11. Hukuk Dairesi 2009/1365 E. , 2010/12347 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/03/2008 tarih ve 2003/1112-2008/155 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.11.2010 gününde davacı avukatı .... ile davalı avukatı .... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avuk…
**11. Hukuk Dairesi 2009/1365 E. , 2010/12347 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/03/2008 tarih ve 2003/1112-2008/155 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.11.2010 gününde davacı avukatı .... ile davalı avukatı .... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait malları Ambarlı’dan Bremarhaven limanına, oradan da Bremen’e konteyner içinde taşıma işini yüklendiğini, Bremen’e kara yolu ile taşıma sırasında konteyner içine yanlış istiflenen kağıt ruloların gerekli naylon veya tahta kenarlıkla kıpırdayamayacak şekilde sabitlenmemesi nedeniyle meydana gelen kaza sonucu ve konteynerde ve araçta hasar meydana geldiğini, müvekkilince ödenen 14.613,67 Euro’dan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 2.100 Euro sondaj bedeli olarak tahsil edilen bedelin mahsubu ile bakiye 12.513,67 Euro’nun faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, malların hatalı yüklenmediğini, kaldı ki dava konusu malların hatalı yüklenmesi halinde dahi sorumluluğun davacıda olduğunu, dava konusu kaza ile ilgili olarak müvekkilinin geç bilgilendirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından davalıya ait 10 rulo kraft kağıdın Ambarlı/İstanbul’dan Bremarhaven Limanına, oradan da Bremen’e konteyner içinde taşıma işininin üstlenildiği, malın konulduğu konteynerin Bremen’e karayolu ile nakliyesi sırasında konteyner içindeki kağıt rulolarının kayması neticesi hasar meydana geldiği, taşıma işine esas teşkil eden konteynerdeki malın konteynere yükleten/gönderici/davalı tarafından istiflendiği ve bu şartla kabul edildiğine göre sorumluluğun davacıda olmayıp tamamen davalıda olduğu, hasarın yanlış istiflemeden kaynaklandığı, meydana gelen zararda davalının tam kusurlu olduğu sonucuna varılarak, 12.513,67 Euro’nun 08.09.2003 dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek değişen oranlarda Euro faizi işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dava, Türkiye’den Bremen’e davacı tarafından konteyner içinde taşınan emtianın istifindeki hata nedeniyle aracın kaza yaptığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davalı tarafından konteynere yüklenen ve davacı tarafından taşınması üstlenilen emtianın Çorlu’dan karayolu ile Ambarlı’ya, oradan da Bremenhaven’e deniz yolu ile taşındığı, en son Bremen’e karayolu ile taşındığı sırada meydana gelen trafik kazasında hasarlandığı taraflar arasında tartışmasızdır. Davaya konu olay, karayolu ile taşıma sırasında gerçekleşmiş olup, uyuşmazlığa uygulanması gereken Karayolu ve Milletlerarası Mal Nakliyatı Mukavelesi İle İlgili Anlaşma (CMR)’nin 17/1.maddesi uyarınca kural olarak taşıyıcı malları teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar, bunların tamamen veya kısmen kaybından ve vukubulacak hasardan mesul ise de, aynı Konvansiyon’un 17/4-c maddesi uyarınca, malların gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden şahıslar tarafından taşınması, yüklenmesi, istif edilmesi veya boşaltılması nedeniyle oluşan hasarlardan dolayı taşıyıcının ibra edileceği belirtilmiştir. Davacı vekili, davalı gönderen tarafından emtianın konteynere hatalı istiflendiğini, bunun da kazaya neden olduğunu iddia etmiştir. Davalı vekili ise, istif hatasının söz konusu olması halinde yükün Çorlu’dan Ambarlı’ya karayolu ile taşındığı ilk bölümde meydana gelmesinin daha yüksek bir olasılık olacağını, kazanın istif hatasından değil sürücü kusurundan meydana geldiğini savunmuştur. CMR Konvansiyonu’nun 17/4-c maddesi uyarınca hasardan taşıyıcının sorumlu tutulmaması için kazanın istif hatasından kaynaklandığı konusunda uygun illiyet bağı bulunması gerekir. Bunun da davacı taşıyıcı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Davacı tarafından 28.02.2006 tarihli dilekçe ekinde sunulan ve resmi bir tasdiki içermeyen, Lengen Emniyet Müdürlüğü tarafından Maersk şirketine hitaben çekildiği iddia edilen faks metni tercümesinde, “Maersk şirketi yetkilisinin verdiği bilgiye göre şoför tarafından uygun bir yük emniyetinin sağlanıp sağlanamadığına dair bir kontrolün yapılmasının mümkün olmadığı,…..polis tarafından şoförün fazla hız yaptığının iddia edildiği, zira yük emniyeti hakkında hiç bilgisi olmayan sürücünün buna göre hızını ayarlaması gerektiği, ancak malı teslim alırken uygun yük emniyetinin sağlandığına güvenen sürücünün suçunun hafifleyeceği…”belirtilmiş, hükme esas alınan 12.11.2007 tarihli bilirkişi raporunda da bu belgeye itibar edilmiştir. Konteyner taşımasının söz konusu olduğu dava konusu olayda konteynerin Çorlu’dan Ambarlı’ya karayolu ile taşınması sırasında bir kazanın olmaması, Bremenhaven’e deniz yolu ile gelen konteynerin Bremen’e karayolu ile taşınmak üzere tekrar kamyona yüklenmesi, bu aşamada konteynerin kamyona sabitlenmesinin gerekip gerekmeyeceği, dava konusu olayda konteynerin kamyona sabitlenip sabitlenmediği, konteynerin kamyona sabitlenmesi halinde Bremerhaven-Überseehafen çıkışında otoyolu terk sırasında benzer bir kazanın meydana gelip gelmeyeceği, hız miktarı konusundaki tespitlerin teknik bir kayda yada tanık beyanına dayalı olmayıp sürücü beyanına göre belirlendiği, konteyner yüklü aracın hız sınırının ne olması gerektiği hususları dikkate alınarak, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde emtianın konteynere hatalı istiflenmesinin etkisinin ne olacağının uzman bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alınarak belirlenmesi gerekirken, bu konuda bir değerlendirme içermeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir. 2-Kabule göre ise; Davacı, trafik kazası sonrası emtianın araçtan indirilerek bir depoya alındığını iddia ederek boşaltma ve muhafaza masraflarının tahsilini istemiştir. CMR Konvansiyonu’nun 14.maddesi hükmüne göre, malların teslim mahalline varışından sonra, şartların bunların teslimini engellediği hallerde, taşıyıcı göndericiden talimat isteyecektir. Gönderici CMR’nin 12.maddesi uyarınca taşıyıcıya talimat verecektir. Buna göre, CMR’nin 12.maddesinin 5(a) paragrafı uyarınca gönderici, taşıyıcıya verilen yeni talimatının bulunduğu sevk mektubunu ibraz edecektir. Teslime engel bir durumun söz konusu olması ve taşıyıcının bu durumla ilgili olarak göndericiden talimat istemesine karşın, göndericinin sessiz kalarak herhangi bir talimat vermemesi durumunda, taşıyıcı CMR’nin 16.maddesinde yazılı olan malı boşaltma ve satma yetkisini kullanabilecektir. Bu durumda da taşıyıcının yapacağı işlemlerin, makul masraflarla karşılanması gerekmektedir. Dava konusu olayda davalı tarafından konteyner içinde gönderilen malı taşıyan araç 24.09.2002 tarihinde kaza yapmıştır. Yükün alıcı tarafından teslimine engel bir halin ortaya çıkmasından sonra davacı taşıyıcı, gönderenden bir talimat almadan yükü depoya indirmiş, bilahare 24.10.2002 tarihli yazı ile masraflardan davalının sorumlu olacağını bildirmiştir. Davacı taraf, 24.10.2002 tarihinden önce yük hakkında davalı gönderenden talimat istendiğine dair geçerli bir kanıt sunmamıştır. Davalı yük göndericisi de 11.04.2003 tarihli yazı ile kaza nedeniyle oluşan tüm masrafların karşılanması için malı davacıya terk ettiğini bildirmiştir. Mahkemece, (1) numaralı bentte belirtilen araştırmaların yapılmasından sonra davalıdan tazminat istenebilmesinin mümkün görülmesi halinde, davacının CMR Konvansiyonu’nun 14 ve 12.maddesine uygun davranıp davranmadığı, davacının davalı gönderene olayı geç ihbarı nedeniyle artan bir zarar olup olmadığı, buna göre ne kadar tazminat istenebileceğinin değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.