T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/432 - 2026/656 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/432 KARAR NO : 2026/656 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/11/2023 NUMARASI : 2023/77 E. - 2023/460 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/432 - 2026/656 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/432 KARAR NO : 2026/656 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/11/2023 NUMARASI : 2023/77 E. - 2023/460 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/11/2023 tarih ve 2023/77 Esas - 2023/460 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalılar ... ve ... Elektronik Ltd. Şti. tarafından 2022/003943 sayılı "..." ibareli markanın 35. sınıfta tescili talebinde bulunulmuş olup müvekkilinin "..." markalarına dayalı itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa davaya konu markayı oluşturan ... harflerinin müvekkilinin "..." ibareli markasının içinde yer aldığını, ibarenin başındaki bu harf benzerliğinin davaya konu markayı müvekkilinin markasına yaklaştırıp müvekkilinin markasının kısaltması olarak algılanmasına neden olacağını, davaya konu markanın kapsamına alınmak istenen 35. sınıftaki hizmetlerde müvekkilinin markalarının tescilli olduğu dikkate alındığında markaların ortalama tüketiciler tarafından karıştırılmasının ihtimal dahilinde olduğunu, "..." markası 2001 yılından beri kullanıldığından müvekkilinin eskiye dayalı kullanımdan kaynaklanan gerçek hak sahipliğinin bulunduğunu, ülke içinde ve dışında tanınmış marka vasfında olması nedeniyle ... markasının daha geniş bir koruma altında bulunduğunu ve müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız kazanç elde etmeye yönelik başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2023-M-640 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davacının itirazına dayanak yaptığı markaların çoğunun ana markanın korunmasına yönelik kullanılmayan markalar olduğunu, dolayısı ile bu markaların itiraza dayanak yapılmasının yasanın ön gördüğü amacı aştığını ve ayrıca markaların benzer olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, beyaz renkli zemin üzerinde kırmızı/siyah şerit içinde beyaz renkle kendine has bir şekle sahip kalın harflerle yazılmış "..." ibaresinden oluşan davaya konu markanın, davacının itiraza mesnet "..." ibareli markalarına görsel olarak benzemediği, markanın "..." şeklindeki telaffuzunun davacının "..." şeklinde telaffuz edilen markası ile fonetik olarak farklılaştığı, davaya konu marka herhangi bir anlama sahip değilken, "..." ibaresinin kıvrım, kıvrılma, büküm gibi anlamlarının bulunması nedeniyle markalar arasında kavramsal bir benzerlikten söz edilemeyeceği, buna göre, daha önce davacıya ait "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan ilgili tüketicilerin daha sonra davaya konu "..." markasını davaya konu hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacakları gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacakları, dava konusu marka ile aynı veya benzer, tescilsiz bir işaretin aynı ya da benzer emtialar üzerinde dava konusu marka başvuru tarihinden önce yoğun ve sıkı şekilde kullanıldığının davacı tarafından ispatlanmaması nedeniyle gerçek hak sahipliği iddiasının yerinde olmadığı, "..." markasının sektörde belli bir bilinirliği bulunmakla bilikte markalar benzer olmadığından tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediği, alan adından kaynaklanan üstün hak iddiasının yerinde bulunmadığı ve davaya konu başvurunun kötü niyetle yapıldığının somut olgular ile ortaya konulamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece müvekkiline ait "..." markası ile davaya konu "..." markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı yönündeki kanaatin doğru olmadığını, 5 harften oluşan müvekkilinin markasındaki ilk iki harf dahil üç harfin aynı olduğunu, bu harflerin dizilimi dikkate alındığında davaya konu markanın müvekkilinin markasının kısaltması olarak algılanacağını, ... olarak okunacak markanın fonetik olarak müvekkilinin markasına yaklaştığını, görsel ve işitsel benzerlik karşısında markaların kavramsal olarak benzer olmasına gerek kalmadan markaların karıştırılabileceğini, ... markasının 2001 yılına dayanan kullanımı nedeniyle müvekkilinin eskiye dayalı kullanım hakkının olduğunu, SMK6/4 ve 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının gerçekleştiğini ve müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız menfaat elde etmek amacıyla benzer bir marka tercihinde bulunulmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, üç harften oluşan davaya konu markanın ilk iki harfi beş harften oluşan itiraza mesnet markanın ilk iki harfini oluşturuyor ve ayrıca itiraza mesnet markadaki S harfi de üçüncü harfi oluşturuyor ise de, tertip tarzı itibariyle markaların görsel olarak birbirinden uzaklaştıkları, telaffuz farklılığının fonetik olarak markaları benzer olmaktan çıkardığı ve kavramsal olarak da markalar arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı, markalar benzer olmadığından davacının markasının tanınmışlığının sonuca bir etkisinin olmadığı, eskiye dayalı kullanımdan kaynaklanan öncelik hakkı ve alan adından kaynaklanan üstün hakkının bulunmadığı ve başvurunun kötü niyetli olduğunu ortaya koyacak somut olguların davacı tarafından ortaya konulamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 462,15-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 02/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.