İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasında gerçekleşen ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap alacağımız icra takibine konu edilmiş, davalı tarafça haksız ve kötüniyetli olarak y…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/479 KARAR NO : 2025/1835 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/12/2021 NUMARASI : 2021/202 Esas - 2021/1101 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasında gerçekleşen ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap alacağımız icra takibine konu edilmiş, davalı tarafça haksız ve kötüniyetli olarak yapılan icra takibine itiraz edildiği, bu yönden dava şartı arabuluculuk yoluna da başvurulduğu, bir sonuç alınamadığı, iş bu dava süresinde olduğunu, pandemi dönemine ilişkin olarak 13 Mart 2020-15.06.2020 arası da süreler durduğunu, yaşanan süreç taraflar arasında devam eden ticari ilişki nedeni ile mutabık kalınarak yeni ürün talebinde bulunulduğunu, bu kapsamda toplamda 115.174,71 TL.'lik Faturaya konu ürün davalıya teslim edildiğini, davalı ise iade faturası düzenlediğini, ancak teslim alınan ürünlerin iade edilmediğini, davacı tarafından iade faturası düzenlendiğini, bu durum İstanbul 27. Noterliği'den 07.10.2019 tarih,... yevmiye no'lu ihtarda belirtildiği davalıya 02.10.2019 tarih, ... yevmiye no'lu Bakırköy 40. Noterliği'nin ihtarı keşide edilerek takibe konu bedelin (cari hesabın) ödenmesi ayrıca ihtar edildiğini, davalı ise bu defa ürünleri teslim almasına rağmen kötüniyetli olarak ürünleri hiç teslim almadığını iddia ederek iade faturası düzenlediği iddiası ile İstanbul 2. Noterliği'nin 07.10.2019 tarih, ... yevmiye no'lu ihtarını keşide ettiğini, önce iade faturası düzenleyen davalı bu defa ürünleri hiç teslim almadığı gibi artniyetli bir iddiada bulunduklarını, teslim alınan malları iade etmeden zaten iade faturası düzenlenemeyeceğini, teslim alınan malların teslim alımadığı iddiası kötüniyetin en açık hali olduğunu, sevk irsaliyesinde '...' adlı kişinin malı teslim aldığı açıkça görüldüğünü, muhtemelen davacı bu kez bu kişiyi tanımadığını iddia edeceğini, ürünlerin müvekkiline ait... plakalı kamyon ile müvekkil çalışanı ... (...) tarafından götürüldüğünü, karşı tarafça teslim alındığı 19.09.2019 tarihli sevk irsaliyesinde Cari hesap kapsamında müvekkilinin davalıdan alacağı olan bedel Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü2nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konu edildiği, davalı haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiğini, davalı hakkında başlatılan icra takibinin, taraflar arasındaki ticari ilişkiye, cari hesap dökümlerine, bu itibarla hukuka uygun olduğunu, davalı taraf borca itiraz etmekte haksız ve kötü niyetli olduğunu, haksız itirazın iptali ile takibe kötü niyetli olarak itiraz etmesi sebebiyle davalı borçlu şirketin %20 inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete gönderilen (UETS) tebligat usulsüz olarak tebliğ edildiğini, davadan 16.04.2021 tarihinde haricen haberdar olduklarını, müvekkili şirkete UETS üzerinden tebligat yapılmış olduğunu öğrendiklerini, müvekkil şirketin UETS hesabı olmadığını, müvekkil şirket böyle bir entegrasyon yapmadığını, adresin aktif olmadığını, müvekkili şirket adına İTO böyle bir entegrasyon yapmış ise de, müvekkil şirkete herhangi bir bildirim yapmadığını, muhatapların elektronik tebligat adresi alabilmeleri için elektronik tebligat adresi almak üzere başvuruda bulunmalarını gerektiğini, müvekkili şirketin UETS başvurusu olmadığını, yapılan tebligat usulsüz olduğunu, müvekkili şirketin cevap süresinin davadan haberdar olduğu tarih olan 16.04.2021 olarak kabul edilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkilinin davacı tarafa borcu yoktur, bilakis alacaklı olduğunu, davacı taraf, müvekkilin kendisine Cari Hesap borcu olduğundan bahsettiğini müvekkil, muntazam olan ticari kayıtlarında takip tarihi itibariyle borçlu değil aksine alacaklı durumda olduğunu, davacının aksi yöndeki iddialarını kabul etmediklerini, yapılacak bilirkişi incelemesi ile davacının davasının haksız olduğu ortaya çıkacağını, takip müstenidi faturadaki mallar müvekkili şirkete teslim edilmediğini, Davacı taraf, 115.174,71,-TL tutarında malı müvekkili şirkete teslim ettiğinden, bu kapsamda 27.09.2019 tarihli fatura tanzim ettiğinden, malları teslim ettiğine dair sevk irsaliyesi olduğundan bahsettiğini, taraflar arasında böyle bir alım satım ilişkisi olmadığını, faturaya konu mallar, müvekkil şirkete veya çalışanlarına teslim edilmediğini, davacının bahsettiği Sevk irsaliyesi ne müvekkil şirket yetkilileri, ne çalışanları tarafından imzalanmadığını, müvekkili şirkette "..." isimli bir kişi çalışmadığını, takibe konu faturaya karşı süresinde itiraz edildiğini, davacı taraf, müvekkili şirkete teslim etmediği mallara karşılık 115.174,71,-TL bedelli 27.09.2019 tarihli faturayı kestiği, faturayı (e-fatura) müvekkil şirkete gönderdiğini, kesilen bu fatura haklı olarak iade faturası (e-fatura) ile davacı tarafa iade edildiğini, ayrıca, 27.09.2019 tarihli bu faturaya, İstanbul 2. Noterliği'nin 07.10.2019 tarih ve ... Yevm No'lu ihtarnamesi ile de 8 günlük yasal süresi içerisinde itirazı sunduklarını, sonuç itibariyle icra dosyasına yönelttiğimiz itirazımız haklı olup, haksız ve kötüniyetli olduğu aşikar olan davacının mesnetsiz davasının reddi ile % 20 kötüniyet tazminatı talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dosyanın yapılan incelemesinde, itirazın iptali davasının hak düşürücü sürede açıldığı, takibin konusunun devam eden ticari süreçte borçlu tarafa 19.09.2019 tarihli 17833 seri nolu irsaliye ile imza karşılığı teslim edilmiş cari hesap alacak istemine ilişkin olduğu, itirazın iptali davasında faturaya konu malların teslim edilerek ücrete hak kazanıldığı ispat yükünün alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafta olduğu, icra dosyasının , BA-BS kayıtlarının SGK çalışan kaydının celp edildiği, delillerin toplanarak mali müşavir bilirkişi ...'dan rapor alındığı, raporun denetime ve hükme elverişli olduğu, tarafların 2019-2020-2021 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin lehlerine delil niteliğinde olduğu, takip tarihi itibariyle davacı ve davalı defterlerindeki alacak ve borç miktarının birbiriyle uyumlu olmadığı, ba - bs kayıtlarının incelendiği, 2019 yılına ilişkin davacının BS beyanları ile davalının BA beyanlarının uyumlu olduğu, ancak davacının BA bildirimi ile davalının BS bildirimi arasında fark bulunduğu, farkın davalının düzenlediği iade faturasının davacı tarafça beyan edilmemesinden kaynaklı olduğu, 19.09.2019 tarihli sevk irsaliyesinin davacı tarafça davalıya düzenlendiği, sevk irsaliyesinde ismi geçen ...'nın davalı taraf çalışanı olmadığının SGK yazı cevabından anlaşıldığı, davalının bu faturayı kayıtlarına alarak iade etmiş olduğu, davacının alacak iddiasının ispatı için yemin deliline dayandığı, davalının yemini yerine getirerek malların tarafına teslim edilmediğini beyan ettiği, davacının tüm dosya kapsamı uyarınca iddiasını ispat edemediği, kötüniyet tazminat talep şartlarının oluşmadığı kabul edilerek açılan itirazın iptali davasının reddine, davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davaya konu uyuşmazlığın mal teslimine ilişkin olduğunu, Davalı şirkete 19/09/2019 tarihli 17833 seri numaralı irsaliye ile imza karşılığında mallar teslim edilmiş, işbu teslime ilişkin fatura davalı tarafa gönderildiğini, ancak davalı şirket böyle bir teslimat yapılmadığını iddia etmiş ve faturayı iade etmiş dosyaya sunulu sevk irsaliyesinde imzası olan "..." her ne kadar SGK kayıtlarında davalı çalışanı olarak kaydı olmasa da ilgili kişi irsaliye imza atmış malları teslim almış, davalı şirket yetkilisinin "..." isimli şahsı tanımadığı şirket çalışanı olmadığı yönündeki beyanları ve yemini asılsız olup yalan yemine karşı yasal haklarını şu aşamada saklı tuttuklarını, öte yandan sevk irsaliyesinde imzası bulunan ... davaya konu olay bakımından çağrılmamış ve Mahkeme huzurunda dinlenmemiş olup mahkeme resen araştırma ilkesi gereğince ...'nın huzurda dinlenilmesi için gerekli araştırmayı yaparak ... yı dinlemesi gerektiğini, Yargıtay sadece SGK kayıtlarına dayanılarak hüküm kurulmasını eksik inceleme olarak kabul ettiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan/faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, 115.174,71 TL bedelli faturaya ilişkin malların teslim edilip edilmediği noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "19.09.2019 tarihli 17833 seri no'lu irsaliye ve cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 98.926,38 TL asıl alacağın, 2.584,11 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 29/11/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2)6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 98.712,78 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının 115.174,91 TL bedelli faturası davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup, takip tarihi itibariyle davacıdan 16.461,99 TL alacaklı görünmektedir. Ancak davalının iade faturası bulunmaktadır.Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, davacının ticari defterlerinde, davalının 115.174,71 TL bedelli iade faturasının kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır(Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam). Temel fatura senaryosunda faturanın alıcısına kayıtlı ve güvenli bir biçimde ulaştırılması ile işlemin tamamlandığı varsayılmakla birlikte alıcının fatura ile ilgili itirazlarını, faturayı ticari defterine kaydetmeden, harici yollarla gerçekleştirmesi gerekir. Buna karşın davalı, itiraz süresi dolmadan faturaya itiraz etmeyerek davacının faturasını ticari defterine kaydettiğine göre, faturayı benimsediği anlaşılmaktadır. Davalının bu aşamada kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Tacir olan bu nedenle basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gereken davalının , davacı yan faturasını ticari defterine kaydettikten sonra faturaya itiraz etmesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.Davalı tarafca iade faturası sunulmuş ise de bu faturanın, davalının ticari defterlerindeki kayıtla çelişmeyecek şekilde haklı bir nedenle kesildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge mevcut değildir. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturasının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekli olup, iade faturası düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davalının savunmalarını ispata elverişli değildir. Davalının iade faturası nazara alınmadığında taraf defterleri tam mutabık olup, buna göre davacı takip tarihi itibariyle 98.712,72 TL alacağı bulunmaktadır. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken mal tesliminin ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.Davaya konusu sözleşmenin ifasına ilişkindir. Aksine bir sözleşme olduğu veya taraflarca vade belirlendiği iddia ve ispat edilmemiş olup, ayrıca icra takibinden önce davalı/takip borçlusu temerrüde düşürülmediğinden takip tarihine kadar işlemiş faiz talebi yerinde değildir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davacının iddiasını ispat edemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, 2-Davalı takip borçlusunun, Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında başlatılan icra takibine vaki itirazının 98.712,72 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, kabulüne karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, 3-Kabulüne karar verilen alacağın %20'si olan 19.742,55 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Başlangıçta peşin olarak alınan 1.226,00 TL harcın, icra harcı 507,55 TL ile birlikte alınması gerekli olan 6.743,07 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.009,52 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucu ücreti 1.320,00 TL'nin, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 36,38 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına; dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 1.283,62 TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 59,30 TL, posta ve tebligat gideri 60,50 TL, bilirkişi ücreti 800,00 TL olmak üzere toplam 919,80 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 894,45 TL yargılama masrafına, peşin harç 1.226,00 TL, icra harcı 507,55 TL ile birlikte eklenerek sonuç olarak 2.628,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 25,35 TL yargılama masrafının davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 2.797,77 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya iadesine, 10-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 62,00 TL olmak üzere toplam 282,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/12/2025