İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Taraflar arasındaki Ticari Şirket davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı şirkete ve şirketin bağl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1409 KARAR NO : 2025/1409 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/03/2025 NUMARASI : 2024/922 Esas - 2025/233 Karar DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Taraflar arasındaki Ticari Şirket davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı şirkete ve şirketin bağlı olduğu ... Holding'in ortakları arasında yer aldığını, davalı şirket yönetim kurulunun 08.08.2024 tarihinde 09.09.2024 tarihli bir Genel Kurul yapmak için karar aldığını ve müvekkiline de tebliğ ettiğini, taraflarınca da belirtilen tarihte 09.09.2024 tarihinde Genel Kurul toplantısına katılındığını, genel kurul toplantı tutanağının ekte sunulacağını, genel kurul toplantı tutanağı evrakından da görüleceği üzere şirketin borçlarının yüksek meblağlara ulaşması sebebiyle şirkete ait taşınmazların satışı için yönetim kuruluna yetki verilmesinin oylandığını, oylamada taraflarınca ret oyu verildiğini ancak çoğunluk oyları ile kararın kabul edildiğini, yapılan Genel Kurul toplantısı sırasında da kimsenin de konuşturulmadığını, taleplerin hiçbirinin nazara alınmadığını, yönetim kurulunda bulunan ve yönetim kurulu ile iş birliği içerisinde bulunan kişiler dışında kimse söz hakkına sahip değildir mantığı ile divan kurulunun hareket ettiğini, yönetime seçilenlerin de yönetme kabiliyetinin bulunmadığını, şirketin içini boşaltan ve müvekkiline miras yoluyla iktisap eden şirket paydaşlığı sebebiyle gelir elde etmesinin önüne geçmeye çalışan yönetimin müvekkilin haklarından fayda etmesinin de önüne geçtiklerini, "düşünce yapısı olarak ya bizim söylediklerimize riayet edeceksin söz sahibi olmayacaksın ya da hiç ilgilenmeyeceksin" şeklinde olması sebebiyle genel kurul kararının iptali için dava ikame ettiklerini, ... Holding bünyesinde bulunan ... İnşaat San. Tic. A.Ş.'nin ve ... İnşaat Tic. ve San. Anonim Şirketi'nin borçlarından dolayı taşınmazlarının satışına karar verilmesinin müvekkilini mağdur ettiğini, zira öncelikle şirketlerin borçlarının sebeplerinin, diğer ortaklara yapılan ve kayda geçirilmeyen ödemeler olduğunu, müvekkilinin uzun süredir holding bünyesindeki hiçbir şirketten ödeme, kâr payı vb. gibi bir gelir elde etmediğini, müvekkilinin payı yokmuşca kararlar alındığını, bu sebeple borçlarının en önemli sebebinin, şirketlerin diğer ortaklarının, en sade tabirle şirketlerin içini boşaltması olduğunu, bu nedenle şirketlerin borçlarını ödemek için taşınmazların satılması müvekkil açısından büyük bir mağduriyete yol açtığını, söz konusu taşınmazların müvekkiline ailesinden miras olarak kaldığını, aynı şekilde şirketlerin de müvekkilin mirası olduğunu ancak bu şekilde mirastan kalan taşınmazların satılıp borçların ödenmesinin, bir nevi şirketlerin diğer ortaklarının fazlaca payı tasarruf etmesi demek olduğunu, taşınmazların satılması durumunda da tarafların miras payı adaletli biçimde dağılmayacağını, davalı tarafın ana amacının, şirketlerin içini boşaltıp ortaklık yapmak istemedikleri taraflardan malları kaçırmak olduğunu, daha öncesinden de müvekkilini mağdur etmeye yönelik Genel Kurul kararları sebebiyle taraflarınca davalar ikame edildiğini, bunlardan ikisinin İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/362 Esas numarasıyla ve 2014/361 Esas numarasıyla kayıtlı dosyası olduğunu, ayrıca 2014/362 Esas numaralı dosyanın Yargıtay'a taşındığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/1276 Esas ve 2024/6834 Karar sayılı kararı ile taleplerinin onaylandığını, aynı mahkemede de her ne kadar tarafları aleyhine yerel mahkemede karar verilmiş olan 2014/360 Esaslı bir dosya bulunsa da bu kararın 2021 yılında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozulduğunu, bozulan dosyanın yeni bir esas numarası olarak 2021/830 olduğunu, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda da davalı tarafın, davacı müvekkili mağdur etmek ve haklarını gasp etmek için 2002, 2003, 2004, 2005, 200 ve 2008 yıllarına ilişkin genel kurulların, hukuk ve usule aykırı olarak yapıldığını, davalı tarafların tutumlarının daha net anlaşılması açısından bu dosyaların işbu dava dosyasının içerisine eklenmesi de gerektiğini, ayrıca alınan kararların uygulunması müvekkili için geri dönülemez zararlara sebep olacağını, bu sebeple ihtiyati tedbir kararı alınarak Genel Kurul kararlarının uygulanmasının engellenmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini sonrasında ise davalı tarafın müvekkili mağdur etmeye yönelik 09.09.2024 Genel Kurul kararlarının reddini talep ettiklerinden bahisle öncelikle ihtiyati tedbir kararı alınmasını sonrasında ise 09.09.2024 tarihli Genel kurul kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar taraflarına tebliğ edilen dava dilekçesinde davalı olarak müvekkil ... İnş.Tic.ve San.A.Ş. yazıyor ve bu ünvan Mahkemenin tensip zaptında da yer alıyor ise de huzurdaki davaya ilişkin 09.12.2024 tarih ve 2024/306656 no'lu tevzi formu incelendiğinde anlaşılacağı üzere, davanın 09.12.2024 tarihinde davalısı ...Ürünleri San.ve Tic.A.Ş. gösterilerek açıldığını, tensip zaptında davalı olarak gözüken müvekkil ... İnş.Petrol San.A.Ş. ile ilgili 09.12.2024 tarihinde açılmış bir davanın tevzi formunda gözükmediğini, HMK.124.m.uyarınca bir dava da taraf değişikliğinin karşı tarafın açık muvaffakatına bağlı olduğunu, aynı madde gereği, dava dilekçesinde taraf eksik ve yanlış gösterilmesi halinde mahkemesince re'sen düzeltilmeye cevaz verilmiş ise de dava dilekçesinde davalının eksik veya yanlış yazılması gibi bir durum da söz konusu olmadığından, tevzi formundaki davacı tarafın Mahkemece re'sen de değiştirilmesinin mümkün olmadığını, dava açılışı sırasında, tevzi formu öncesinde bilgilerin sistemde tekrar tekrar doğru olup olmadığının sorulduğu ve dava açanında teyidi soruluyor olmakla, başka şirkete dava açılmış olmasının maddi hata olarak da kabul edilemeyeceğini, bu şekilde taraf değişikliğine muvaffakat etmediklerini, böyle olunca, TTK uyarınca müvekkil ... İnş.Petrol San.ve Tic.A.Ş.'nin gerçekleştirdiği 09.09.2024 tarihli genel kurul hakkında, genel kurul tarihinden itibaren 3 aylık yasal dava açma düresinde açılmış bir dava olmadığını, toplantıda kararlara muhalefet şerhi düşmeyen davacının davasının dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu m.446 gereği, ancak, genel kurul toplantısında hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, yani muhalafet şerhi düşen pay sahiplerinin iptal davası açabileceğini, nitekim Y. 11. HD, E. 2020/537, K. 2020/5167 sayılı, “…6102 sayılı TTK’nın 446/1-a maddesi gereğince toplantıda hazır bulunan ortağın alınan karara red oyu vermesi ve oylamadan sonra da muhalefetini tutanağa geçirmesi dava şartı olup mahkemece re’sen gözetilir...” ve Sakarya BAM, 7. HD, 13.10.2023, E. 2022/1596 K. 2023/1639 sayılı “…Toplantıya katılan ortakların dava açabilmesi için, karara olumsuz oy vermeleri ve muhalefetlerini tutanağa geçirmiş olmaları gerekir.” kararları da bu yönde olup, toplantıya katılıp,kararlara olumsuz oy kullanmak dava açmak için yeterli olmadığını, muhalefetin ve gerekçesinin ayrıca tutanağa geçirilmesinin de gerekli olduğunu, davacının, 09.09.2024 tarihli Genel Kurul Toplantısına vekili vasıtasıyla katıldığını ve alınan 6, 7 ve 8 nolu kararlara olumsuz oy kullanmasına karşın, toplantı tutanağına ayrıca herhangi bir muhalefet şerhi, gerekçe, düşürmediğini, davanın haksız, mesnetsiz, usul ve yasa ile içtihatlara ve TMK Md.2'de belirtilen objektif ve subjektif iyi niyet kurallarına da aykırı kötü niyetli bir dava olup, reddini talep ettiklerini, davacının şirkette %1,56 gibi çok az bir payı olmasına karşın, tamamının, kendi ailesinin de birer üyesi olan diğer %98,4 pay sahiplerini, sık sık açtığı bu ve benzeri haksız ve mesnetsiz davalarla ve içeriği tedbir talepleri ile, "yasal hakkımı kullanıyorum" kisvesi altıda gereksiz yere meşgul ve huzursuz ettiğini , maddi ve manevi zarar verdiğini ve şirketin işleyişini de sekteye uğrattığını, müvekkil şirkete ve kendisininde hissedarı olduğu diğer grup şirketlere sık sık açtığı haksız ve gayrivarit davalar ile müvekkil şirketin ve gruba bağlı diğer şirketlerin iş yaptığı bankalar, 3.kişi/şirketler ile devlet nezdinde ticari itibarını ve duyulan güveni zedelediğini , kredibilitesini azalttığını ve şirketin yapmak istediği işlerin ve ihalelerin önüne geçerek iş yapmasını kötüniyetli olarak engellediğini, davacının , yine müvekkil şirket hakkında, işbu davadan çok kısa bir süre önce işbu davada da ileri sürdüğü asılsız ve gerçek dışı iddialarla şirkete kayyum atanması ve tedbir talepli olarak T.C.İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/501 E. sayılı dosya ile ikame ettiği haksız davadaki tedbir taleplerinin de, mahkemesince haklı ve yasal gerekçelerle red edilmiş olup, anılan davanın halen devam ettiğini, davacının anılan davada tedbir talebi red edilince TMK.2.maddesine aykırı şekilde kötüniyetle, huzurdaki davayı ikame ettiğini, müvekkil şirketin, davacıdan, menfi-müspet zarar, tazminat ve sair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, haksız davaya ilişkin sair cevap ve itirazlarını yasal süresi içerisinde tedbir talebinin ve davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, Ticaret Sicil kayıtlarından görüleceği üzere, 1981 yılında davacının amcası ... ve davacının babasının da yer aldığı diğer 5 kardeş tarafından kurulduğunu ve geçen 50 yıla yakın sürede şirket esas sözleşmesinde yazan iştigal konusu dahilinde inşaatlar yaptığını , taşınmaz alıp sattığını ve ... Grubu'na bağlı sair şirketlerle birlikte ülkemize sayısız ve eşsiz yapıtlar kazandırdığını , başarılı işler gerçekleştirdiğini, güzide bir şirket olduğunu, davacının babasının 1999 yılında vefat etmiş olması sonrası, davacının diğer mirasçılarla birlikte, müvekkil şirkete % 1,56 pay oranı ile veraseten ortak olduğunu, müvekkil şirketin bir aile şirketi olduğunu, her dönem aileyi de güçlü kılacak şekilde ve aile menfaatleri gözetilerek yönetildiğini ve halen de yönetilmekte olduğunu, müvekkil şirket Yönetim Kurulunun, davacının afaki ve gayrivarit beyanlarının aksine, herhangi bir taşınmaz satışı gerçekleştirmediğini , aksine bir kısım taşınmazları devraldığını, davacının dilekçesinde yer verdiği, "davalı tarafın amacı, şirketin içini boşaltıp, ortaklık yapmak istemedikleri taraflardan mal kaçırmaktır" şeklindeki beyanının aksine, şirketin 09.09.2024 toplantı tarihinden tarihinden bu yana herhangi bir taşınmaz satmadığını , tam aksine iştigal konusu olduğundan taşınmaz devralmıştır ki alınan malların %98,84 hisseye sahip diğer ortaklar gibi %1,16 hisseye sahip davacının da lehine olduğunu, davacının, "taşınmaz satış yetkisi verilmesinin müvekkilini mağdur ettiği" yönündeki beyanlarının da, doğru olmayan, gerçek dışı ve gayrivarit beyanlar olduğunu, müvekkil şirketin, eski ve mevcut yöneticileri ve sair ortakları iyi niyetle ve tüm güçleriyle şirket ve ortaklarının menfaati için çaba sarfetmiş olup, sarfetmeye de devam ettiğini, dava dilekçesinde; 2019 yılında değişen yönetim kurulu sonrası, aleyhine gerçek dışı beyanlarda bulunduğu şirketten bu güne kadar aldığı yüksek miktarlı avans ödemelerinden dilekçesinde hiç bahsetmediğini, bahsetmemesinin, davacının, şirketin, şirket ortaklarına adil davrandığı ve mal kaçırmak niyetinde olmadığı gerçeğini, saklama çabasında olduğunu ortaya koyduğunu, davacının iptalini talep ettiği taşınmaz satışına dair genel kurul kararlarının iptalini gerektirir bir durum söz konusu olmadığını, toplantının, çağrı usulüne uygun olarak gerekli toplantı nisabı sağlanarak gerçekleştirildiğini ve karar nisapları sağlanarak kararlar alındığını, toplantıda ilk 5 madde itirazsız karar altına alındığını ancak taşınmaz satışına dair 6. ve 7. maddeler ile yönetim kurulu üyelerinin TTK.395. ve 396.maddeleri gereğince yetkilendirilmesine dair kararlara, davacı muhalefet şerhi düşmeksizin, sadece olumsuz oy kullandığını, davacının iptalini talep ettiği 6 ve 7 no'lu kararların, toplantıya katılan ortakların, davacı (%1,16) dışında, neredeyse tamamının (%91,5) olumlu oyu ile alındığını , zaten, şirketin ana sözleşmesinde yer alan taşınmaz alım-satımı amacına uygun, şirket esas sözleşme ile yönetim kuruluna tanınmış yetkilerin, ortaklarca teyidinden ibaret olduğunu, davacının iptalini talep ettiği bu yetki kararları olmasa da yönetim kurulunun, ana sözleşmeye göre şirket adına, şirket mali dengelerinin ve istikrarının korunması adına taşınmaz satabileceğini, TTK 395. ve 396.madde gereği yetkilendirmeye dair 8 no'lu kararın ise, her genel kurul toplantısında, adeta usul halini almış bir yetkilendirme olup, ortakların %90'nı geçen çoğunlukla kabulünde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, ayrıca taşınmaz satışına dair yetki kararı ile TTK.395 ve 396.maddeler gereği yetkilendirme kararının, başlı başına davacıyı mağdur eden bir durum olarak da kabul edilemeyeceğini, davacının bir mağduriyeti de olmadığını, alınan kararlara bağlı davacının gerçekleşmiş veya muhtemel bir zararı bulunmadığını, ileride de yapılabilecek bir satıştan mağdur mu olacağı, yoksa hissesinin değerinin mi artacağı veya kar mı edeceği belli olmadığından, davacının, işbu davayı ikame etmekte hukuki bir yararı da bulunmadığını,davanın bu nedenle de reddi gerektiğini, davacanın İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/360 E., 2014/361 E.ve 2014/362 E. Sayılı dosyalarında tüm taleplerinin onaylandığına yönelik beyanlarının gerçek dışı beyanlar olduğunu, anılan dosyalardan sadece, 2014/360 E.sayılı dosya müvekkil şirketle ilgili olup, diğerlerinde müvekkil şirketin taraf olmadığını, 2014/360 E.sayılı dosya ise halen 2021/830 E. olarak derdest olup, bu ve anılan diğer dosyalarda önceden verilen kararların hiç birisinde, davacının beyanının aksine tüm taleplerinin kabul edilmediğini, anılan davalar konusu edilen, 1999-2011 yılları arasına ait toplantıların yarısının, toplantıya davet usulüne uyulmadığı şeklindeki haksız gerekçe ile iptal edildiğini, diğer yarısının ise geçerli sayıldığını, davacının tüm dosyalardaki kar payı dağıtılması taleplerinin ise tamamı reddedildiğini, davacı beyanının aksine, halen derdest olan 2021/830 sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunda, "davalı tarafın davacıyı mağdur etmek ve haklarını gaspetmek için" genel kurullar yaptığına yönelik, hiç bir beyan ve tespit de bulunmadığını, davacı tarafından, anılan dosyadaki dava içeriği dönemlerde, farklı yönetim kurulu üyeleri görev yapmış olup, 2018 yılındaki köklü yönetim kurulu üyeliği değişikliğinden sonra iptale tabi olmuş bir genel kurul toplantısı bulunmayıp, yönetim kurulu üyeleri hukuka ve usule uygun olarak yönetim gerçekleştirdiğini ve ortakların her türlü hak ve menfaatlerini koruduğunu , korumaya da devam ettiğini, davacının haksız ve gerçek dışı iddialarını kabul ettikleri anlamına gelmemek ve yukarıda sundukları beyanların aksi anlaşılmamak üzere davacının bu iddialarının yeri, olsa olsa, herhangi bir işleme dayalı yöneticilerinin şahsi sorumluluk davası olabileceğini, davacının 09.09.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların yürütmesinin durdurulmasına yönelik talebinin de yasal şartları üzerinde taşımayan, haksız, gayrivarit beyanlara dayalı bir talep olup, reddi gerektiğini, alınan taşınmaz satışına dair kararlar şirket ana sözleşmesinde belirtilen amaçların gerçekleştirilmesinin genel kurulca teyit edilmesine yönelik olduğunu ve aksi bir durumda ,müvekkil şirketin taşınmaz alım satımını durdurmak, şirket ana sözleşmesindeki amaca dair işlemleri yapamayacak olması ve zarar etmesi demek olduğunu, mahkemenin, yargılamayı gerektiren bir hususta, davanın esasını halledecek şekilde tedbir kararı vermesinin de mümkün olmadığını, kaldı ki, davacının teminat yatırmadığını veya yatırmayı teklif etmiş de olmadığını, ihtiyati tedbir talebinin reddini talep ettiklerinden bahisle müvekkili şirketin davacının sürekli olarak açtığı haksız davalar yüzünden uğradığı iş kaybı, finansal kayıplar ve ticari itibar kaybına dair maddi-manevi, menfi-müspet zararları ile sair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; kararları uygulanmasının durdurulmasına yönelik, haksız tedbir talebinin reddine, haksız, usul, yasa ve yerleşik içtihatlara aykırı davanın usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..Dava, davalı ...'nin 09.09.2024 Tarihinde Yapılan 2023 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.Toplantıda alınan 6 nolu karar şirketin aktifinde kayıtlı taşınmazların satışına yetki verilmesi, 7 nolu karar iştirak şirketinin aktifinde kayıtlı taşınmazların satışına yetki verilmesi ve 8 nolu karar yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396 maddeleri gereğince yetki verilmesine ilişkin olduğu, 1,56 oranında pay sahibi olan davacının vekili vasıtasıyla toplantıda temsil edildiği ve ret oyu verdiği görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Genel kurul kararlarının iptali İptal sebepleri başlıklı 445 nci maddesi "(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." ve İptal davası açabilecek kişiler başlıklı 446 ncı maddesi "(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir." hükmünü düzenlemiştir. Davacı taraf davalı şirkette pay sahibi olup toplantıda vekili vasıtasıyla temsil olunduğu, alınan 6, 7 ve 8 nolu kararlara karşı ret oyu kullandığı ancak muhalefetini tutanağa geçirtmediği, Kanun gereği ancak olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirtenlerin genel kurul kararlarının iptalini talep edebileceği anlaşıldığından davanın reddine " karar verilmiştir İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel mahkemenin gerekçesinde belirttiği muhalefet şerhine ilişkin 06/01/2025 tarihli cevaba cevap dilekçesinde "Genel Kurulda yüksek bir orana sahip olan davalı taraf yöneticilerinin gerçek bir Genel Kurul yapmadıklarını, daha önceki davalarda da kabul edildiği üzere baskı ve önceden hazırlanan tutanaklar ile sadece imzaların atıldığı, bir istişare dahi yapılmadığı, muhalefet şerhi koymamıza izin verilmediği"nin beyan edildiğini, Genel Kurul'un yokluk hallerinden biri olan bu iddialarının Yerel mahkemece dikkate alınmadığını ve araştırılması yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, Yerel Mahkemece yargılama sırasında ve sonrasında gerekçeli kararında da Genel Kurulun yokluk hallerine yönelik inceleme yaptığına ilişkin bir ibare olmadığını, dosyaya Ticaret Sicil Gazetesinden getirtilen ve dosyada mübrez evraklardan Genel Kurul'un paydaşlara usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmediğinin anlaşılamadığını, TTK m. 414 "pay defterinde yazılı pay sahipleri ile önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adresini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler iadeli taahhütlü mektupla bildirilir." hükmüne amir olduğunu, her ne kadar toplantı tutanağında pay sahiplerine PTT aracılığıyla iadeli taahhütlü mektupla çağrı yapıldığı belirtilmişse de dosyada usulüne uygun tebliğ yapılıp yapılmadığını gösterir herhangi bir evrak girmediğini, Yerel mahkemece Genel Kurul'un yokluk hallerinin re'sen incelenmesi gerekirken dosyada tebliğe ilişkin herhangi bir evrak bulunmamakta olup ,mahkemece bunun araştırmasının yapılmadığını, yokluk halinin mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğini, Yerel Mahkemece eksik inceleme yapılarak karar verildiğini beyanla istinaf başvurularının kabulüne, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/03/2025 tarih 2024/922 E 2025/233 K sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava; davalı şirketin 09.09.2024 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamına göre 5.619.800,00 TL sermayeli, 34 ortaklı olan davalı şirkette davacının 87.809,30 TL'ye karşılık gelen %1,56 oranında hisseye sahip olduğu, davacı ve dava dışı ortaklarla birlikte 32 ortağın iptali istenen genel kurul toplantısına katıldığı anlaşılmaktadır. Dosyaya ibraz edilen 09.09.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlardan 6 nolu kararın şirketin aktifinde kayıtlı taşınmazların satışına yetki verilmesine, 7 nolu kararın iştirak şirketinin aktifinde kayıtlı taşınmazların satışına yetki verilmesine ve 8 nolu kararın yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396 maddeleri gereğince yetki verilmesine ilişkin olduğu, davacının vekili vasıtasıyla temsil edildiği toplantıda ret oyu verdiği , kararların 87.809,30 olumsuz oya karşılık 5.144.302,01 olumlu ol ile kabul edildiği görülmektedir. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Eldeki davanın, iptal davası için aranan üç aylık hak düşürücü süre içinde 09.12.2024 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Genel kurul toplantısına çağrı usulü TTK'nın 414. maddesinde açıklanmıştır. Anılan madde hükmü gereğince genel kurul, toplantıya esas sözleşmede gösterilen şekilde şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.Toplantıya çağrının usulüne uygun yapılmaması çağrıya dair bir eksiklik olup, pay sahibi davacıya iptal davası açma hakkı vermekle birlikte tek başına bu aykırılık genel kurul toplantının iptali sonucunu doğurmaz.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi. 2016/6268 E. 2018/353 K. sayılı 17.1.2018 tarihli, 2016/5401 E. 2017/4832 K sayılı 28.9.2017 tarihli kararı) Çağrıdaki usulsüzlüğün yaptırımı, genel kurula katılmayan ortağa kararlara muhalefet şerhi yazdırmadan süresinde dava açma hakkı vermesidir. Bunun dışında alınan kararların kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı bulunduğunun davacı tarafından ayrıca kanıtlanması gerektiği gibi çağrı usulsüzlüğü nedeniyle toplantıya katılamamanın, kararın neticesine etkili olduğunun saptanması zorunludur. Başka bir anlatımla, toplantıya katılıp da red oyu vermiş olsaydı o kararın alınamayacak olması gerekir.Dosya kapsamından dava konusu 09.09.2024 tarihli genel kurul toplantısının tarihi ve gündeminin Ticaret Sicil Gazetesinin 15.08.2024 tarih ve 11144 sayılı nüshasında ilan edildiği, genel kurul bildiriminin davacının adresine 23.07.2020 tarihinde iadeli taahhütlü olarak gönderildiği, tüm ortaklara bildirim gönderildiğine dair dosya içerisinde posta alındı listesinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Tebligatların sonuçları dosya içeriğinden anlaşılamamakla birlikte davacının ve dava dışı 31 ortağın toplantıya asaleten ve/veya vekil aracılığıyla toplantıya katıldıkları gözetildiğinde çağrı, usulüne uygun şekilde yapılmış olup, ortaklara çıkartılan tebligatların tebliğ edilmemiş olması ihtimalinde dahi bu husus, çağrı usulsüzlüğü olarak değerlendirilemez. Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Eldeki davada davacı tarafça davaya konu genel kurulun gerçek bir genel kurul olmadığını, baskı ve önceden hazırlanan tutanaklar ile sadece imzaların atıldığı muhalefet şerhi koyulmasına izin verilmediği ileri sürülştür. TTK'nun butlan sebeplerini düzenleyen 447. Maddesinde genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlarının batıl olduğu düzenlenmiştir. Butlan ve iptal davasının yanı sıra her ne kadar Kanunda düzenlenmemiş olsa da doktrin ve uygulamada ilgililerin açacağı bir tespit davası ile yokluk nedeniyle hükümsüzlüğün tespit edilmesinin talep edebileceği kabul edilmektedir. Butlan ve yokluk istemli dava bir süreye bağlı olmadığı gibi bu halde muhalefet şerhi bulunmasına gerek de yoktur.Genel kurulun kararlarının iptali istemine ilişkin davalarda mahkemece resen öncelikle alınan kararların yokluk veya TTK 447. maddesi kapsamında butlan yaptırımına tabi olacak nitelikte kararlardan olup olmadığı değerlendirildikten sonra iptal davasının koşullları değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmadan iptal talebi yönünden inceleme yapılarak sonuca varılmıştır. Bununla birlikte davaya konu genel kurulun baskı ile yapıldığı ve önceden hazırlanan tutanaklara sadece imzaların atıldığı , muhalefet şerhi koyulmasına izin verilmediği yönündeki iddialara ilişkin olarak dosya kapsamına davacı tarafça somut delil de sunulmamıştır. Bu durumda anılan iddiaların tek başına davaya konu genel kurul kararlarının butlanı ve yok hükmünde sayılması için sebep teşkil etmeyeceği açıktır. İptal davası açılabilmesi için olumsuz oy kullanılması tek başına yeterli olmayıp, ayrıca karşı oy kullanan ortağın oylamadan sonra muhalefetini tutanağa geçirmesi veya bu hususta ayrı bir dilekçe vermesi dava şartıdır. Somut uyuşmazlıkta davacının vekili, katıldığı davaya konu genel kurul toplantısında alınan 6, 7 ve 8. Maddeleri yönünden oylamadan sonra muhalefetini, tutanağa şerh etmek veya tutanağa eklenmek üzere yazılı olarak sunmak suretiyle bildirmemiştir. Anılan kararların yeterli nisapla alındığı gözetildiğinde Mahkemece dava şartı olan muhalefetin bulunmaması nedeniyle genel kurul kararlarının iptali isteminin reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğrudur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025