(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/21184 E. , 2013/5540 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve…
**(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/21184 E. , 2013/5540 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Dolandırıcılık suçunun sigorta bedelinin alınması amacı ile işlenmesi halinde TCK'nun 158/1-k bendindeki nitelikli hali oluşacaktır. Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kimse olması şart değildir. Keza, sigorta edilen riskin türü de önemli değildir. Somut olayda; sanık ...'in temyiz dışı sanık ...’un arkadaşı olduğu, ... plakalı araçla daha önce yaptıkları kaza nedeniyle kusurlu olmaları nedeniyle sigorta bedeli alamayacaklarını bildikleri için önce sanık ...'in aracı yoldan çıkartarak ön camı ve ön sağ farı taş ile kırdığı, kolluğu araması üzerine kolluğun yapmış olduğu inceleme neticesinde olayın doğru olmadığının anlaşıldığı, daha sonra aracın kasko sigortasından faydalanmak amacı ile servise götürüp 06.02.2008 tarihinde plakasını alamadıkları ... marka araca çarparak kaza yaptıklarını belirtilerek sigorta şirketine faks çekip, sigorta şirketinden tazminat almak üzere başvuruda bulundukları, ancak sigorta şirketinin tazminat bedelini ödemediği olayda, sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılığa teşebbüs suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. 5237 sayılı TCK'nın 53.maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamış, gerekçeli karar başlığında ve hüküm fıkrasında suçun "sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılığa teşebbüs" yerine "tacir ve şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı" yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak görülmüştir. Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın çok üzerinde 120 gün olarak tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK.nun 61.maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından sırasıyla “120 gün" “60 gün” "50 gün" ve “1000 TL” terimlerinin çıkarılarak yerine sırasıyla “5 gün” “2 gün”, “1 gün”, ve “20 TL“ terimleri eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.