11. Hukuk Dairesi 2013/14715 E. , 2013/22313 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Turgutlu (Kapatılan) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.06.2012 gün ve 2009/186-2012/309 sayılı kararı onayan Daire’nin 11.06.2013 gün ve 2012/14342-2013/12091 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinleni…
**11. Hukuk Dairesi 2013/14715 E. , 2013/22313 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Turgutlu (Kapatılan) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.06.2012 gün ve 2009/186-2012/309 sayılı kararı onayan Daire’nin 11.06.2013 gün ve 2012/14342-2013/12091 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin kullandığı kredinin teminatı olarak davalıya hayat sigortası yaptırdığını, sigortalının vefatı üzerine mirasçılarının tazminat talebinde bulunduğunu, ancak davalının talebi reddettiğini ileri sürerek, 50.000 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 11.06.2013 tarihli kararı ile onanmıştır. Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dava, hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 24.04.2007-24.04.2011 tarihleri arası için dört yıl süreli hayat sigorta sözleşmesi düzenlemiş olup davacıların murisi 27.12.2007 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin hastalığının gizlendiği gerekçesiyle sigorta tazminatı ödenmemiştir. Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme yükümlülüğünü düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar mal sigortalarını düzenlemekte ise de, Dairemizin yerleşik kararları uyarınca hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini de almıştır. Gerek TTK’nın 1290. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, buna ilişkin bir formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Somut olayda, davalı şirket tarafından sigortalanan murisin ölümünün kendisinde mevcut kalp ve damar hastalıkları ile damar hastalığına yönelik yapılan ameliyet sonrası gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, ölüme neden olan damar hastalığının 1999 yılında tespit edildiği ve 2007 yılına kadar birkaç kez cerrahi ve medikal tedavi uygulandığı Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen rapordan anlaşılmaktadır. Esasen bu husus mahkemenin de kabulünde olup davalı şirketin sunduğu sağlık beyan formu fotokopisinin altındaki imzanın davacı tarafça inkar edildiği, form aslı sunulmadığından imza incelemesinin yapılamadığı, murisin hastalığını gizlediğinin davalı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü yoluna gidilmiştir. Ancak, davalı taraf, davacıların murisinde mevcut hastalıkların, sözleşmenin kurulması sırasında bildirilmesi halinde sigorta poliçesinin düzenlenmeyeceğini savunduğuna göre mahkemece gerekirse sigortacılık uygulamaları konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle davalının bu savunmasının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmadığından davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2012/14342 E, 2013/12091 K sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2012/14342 E, 2013/12091 K sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 06.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.