4. Ceza Dairesi 2012/28184 E. , 2013/23786 K. Görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından sanıklar ... ve ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetlerine dair, İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 11/03/2008 tarih ve 2006/575 esas, 2008/100 karar sayılı hükümlerin sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 15/11/2011 gün ve 2010/18843 esas, 2011/21100 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, …
**4. Ceza Dairesi 2012/28184 E. , 2013/23786 K.** **"İçtihat Metni"** Görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından sanıklar ... ve ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetlerine dair, İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 11/03/2008 tarih ve 2006/575 esas, 2008/100 karar sayılı hükümlerin sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 15/11/2011 gün ve 2010/18843 esas, 2011/21100 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; sanıklar ... ve ...'ın savunmalarının alındığı 2.5.2006 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının 1. ve 2. sayfası ile 21.2.2006 tarihli tensip zaptının 1. sayfası zabıt katibi tarafından imzalanmayarak, CYY.nın 219. maddesine aykırı davranılması, Yasaya aykırı sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA," karar verilmiştir. I- İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/01/2012 tarih ve 2008/216073 sayılı yazısı ile; "Dosyanın incelenmesinde, sanıkların savunmalarının alındığı 02/05/2006 tarihli duruşma tutanağın üç sayfadan ibaret olduğu, tutanağın üçüncü sayfası zaptı yazan ... sicil numaralı ... adlı zabıt kâtibi tarafından imzalanmakla birlikte birinci ve ikinci sayfalarda imzasının bulunmadığı, duruşmayı icra eden hâkim tarafından tutanağın her üç sayfasının da imzalandığı, aynı şekilde iki sayfadan ibaret tensip zaptını hâkim imzası taşımakla birlikte, birinci sayfasında katip imzasının bulunmadığı görülmüştür. 5271 sayılı CMK’nın 219/1. maddesi uyarınca duruşma tutanaklarının her bir sayfasının mahkeme başkanı veya hakimi ile tutanağı yazan zabıt katibi ve 232/4. maddesi uyarınca karar ve hükümlerin bunlara katılan hakimler tarafından imzalanması gerekir. Bu yasal düzenlemelerin amacı tutanakların değiştirilmesini önlemek ve onlara güven duyulmasını sağlamaktır. Duruşma tutanakları imzalanmak suretiyle ancak sahteciliği iddia olunabilen resmi belge niteliğine kavuşur. 5271 sayılı CMK’nın 222. maddesinde, "Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir." hükmü ile açıkça bu husus belirtmiştir. 5271 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 307. maddesi uyarınca, temyiz ancak hükmün yasaya aykırı olması sebebine dayanır. Yasaya aykırılık ise, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. Ancak her yasaya aykırılık mutlak bir bozma nedeni değildir. Mutlak bozma nedeni olan kanuna aykırılık halleri aynı Yasanın 308. maddesinde sekiz bent halinde sayılmıştır. Bu hallerin bozma sebebi sayılıp sayılmaması hususu Yargıtay'ın takdirine de bırakılmamıştır. Bunun dışındaki hallerde yasaya aykırılığın bozma sebebi sayılabilmesi için aykırılığın yine aynı Yasanın 306. maddesindeki "hükme esas alınan", 308. maddesindeki "hüküm için mühim noktalarda" ve 320. maddesindeki "hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet" ibareleri ile işaret olunduğu üzere son karara (hükme) tesiri olması gerekir. 5271 sayılı CMK’nın 219/1 ve 232/4. maddelerine aykırı davranılması, 5271 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 308. maddesinde sayılan mutlak bozma nedenlerinden biri değildir. Bu itibarla her imza eksikliği hükmün bozulmasını gerektirmez. Eksik imza bulunan tutanaklarda esaslı bir işlem yapılıp yapılmadığı, mevcut imzaların tutanağa yeterli güveni sağlayıp sağlamadığı, tutanağın diğer sayfalarında imza eksikliği bulunup bulunmadığı, eksik imzalı tutanaktaki işlemlerin imza eksikliği bulunmayan başka tutanak veya kararlarla ve var ise UYAP'taki kaydı ile uyumlu olup olmadığı, güvenli elektronik imza kullanılıp kullanılmadığı, tutanaktaki kararların oybirliği ile ve ilgilerinin istemlerine uygun olarak alınıp alınmadığı, tutanağın içeriğine yönelik bir itiraz olup olmadığı gibi hususlar gözetilerek mevcut imza eksikliğinin hükmün bozulmasını gerektirecek nitelikte usul ve yasaya aykırılığı teşkil edip etmediği belirlenmelidir. Anayasa'nın 141/4 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen davaların makul sürede bitirilebilmesinin sağlanması ve usul ekonomisi esaslarına uygun olan da budur. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05/07/2011 gün ve 90/178, 28/09/2011 gün ve 1839/1933 ve 03/10/2011 gün ve 1904/2166 sayılı kararları da bu görüşümüzü destekler niteliktedir. Bu açıklamalar ışığında somut olayda, esaslı işlemler içermeyen tensip zaptının ilk sayfası ile 02/05/2006 tarihli sanıkların savunmalarının alındığı duruşma tutanağının 1. ve 2. sayfaları zabıt katibi tarafından imzalanmamış ve bu suretle 5271 sayılı CMK’nın 219/1. maddesine aykırı davranılmış ise de, aynı zabıt katibinin tutanakların son sayfasında imzasının bulunduğu gibi, zabıt katibinin imzasının eksik olduğu sayfaların hakim tarafından imzalanarak tutanak içeriğinin doğruluğunun tasdik edildiği, duruşma tutanağı ile tensip zaptının UYAP ortamında gerçekleştirildiği ve tutanakların içeriğine yönelik sahteliğe ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürülmediği hususları birlikte gözetildiğinde, tutanakların zabıt katibince imzalanmasının unutulduğu değerlendirilerek, yasanın aradığı ve amaçlanan tutanağa güvenin kafi derecede korunduğu, yasaya aykırılığın hükmün bozulmasını gerektirecek derecede ihlal edilmediği, mevcut imza eksikliğinin mahallinde tamamlanabileceği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle; mahallinde ikmali mümkün olan mevcut imza eksikliğinin, 5271 sayılı CMK’nın 219/1. maddesine aykırılık oluşturacak mutlak bir bozma nedeni olmadığını gözetmeyen özel Dairenin bozma kararına katılmak mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazın kabulüne, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairenin 15/11/2011 gün ve 2010/18843 E, 2011/21100 K. sayılı bozma kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının esastan incelenmek üzere Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmesi, Arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizce verilen 15/11/2011 gün ve 2010/18843 esas, 2011/21100 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 11/03/2008 tarih ve 2006/575 esas, 2008/100 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu; Sanıklar ... ve ...'ın savunmaları ile mağdurlar ..., ... ve ...’ın ifadelerinin alındığı 2.5.2006 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının 1. ve 2. sayfası ile 21.2.2006 tarihli tensip zaptının 1. sayfasının zabıt katibi tarafından imzalanmadığı gibi elektronik imza ile de imzalanmadığı, Anlaşıldığından, sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz davası isteği hakkında şimdilik bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA, dosyanın belirtilen imza eksikliği giderilerek, buna ilişkin tutanak düzenlenmesinden sonra Dairemize yollanılmak üzere, incelenmeksizin karar mahkemesine GERİ GÖNDERİLMESİNE, 26.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.