7. Hukuk Dairesi 2010/1410 E. , 2010/3319 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... A.Ş. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacı tarafın tam kusurlu olduğu kabul edilere…
**7. Hukuk Dairesi 2010/1410 E. , 2010/3319 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... A.Ş. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacı tarafın tam kusurlu olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamında toplanan delillere uygun düşmemiştir. Borçlar Kanununun 44/1 maddesi hükmünde; zarar gören tarafın zararın meydana gelmesine razı olması yahut kendi fiili ile zararın meydana gelmesine veya zararın artmasına yardım etmesi veya zararı meydana getiren kişinin durumunu ağırlaştırması durumunda, hakime hükmedilecek tazminatta indirim yapma veya tazminata hükmetmekten tümüyle kaçınma yetkisi tanımak suretiyle ortak (müterafık) kusurlu davranışın tazminata etkisini kabul etmiş bulunmaktadır. Zararla sonuçlanan hukuka aykırı bir davranışta bu maddenin uygulanabilmesi için, öncelikle ortak kusurun belirlenmesi gerekir. Bunun için de zarar görenin zarardan kaçınma görevini yerine getirmemesi ile ortaya çıkan davranışının objektif ölçülerle bir kusur sayılıp sayılamayacağı ve bu kusurun zararın meydana gelip gelmemesinde bir payı (illiyet bağı) olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Somut olaya gelince, mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, davacı idarenin hasar gören telleri yönetmelikte belirtilen yükseklikte döşememesi sebebiyle davacı tarafın meydana gelen olayda tamamen kusurlu olduğunun açıklandığı anlaşılmaktadır. Teller yönetmelikte belirtilen yükseklikte döşenmemiş olması nedeniyle hasar meydana gelmiş olsa dahi, gündüz vakti şehir merkezindeki karayolunda seyreden davalı araç sürücüsünün kendisini yol koşullarına uydurarak seyretmesi gerektiği, yönetmelikte belirtilen yükseklikte olmayan telleri görmemesinin de kazanın meydana gelmesinde etken olduğu gözetildiğinde, davacı tarafın tam kusurlu olduğundan değil, ancak bölüşük (müterafik) kusurundan söz edilebilir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan olgular dikkate alınarak dosya yeniden bir başka bilirkişiye verilmeli, davacı ve davalı tarafa açıklanan kusurlu davranışları nedeniyle yükletilmesi gereken müterafik kusur oranı saptanmalı, uzman bilirkişi heyetinden BK 44.maddesi hükmü de dikkate alınarak az yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olguları yansıtacak biçimde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.