11. Hukuk Dairesi 2024/4765 E. , 2025/3081 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/437 Esas, 2024/558 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/414 E., 2020/782 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tara
**11. Hukuk Dairesi 2024/4765 E. , 2025/3081 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/437 Esas, 2024/558 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/414 E., 2020/782 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkili ile babası önderliğinde kurulmuş bir aile şirketi olduğunu, yoklukla malul olduğu tespiti talep edilen 27.06.2019 yönetim kurulu öncesi şirketin ortaklarının ..., ..., ..., ... ve ... ...'den oluştuğunu, müvekili ile ... arasında muhtelif davalar bulunduğunu, bunlardan birinin de İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/318 E. kayden görülen genel kurul kararının iptali davası olduğunu, bahsedilen genel kurulun kayyum daveti ile yapılmış olmasına rağmen, toplantıya başkanlık yapan ... ile toplantı katibi tarafından genel kurul tutanaklarının değiştirilerek, sadece kendi tuttukları farklı bir genel kurul tutanağının tescil ve ilan edildiğini, buna dair gerekli başvuruların yapıldığını, genel kurul kararının iptali davasına konu genel kurulda müvekkilinin imza yetkisinin usulsüz kaldırıldığını, ...'in kendisini şirketin münferit imza yetkilisi yapan bir çok ana sözleşmee değişikliğini usulsüz işlemlerle gerçekleştirdiğini, ...'in bu suretle diğer ortakları ve şirketi zarara uğratan işlemlere devam ettiğini, ...'in müvekkilinin de annesi olan ...'in hisselerini hukuka aykırı şekilde ele geçirdiğini, 27.06.2019 tarihli ve 2016/6 sayılı, ...'in hisselerinin ...'e devrini onaylayan yönetim kurulu kararının ve hisse devrinin yoklukla malul olup iptali gerektiğini, 21.06.2019 tarihli pay devrinin şirket defterine işlenmesi talebine ilişkin evrak üzerinde, ...'in ve davalı şirket kaşesi üzerinde ...'in tek imzasının olduğunu, müvekkilinin yokluğunda, davet edilmediği 27.06.2019 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan kararda, pay devrinin işlenmesine karar verildiğini, müvekkilinin hukuka aykırı yönetim kurulu kararını aylar sonra tesadüfen öğrendiğini, yönetim kurulu toplantısının ilgili mevzuata uygun gerçekleştirilmediğini, yok hükmünde olduğunu, ...'in pay devri yapmaya ihtiyacını olmadığını, ...'in asıl amacının annelerinin mal varlığını ele geçirmek olduğunu, ...'in kötüniyetli işlemleri sebebi ile annelerine vasi atanması için dava açıldığını ileri sürerek davalı şirketin 27.06.2019 tarihli hisse devir kabulü hakkında yönetim kurulu kararının ve ... tarafından ...'e yapılan hisse devir işlemlerinin yoklukla malul olduğunun tespitine ve iptaline, şirket ortak ve yöneticileri arasında devam eden davalar nedeniyle şirkete yönetim kayyumu atanmasına, mümkün olmaması halinde davalar kesinleşinceye kadar denetim kayyumu atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, yönetim kurulu kararından bir sene sonra sonra açılan davanın kötüniyetli olduğunu, ...'in, kızı ... kendisine baktığı için hisselerini ölünceye kadar bakma sözleşmesi karşılığı devrettiğini, pay devrini yasaklayan her hangi bir durumun bulunmadığını, davacının şirketteki imza yetkisini sürekli kötüye kullandığını, bu sebeple ana sözleşme değişikliğine gidildiğini, ancak davacının imzasının olmaması ve oybirliği ile karar alınması gerektiğinden karar alınamadığını, bunun üzerine mahkemece atanan kayyum ile genel kurul toplantısı yapıldığını, oy çokluğu ile ana sözleşme değişikliğinin kabul edildiğini, anonim şirketlerde yönetim kuruluna çağrıya ilişkin özel bir düzenleme olmadığını, davacının tüm toplantılardan şirket personeli aracılığıyla haberdar edildiğini, toplantı ve karar nisapları bakımından usule aykırılık bulunmadığını, davacının yönetim kurulu kararı açısından hem yokluk hem de butlan hukuki sebeplerine dayanamayacağını, hisse devrinin pay defterine işlenmesine ilişkin karar açısından davacının herhangi bir hakkı ihlal edilmediğinden iptal kararı verilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 391. maddesine göre pay sahipleri, yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitini mahkemeden isteyebileceğinden davacının pay sahibi sıfatı ile bu davayı açmakta aktif husumetinin bulunduğu, dava konusu yönetim kurulu kararında davacının imzasının bulunmadığı, davalı şirketin üç yönetim kurulu üyesinin bulunduğu, 6102 sayılı TTK'nın 390/1 hükmü gereği toplantıda iki üyenin katılımı ve oyuyla karar alındığı, ancak davacı yönetim kurulu üyesinin bu toplantıdan haberdar edildiğine dair bir delil bulunmadığı, aynı Kanun'un 390/4 hükmüne göre çağrısız toplantı yapılması mümkün ise toplantı önerisinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmasının, alınacak kararın geçerlilik şartı olduğu, ispat yükü üzerine düşen davalının bu hususu ispatlayamadığı, 6102 sayılı TTK'nın 390/4 hükmü ile 391. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, anılan karar anonim şirketin temel yapısına uymayan mahiyette bulunduğundan butlan ile malul olduğu, davacının dava dışı ...'in sahibi olduğu hisselerin tamamının şirket ortaklarından ...'e devrine yönelik hisse devir sözleşmesinin tarafı olmaması sebebiyle davalı şirketin pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacının hisse devir sözleşmesinin yoklukla malul olduğunun tespiti talebi yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davacının 27.06.2019 tarihli yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti talebi yönünden talebin kısmen kabulüne, ilgili yönetim kurulu kararının 6102 sayılı TTK'nın 390/4 hükmü uyarınca batıl olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu yönetim kurulu kararı bakımından kendisine çağrı yapılmadığını ileri sürdüğü, kendisine yönetim kurulu toplantısı hakkında çağrı yapılmayan yönetim kurulu üyesinin, söz konusu hakkını ihlal eder şekilde toplanan yönetim kurulunda alınan karara karşı dava açma hakkının bulunduğu, ancak, yönetim kurulu üyesinin bu davayı açmakta hukuki yararının bulunması gerektiği, dava konusu, yönetim kurulu kararının pay devrinin onaylanmasına ve pay defterine kaydına ilişkin olduğu, davalı şirketin ana sözleşmesinin 6. maddesinde, hisse senetlerinin nama yazılı olacağı kabul edilmekle birlikte, dava dışı şirketin pay senedi bastırdığına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı gibi bu yönde bir beyana da rastlanmadığı, borsada işlem görmeyen şirketlerde nama yazılı payların senede bağlanması zorunluluğu bulunmadığı, nama yazılı paylar hakkında pay senedi çıkarılmaması halinde çıplak payın söz konusu olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 494/1 hükmüne göre, borsaya kote edilmemiş nama yazılı payların devri için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyetinin ve paylara bağlı tüm hakların devredende kalacağı, 494/3 hükmüne göre ise, şirketin, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılacağının düzenlendiği, somut olayda, pay devrinin onaylanmasına ilişkin yönetim kurulu kararının 27.06.2019 tarihli olup en geç bu tarihte devrin onaylanması için şirkete başvuru yapıldığının kabulü gerektiği, dava tarihine kadar devrin onaylanması talebinin reddine karar verilebilecek 3 aylık sürenin geçtiği, bu haliyle devre onay verilmiş sayıldığından dava konusu yönetim kurulu kararının yoklukla veya butlanla malul olmasının hisse devrinin onaylanmış sayılmasına bir etkisinin bulunmadığı, dolayısıyla davacının yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin dava bakımından hukuki yararının bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-(h) hükmü uyarınca davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunmasının dava şartı olduğu İlk Derece Mahkemesince HMK'nın 115/2 hükmü uyarınca davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, hisse devir sözleşmesinin yoklukla malul olduğunun tespiti talebi yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, 27.06.2019 tarihli yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti talebi yönünden davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, anonim şirket yönetim kurulu kararının butlanı, yoklukla malul olduğunun tespiti, hisse devir sözleşmesinin iptali taleplerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.