İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/03/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; davacı ...'ın ......A.Ş.'nin % 39, ...'ın ise % 9 paydaşı olduğunu, davalının ... AŞ'nin ... Başkanı olduğunu,2018 yılı mali tablolarında görülen davalı tarafından kullanılan faizsiz kredi gibi bazı şirket işlemleri için bilgi istediklerini, davalının şirketin en büyük hissedarı i…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/292 KARAR NO: 2026/382 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/11/2025 NUMARASI: 2024/368 Esas - 2025/751 Karar DAVA: Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/03/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; davacı ...'ın ......A.Ş.'nin % 39, ...'ın ise % 9 paydaşı olduğunu, davalının ... AŞ'nin ... Başkanı olduğunu,2018 yılı mali tablolarında görülen davalı tarafından kullanılan faizsiz kredi gibi bazı şirket işlemleri için bilgi istediklerini, davalının şirketin en büyük hissedarı iken zararda olunan yıllarda şirkete borçlanma yasağı kapsamında olup hiçbir şekilde borçlanma yapmaması, zarar olmayan yıllarda ise adatlandırmalı şekilde borçlanması gerekirken buna uyulmadığını anladıklarını, şirketin 29.05.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurulda Bağımsız Denetçi Raporunda da bu konuya yer verilmediğini, genel kurulda 2018 yılı finansal tabloların görüşülmesinin davacı talebiyle müzakerenin 1 ay süre ile ertelendiğini, 01.07.2019 ertelenen toplantı gününden önce ticari defter ve kayıtları detaylı inceleme talebinin de şirket yönetim kurulunca reddedildiğini, yönetimin ibra edildiğini, ancak davalı ...'nun ibra edilmediğini, açılan İstanbul 21. ATMnin 2019/136 esas sayılı davada şirkete özel denetçi atanmasına kesin olarak karar verildiğini, davalının yasaya aykırı borçlanmak suretiyle şirketi zarara uğrattığına bir şekilde vakıf olduklarını ileri sürerek davalının TTK 553 vd maddeleri uyarınca 2015-2016-2017-2018 faaliyet yılları içinde şirket yöneticisi olan davalının TTK nın 358 maddesine aykırı olarak adatlandırmadan (faizsiz bir biçimde) şirkete borçlanmak suretiyle şirketin uğrattığı zararın tespiti ve şimdilik 70.000-TL zararın davalıdan usulsüz işlem tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsili ile ....... AŞ ye ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; TTK nın 553 madde uyarınca sorumluluk davası açılabilmesi için TTK nın 560 maddesi uyarınca zararı ve sorumluluğu öğrendiği tarihten 2 yıl içinde davanın açılması gerektiğini, ... 'ın ilk kez 12.10.1993 de Yönetim Kurulu Başkanı, ... 'ın ilk kez 21.10.2018 tarihinde yönetim kurulu üyesi seçilip 29.5.2019 tarihli genel kurula kadar kesintisiz görev yaptıklarını, davacıların 2015-2016-2017-2018 yıllarında şirketi yönettiklerini, tüm işlemlerden ve borçlanmalardan bilgi sahibi olduklarını, 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, personel avansının tüm çalışan personel maaşlarına mahsuben kullanılan ücret, prim ödemesinin ise tüm personele performansı dikkate alınarak yönetim kurulunca taktir edilen bir ödeme olup TTK nın 358. maddesine aykırı bir durum olmadığını, davacıların da avans kullandıklarını, maaş avansları dahil personel avanslarına faiz işletilmediğini, şirketin SPK nın özel izniyle kurulduğunu, Borsa İstanbul'a kote olduğunu, genel kurullarda davacıların da olumlu oyları ile ibra edildiğini, TTK nın 558.maddesi uyarınca ibraya olumlu oy veren davacıların dava hakkı bulunmadığını, 29.5.2019 tarihinde yönetime seçilemediklerini,savcılıkta davalıya ücret avansı adı altında ödeme yapıldığı, davalı ...'a da benzer ödemeler yapıldığını, bunun şirket borç kalemi kapsamında olmadığının tespit edildiğini, öncelikle zamanaşımı,derdestlik itirazı ileri sürülerek aksi durumda davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece ilk olarak 2020/385 Esas - 2020/783 Karar sayılı karar ile " davalı tarafça derdestlik itirazında bulunulan davaların konularının farklı olduğu, ceza soruşturmalarının derdestlik veya kesin hüküm itirazına konu olamayacağı, 2015, 2016, 2017 yılı faaliyet raporlarını onaylayan ve ibraya olumlu oy kullanan davacıların bu dönemler için sorumluluk davası açma hakkı bulunmadığını, İstanbul 21 ATM'nin 2019/136 esas sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi heyet raporları hükme elverişli olduğundan yeniden bilirkişi incelemesi yapılmadığı,davalının 29/05/2018-31/12/2018 tarihleri arasında personel maaş hesabı avansından toplam 246.038-TL maaşve iş avansı kullandığı, 31/12/2018 tarihine kadar bu tutarı geri ödediği, 01/01/2019- 01/07/2019 tarihleri arasında toplam 107.778,71-TL maaş ve iş avansı kullandığı ve bu tutarı da bu tarihler arasında geri ödediği, aynı dönemde ...'ın da aynı hesaptan 34.326,01-TL maaş avansı kullandığı, şirkette çekilen maaş avanslarına da faiz uygulaması olmadığı,iş ve seyahat avansları tamamlandıktan sonra masraf fişleri ibraz edilerek kapatıldıkları, bu işlemlerin davacıların (İstanbul 21 ATM dosyasının davacıları ... ve ...) yönetici oldukları zamanlar da da sistematik olarak bu şekilde yapıldığı, avans prosedürünün bu şekilde işlediği, 2018 yılı için davacıların olumlu oy kullanmadıkları ve dava açma hakkını haiz oldukları davalının kusuruyla şirketi zarara uğrattığı ispatlanamadığından davacıların 2015, 2016,2017 yılları faaliyet dönemlerine ilişkin TTK nın 558/2 fıkrası uyarınca dava hakları bulunmadığından reddine, 2018 yılı faaliyet dönemine ilişkin yönetici sorumluğu nedeniyle tazminat taleplerinin esastan reddine, karar verilmiştir.Kaldırma kararı üzerine mahkemece ;Davacıların olumlu ibra oyu kullanmadıkları ve dava açma hakkına haiz oldukları 2018 yılı faaliyet dönemi için her ne kadar davacılar tarafından davalının dava dışı şirketten TTK'nın 358 maddesine aykırı olarak faizsiz borçlandığı iddia olunmuş ise de; Dava dışı şirketin, personel maaş hesabından yöneticilere veya şirket personeline verdiği maaş ve iş avansları için öteden beri faiz uygulamasının bulunmadığı, yine 2018 yılı faaliyet dönemi öncesinde de avans prosedürünün bu şekilde işlediği ve dava dışı şirket içinde faizsiz avans çekilmesinin olağan bir uygulama haline geldiği, davacı ... da dahil olmak üzere bir çok çalışan tarafından davaya konu dönemde faizsiz avans kullanımı yapıldığı, davalı tarafından çekilen avansların geri ödemesinin yapıldığı ve yapılan borçlanma nedeniyle faiz işletilmesi gerekmediği, şirket kayıtları/ finansal tablolar ile KAP a yapılan bildirimlerin uyumlu olup iddia edildiği gibi gizlenme durumunun sözkonusu olmadığı gibi davalının haksız fiilin özel bir türü olan TTK'nun 553 maddesi kapsamında yönetici sorumluluğunu gerektirir şekilde; haksız ve kusurlu bir fiil ile şirketi zarara uğrattığı hususu da ispat olunamadığı,bu kapsamda şirketin faiz zararına uğratıldığından bahsedilemeyeceği ve davacıların 2018 yılı faaliyet dönemine ilişkin yönetici sorumluğu nedeniyle tazminat taleplerinin esastan reddi gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle; Davacıların 2015-2016-2017 yılları faaliyet dönemlerine ilişkin olarak açtıkları davanın dava hakları bulunmadığından Reddine, 2018 yılı faaliyet dönemine ilişkin olarak açtıkları davanın Reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili; şirketin ....’ta yayınlanan finansal tablolarında açıkça var olduğu görülen davalının şirkete borçlarını gösteren kayıtların, şirket resmi kayıtlarına farklı şekillerde girilerek,“TTK nın358 madde hükümlerine aykırı olarak “davalının şirkete borçlandığını” kanıtladığını, şirketin bağımsız denetimden geçmiş ara dönem (3, 6, ve 9 aylık) finansal tablolarında “davalının şirkete borçlandığı” açıkça görülürken, dönem sonlarında sıfırlanan ve çeşitli kasıtlı muhasebe hataları ve oyunları ile gizlenmeye çalışılan işbu borçlanmalara ait günlük işletilmesi gereken faizlerin (adatlandırma) usulsüz olarak yapılmadığını, bunun yanı sıra 22.06.2020 tarihinde gerçekleştirilen 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan bazı kararların iptaline karar verilmesi talebiyle İstanbul 14. ATM nin2020/494 esas sayılı dosyada verilen 27.10.2022 tarih ve 2022/620 karar sayılı kararda; "Genel kurulda alınan 4 numaralı karara ilişkin olarak, bilirkişi kurulu her ne kadar "kullanılan hesap, nitelik itibarıyla adat faizine konu edilebilecek bir hesap olmadığından, bu yöndeki itirazların karşılıksız kalmış göründüğü, ayrıca 31.12.2019 tarihi itibarıyla hesaplarda borç/alacak bakiyesinin de bulunmadığı" gerekçeleriyle iptal koşullarının oluşmadığı görüşünü bildirmiş ise de; şirket ortaklarına verilen avansların ...... numaralı hesapta takip edilmemesi, neden avans verildiği, tahsil edilip edilmediği, faiz işletilip işletilmediğini ortakların anlama imkanı bulunmadığından dürüst resim ilkesine aykırı bulunup kararın iptali koşulunun oluştuğu" gerekçesiyle iptaline karar verildiği davalıya kullandırılmış olan kredi niteliğindeki borçların ortakların alacak ve borçlarının bulunduğu 1400 numaralı hesapta takip edilmesi gerekirken kasten personel avanslarının bulunduğu başka bir hesap üzerinden takip edilmesi nedeniyle adat faizi işletilmemesinin şirketi açıkça zarara uğrattığını,bilirkişi bir kanaate varamamış ise de şirketin 27.190,51.-TL faiz zararın oluştuğu,"nun hesaplandığını beyanla kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE VE SÜREÇ : Dava, Anonim Şirket Yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat talebine ilişkindir. TTK'nın 553(1). maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. TTK 358. Maddesi uyarınca" Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte karı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz. "hükmü bulunmaktadır.Davacılar vekili, 2015-2018 yıllarında yönetim kurulu başkanı olan davalının yasaya aykırı faizsiz borçlanmak suretiyle şirketi zarar uğrattığını ileri sürmüş; davalı vekili iddiaların doğru olmadığını, aralarında pek çok davanın olduğunu, davacıların husumet nedeniyle eldeki davayı açtıklarını bildirmiş; şirketin 2015-2016-2017-2018 yılları olağan genel kurul toplantı tutanaklarında YK Başkanının ... olduğu, 2015-16-17 yılları faaliyet raporlarının oy birliği ile onandığı, Yönetim kurulunun ibra edildikleri, toplantılarda toplam payın temsil edildiği davacıların da olumlu oy verdikleri görüldüğünden bu dönemle ilgili davacıların dava açma hakları olmadığına ilişkin kararda isabetsizlik bulunmamaktadır.2018 yılı mali yılın görüşüldüğü 01.07.2019 tarihli erteleme toplantısında davalı ibra edilmediği, davacıların olumsuz oy kullandıkları tespit edildiğinden bu yıla ilişkin olarak davacıların dava açma hakkı mevcuttur. İstanbul 21. ATM nin 2019/136 esas sayılı dosyasında davacı tarafça özel denetçi tayini ile şirket ticari defterlerinin ve mizanın incelenmesinin istendiği, mahkemece 2018 yılı esas alınarak özel denetçi tayini ile rapor alınmasına karar verildiği, alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında; yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile yakınlarına herhangi bir haksız menfaat sağlanmadığı, davalının 29.5.2018/ 1.7.2019 arasında davalıya personel maaş hesabı ve avansından küçük miktarlar halinde toplam 246.038- TL maaş ve iş avansı kullandırıldığı, bu tutarın aynı tarihler arasında geri ödendiği, davacı ... 'ın da aynı hesaptan 34.326,01-TL maaş avansı kullandığı, şirkette diğer personeller tarafından çekilen maaş avanslarına da faiz uygulanmadığı, TTK nın 358.maddesine aykırı borçlanma yapılmadığının tespit edildiği,İstanbul C. Savcılığı 2019/85702 sayılı soruşturma dosyasında davacılar tarafından borçlanma yasağına aykırılık nedeniyle yapılan şikayet nedeni ile yapılan incelemede davalının sermaye taahhüdünden kaynaklı vadesi gelmiş borcunun olmaması, şirketin geçmiş yıl zararları düşüldükten sonra öz kaynaklarının miktarına göre karda olması nedeniyle borçlanma yasağına aykırı durumun bulunmadığı, ...'na ücret avansı altında yapılan ödemenin müşteki ...'a da yapıldığı, bunun şirket borç kalemi kapsamında kalmadığı, şirketin bağımsız denetim kurumları ve YMMD tabi olduğu gözetilerek takipsizlik kararı verildiği, SPK incelemelerinde bağımsız denetimden geçmiş mali tabloların incelendiği gerçeğe aykırı bir açıklama ya da yanıltıcı olması sonucunu doğuracak herhangi bir eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir.Kaldırma kararında özetle ; Özel denetçi atanması talepli dava dosyası getirtilerek davalı tarafça kullanıldığı kabul edilen avansların niteliği tespit edilerek TTKnın 358. maddesi uyarınca borçlanma yasağına aykırılık teşkil edip etmediği, şirketin kayıtlarında ve finansal tablolarda davacıların iddiası gibi gizlenme durumunun söz konusu olup olmadığı, şirketin faiz zararına uğratılıp uğratılmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonuca varılması gerekirken,başka davada alınan rapor ile yetinilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir."denilmiştir.Kaldırma kararı üzerine ; davalı tarafından yapılan borçlanma nedeniyle faiz işletilmesi gereken bir borçlanma olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup alınan raporda 31.12.2017 yılında 1480 – Avanslar hesabının devri 100,59.-TL olup 2018 yılında tablo halinde sunulan ...., ...., ..., ...., ... ......, ...., ....,..... (iş Avansı), ...., ..., ..., Av... .., ..., ..., ., ...., ....., ....., .....,...., .,... ., ..., ....'nun toplam 1.165.433,34.-TL avans aldıkları,avans borçlarını kapattıkları,684.911,82.-TL'nin davalı tarafından kullanıldığı, Davacı ...’ın % 4,97 oranında 57.871,43.-TL avans kullanığı dönem içinde dava dışı şirkete 23.545,42 ödeme yaptığı ve 31.12.2018 tarihinde 34.326,01.-TL borcu kaldığı, KAP’ta yayınlanan mali tablolar ile Kurumlar Vergisi Beyannamesi ekindeki mali tabloların ticari defterlerdeki kayıtların uyumlu olduğu ve dava dışı şirkette avanslar hesabı tek hesapta muhasebe kaydı yapıldığı için verilen avansların iş avansı-personel avansı ayrımı yapılmadığı, Davalı ... .....nun 2015- 2018 yıllarında dava dışı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu ve şirketin ticari defterlerine göre davalının her ay avans kullandığı, 2018/Kasım ayı sonu itibariyle kullandığı avansı 2018/Aralık ayında 374.826,39.-TLödeyerek avans borcunu kapattığı, iş avansı olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Kaldırma kararı üzerine mahkemece alınan bilirkişi raporunda kaldırma kararından evvel alınan özel denetçi tayini davasında alınan bilirkişi raporuna paralel şekilde kullanılan iş avansı olduğu kanaatine varıldığı yıl içinde kullanılıp iade edildiği, faiz işletilmesi gerekmediği anlaşılmakla davanın reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmamış genel kurul kararının iptal edilmesi avansın niteliğini değiştirmeyeceğinden davacılar vekilinin karara yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiş,istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.02/03/2026