T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/549 - 2026/797 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/549 KARAR NO : 2026/797 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/12/2023 NUMARASI : 2022/476 E. - 2023/478 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahk…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/549 - 2026/797 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/549 KARAR NO : 2026/797 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/12/2023 NUMARASI : 2022/476 E. - 2023/478 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/12/2023 tarih ve 2022/476 E. - 2023/478 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2021/088540 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunun davalı şirketin itirazı üzerine 2016/51882 sayılı ve "..." ibareli markası mesnet alınarak, diğer davalı ... YİDK'nın 2022-M-12566 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin halihazırda "... International" ibareli markalarının bulunduğunu, kararın müvekkilinin markalarını kullanamaması anlamına geldiğini, "..." ibaresinin "bir tane daha" anlamına geldiğini ve yaygın kullanımı nedeniyle tek bir kişinin tekeline verilemeyeceğini, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının baskın unsuru markanın tamamı iken, davalı markasının baskın unsurunun "M" ve "O" harfinden oluştuğunu, tüketicilerin markalar arasında bağlantı kurmayacağını ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, "..." ibaresinin müvekkili tarafından kullanılan bir marka olduğunu, davacı şirketin müvekkiline ait tescilli marka hakkına temadi halinde tecavüz eder şekilde kullandığını, davacının tescilli "... International" markasının hükümsüzlüğü talebiyle dava açtıklarını, markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının "şekil+... ..." ibareli marka başvurusu ile davalıya ait "şekil+..." ibareli tescilli marka arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı (el yazılı şeklin aynısının kullanılması) itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, emtia benzerliği şartı da gerçekleştiği; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, taraf markaları arasında yanılgı yaşayabileceği, taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 02.10.2023 tarihinde gerçekleştirilen ön inceleme duruşması için ailevi sağlık problemleri çerçevesinde mazeret dilekçesi sunulmuş olunmasına ve mazeretin kabul edilmesine rağmen ön incelemenin usulüne aykırı olarak tesis edildiğini, huzurdaki davada tüm tarafların bilirkişi inceleme deliline dayandığının sabit olduğu; işbu sebeple bilirkişi avans ücretinin yatırılmadığından bahisle söz konusu delilden vazgeçildiğinin kabul edilmesi ve bu duruma dayanarak gerekçeli karar tesisinin usule aykırı olduğunu; 11.12.2023 tarihli duruşmada tahkikat sonlandırılmış olmakla birlikte, usule aykırı bir şekilde tebligat çıkartılmadan sözlü yargılamaya geçildiğini, "... international" ibaresini müvekkili adına tescilli olduğunu, YİDK kararının müvekkilinin halihazırda müvekkili adına tescilli markasını kullanamaması anlamına geldiğini, çekişmeli ibarenin yaygın kullanımının bulunduğunu, bir kişinin tekeline verilemeyeceğini, markaların parçalara ayrılarak incelenmemesi gerektiğini, müvekkili markasının baskın unsurunun markanın tamamı olduğunu, redde mesnet markanın esas unsurunun "M" ve "O" harfinden oluştuğunu, taraf markalarının benzer olmadığını, başvurunun farklılaştığını, markaların ilişkilendirilmeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 186. maddesinde, mahkemenin, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçeceği, bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşmanın iki haftadan az olmamak üzere erteleneceği, hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği; sözlü yargılamada mahkemenin, taraflara son sözlerini soracağı ve hükmünü vereceği düzenlenmiştir. HMK Gerekçesinde ise, anılan maddeye ilişkin olarak, hangi yargılama usulü uygulanırsa uygulansın tarafların yargılamada sözlü olarak görüş ve değerlendirmelerini ifade etmelerinin özel bir önem taşıdığı, yazılı yargılama usulü içerisinde de tarafların hükümden önce son kez mahkeme huzurunda sözlü değerlendirme yapıp açıklamada bulunmalarının doğru bir karar verilmesi bakımından önemli olduğu belirtiltilmiştir. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04.07.2024 tarih ve 2023/2221 E.-2024/5547 K. sayılı kararında, son celsede davalı vekilinin son mazeret talebine ilişkin kabul kararı verilmesine rağmen davanın esası hakkında 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını da ihlal edecek şekilde davalı vekilinin yokluğunda karar verilmiş olması bozma sebebi yapılmıştır. Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, ilk derece mahkemesince yapılan 22.11.2023 tarihli celseye davacı vekili elektronik duruşmaya katılma talebi iletmiş, talebi mahkemece kabul edilmiş, ancak tutanağa geçildiği üzere, tayin edilen duruşma gününde UYAP sisteminin çalışmaması nedeniyle davacı duruşmaya katılamamıştır. Mahkemece, davacı vekilinin açıklanan nedenle mazeretli sayılmasına karar verildiği halde, yeni duruşma gün ve saatinin davacı vekiline tebliği yönünde bir karar verilmemiş, davetiye de tebliğ edilmemiş ve takip eden 11.12.2023 tarihli celsede duruşmaya katılmamış olan davacı vekilinin mazeret dilekçesi sunmadığı tutanağa geçtikten sonra, davalı şirket vekilinin davayı takip ettiklerini beyan etmesi üzerine sözlü yargılama aşamasına geçilerek hüküm kurulmuştur. Ancak, ilk derece mahkemesince yapılan bu işlem, davacı tarafın hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder mahiyettedir. Açıklanan nedenle, davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerindedir. Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/12/2023 gün ve 2022/476 E. - 2023/478 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/04/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 13/05/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.