7. Hukuk Dairesi 2008/2611 E., 2008/2649 K. 7. Hukuk Dairesi 2008/2611 E., 2008/2649 K. - HAZİNE ADINA TESPİT - KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ - MERA - YEREL BİLİRKİŞİ VE TANIK- 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 14 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 16 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 18 ] "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi,…
7. Hukuk Dairesi 2008/2611 E., 2008/2649 K. **7. Hukuk Dairesi 2008/2611 E., 2008/2649 K.** **- HAZİNE ADINA TESPİT - KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ - MERA - YEREL BİLİRKİŞİ VE TANIK**- 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 14 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 16 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 18 ] **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava konusu taşınmazın tesbitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılamada taraflar bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Mahkemece, dava ve temyize konu 238 ada 9 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı, tespit gününde adına tescile karar verilen davacı Belediye Tüzel Kişiliği yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmaza komşu 13 parsel sayılı taşınmazın mera niteliğiyle sınırlandırılarak tesbit edildiği dikkate alındığında yanlar arasındaki uyuşmazlığın dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde toplandığı kuşkusuzdur. Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi yada taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. Kural olarak meraların çıplak mülkiyeti hazineye "intifaı" bir başka deyişle yararlanma hakkı taşınmazın bulunduğu belde yada köy tüzel kişiliğine aittir. Öte yandan davacı tarafın sıfatı ile uyuşmazlığın niteliği dikkate alındığında, bu nitelikte taşınmazlar belediye hudutları içerisinde kalsa bile mülkiyetinin belediye tüzel kişiliğine geçmesi hukuken olanaksızdır. Nitekim bu olgu öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılık kazanmış olup Yüksek İdari Yargı yeri olan DANIŞTAYIN 2981 Sayılı Yasanın 11.maddesi hükmü ile ilgili olarak oluşturduğu, uygulama ve mütalaa ile doğrulanmıştır. O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753-5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma, 4342 sayılı Yasa uyarınca, taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılıp yapılmadığının Mülki Amirlikten sorulup saptanması zorunludur.