11. Hukuk Dairesi 2011/7338 E. , 2012/14091 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/02/2011 tarih ve 2010/1067-2011/206 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm b
**11. Hukuk Dairesi 2011/7338 E. , 2012/14091 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/02/2011 tarih ve 2010/1067-2011/206 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde ticari kredi mevduat hesabı bulunduğunu, bu hesabından kredi kullanılmış gibi üç ayda bir haksız olarak kredi tahsis bedeli adı altında para kesildiğini ileri sürerek, şimdilik 1.575 TL'nın yasal faiziyle birlikte davalıya iadesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, alınan ücretin bankacılık uygulamaları ve yasal mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının özgür iradesi ile imzaladığı sözleşmeler çerçevesinde her nevi komisyon, KKDF, BSMV gibi giderlerin ihtara gerek olmaksızın müşteri hesabına borç kaydedilebileceği, bu düzenlemenin müşteri açısından bağlayıcı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, bankacılık işleminden kaynaklanmakta olup, uyuşmazlık davalı Banka'nın davacının hesabından kestiği tutarların yasal olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Kredi tahsis bedeli altında kesintiye gidilmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye ve bankacılık uygulamalarına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi özel ve teknik bilgiyi gerektirir. Mahkemece de bu husus kabul edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılması cihetine gidilmiştir. Görüşüne başvurulan bilirkişi, kesintinin yasal olmadığını, ancak sözleşmelerde yer alan genel nitelikteki hükümlere dayalı olarak dava konusu ücretin alınıp alınamayacağı konusundaki takdirin mahkemeye ait olduğu nu bildirmiştir. Bu durumda, söz konusu kesintilerin neyin karşılığı olduğu hususunda hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde sektörden bir bilirkişiden alınacak rapora göre karar vermek gerekirken, bankacılık konusunda ne şekilde uzman olduğu anlaşılamayan avukat bilirkişiden alınan rapora göre karar verilmesi doğru olmadığı gibi davacının, davalı Banka'nın daha önce yaptığı kesintilerin bir kısmını iade ettiğine ilişkin iddiasının da nazara alınmaması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.