İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/03/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA : Davacı vekili, dava dışı .... Şti.'nin 05/10/2012 yılında kurulduğunu, müvekkilinin 28/03/2013 tarihinde şirkete ortak olduğunu, 31/03/2015 tarihinde tescil edilmiş genel kurul kararıyla şirketin anonim şirkete dönüştüğünü, şirkette müvekkilinin %50, davalı ...'in %30 ve davalı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2022/1313 KARAR NO: 2026/470 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/04/2022 NUMARASI: 2017/922 Esas - 2022/318 Karar DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticisinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/10/2017 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/03/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA : Davacı vekili, dava dışı .... Şti.'nin 05/10/2012 yılında kurulduğunu, müvekkilinin 28/03/2013 tarihinde şirkete ortak olduğunu, 31/03/2015 tarihinde tescil edilmiş genel kurul kararıyla şirketin anonim şirkete dönüştüğünü, şirkette müvekkilinin %50, davalı ...'in %30 ve davalı ...'ın %20 pay sahibi olduğunu, anonim şirkete dönüşmesinden sonra davalıların müşterek imzayla yetkili olarak belirlendiklerini, 27/09/2016 tarihli olağanüstü genel kurulda davalıların yönetim kurulu üyelikleri sonlandırılarak yönetim kurulu üyeliğine ...'nun seçildiğini, 27/03/2017 tarihli genel kurulda limited şirket döneminde görevli davalı müdür ile anonim şirkette yönetici davalıların ortaklar kurulu ve genel kurul toplantılarını yapmadıkları, faaliyet raporu düzenlemedikleri, kayıtların düzenli olmadığı, şirketin 06/10/2016 tarihi itibariyle müvekkili ... ve davalı ...'a borçlu, diğer davalı ...'den alacaklı olduğu, davalı ...'in şirket hesabından ihtiyaçları için para çektiği ve yaptığı harcamaları deftere işlediği, şirket kredilerinde kullanılmak için müvekkilinin 2 adet taşınmazını ve davalı ...'in de 1 adet taşınmazını bankaya ipotek verdiğini, yönetim kurulunun genel kuruldan karar alınmadan bankaya verdiği yazıyla davalı ...'in taşınmazındaki ipoteğin kaldırıldığını ve banka borcundan dolayı riskin müvekkili üzerinde bırakıldığını ileri sürerek, şirketin tür değişikliği öncesi müdürü davalı ...'in 05/10/2012'den 13/04/2015 tarihine kadar geçen süre içinde şirkete verdiği zararlardan dolayı 5.000-TL ve her iki davalının yönetim kurulu başkanı ve üyesi olarak görev üstlendiği 13/04/2015 tarihinden görevden ayrıldıkları 06/10/2015 tarihine kadar geçen sürede şirkete verdikleri zararlardan dolayı 5.000-TL tazminatın avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP : Davalı ... vekili, taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin şirketi zarara uğratmadığını, şirket anonim şirkete döndükten sonra tüm hesapların mali müşavir olan davacının arkadaşı diğer davalı ...'a devredildiğini, hesapların onun tarafından tutulduğunu, şirket hesabında para kullanmadığını, yine anonim şirkete dönüştükten sonra diğer davalı ile müşterek yetkili olduklarını ve işlemlerin onunda bilgisiyle yapıldığını, müvekkili adına kullanılan 100.000-TL değerindeki konut kredisinin şirket hesabından kullanıldığını, bu bedelle şirket için işlemler yapıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ..., limited şirket olarak faaliyet gösterilen döneme ilişkin diğer davalının ortaklara hesap vermediğini, anonim şirkete dönüştükten sonra kendisinin yönetimde sadece üye olarak bulunduğunu, diğer davalının ortaklara açıklama yapmadığını, ipotek fekki için bankaya yazılan yazıda imzasının bulunmadığını, şirketi içinde bulunduğu duruma diğer davalının getirdiğini, para karşılığı şirketin muhasebe işine baktığından şirket kasasından yapılan harcamaların nerede kullanıldığını bilmediğini ve kendisinin de mağdur olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, şirketin karlılık durumunun değişkenlik gösterdiği, davalıların yönetici olduğu dönemlerde şirketin zarar etmesinde davalıların somut kusur tespiti yapılamadığı, ortakların borçlarının 2012 yılından itibaren artış göstermeden sabit kaldığı, yani ortakların borçlarının 2016 yılından önce oluşması 2012 yılından sonra borçlanma olmadığı, aksine ortakların bir kısmının borçlarında azalma meydana geldiği, davacının da diğer ortaklar gibi şirkete alacaklı olması dolayısıyla da bu borçlanmanın eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil etmemesi değerlendirildiğinde borçlanmalar nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun doğmayacağı; davacı ... tarafından ...'in ipoteğinin fek edildiği tarihten sonra 01/11/2016 tarihinde ...kredi borcuna mahsuben 65.000-TL ödemek zorunda kaldığı, davalılardan ... bakımından sorumluluk şartlarının oluştuğu yönünde bilirkişi tarafından tespit yapılmış ise de, TTK 553 uyarınca talep edilecek zararın şirket zararı olması göz önüne alınarak bahse konu zararın davacı zararı olması nedeniyle bu davayla talep edilemeyeceğinden kusur iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda 2016 yılı 131 hesapta kayıtlı ortaklardan alacaklar bölümünde sonuç olarak 813.085,12-TL tutarında davalı ...'in şirkete borçlu olduğunun tespit edildiğini, bir kısım diğer şirket zararının da davalı tarafından karşılanması gerektiğini ancak şimdilik bu hususlarla ilgili delil sunamadığını, bu konuyla ilgili talep hakkını saklı tuttuğunu, bilirkişi raporundaki gösterilen bedele bir diyecekleri olmadığını, mevcut rapora göre karar verilmesini istediklerini, davacı ve diğer şirket ortakları tarafından şirkete verilen avansın davalı ... tarafından şahsi ihtiyaçları için kullanıldığını, raporlara göre şirkete 813.085,12-TL borçlandığını, şirket ortaklarının bu durumdan sonradan haberdar olduklarını ve davada tazminat talebinde bulunulduğunu, dava konusu hususun şirketin bir yönetici tarafından bilinçli şekilde menfaatine olmak üzere şirketin kasasına el atılarak zarara uğramasından doğan alacağın tazminiyle ilgili olduğunu, davalı ...'in şirkete olan borcunu ödemesi gerektiğini, bankaya yazılan ipotek fek yazısındaki imzanın davalı ...'a ait olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, eksik incelemeyle karar verildiğini, TTK 555 kapsamında karar verilmesi gerektiğini, davacının raporda gösterilen 65.000-TL tutarındaki alacağın da şirkete ödenmesine muvafakati olduğunu ve kurulacak hükümde bunun dikkate alınmasını istediklerini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, dava dışı şirketin yöneticisi olan davalıların sorumluluğunun tespiti ve tazminat istemine ilişkindir.TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket, şirket ortakları ve alacaklıları şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açabilir. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Dolaylı zarar olarak kabulü gereken hallerde ortakların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür. Söz konusu hükümler TTK'nın 644. maddesinin atfıyla, limited şirketler bakımından da uygulanmaktadır.Limited şirketler hakkındaki TTK'nın 626. maddesinde "Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdür." denilmektedir.Dava dışı ... ... AŞ 05/10/2012 tarihinde limited şirket olarak kurulmuş olup, 11/2/2014 tarihli kararla sermayesini 50.000-TL'den 225.000-TL'ye yükseltmiş ve 31/03/2015 tarihlinde ise anonim şirkete dönüştürülmüştür. Şirketin mevcut ortaklık yapısı ise %43,40 (97.650-TL sermaye) hisseyle davacı ..., %40 (90.000-TL sermaye) hisseyle davalı ... ve %16,60 (37.350-TL sermaye) hisseyle diğer davalı ... şeklindedir. Davacının ve davalı ...'ın şirkete 21/03/2013 tarihli kararla; diğer davalı ...'in ise kuruluşundan beri ortak olduğu görülmüştür.Davalı ...'in, şirket ana sözleşmesinin 8. maddesine göre 05/10/2012 şirket kuruluş tarihinden 13/04/2015 anonim şirkete dönüşme tarihine kadar tek başına temsile yetkili şirket müdürü olarak görev yaptığı; 03/04/2015 tarihinden 06/12/2016 tarihine kadar değişen ana sözleşmenin 7. maddesine göre yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı; diğer davalı ...'ın ise, değişen ana sözleşmenin 7. maddesine göre 13/04/2015-06/12/2006 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı belirlenmiştir. 17/04/2015 tarihli ...'deki ilana göre şirketin anonim şirkete dönüştürüldüğü ve ana sözleşmenin 8. maddesine göre davalılar ... ve ...'ın yönetim kurulu üyesi olarak müşterek imzalarıyla şirketi temsile yetkili oldukları; 12/12/2016 tarihli ...'deki ilanda da şirketin 30/09/2016 tarihli genel kurulunda davalıların yönetim kurulu üyeliğinin sonlandırıldığı, yönetim kurulu üyeliğine 3 yıl için ...'nun oybirliğiyle seçildiği, adı geçenin şirketi tek başına temsil yetkisinin bulunduğu, hem davacının hem de davalıların söz konusu genel kurul toplantısında hazır bulunduğu görülmüştür. Yargılama aşamasında alınmış 08/10/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda, dava dışı şirketin ticari defter belge ve kayıt asılları incelemeye sunulmadığından değerlendirmenin vergi dairesine sunulan resmi nitelikteki kurumlar beyannamesi ve eklerindeki bilanço ile gelir-gider tabloları üzerinden yapıldığı, 2012 yılından 2016 yılına doğru düzenli olarak net satışların düştüğü, bu dönemlerde daha yüksek brüt kar elde ederken 2016 yılında brüt kârın 250.000-TL seviyesine indiğini yani 2016 yılında şirketin satış fiyatından daha yüksek bir üretim maliyetine katlandığı; 2015 yılında 56.927,83-TL faaliyet karına karşın 2016 yılında faaliyet karlılığının (-)197.788,52-TL olduğu, bunun temel sebebinin finansman giderlerinin yüksek olmasından kaynaklandığı, 2016 yılı sonu itibariyle şirketin öz sermayesinin (-)237.223,26-TL'ye kadar düştüğü, yani 2016 yılında sermayesinin tamamını kaybettiği; 2012 yılından itibaren herhangi bir artış göstermeden ortakların borçlarının sabit kaldığı, davalı ...'in borcunun 2016 yılında kanıtlandığı bir başka deyişle ortakların borçlarının 2016 yılından önce oluşması 2012 yılından sonra herhangi bir borçlanma oluşmaması, tam aksine ortakların bir kısmının borçlarında azalma meydana gelmesi, davacının da diğer ortaklar gibi şirkete alacaklı olması dolayısıyla da bu borçlanmanın eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil etmediği, bu borçlanmalardan dolayı yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun doğmayacağı; davalıların kusurlu eylemleri neticesinde şirketin zarara uğradığı yönünde somut bir kusur tespitinin yapılamadığı görüşü ifade edilmiştir. Davacı vekilinin itirazı üzerine alınmış ikinci bilirkişi heyetinin 19/01/2021 tarihli kök raporunda, bir önceki rapordaki mali tespitlere ek olarak şirket adresinde yapılan keşifte şirketin mal, stok, malzeme, makine, cihazlar ve demirbaşların keşif yerinde fiziki envanterinin görülemediğinden değerlendirilemediği; şirketin 31/12/2016 tarihli bilançosuna göre (-)237.223,26-TL öz varlık tutarıyla borca batık olduğu; 06/10/2016 tarihi itibariyle defter kayıtlarında davacının şirketten 376.785,47-TL, davalı ...'ın aynı tarih itibariyle şirketten 85.908,50-TL ve dava dışı eski ortak ...'nin şirketten 72.360,50-TL alacaklı görüldüğü, ancak bunun sebebinin anlaşılama -dığı; davalı ...'in ise şirkete 813.085,12-TL borçlu olarak görüldüğü; davacı iddialarındaki limited şirket döneminde tek başına şirketin temsil ve ilzama yetkili kılman şirket müdürü ...'in görevli bulunduğu döneme ait iş ve işlemler konusunda şirket ortaklarına hesap vermediği, anonim şirket döneminde yönetim kurulu başkanı olarak yapılan işler hakkında da ortaklara hesap vermediği, şahsi ihtiyaçları için şirket hesabından para kullandığı, yine şahsi ihtiyaçları için yaptığı bir kısım harcamaları şirket gideri olarak kayıtlara işlediği ve bu şekilde şirkete borçlandığı hususunda, dosyada ve yasal defter kayıtlarında somut bir veriye rastlanmadığı; dosyada 19/07/2017 tarihli ...Şubesi'nin yazısında, 01/09/2015 tarihinde ipotek fek edilmesi talep edilen talimatın işleme alındığı, ipoteği fek edilen taşınmazın ...'e ait olduğu 07/09/2015 tarihi itibariyle ipotek fek yazısının düzenlendiği görülmüş olup, bu nedenle davalı ...'in ipoteğinin 07/09/2015 tarihinde fek edildiği, ipoteğin fekkinden sonra 01/11/2016 tarihinde ...kredi borcuna mahsuben 65.000,60-TL ödediği ve davacının riski tek başına üstlenmesi dolayısıyla uğradığı zararın davalı tarafından tazmini gerektiği görüşü belirtilmiştir. Tarafların itirazı üzerine aynı heyetten alınmış 14/07/2021 tarihli ek raporda, kök raporda varılmış sonucun değişmediği ifade edilmiştir. Davacının davalı ... bakımından sorumluluğuna yol açtığını belirttiği 2 eylemden birincisi, limited şirket dönemindeki görevi kapsamında şirket ortaklarına hesap vermediği, mali tablolarla ilgili düzenleme yapmadığı, faaliyet raporu, bilanço ve gelir-gider hesaplarıyla ilgili tablo düzenlemediği, yıl içinde ortaklar kurulunu toplantıya çağırmadığı, anonim şirket döneminde ise, şahsi ihtiyaçları için şirket hesabından para kullandığı, şahsi ihtiyaçları için yaptığı harcamaları şirket gideri olarak kayıtlara işlediği, bu şekilde şirkete 813.085,12-TL borçlanmasıdır. Hükme esas alınmış 19/01/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda, bu iddialar bakımından dosya ile şirketin ticari defter ve kayıtlarında, bir delil bulunmadığı görüşü iletilmiştir. Buna göre davacı yargılama aşamasında ve istinaf dilekçesinde, davalı ...'in hem limited hem de anonim şirket dönemindeki müdürlük ve müşterek temsilciliği kapsamında, ortaklara hesap vermemesi, gerekli tabloları düzenlememesi ve toplantıya çağırmaması hususlarında davacının ortaklık hak ve yetkilerini kullandığına dair veya bu nedenlerle şirketin zarara uğradığına dair bir delil sunmamıştır. Yine şirketin ticari defterlerinde 06/10/2016 tarihinde "ortaklara borçlar hesabı virman" açıklamasıyla oluşturulmuş bir kayıt sonucunda 31/12/2016 kapanış kaydına göre şirkete 816.409,18-TL borçlu göründüğü tespit edilmiştir. 19/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda, incelenmiş yevmiye kayıtlarına göre, dönemler itibari ile ortaklardan alacaklar hesabına Ticari Mallar, Diğer Hazır Değerler, Satıcılar, Diğer Ticari Borçlar, Personele Borçlar, İş Avansları, Alıcılar, Diğer Mali Borçlar, Ortaklara borçlar, Alacak Senetleri, Verilen Sipariş Avansları, Verilen Depozito ve Teminatlar hesabındaki bakiyelerin yansıtıldığının görüldüğü söylenmiştir. Fakat şirketin ortaklara ilişkin hesapları incelendiğinde, davacı da dahil olmak üzere ortakların şirkete borç kayıtlarının bulunduğu, 06/10/2016 itibariyle davacının ve diğer davalı ...'ın şirket defterlerine göre alacaklı göründükleri anlaşılmaktadır. Ancak şirket hesaplarının işleyişindeki tespitler karşısında, davacının iddia ettiği gibi TTK'nın 553/1. maddesi anlamında, salt şirkete borçlu olmanın davalı ...'e yüklenebilecek bir sorumluluğa sebebiyet vermeyeceği, davacının bu yöndeki zarar iddiasını da ispat edemediği kabul edilmiştir. Davacının davalı ... bakımından sorumluluğuna yol açtığını belirttiği ikinci eylem, müvekkili tarafından şirket kredilerinde kullanılmak üzere 2 adet taşınmazın ve davalının 1 adet taşınmazının bankaya ipotek verildiği, davalılardan oluşan yönetim kurulu tarafından genel kurul kararı olmaksızın teminat alacaklısı bankaya müştereken verilen yazıyla davalıya ait taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırıldığı, müvekkilinin ipotekleriyle ilgili bir işlem yapılmadığı, görevini ve yetkisini kötüye kullanmasına ilişkindir. 19/01/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda, 01/09/2015 tarihinde ipotek fek edilmesi talep edilen talimatın işleme alındığı, ipoteği fek edilen taşınmazın ...'e ait olduğu, 07/09/2015 tarihi itibariyle ipotek fek yazısının düzenlendiği görülmüş olup, bu nedenle davalının ipoteğinin 07/09/2015 tarihinde fek edildiği, ipoteğin fekkinden sonra 01/11/2016 tarihinde ...kredi borcuna mahsuben 65.000,60-TL ödediği, davalı bakımından sorumluluk şartlarının oluştuğu ve bu bedel davacının doğrudan zararı olduğundan, davacıya ödenmesi gerektiği görüşü ifade edilmiştir. Eldeki davada davacı, davalı ...'in şirkete verdiği zararın tespit edilerek, zararın şirkete ödenmesini istemiştir. Şirketin kredilerinin teminatını teşkil etmesi amacıyla davacının iki adet ve davalı ...'in ise bir adet taşınmazı ipotek gösterilmiştir. Fakat davacı, davalı ...'in taşınmazı üzerindeki ipoteği kaldırması nedeniyle, şirketin uğradığı somut bir zararı ispat edememiştir. Davacının ödediği 65.000,60-TL'nin şirkete ödenmesi yönündeki, davacı beyanının da bu sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde davalı ... bakımından ileri sürülen eylemler ise, anonim şirket döneminde diğer davalı ...'le birlikte yönetim kurulu üyesi sıfatıyla görevli bulunmasına rağmen, yönetim görevinin gereğini yerine getirmediği, onunla birlikte hareket ederek, şirket lehine verilen bir adet teminat ipoteğinin kaldırılması konusunda bankaya verilen talimat yazısını birlikte imzaladıkları, ...'in şirkete verdiği zararın önlenmesi konusunda bir girişimde bulunmadığı, yönetim kurulu başkanı olan diğer davalının şirket hesabından şahsi ihtiyacı için para çekmesine ve aynı şahsın, şahsi ihtiyacı için harcadığı paraları gider olarak şirket defterine işlemesine göz yumduğu, şirketin alacak ve borçları hakkında ortakları bilgilendirmediği şeklindedir. Davalı ... iddialarını kabul etmediğini ve özellikle ipoteğin kaldırılması için bankaya verilmiş yazıda imzasının bulunmadığını savunmuştur. Davalı ... için iddia edilen eylemlerin, diğer davalıyla birlikte hareket etme, eylemlerine göz yumma ve ortakları borçlar hakkında bilgilendirmeme olduğu dikkate alındığında, hemen yukarıda davalı ... hakkındaki yapılmış değerlendirmelere göre, davalı ... bakımından da şirketin uğradığı zarar, dolayısıyla sorumluluk ispat edilememiştir. Bu anlamda, ipoteğin kaldırılması yazısında adı geçen davalının imzasının bulunup bulunmadığı da yargılama konusu bakımından sonuca etkili olmadığından, ayrıca bir araştırma yapılmamasına gerek bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/03/2026