11. Hukuk Dairesi 2023/2261 E. , 2024/5016 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1809 Esas, 2023/25 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/504 E., 2021/512 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalılar ve ... dışındaki diğer dahili davalılar veki…
**11. Hukuk Dairesi 2023/2261 E. , 2024/5016 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1809 Esas, 2023/25 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/504 E., 2021/512 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalılar ve ... dışındaki diğer dahili davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar ve ... dışındaki diğer dahili davalılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 44.638.000,00 TL'nin 12.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ve müteveffa ... mirasçıları olan dahili davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının konsinye stoklara ilişkin talebinin reddine, davacının borsada işlem gören paylara ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı vekili ile davalılar ve tüm dahili davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.06.2024 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile tüm davalılar vekilleri Avukat ..., Avukat ..., Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalılar arasında ... Alışveriş Hiz. Gıda San ve Tic A.Ş.'nin paylarının %85'nin müvekkili şirket tarafından devralınmasını ilişkin 15.05.2015 tarihli pay alım sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmede davacının alıcı, davalıların da satıcılar olarak adlandırıldığını, devir konusu paylara ilişkin bedelin nasıl tespit edileceğinin sözleşmenin 2.3. ve 2.4. maddelerinde iki aşamalı olarak düzenlendiğini, ilk devir bedelinin 429.574.000,00 TL olduğunu, sözleşmenin 5.4. maddesinde ilk devir bedelinin satıcılara kapanış tarihinde ödenmesinin öngörüldüğünü, ilk devir bedelinin satıcılara payları nispetinde ödendiğini, bu konuda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, devir bedelinin kesinleştirilmesini sağlamak üzere sözleşmeye uygun şekilde 2. aşama olarak nihai devir bedelinin belirlenmesine geçildiğini, nihai devir bedelinin nasıl belirleneceğinin sözleşmenin 2.4. maddesinde düzenlendiğini, bu şekilde yapılan hesaplama sonucunda nihai devir bedelinin 386.475.000,00 TL olarak tespit edildiğini, nihai devir bedelinin ilk devir bedelinden 43.099.000 TL az olarak hesaplandığını, bu bedelin satıcılar tarafından müvekkili alıcı şirkete iade edilmesi gerektiğini, payları devre konu şirketin resmi denetçisi tarafından hazırlanan ve alıcı denetçisi tarafından incelenip mutabakat sağlanan kapanış bilançosu ve nihai devir bedelinin alıcı tarafından 07.08.2015 tarihinde satıcılara bildirilmesinin ardından satıcılar tarafından kapanış bilançosu ve nihai devir bedeline 14.08.2015 tarihinde itiraz edildiğini, bu itirazlara ilişkin 17.08.2015 tarihinde müvekkili şirket tarafından yapılan açıklamaların kabul edilmemesi üzerine taraflar arasında 01.09.2015 tarihinde müzakere toplantısı gerçekleştirildiğini, müzakerelerden sonuç alınamadığını, 02.09.2015 tarihinde müvekkili şirketin sözleşme hükümlerine uygun olarak bağımsız denetçi DELOİTTE'i kapanış bilançosu ile nihai pay devir bedelinin hesaplanması bakımından atadığını bildirdiği yazıyı satıcılara gönderdiğini, DELOİTTE raporuna göre de nihai devir bedelinin 384.936.000,00 TL olarak hesaplandığını, sözleşmenin 2.4.3. maddesine göre taraflar için bağlayıcı ve kesin olacağı açıkça düzenlenen bu rapor ile müvekkilinin ilk devir bedeli olan 429.574.000,00 TL'den nihai devir bedeli olan 384.936.000,00 TL'nin düşümü sonucunda 44.638.000,00 TL alacaklı olduğunu, davalıların bu bedeli ödemekle yükümlü bulunduklarını, 15.09.2015 tarihli yazılı bildirimin satıcılara yapıldığını, herhangi bir ödemenin de yapılmadığını, müvekkili şirketin payları devre konu şirketin paylarını devralmasından sonra 2015 yılının sonuna doğru sene sonu kapanış envanter sayımı yapıldığını, sayım sırasında konsinye usulü ile çalışan firmalara ait ürünlerin de payları devre konu şirkete aitmiş gibi değerlendirildiğini, müvekkilinin bu stoklar nedeniyle satıcılara fazla ödeme bulunduğunu, konsiye satış nedeniyle payları devre konu şirkette bulunan, ancak mülkiyeti 3. kişilere ait olan emtianın değerinin 3.497.217,00 TL olduğunu, bu bedelin de müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini, davalılara nihai gelir bedelinin belirlenmesinden sonra çıkan 44.638.000,00 TL'lik fark ile 3. kişilere ait olan emtia değeri 3.497.217,00 TL'nin ödenmesi konusunda 31.12.2015 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, davalılar tarafından ödeme yapılmadığını, nihai devir bedelinin kesinleşmesine rağmen satıcılar tarafından kabul edilmeyen fark kısmının müvekkili şirkete ödenmemesi sebebiyle müvekkili şirketin borsa üzerinden yapmak zorunda olduğu alım çağrısında fazla bedel ödemek zorunda kaldığını, müvekkili şirketin payları satışa konu şirketin %85'ini satın aldığını, böylece kontrolü ele geçirdiğini, diğer ortakların paylarını satın almak üzere teklifte bulunma zorunluluğu altına girdiğini, söz konusu zorunlu çağrı nedeniyle gerçeği yansıtmayan ilk devir bedeli üzerinden zorunlu çağrı yapmak durumunda bulunduğunu, sözleşmeye göre kesinleşmiş nihai devir bedeli üzerinden çağrı yapılsaydı 67.929.882,00 TL tutarında ödeme yapacakken nihai devir bedeline itiraz edilmesi sonucunda ilk devir bedeli üzerinden 75.807.176,00TL tutarında ödeme gerçekleştirildiğini, fazladan 7.877.293,00 TL ödemek zorunda kaldığını, Deloitte'in hazırladığı raporun münhasır delil sözleşmesi niteliğini taşıdığını iddia ederek müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen 44.638.000,00 TL tutarındaki fazla ödemenin 05.10.2015 tarihinden, konsinye stoklara ilişkin gerçekleştirilen 3.497.217,00 TL tutarındaki ödeminin 18.01.2016 tarihinden, borsada işlem gören paylara ilişkin olarak gerçekleştirilen 7.877.293,00 TL tutarındaki fazla ödemenin dava tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın (TCMB) kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranına bağlı olarak hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; devir gününden uzun bir zaman sonra konsinye stokların listede yer aldığı iddia edilerek bu stokların tutarı kadar bir meblağın satıcılardan istenmesinin kabul edilemez olduğunu, borsada işlem gören paylara ilişkin fazladan yapılan ödeme tutarı olarak ileri sürülen 7.877.293,00 TL'nin talep edilmesinin tamamen hisse devir bedelinin hesaplanmasına bağlı bir talep olduğunu, nihai devir bedeline ilişkin taleplerin tümünün yasal dayanaktan yoksun olması sebebiyle bu nedenle oluştuğu ileri sürülen tazminat talebinin de mesnetten yoksun olduğunu kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile pay alım sözleşmesinin 2.4.3. maddesinde nihai devir bedeline satıcıların itiraz etme haklarının olduğu, itiraz süresi içerisinde alıcıya yazılı bildirim ile itirazda bulunulması durumunda tarafların kapanış bilançosu veya nihai devir bedelindeki uyuşmazlıkların giderilmesi için makul çabayı göstererek uyuşmazlığın itiraz süresinden itibaren 5 iş günü içerisinde giderilememesi sonucunda alıcının, KPMG, ERSNT&YOUNG, DELOİTTE arasından belirleyeceği bir denetçiyi kapanış bilançosunu incelemek ve nihai devir bedelini hesaplamak için müzakere süresinin sonundan itibaren 3 iş günü içinde atayacağı, denetçinin alıcı tarafından atanmasından itibaren 20 gün içinde kapanış bilançosunu inceleyerek nihai devir bedelini hesaplayacağı, söz konusu denetçinin belirlediği nihai devir bedelinin taraflar açısından bağlayıcı ve kesin olacağı düzenlenmiş olup sözleşmenin bu hükmü kapsamında taraflar arasında münhasır delil sözleşmesi yapıldığının kabulü gerektiği, davalı tarafından delil sözleşmesi kapsamında düzenlenen hakem bilirkişi raporunun hatalı sözleşmenin ek-4 maddesine uygun olmaksızın düzenlendiği itirazında bulunularak raporunun, hak ve nesafete aykırı olduğu savunma sebebi olarak ileri sürüldüğünden, hakem bilirkişi raporu tartışmalı hale geldiğinden raporun yerindeliğinin irdelenmesi, hatalı olup olmadığının tespiti açısından davacı ve davalının sunmuş oldukları delillerin toplanmasına, bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, bilirkişi incelemesi sonucu ibra edilen 05.11.2019 tarihli rapor alındığı, tarafları nilirkişi raporuna itirazı üzerine 07.08.2019 tarihli ek raporu alındığı, yargılamanın devamı esnasında davalılardan ...'in vefat ettiği, mirasçılardan ..., ..., ..., ... dosyada davalı olarak yer aldıklarından ve vekil ile temsil edildiklerinden bu davalılar açısından davaya devam olunduğu, davalı olarak yer almayan mirasçı ...'ın davaya dahil edildiği, ... vekili tarafından ibraz edilen 14.12.2020 tarihli beyan dilekçesi ile müvekkili mütevefanın mirasçılarından olsa da kendisine ölüm ile intikal eden şirket hisselerinin tamamını 08.12.2020 tarihinde bu davada davalı konumunda bulunan diğer hissedarlara devir etmiş olduğu, davalı şirket ... A.Ş. ile herhangi bir ilgisinin kalmadığı, dolayısla davacının davalı şirket ile ticari ilişkilerden kaynaklanan alacakları için müvekkiline müracaat etmesinin hukuki bir zemininin bulunmadığını bildirerek bu kapsamda müvekkili ile diğer hissedarlar ..., ..., ... ile arasında ayrı ayrı imzalanan hisse devir sözleşmelerini, hisselerini devir alanlara intikalini gösterir nama yazılı ilmühaberleri ve hisseleri devir alanlar tarafından davalı şirketten kaynaklanabilecek müvekkiline ait her türlü sorumluluğun üstlenildiğine ilişkin taahütnameyi Mahkemeye sunduğu, dahili davalı ... vekili tarafından ... A.Ş.' deki müvekkilinin hisselerinin diğer davalı hissedarlara devredildiği bildirilerek husumet itirazında bulunulmuş ise de, miras hisselerinin bir kısmının diğer mirasçılara devrinin, tereke borçlarından sorumluluğu ortadan kaldırmayacağından bu davalının davacının alacağından sorumlu olmadığına yönelik husumet itirazının reddine karar verildiği, davalılar tarafından dava dosyasına uzman görüşü sunulduğu, uzman raporu sunan Prof. Dr. ...'nın uzmanlık alanının ticaret hukuku olduğu davalı tarafın dilekçesinde de bildirilmiş olup şirketlerin hisselerine değer biçilmesi konusunda teknik ve özel bilgi sahibi olmayan uzman görüşünün Mahkemece aldırılan kök ve ek bilirkişi raporu ile çelişki yarattığı, bu sebeple yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği yolundaki davalı savunmalarına itibar edilmediği, yeniden bilirkişi heyeti oluşturularak inceleme yapılması taleplerinin reddine karar verildiği, davacı tarafından nihai devir bedeline ilişkin uyuşmazlıkların müzakere yolu ile çözülememesi üzerine sözleşmenin 2.4.3. maddesi hükümleri uyarınca kapanış bilançosunun incelenmesi ve bağlayıcı kesin nihai devir bedelinin hesabının yapılması açısından sözleşmede belirlenen denetçiler arasından Deloitte seçilerek nihai devir bedelinin hesap edilmesinin istendiği, Deloitte tarafından yapılan incelemeler sonucunda ibraz edilen denetim raporunda nihai devir bedelinin 384.936.000,00 TL olarak bulunduğu, bu rakamın 15.09.2015 tarihli e- posta ile davalı satıcılar temsilcisine bildirildiği, ilk devir bedeli olan 429.574.000,00 TL'den Deloitte tarafından tespit edilen 384.936.000,00 TL'nin düşümü sonucunda bakiye 44.638.000,00 TL'nin fazladan ödendiği, aradaki farkın sözleşmenin 2.4.5 maddeleri hükümleri uyarınca ödenmesinin talep edildiği, davalılar tarafından buna itiraz edildiği, aldırılan kök ve ek raporda, payları devre konu şirketin stok tutarı incelendiği, stok tutarına ilişkin olarak davalının itirazlarına ek raporda ayrıntılı şekilde cevap sunulduğu, buna göre stok sayım raporu sonucu devredilen stok miktarının 128.388.915,98 TL olduğu, 30.06.2015 tarihli bilançodaki değerin ise 119.060.927,00 TL olduğu, aradaki farkı oluşturan 9.327.988,98 TL'nin stoklar içerisinde gösterilen 3.497.000,00 TL'lik konsinye mallar, 2.166.452,00 TL gömülü vade farklarının düşümü ve 3.664.537,00 TL giderleştirilen sayı farkından kaynaklandığının tespit edildiği, aradaki farkı oluşturan 9.327.988,98 TL'nin nihai devir bedelinden düşülmesinin uluslararası finansal raporlama standartlarına uygun olduğu tespit edildiğinden Mahkemece rapor doğrultusunda bu miktarın nihai devir bedelinden düşülmesi gerektiği sonucuna varıldığı, geri ödemesi talep edilen 9.327.988,98 TL'nin içerisinde 3.497.000,00 TL'lik konsinye mallar da bulunduğundan ve bu bedel nihai devir bedelinden düşülmüş olduğundan ayrıca davacının geri ödenmesini talep ettiği konsinye stoklara ilişkin 3.497.217,00 TL'nin talep edilebilir olmadığı anlaşıldığından bu bedelin reddine karar vermek gerektiği, davacı tarafından ilk devir bedeli olan 429.574.000,00 TL üzerinden ... Alışveriş Hiz. Gıda San. Tic. A.Ş'nin %85 oranındaki payı satın alındığı, borsada işlem gören %15'lik paylar açısında Zorunlu Pay Alım Teklifi Tebliği uyarınca pay alım teklifi yapıldığı, davacı tarafından tebliğe uygun şekilde pay alımı gerçekleştikten 6 gün sonra zorunlu pay alma teklifinde bulunma yükümlülüğü bulunduğundan ve ilk devir bedeline göre payları satın aldığından bu bedel üzerinden pay alım teklifi yapması gerektiği, daha sonradan nihai devir bedelinde belirlenen 389.018.555,32 TL üzerinden pay alım teklifi yapılması durumunda payların daha düşük bedelle satın alınacağı sorumluluğunun pay satışını gerçekleştiren davalıların üzerine yüklenemeyeceği, taraflar arasında akdedilen sözleşmede zorunlu pay alımından kaynaklanan fark bedelinin sorumluluğunun davalılar üzerinde olduğuna ilişkin herhangi bir hüküm olmadığı gibi bu bedel çıkartılan tebliğ hükümlerine göre ödendiğinden davalılara yapılmış bir ödeme bulunmadığından davacının nihai devir bedelinin ilk devir bedelinden düşük olması sebebiyle zorunlu pay alımının daha yüksek bedelle yapıldığı iddiası ile talep ettiği alacağın reddine karar vermek gerektiği, Mahkemece Deloitte raporunun hatalı olup olmadığı yolunda davalının ve davacının delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, ibraz edilen kök ve ek raporda davalı denetçisinin sunmuş olduğu kapanış bilançosunu oluşturan rapor ile davacı denetçisinin sunmuş olduğu rapor ve sözleşme ile hakem bilirkişi tayin edilen Deloitte raporları arasında oransal olarak çok az bir farkın olduğunun tespit edildiği, hakem bilirkişi raporunda nihai devir bedelinin hesaplanması konusunda uluslararası muhasebe standartlarına aykırı şekilde bir hesaplama yapılmadığı, yapılan hesaplamaların sözleşmenin 2. maddesindeki düzenlemeye ve sözleşmenin 2.4.2-a maddesi uyarınca tarafların üzerinde mutabık kaldığı ek-4'e aykırı olmadığı tespit edildiğinden hüküm vermeye elverişli, denetime açık kök ve ek raporu doğrultusunda davacının ilk devir bedeli ile nihai devir bedeli arasında oluşan 40.638.495,84 TL'yi davalılardan talep edebileceği, ilk devir bedeli hisseleri oranında davalılara ödendiğinden 40.638.495,84 TL'nin de hisseleri oranında davalılar tarafından davacıya geri ödenmesi gerektiği, davacı tarafından davalı satıcılar temsilcisine gönderilen 31.12.2015 tarihli e-posta ile nihai devir bedeli ile ilk devir bedeli arasındaki 44.638.000,00 TL'nin elektronik postanın taraflarına tebliğinden itibaren 5 gün içerisinde şirketlerine ödenmesi talep edildiğinden davalılar tarafından da 12.01.2016 tarihli e -posta ile talep edilen bedelin ödenmeyeceği bildirilmekle 12.01.2016 tarihi itibariyle davalıların temerrüde düştükleri, bu tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, toplam 40.638.495,84 TL'nin, 18.438.145,92 TL'nin ... A.Ş.'den, 7.012.901,235 TL'nin ...'den, 7.012.901,235 TL'nin ...'den, 7.012.901,235 TL'nin ...'den, 258.143,6037 TL'nin ...'den, 516.287,2075 TL'nin Denge Reklam Sanayi ve Ticaret Ltd. Şirketi'nden, 387.215,4056 TL'nin müteveffa ... mirasçılarından, İstanbul 17. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/675 E. ve 2020/585 K. sayılı ilamındaki hisseleri oranında (96.803,8514 TL'nin ...'den, 72.602,88855 TL'nin ...'den, 72.602,88855 TL'nin ...'dan, 72.602,88855 TL'nin ...'den, 72.602,88855 TL'nin ...'den 12.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar ve ... dışındaki diğer dahili davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hakem bilirkişi raporu Deloitte raporuna göre değil, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğunu, bu uygulamanın sözleşmeye olduğu kadar Kanuna da aykırı olduğunu, Deloitte raporunda belirtilen 44.638.000 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiğini, payları devre konu şirketin uhdesinde konsinye stok bulundurduğunu, nihai devir bedelinin belirlenme tarihinde değil daha sonraki tarihlerde ortaya çıktığını, davalılar tarafından müvekkili şirkete teslim edilen stok sayım tutanaklarında görüleceği üzere tutanaklarda konsinye ürünlerin sayısının ''0'' yani ''yok'' olarak belirtildiğini, halbuki stok sayım raporlarının tamamının konsinye satışa dair sözleşmeler, üçüncü firmalardan gelen talepler ve bu taleplere dair ödemeler incelendiğinde davalıların çeşitli firmalarla konsinye usuli çalıştığının anlaşıldığını, dolayısıyla iş bu talebinin karşılığının stok değerlemesi başlığı altında yer almamasına rağmen bilirkişilerce sehven bu başlık altında değerlendirildiğini, bu bakımdan konsinye mallara ilişkin talebin reddine yönelik kararın kaldırılarak alacağın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, satıcıların/davalıların kesin ve bağlayıcı nitelikte nihai devir bedelini kabul etmemelerinden dolayı müvekkili şirketin 6 ay için ödediği en yüksek fiyat olan ilk devir bedeli üzerinden borsada işlem gören %15'lik hisseyi yüksek bedel üzerinden satın almak durumunda kaldığını, satıcılar/davalılar sözleşmesinin açık hükmüne uygun davranıp nihai devir bedelini kabul etseler idi %85'lik pay için ödenen en yüksek devir bedelinin nihai devir bedeline uyarlanacağı ve böylelikle müvekkili şirketçe %15'lik pay için 7.171.499,27 TL tutarında az ödeme gerçekleştireceğini, bu fazla ödemenin tek nedeninin davalıların sözleşmenin açık hükmüne uymamış olmaları gerçeği olduğunu, davalıların müteselsil sorumluluğu bulunduğunu belirterek yerel Mahkeme kararında red edilen kısımların kaldırılarak müvekkili şirket tarafından davalılara fazla ödenen ve münhasır delil sözleşmesi ile iade edilmesi gerekliliği sabit olan 44.638,000 TL tutarındaki fazla ödemenin 05.10.2015 tarihinden itibaren, konsinye stoklarına ilişkin olarak gerçekleştirilen 3.497,217 TL tutarındaki fazla ödemenin 18.01.2016 tarihinden itibaren, borsada işlem gören paylara ilişkin olarak gerçekleştirilen 7.877.293 TL tutarındaki fazla ödemenin dava tarihinden itibaren işleyecek TCMB'nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranına bağlı olarak hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalılar tarafından müteselsilen müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalılar ve ... dışındaki diğer dahili davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; münhasır delil sözleşmesi olduğu izlenimi yaratılarak hüküm kurulduğunu, Mahkemenin ara kararları ile gerekçeli karar arasında ortaya çıkan çelişkiler nedeniyle dosyanın yeteri kadar incelenmediğinin verilen kararlarla sabit olduğunu, Mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 186 ncı maddesini doğru uygulamadığını, 17.06.2021 tarihli karar duruşmasında davalılardan ... vekilinin mesleki mazeretini kabul etmiş olmasına rağmen yeni duruşma günü belirlemeden yargılamaya devam ettiğini, bilirkişi raporlarında çelişkiler bulunduğunu, yerinde hiçbir incelemenin yapılmadığını, dolayısıyla bilirkişi raporunun 13. sayfasında yer alan yerinde inceleme gerçekleştirilmiş şeklindeki nitelemenin yalan olduğunun ortaya çıktığını, bilirkişilerin raporlarında yer alan nitelemelerin aksine inceleme mahallinde herhangi bir ticari defterin incelenmediğini, Prof. Dr. ... tarafından kaleme alınan mütalaaya uyulmamasına ilişkin gerekçenin dayanaksız olduğunu, bilirkişilerin uzmanlık alanlarının, dava konusu ihtilafa uygun rapor hazırlayabilecek nitelikte bulunmadığını, bilirkişilerin tarafların resmi belgelerini incelemek yerine davacı tarafından hazırlanan excell dosyalarını inceleyerek rapor hazırlamış olduklarını, tanık dinlenmesi talebinin usule aykırı olarak reddedildiğini, usul hataları yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşme ve eki Ek-4'ün sözleşmenin yorumuna ilişkin kural, ilke ve esaslara uygun olarak yorumlanmadığını, tarafların iradesine aykırı bir şekilde inceleme ve değerlendirme yapılarak buna bağlı olarak KDV alacağı, hatalı stok değerlerlemesi, erken kapama komisyonu, diğer kısa vadeli alacak, Yimpaş alacağı, tedarikçi borçları, hediye kart ve kazanç kart yükümlülükleri toplamı ile ilgili olarak verilen yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, taraflar arasında akdedilen pay alım sözleşmesinin 2.4. maddesi uyarınca, pay alım sözleşmesi kapsamında hisseleri satıma konu şirketin 31.03.2015 itibariyle Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca düzenlenmiş, denetlenmemiş konsolide mali tablolarına göre referans bilanço kapsamında ilk devir bedelinin 429.574.000,00 TL olarak belirlendiği, bu bedelin hisseleri oranında pay sahiplerine davacı tarafından ödendiği, ilk devir bedelinin ödenmesinden sonra sözleşmenin 2.4.1. hükmü uyarınca, hisseleri satışa konu ... Alışveriş Hizmetleri Gıda San. Tic. A.Ş. denetçisi de olan Engin Bağımsız Denetim ve Serbest Muhasebecilik Mali Müşavirlik A.Ş. (Grand Thorton) tarafından 30.06.2015 tarihi itibariyle SPK ve ilgili mevzuat uyarınca düzenlenerek denetlenmiş ve alıcı denetçisi PWC tarafından ayrıca gözden geçirilerek mutabakat sağlanmış kapanış bilançosunun hazırlandığı, kapanış bilançosuna dayalı yapılan hesaplama yöntemi uyarınca ilk devir bedeli arasında fark doğduğu, bu farkın sözleşmenin 2.4.2-b maddesi uyarınca ilk devir bedelinden düşülmesi gerektiği, sözleşmenin 2.4.5. maddesi uyarınca nihai devir bedelinin bildirim tarihinden itibaren 10 iş günü içerisinde alıcıya ödenmesi gerektiği, davalı satıcılar tarafından nihai devir bedeline ve kapanış bilançosuna ek-4'e uyulmayarak hesaplama yapıldığı gerekçesiyle itiraz edildiği, sözleşmenin 2.4.3. maddesi uyarınca taraflar arasında yapılan görüşmeler sonucunda mutabakat sağlanamaması dolayısıyla alıcı tarafından sözleşmenin bu maddesinde belirlenen denetim şirketlerinden Deloitte seçilerek nihai devir bedelinin hesap edilmesinin istendiği, sözleşmenin 2.4.3 maddesinde, seçilen denetçinin kapanış bilançosunu inceleyerek nihai devir bedelini hesaplayacağı, söz konusu denetçinin belirlediği nihai devir bedelinin taraflar açısından bağlayıcı ve kesin olacağının kararlaştırıldığı, davalı satıcılar tarafından Deloitte tarafından belirlenen nihai devir bedeli hesaplamasının ek-4'e aykırı yapıldığı, hatalı olduğu gerekçesiyle kabul edilemeyeceği savunması ileri sürülmüş ise de, davalı denetçisinin sunmuş olduğu kapanış bilançosunu oluşturan rapor, davacı denetçisinin sunmuş olduğu rapor ile sözleşme ve hakem bilirkişi tayin edilen Deloitte raporları arasında oransal olarak çok az bir fark olduğunun tespit edildiği, hakem bilirkişi raporunda nihai devir bedelinin hesaplanması konusunda uluslararası muhasebe standartlarına aykırı şekilde bir hesaplama yapılmadığı, yapılan hesaplamaların sözleşmenin 2. maddesindeki düzenlemeye ve sözleşmenin 2.4.2-a maddesi uyarınca tarafların üzerinde mutabık kaldığı ek-4'e aykırı olmadığının tespit edildiği, bu tespitlere ve sözleşme hükümlerine göre davalı satıcıların ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren bir düzenleme olmadığı, sözleşmenin 2.4.3. maddesinin münhasır delil sözleşmesi niteliğinde olduğu, denetçinin belirlediği nihai devir bedelinin taraflar açısından bağlayıcı ve kesin nitelikte olacağı, ilk devir bedeli 429.574.000,00 TL'den Deloitte tarafından tespit edilen 384.936.000,00 TL'nin düşümü sonucunda bakiye 44.638.000,00 TL'nin fazladan ödendiği, aradaki farkın sözleşmenin 2.4.5. maddeleri hükümleri uyarınca davacı tarafından davalı satıcılardan talep edilebileceği, buna göre Mahkemece anılan bu miktar üzerinden talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı, davacı vekilinin ret edilen konsinye stoklara ilişkin ileri sürdüğü istinaf itirazları bakımından, bu hususun İlk Derece Mahkemesince verilen karar gerekçesinde ayrıntılı olarak tartışılıp değerlendiridiği, Mahkemenin kabul ve gerekçesinin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu, davacının bu yöne ilişen istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, davacı vekilinin borsada işlem gören paylara ilişkin olarak gerçekleştirilen fazla ödemenin tahsiline ilişkin talebinin reddine ilişkin kararın yerinde olmadığına yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, tarafların sözleşmenin 8. maddesine yansıyan iradeleri ve sözleşme hükümleri gözetildiğinde, zorunlu pay alımından kaynaklanan fark bedelinin sorumluluğunun davalılar üzerinde olduğuna ilişkin herhangi bir hüküm olmadığı gibi Tebliğ hükümlerine göre ödendiğinden ve davalılara yapılmış bir ödeme bulunmadığından davacının nihai devir bedelinin ilk devir bedelinden düşük olması sebebiyle zorunlu pay alımının daha yüksek bedelle yapıldığı iddiası ile talep ettiği alacağın reddine yönelik Mahkemenin kabul ve gerekçesinin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu, davacının bu yöne ilişen istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, davacı vekilinin müteselsil sorumluluğu tartışmasız olan davalıların sorumluluklarının Mahkemece payları devre konu şirketlerdeki pay oranları ile sınırlanmış olmasının sözleşme hükmüne aykırı olduğuna yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, sözleşmenin müşterek ve müteselsil sorumluluk başlıklı 11. maddesine göre hükmedilen alacağın davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesi gerekirken davalıların sorumluluklarının payları devre konu şirketlerdeki pay oranları ile sınırlandırılarak hüküm kurulmasının yerinde olmadığı, davalılar ve ... dışındaki diğer dahili davalılar vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar ve ... dışındaki diğer dahili davalılar vekilinin tüm istinaf itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle davalılar ve ... dışındaki diğer dahili davalılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 44.638.000,00 TL'nin 12.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ve müteveffa ... mirasçıları olan dahili davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının konsinye stoklara ilişkin talebinin reddine, davacının borsada işlem gören paylara ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar ve tüm dahili davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; payları devre konu şirketin uhdesinde konsinye stok bulundurduğunu, nihai devir bedelinin belirlenme tarihinde değil daha sonraki tarihlerde ortaya çıktığını, davalılar tarafından müvekkili şirkete teslim edilen stok sayım tutanaklarında görüleceği üzere tutanaklarda konsinye ürünlerin sayısının ''0'' yani ''yok'' olarak belirtildiğini, halbuki stok sayım raporlarının tamamının konsinye satışa dair sözleşmeler, üçüncü firmalardan gelen talepler ve bu taleplere dair ödemeler incelendiğinde davalıların çeşitli firmalarla konsinye usuli çalıştığının anlaşıldığını, dolayısıyla iş bu talebinin karşılığının stok değerlemesi başlığı altında yer almamasına rağmen bilirkişilerce sehven bu başlık altında değerlendirildiğini, bu bakımdan konsinye mallara ilişkin talebin reddine yönelik kararın kaldırılarak alacağın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, satıcıların/davalıların kesin ve bağlayıcı nitelikte nihai devir bedelini kabul etmemelerinden dolayı müvekkili şirketin 6 ay için ödediği en yüksek fiyat olan ilk devir bedeli üzerinden borsada işlem gören %15'lik hisseyi yüksek bedel üzerinden satın almak durumunda kaldığını, satıcılar/davalılar sözleşmesinin açık hükmüne uygun davranıp nihai devir bedelini kabul etseler idi %85'lik pay için ödenen en yüksek devir bedelinin nihai devir bedeline uyarlanacağı ve böylelikle müvekkili şirketçe %15'lik pay için 7.171.499,27 TL tutarında az ödeme gerçekleştireceğini, bu fazla ödemenin tek nedeninin davalıların sözleşmenin açık hükmüne uymamış olmaları gerçeği olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını, konsinye stoklarına ilişkin olarak gerçekleştirilen 3.497,217 TL tutarındaki fazla ödemenin 18.01.2016 tarihinden itibaren, borsada işlem gören paylara ilişkin olarak gerçekleştirilen 7.877.293 TL tutarındaki fazla ödemenin dava tarihinden itibaren işleyecek TCMB'nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranına bağlı olarak hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalılar tarafından müteselsilen müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalılar ve tüm dahili davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf sebeplerini incelemediğini, gerekçelendirmediğini, Bölge Adliye Mahkemesinin esasa ilişkin istinaf sebeplerini özetlemekten kaçındığını, bu sebeple istinaf sebeplerinin ayrıca temyiz sebebi olduğunu, istinaf dilekçesinin 8. ve 34. sayfalarında belirttikleri usule ilişkin istinaf sebeplerini aynen temyiz sebebi olarak belirttiklerini, gene istinaf dilekçesinin 34. ve 70. sayfaları arasında kalan istinaf sebeplerini temyiz sebebi olarak belirttiklerini, hakem bilirkişi raporunu hazırlayan şirketin bağımsız ve tarafsız olmadığını, hakem bilirkişi raporunun iptal edilmesi gerektiğini, DELOITTE’in vermiş olduğu hakem-bilirkişi raporuna ilişkin taraflarınca verilen dilekçelerde hataların tek tek zikredildiğini, hatalı olduğu ve raporun taraflar arasındaki sözleşme ve fiili gerçeğe uymadığının açıklandığını, bu hususun Mahkeme tarafından yeteri kadar incelenmediğini, aynı eksikliğin istinaf kararında da söz konusu olduğunu, bu sebeple DELOITTE'in verdiği raporun hükme esas alınamayacağını, sadece denetim şirketi DELOITTE değil, Grant Thornton şirketi tarafından da tarafların sözleşmeyle kendilerine yükledikleri görevi tam ve gereği gibi yerine getirmediğinin dosyaya sunulan belgelerle ortaya konulduğunu, bilirkişiler tarafından taraflar arasında imzalanan sözleşme ve sözleşmenin ekinde yer alan Ek-4 nolu belgeye uygun olarak denetim şirketleri tarafından hesaplama yapılıp yapılmadığına yönelik itirazlarının yeterince incelenmediğini, bu eksik inceleme nedeniyle huzurda temyiz konusu yapılan hukuka aykırı kararın ortaya çıktığını, Prof. Dr. ...'nın mütalaasının dikkate alınmamasının yerinde olmadığını, sözleşme metni incelendiğinde tarafların gerek ilk gerekse de nihai devir bedelinin hesaplanmasına ilişkin özel bir hesaplama usulü öngördüklerini, bu itibarla anılan hesaplama yöntemi kapsamında davalıların, dava olunan kalemleri ödemekle yükümlü olmadıklarının açık olduğunu, nihai devir bedelinin belirlenmesinde Ek-4'te yer alan kalemlerin dikkate alınması gerektiğini, somut dava kapsamında gerek Deloitte tarafından hazırlanan raporda gerekse de 05.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda, payları devre konu ... A.Ş.’nin bütün malvarlığı dikkate alınarak bir hesaplama yapılmasının isabetli olmadığını, ihtilafın en büyük kalemini teşkil eden KDV konusunda Mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, bu hususta karşı oy gerekçesinin daha doyurucu olduğunu, davacının dahi iddiasını aşar şekilde gerekçe oluşturulduğunu, hatalı stok değerlendirmesi bakımından itirazlarının dikkate alınmadığını, burada üç kalem altında gündeme getirilen ve müvekkillerinden tahsiline karar verilen kalemlerin hukuka aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, erken kapama komisyonunun hisse devir bedelinden indirileceğine dair sözleşmenin Ek-4 nolu ekinde düzenleme olmadığını, finansman kuruluşlarının tamamına yapılan ödemelerin ve bu ödemeler sonrasında borç bakiyesinin sıfır olduğuna dair belgelerin tamamının sunulduğunu, diğer kısa vadeli alacaklar bakımından varılan sonuçların dosya kapsamına uygun ve gerçek olmadığını, nihai devir bedeline ilişkin olarak sunulan raporların gerçekçi olmadığını, sözleşmeye uygun hazırlanmadığını belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hisse devir sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6100 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ile davalılar ve tüm dahili davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.