisine tesliminden sonra muayene ve ihbar süresi içerisinde satıma konu ürünün muayenesinin yapıldığına ilişkin bir iddia ileri sürülmemiş veya buna ilişkin bir belge de sunulmamıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 18/3. Maddesinde, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerektiği düzenlenmiştir. Anılan hükümdeki şekil, geçerlilik şartı olmamakla birlikte bir ispat şartıdır. Davacı tarafından 17/04/2017 tarihinde ürünler teslim alındıktan sonra ayıpların cep telefonu ile davalıya bildirildiği ifade edilmiş ise de, davalı tarafın bu yönde bir kabulü bulunmadığı gibi, söz konusu iddiaları ispatlayacak bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Davacının dayandığı ... kayıtları ise görüşme içeriğini ispatlamaya elverişli değildir. Dosyada bulunan ...'ın mailine cevap niteliğinde bulunan 11/05/2017 tarihli mailde, 20/01/2017 tarihinde gelen ilk 5000 adette ciddi fire olduğu yazılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının “Krom Kaplamasında Aşırı Koyuluk” ve “Çizik, Sır Atma ve Krom Kaplamasında Koyuluk” şeklinde ifade ettiği ayıpların açık ayıp niteliğinde bulunduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla 20/01/2017 tarihindeki teslimata ilişkin 11/05/2017 tarihli mail ile yapılan bildirim süresinde değildir. Söz konusu mailde, 17/04/2017 tarihindeki teslimata ilişkin herhangi bir ifade bulunmamaktadır. Davacının 26/12/2017 tarihli mailde dava konusu her iki teslimata ilişkin “Krom Kaplamasında Aşırı Koyuluk” ve “Çizik, Sır Atma ve Krom Kaplamasında Koyuluk” bulunduğu belirtilmiş ise de, ayıbın açık ayıp olması nedeniyle bu ve davalının ayıp ihbarına ilişkin bir kabulü bulunmayan diğer mailler de süresinde ayıp ihbarı yapıldığını ispata elverişli değildir. Bu durumda, süresinde ayıp ihbarı yapılmadığından satılan ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağından davacının, satıma konu ürünlere ilişkin talepte bulunması mümkün değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025