T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/434 KARAR NO : 2025/1300 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/12/2024 ESAS NO: 2022/466 KARAR NO : 2024/707 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/11/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/434 KARAR NO : 2025/1300 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/12/2024 ESAS NO: 2022/466 KARAR NO : 2024/707 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/11/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01 Ekim 2016 tarihinde başlayan sözleşme ile davacı şirketin davalı şirkete marka kimliği oluşturulması, marka ve pazarlama araçlarının tasarımının yapılması, sosyal medya ve değişik mecralarda markanın tanıtımının yapılması vb konularında danışmanlık yapmayı üstlendiğini, sözleşmeye göre bu hizmet aylık net 10.000 TL karşılığında verildiğini, 01 Ekim 2016 tarihinde davacının, davalıya hizmet vermeye başlayarak her ay düzenli olarak faturaları düzenlediğini ve davalıya tebliğ ettiğini, davalı bir kısım faturaları ödediğini, takibe konu olan tutarları ise ödemediğini, ödenmeyen faturalar için Bakırköy 15. Noterliğinin 27.03.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edildiğini, davalı bu ihtarnameye Bakırköy 40. Noterliğinin 06.04.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarı ile cevap vererek verilen hizmetin kusurlu olduğu gerekçesi ile borçlu olmadıklarını ileri sürdüğünü, takibe konu faturaların toplamı 66.691,40 TL ile 27.03.2018 tarihli ihtarname masrafı 220,30 TL’nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek faizi ile ödenmesi için icra takibi başlatıldığını ve davalının takibe itiraz ettiğini, davalı itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 2. maddesi uyarınca amaç ve konu, müvekkili için tasarlanıp oluşturulacak yeni markayı kapsadığını, sözleşmenin 6. maddesi uyarınca davacı taraf isim araştırması yaparak marka ismi önerisinde bulunma, logo tasarımını yapma, marka kimliğini oluşturma, markaya uygun slogan geliştirme yanında maddede yer alan markanın çeşitli mecralarda tanıtımı konusunda da hizmetler sunmayı taahhüt ettiğini, Bu ilişki kapsamında davacı taraf, davalı adına tescil olunması amacıyla "... Home For ...” markasını önerdiğini, bu husus davacı tarafın gönderdiği e-postalardan net bir şekilde anlaşılmakta olduğunu, davalının bunun üzerine bu marka için hemen tescil başvurusunda bulunduğunu ve üretime geçtiğini, müşterileriyle ilişkileri kurduğunu, davalının bu marka ürünlerinin aflarda sergilendiğini, davalının marka tescil başvurusu tarihi 19.12.2016. başvuru numarası ise 2016/103143 olduğunu, gelinen bu aşamaya kadar da davacının düzenleyip gönderdiği bir kısım faturaların ödendiğini, ancak, marka tescil başvurusu yapıldıktan, ürünlerle ilgili sözleşmeler yapıldıktan ve raflarda reyonlarda ürünler teşhir ediliyor iken ... ... . Firması, davalı aleyhine kendisinin tanınmış olduğunu iddia ettiği ... markasına tecavüz edildiği iddiasıyla İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/75 E. sayılı dosyasından davalı aleyhine 08.05.2017 tarihinde dava açtığını, aynı davada 10.05.2017 tarihinde de davalıya ait malların toplatılmasına, el konulmasına, üretiminin yasaklanmasına karar verildiğini, mahkemelerce verilen ihtiyati tedbir kararının icra edildiğini, tüm bu süreçler davacı tarafa iletildiğini, davalının Bakırköy 40. Noterliğinin 06.04.2018 tarih ve ... yevmiye numarasıyla davacının söz konusu hizmetleri ayıplı bir şekilde sunduğunu, büyük zararlara uğradığı gerekçesiyle davacıyla aralarındaki sözleşmeyi geçmişe etkili olarak sona erdirdiğini, feshettiğini, davacı faturalarını da davacıya iade ettiğini, bunun üzerine davacı taraf, ayıplı ve sözleşmeye aykırı hizmet sunduğunu bilmesine rağmen kötü niyetli olarak Gaziosmanpaşa 2. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasından icra takibi başlattığını belirterek açılan davanın reddine, davacının takip tutarının %20‘sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine, ücreti vekalet ile dava harç ve masraflarının davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından ''...Bu doğrultuda BAM kaldırma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; usul ve yasaya uygun, BAM ilamında belirtilen hususları irdeler şekilde düzenlenen 15/09/2023 ve 23/02/2024 tarihli raporların hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, raporlarda yapılan tespitlere göre, davalı tarafın yapmış olduğu marka başvurularının marka kimliği konusunda danışmanlık hizmeti veren davacı şirketin yönlendirmesi ile yapıldığı, dava dışı ... ... firmasının itiraz konusunun markanın ismine yönelik olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca marka isim seçimi konusunda davacı tarafın üzerine düşen tüm yükümlüğü gereği gibi ifa ettiğini söylemenin mümkün olmadığı, zira tanınmış bir markanın kelime unsurlarının kullanılmasının marka danışmanlığı konusunda kusurlu bir davranış olarak değerlendirilebileceği, tanınmış bir markanın tescil edilemeyeceği konusunda davacının ve davalının %50 oranında kusurlu davrandığı, davacı tarafından sunulan mutabakat metninde belirtilen alacağa konu faturanın davalı tarafça iade edildiği, bu kapsamda marka danışmanlığı hizmetini taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yerine getirmeyen davacının davalıdan talep hakkının bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine)'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporlarında dahi taraflara %50 oranında kusur verilmiş iken neden davanın tamamen reddine karar verildiğinin anlaşılamadığı, gerekçede ispat yükünün yer değiştirdiği belirtilmesine rağmen nedeninin açıklanmadığı, davacının markaları bulmadığı, markaların davalı tarafından bulunduğu, bulunan markaların renk, şekil ve kombinasyonları üzerinde davacının çalıştığı, davacının ''...'' veya başka markayı kullanması konusunda yönlendirme yapmadığı, davalının marka danışmanının ...Patent A.Ş. olduğu, davacının yaptığının marka imajı danışmanlığı olduğu, sözleşmeye göre hizmet aylık net 10.000 TL karşılığı yapılmış olup, mutabakattan sonra davalının cari hesabını iade faturası ile kapattığı, ''...'' markasının tescilinin riskli olduğunun baştan beri bilindiğini, davacının marka hukuku kapsamında yetkin kişi/kurumlardan fikir alınmasını önerdiğini, tescil başvurusunun davacı tarafça yapılmadığı, davalının yasal sürede ayıp ihbarında bulunmadığı hizmetin verildiğinin sabit olduğu belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Gaziosmanpaşa 2. İcra Dairesi'nin ...sayılı dosyasında incelenmesinde; davacı tarafça davalı aleyhine 66.691,40 TL fatura ve cari hesap bakiyesi alacağı tahsili talepli 374,11 TL faiz, 220,30 TL ihtarname masrafı ve 1,24 TL faiz olmak üzere toplam 67.287,05 TL tutarındaki alacağın tazmini talepli 17.04.2018 tarihinde takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı tarafı 19.4.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı vekilince borcun dayanağı olan faturaya, borcun aslına ve fer’ilerine yönelik itiraz dilekçesi sunduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda, 2019/581 E. 2021/819 K. sayılı ilam ile kısmen kabulüne dair karar verilmiş, iş bu karara yönelik istinaf yasa yoluna başvurulması nedeniyle yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 18/05/2022 tarih ve 2022/325 E. 2022/606 K. Sayılı ilam ile ''....İş bu nedenle öncelikle, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar tespit edilerek taraflar sulhe ve arabuluculuğa teşvik edilmeli, bu hususlar tutanağa geçirilerek duruşmada bulunan tarafların imzaları alınmalı, taraflarca üzerinde anlaşılamayan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar için usulüne uygun şekilde delil gösterdiği takdirde tahkikat aşamasına geçilerek gösterilen deliller toplanıp birlikte değerlendirilmeli ve sonuca varılmalıdır....... Kabule göre ise, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ile davacı ve davalı arasında 01 kasım 2016 ile 31.12.2017 tarihlerini kapsayan 14 ay geçerli kalan sözleşme düzenlediği ve bu sözleşmede davacı tarafın isim araştırması yaparak marka önerisinde bulunmak, logo tasarımı yapma hizmetleri sunmayı taahhüt ettiği, davalı şirketin 19.12.2016 tarihinde ... ... (kuğu görseli taşıyarak) markası için yaptığı başvurunun itiraz ile sonuçlandığı ve davalı firmanın 25.09.2017 tarihinde yaptığı diğer başvuruda ... ... yazısının kaldırıldığı ve "kuğu" görseli ile başvuruda bulunulduğu, her iki marka başvurusunda olan ortak noktanın kuğu görseli olduğu,dava dışı ... ... . tarafından davalı şirkete yönelik markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti talepli açılan davada 09.05.2019 tarihinde verilen karar ile davanın kabulüne dair karar verilmiş olup davacı tarafın daha sonra yaptığı marka başvurusunda sadece kuğu görselini taşıyarak başvuruda bulunmuş olması nedeniyle davalının edimlerini gereği gibi yerine getirdiği belirtilmiş ise de , sözleşme 2 ve 6. Maddeleri gereğince davacı tarafın isim araştırması yaparak marka ismi önerisinde bulunma, marka kimliğini oluşturma ve markaya uygun slogan geliştirme gibi hizmetler sunmayı taahhüt ettiği anlaşıldığından, davalı tarafın yapmış olduğu marka başvurularının davacı şirketin yönlendirmesi ile yapıp yapmadığı, dava dışı ... ... firmasının itiraz konusunun markanın görseline mi yoksa markanın ismine mi yönelik olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca marka isim seçimi konusunda davacı tarafın üzerine düşen tüm yükümlülüğü gereği gibi ifa edip etmediğinin hiçbir şüpheye mahal bırakılmaksızın tespiti gerekmektedir.Aynı zamanda, davacı tarafça dosyaya bir örneği ibraz olunan mutabakat metninde belirtilen alacağın ticari defterde kayıtlı olup olmadığı, takibe konu alacağı karşılayıp karşılamadığı da araştırılmamıştır.İş bu nedenle, yukarıda belirtilen eksiklikler nazara alınarak bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekmekle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1.a.6 ve 355. maddeler gereğince kaldırılmasına,'' dair karar verilmiştir.Kaldırma kararından önce düzenlenen raporlar ve yapılan tespitler:Taraflar arasında düzenlenen ... Cam-AD Kreatik sözleşmesinin incelenmesinde; ‘’Madde 2. Konu ve KapsamVerilecek hizmetlerin tanımlanmasını ve ne şekilde işletileceği, çalışma koşulları, üretilenler üzerindeki haklarının sahiplerinin belirlenmesi sözleşme konusudur. Bu sözleşmedeki tüm hükümler ... cam için tasarlanıp oluşturulacak yeni markayı kapsar .Tasarlanacak bu marka haricindeki markalar ve şirketler sözleşme dahilinde değildir. Madde 3.Tarafların YükümlülükleriAD Kreatik, yukarıdaki amaçlar doğrultusunda ... Cam ile tam bir işbirliği içinde çalışmayı, verdiği hizmetinin kalitesini korumak ve yükseltmek için her türlü çabayı göstermeyi; ... Camın onayı olmaksızın reklamını yaptığı marka ile doğrudan rakip durumunda olan başka markaların tanıtımını yapmamayı kabul ve taahhüt eder. ... Cam, anlaşma kapsamı doğrultusunda AD Kreatik’le çalıştığı markaya dair ürünler ile ilgili her alanında işbirliği yapmayı, özellikle doğru ve eksiksiz bilgi vermeye hizmetin yürütülmesinde AD Kreatik’i tek sorumlu görmeyi, sözleşmede birine ödeme şartlarını olmayı kabul ve taahhüt eder. Madde 6: AD Kreatik HizmetleriTaraflar arasında aksine anlaşma yapılmadıkça AD Kreatik aşağıdaki işleri ve hizmteleri yerine getirirİlk olarak, hizmet verilecek markanın;İsim araştırmasını yapar ve marka ismi önerisinde bulunurLogo tasarımı yapar Marka kimliğini oluştururMarkaya uygun slogan geliştirirAmbalaj komsept tasarımı gerçekleştirirAmbalaj uygulama prensiplerini belirler ve uygulama rehberini hazırlar………..Madde 9: Ödemeler Hizmet anlaşması 14 aylık bir süreyi ve toplam 120.000 TL +KDV’lik bir bedeli kapsar. Ödemeler aylık 10.000 TL +KDV olarak sözleşmenin başladığı ilk ay olan Kasım 2016 tarihinde başlar ve 12 ayda tamamlanarak Ekim 2017 tarihinde sona erer son 2 aylık sürede ad Kreatik fee faturası kesmeyecek fakat hizmet vermeye devam edecektir ...' şeklindedir.Dava dilekçesine ekli fotokopi olarak sunulan 02.01.2018 tarihli mutabakatnamede 30.11.2017 tarihi itibari ile düzenlenen hesap bakiyeleri uyarınca davalının davacı nezdindeki cari hesabı 66.691,40 TL olarak belirtilmiş olup bu miktar uyarınca mutabık kalındığı belirtilmiştir.Bakırköy 15. Noterliği vasıtasıyla 27.03.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı, davacı tarafça davalıya yönelik cari hesap alacağı konulu gönderilen ihtarnamede, 66.691,40 TL tutarındaki cari hesap alacağının 3 iş günü içerisinde yatırılması gerektiği belirtilmiş ve işbu ihtarnamenin 29.03.2018 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiği düzenlenen tebligat makbuz mazbatasının anlaşılmaktadır. Davalı tarafça gönderilen Bakırköy 40. Noterliği vasıtasıyla 06.04.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamede ,davacı firmanın önerdiği belirtilen "... Home For ..." markasının karşılaştığı sorunun fahiş bir hatadan kaynaklandığı, iş bu fahiş hata nedeniyle reyonlardaki malların toplatıldığı ve davalının ticari itibarının zedelendiği, iş bu sebeple düzenlenen sözleşmenin geriye etkili olarak feshinin zorunlu olduğu ve sözleşme gereği yapılan tüm ödemelerin 3 gün içerisinde davalı tarafa iade edilmesi talep edilmiştir.İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2014/152 E. sayılı dosyasında düzenlenen mahkeme ilamında, davacı ... ... tarafından davalı … Şti. aleyhine ... ibareli markının hükümsüzlüğü istemiyle açılan davada mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda , davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı olan 2008/46049 nolu "...'' ibareli 43. sınıfta kayıtlı 06/08/2008 başvuru 23/10/2009 tarihli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine dair karar verilmiş olup iş bu karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015 /8387 Esas 2016/3142 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır.Dava dışı ... ... B.V.B.A/S.P.R.L. tarafından davalı ( ...… Şti) aleyhine açılan ... markasına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve giderilmesi istemine ilişkin davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce yapılan yargılama ile , davanın kabulüne, davalının davacı adına tescilli ... markasından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasını ve sonuçların ortadan kaldırılmasına, bu bağlamda davalının ... markasının internet ortamı dahi her türlü mecrada kullanmasını, ... markası ile ilgili ürün üretmesinin satmasını, ithal ve ihraç etmesinin yasaklanmasına, davalı tarafından bu şekilde üretilen, satılan, ithal edilen ürünleri ve ürün görsellerinin kullanıldığı her türlü belge ve tanıtım malzemelerini Türkiye sınırları içerisinde veya gümrük ve serbest liman bölgeleri de bulunduklarında her yerde toplatılarak imhasına dair karar verilmiş olup, tarafların karar istinaf yasa yoluna başvurulmaması üzerine iş bu kararın 10.09.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Türk Patent ve Marka Kurumu Markalar Daire Başkanlığı'nca ...'ın 07.04.2017 tarihli dilekçesinin incelenmesi sonucunda , 12.01.2017 tarih ve 268 sayılı resmi marka bülteni ilan edilen 2016/103143 başvuru numarası ve 19.12.2016 başvuru tarihi ile kayıtlı olan "... home for ..." ibareli marka tescil başvurusuna 556 Sayılı KHK nin 35. maddesi uyarınca itiraz edildiği, yapılan inceleme sonucunda itiraz gerekçe gösterilen marka ve markalar ile başvuru arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunun tespit edildiği ve itirazında haklı bulunduğu, madde 8/4 kapsamında yapılan itirazın incelenmesi sonucunda bu maddede belirtilen koşulların ortaya çıkma ihtimalinin bulunmadığını tespit edildiği itirazının yerinde olmadığı, madde 35 kapsamında başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddianın somut bilgi ve belgeler ile ispat edilemediği ve kabul edilmediği, bu nedenle 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35. maddesine dayanılarak yapılan itirazın incelenmesi sonucunda itiraz edilen başvurunun mal ve hizmet listesinden çıkartılmasına dair karar verildiği belirtilmektedir.Bilirkişi heyetince düzenlenen kök raporda özetle; tarafların 2016-2017 ve 2018 yılına ait ticari defterleri incelendiği ve işbu defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında usulüne uygun yapıldığının görüldüğü, davacının ticari defterlerin incelenmesi sonucunda 17.04.2018 takip ve 24.04.2018 dava tarihinde davalı şirket aleyhine 66.691,40 TL borç bakiye verdiği yani davalı şirketin bu miktar ile borçlu olduğu, davalının ticari defterin incelenmesinde ise icra takip ve dava tarihinde davalı şirket aleyhine 66.691,40 TL alacak bakiye verdiği ve davalı şirketin 66.691,40 TL borçlu olduğu ancak icra takip ve dava tarihinden sonra "tasarım fee bedeli iadesi" açıklamalı 24.05.2018 tarih ve ... nolu 66.691,41 TL tutarında fatura düzenlendiği ve bu fatura ile davacı şirkete olan borcun sıfırlandığı yani kapatıldığı, iş bu faturanın davacı şirket defterlerinde bulunmadığı, Türk Patent Enstitüsü veri tabanında yapılan inceleme sonucunda , ... .... adına 84/085216 başvuru numaralı, ... tescil numaralı 31.12.2994 tescil tarihli ... markasının 30. Sınıfta, 90/000358 başvuru numaralı, 117190 tescil numaralı 19.04.1990 tescil tarihli ... ... markasının 30. Sınıfta,- 94/001737 başvuru numaralı, ... tescil numaralı 16.06..2994 tescil tarihli ... markasının 29.,30., 33. Sınıflarda-2004/01169 başvuru numaralı 2004 / 01169 tescil numaralı 03.10.2006 tescil tarihli ... markasının 35. Sınıfta,... başvuru numaralı ,15.04.2009 tescil tarihli ... markasının 03.,04.,05. Sınıfta,- Ayrıca 02215 başvuru numaralı ... markasının T02215 tescil no su ile 14.02.2013 tarihinde davacı şirket adına tanınmış marka olarak da tescil edilmiş olduğu,Davalı şirket adına yapılan marka başvurularının incelenmesi sonucunda ise, ... ... markası için yapılan ... numaralı başvurunun itiraz ile sonuçlanması üzerine davalı firmanın 25.09.2017 tarihinde sadece kuğu şekli olarak tescil edilmek üzere 2017-84392 numaralı başvuruda bulunduğu ve yapılan her iki başvuru arasındaki farkın'' kuğu'' görseli olduğu, bu hususun davalı firmanın aynı marka tescil için ısrarcı olduğu , marka tescilinin davacı firmanın önerisi dışında ısrarla yapmak istediği kanaatine varıldığı ,davalının ... Home For ... markasına dava dışı ... ... firmasından yapılan resmi itiraz üzerine aynı görseli taşıyan şekil tescili için TEP Kurumu'na 2017/84392 sayılı tescil başvuru ile tescil etmek üzere başvuru yapılması neticesinde 03.05.2018 tarihinde TPE Kurumu tarafından tescil edilmiş olması üzerine davalı firmanın marka tescil işlemlerinde davacı ile yapılan sözleşmeden bağımsız hareket ettiğini ve davacının sözleşmenin 2. maddesi belirlenen konuda gerekli özeni göstermediği iddiasının ispatlanmadığı bu sebeple davalının takip konusu bedelden sorumlu olduğu belirtilmiştir.Bilirkişi heyetince düzenlenen ek raporda, kök raporda yazılı görüşler tekrar edilmiştir.Kaldırma kararından sonra düzenlenen bilirkişi raporları: Bilirkişi heyeti (...) tarafından ibraz edilen 07/10/2022 tarihli ek raporda özetle; "a) Davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu 25/12/2017 tarihli Hesap Mutabakatında, davalı taraf 30/11/2017 tarih itibariyle 66.691,40 TL borçlu olduğunu mutabakat metnini kaşe ve imzalayarak davacı tarafa bildirdiği, diğer bir değişle davacı tarafın 66.691,40 TL alacaklı olduğunu teyit ettiği,b) Davacı şirketin marka tescilinde davacı şirketin yönlendirmesinin bulunduğu, itirazın markanın ismine yönelik olduğu, davacının marka danışmanlığı hizmetini kusurlu şekilde verdiği" şeklinde rapor ibraz edilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 08/02/2023 tarihli ek raporda özetle; "a) Davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu 25/12/2017 tarihli Hesap Mutabakatında, davalı taraf 30/11/2017 tarih itibariyle 66.691,40 TL borçlu olduğunu mutabakat metnini kaşe ve imzalayarak davacı tarafa bildirdiği, diğer bir değişle davacı tarafın 66.691,40 TL alacaklı olduğunu teyit ettiği,b) Taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca marka isim seçimi konusunda davacı tarafın üzerine düşen tüm yükümlülüğü gereği gibi ifa ettiğini söylemek mümkün değildir. Tanınmış bir markanın kelime unsurlarının kullanılması marka danışmanlığı konusunda kusurlu bir davranış olarak değerlendirilebilecektir. Davacı taraf ücret karşılığı profesyonel olarak verdiği hizmet kapsamında önerdiği işaretlerin hukuki durumunu da genel olarak bilmek durumundadır. Tanınmış bir markanın tescil edilemeyeceği konusunu da kapsamda öngörmesi gerekmektedir. Sonuç olarak daha önceki raporumuzda da ifade edilen şekilde, davacının ve davalının dava konusu marka tescilinde birlikte kusurlu şekilde hareket ettikleri bu sebeple marka tescilinde %50 oranında kusurlu davrandıkları" belirtilmiştir. Bilirkişiler... tarafından düzenlenen 08/07/2023 tarihli raporda özetle; "Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca marka ismi önerisinde bulunan davacının, işbu öneride tanınmış marka ibaresine yer vermesi nedeniyle kusurlu olduğu, marka tescilinde davacı şirketin davalıyı yönlendirdiği ancak davalı tarafın da basiretli bir tacir olarak tanınmış bir markanın tescil edilemeyeceğini bilmesi gerektiği; ayrıca davalı tarafından markanın tescil edilebilirliği için hukuki yardım alması gerektiği uyarılarını daha fazla dikkate alması gerektiği, bu nedenlerle tarafların eşit kusurda olduğu,Ayıba karşı tekeffül borcundan bahsedebilmek için şartların bir arada (kümülatif) bulunması gerektiği, eserin teslim edildiği, eserin ayıplı olduğu şartları yerine gelmiş olsa da davalı tarafından gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediği, markaya yapılan itirazdan sonra da sözleşmeyi sürdürdüğü, ödemeleri gerçekleştirdiği, bu sebeple davalının kanunun ayıptan dolayı kendisine tanınmış olduğu seçimlik hakları kaybettiği,Taraflar arasında 25.12.2017 tarihli bir cari hesap mutabakatı hazırlandığı, sunulan bu mutabakatta, davacının davalıdan 30.11.2017 tarihi itibariyle 66.691,40 TL alacaklı olduğunun belirtildiği ve formda davalının kaşe imzası olduğu, bu sebeple davacının davalıdan 66.691,40 TL alacaklı olduğu,İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin kaldırma ilamında belirtilen “davacı tarafça dosyaya bir örneği ibraz olunan mutabakat metninde belirtilen alacağın ticari defterde kayıtlı olup olmadığı, takibe konu alacağı karşılayıp karşılamadığı da araştırılmamıştır.” hususu heyetimizde bu konuda uzman bir bilirkişinin olmaması nedeniyle incelenemediği" belirtilmiştir. Bilirkişiler ... tarafından düzenlenen 22/02/2024 tarihli raporda özetle; "Tarafımızca davacı ve davalı defter kayıtları incelenmiştir. Buna göre yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; ibraz edilen 2016-2018 yılları arasına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK'nın 64. maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu, usul yönünden ticari defterlerin taraflar lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür.Cari hesaplar yönünden yapı incelemedeDavacı kayıtlarına göre davacının, davalıdan 30.11.2017 tarihi itibariyle 66.691,40 TL alacaklı olduğu, işbu bakiyenin o tarihte davalı kayıtlarında da yer aldığı, ANCAK davalının icra takibinden sonra 24.05.2018 tarihinde Tasarım Fee Bedeli İadesi açıklaması ile ... numaralı ve 66.691,41 TL bedelli iade faturası düzenlediği ve bakiyeyi kapattığı görülse de işbu faturanın davacı şirket defterlerinde herhangi bir kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir. Genel Değerlendirme Davalı tarafın yapmış olduğu marka başvurularının davacı şirketin yönlendirmesi ile yapıp yapmadığı hususu incelendiğinde marka kimliği konusunda danışmanlık hizmeti veren davacı şirketin bu konuda bir yönlendirmede bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durum verdiği hizmetin de doğal bir sonucunu oluşturmaktadır.Dava dışı ... ... firmasının itiraz konusunun markanın görseline mi yoksa markanın ismine mi yönelik olduğu, hususunda dosyada bulunan itiraz evrakı incelendiğinde itirazın markanın ismine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.Taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca marka isim seçimi konusunda davacı tarafın üzerine düşen tüm yükümlülüğü gereği gibi ifa edip etmediği konusunda, davacının üzerine düşen tüm yükümlüğü gereği gibi ifa ettiğini söylemek mümkün değildir. Tanınmış bir markanın kelime unsurlarının kullanılması marka danışmanlığı konusunda kusurlu bir davranış olarak değerlendirilebilecektir. Tanınmış bir markanın tescil edilemeyeceği konusunda davacının ve davalının %50 oranında kusurlu davrandığı kanaatindeyiz.Sonuç olarak davacı şirketin marka tescilinde davacı şirketin yönlendirmesinin bulunduğu, itirazın markanın ismine yönelik olduğu, davacının marka danışmanlığı hizmetini kusurlu şekilde verdiği düşünülmektedir." görüşünde bulunulmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair karar verilmiş olup, iş bu karara yönelik davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesi uyarınca; "Marka, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilir. Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu red edilir." hükmü düzenlenmiştir. KHK’nın 8/4 hükmü, bir markanın aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılabileceği ilkesini açıkça ifade eder. Ancak tanınmış markalar bu ilkenin istisnasını oluşturur. Buna göre, toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, itiraz üzerine ret edilir. Şu halde, bir markanın toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşması, tek başına KHK 8/4 hükmü anlamında davalı şirket markasının hükümsüzlüğü için yeterli değildir. Ayrıca davalı ile davacının tanınmış markasının aynı veya benzer bulunması ve anılan maddede sayılan üç halden en az birinin birleşmesi gerekir. Bu haller, 1-Davacının markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlanabilmesi (şöhretini sömürmesi), 2- İtibarına zarar verebilmesi, 3-Ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilmesi (sulandırabilmesi)dir. Tanınmış marka kavramı, gerek Paris Sözleşmesi ve TRİP’s Anlaşması, gerekse mevzuatımızda tanımlanmış değildir. Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım ” olarak tanınmış marka ifade edilmiştir. Somut davada, taraflar arasında düzenlenen 01 Kasım 2016 başlangıç tarihli sözleşmenin 2. Maddesi uyarınca konu ve kapsamın, davalı için tasarlanıp oluşturulacak yeni markayı kapsadığı, 6. Madde uyarınca davacı tarafın isim araştırması yaparak marka isim önerisinde bulunma, logo tasarımı yapma, marka kimliğini oluşturma , markaya uygun slogan geliştirme yanında markanın çeşitli mecralarda tanıtımı işini kapsayan hizmetler sunulmasını içerdiği anlaşılmaktadır. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, Türk Patent ve Marka Kurumu Markalar Daire Başkanlığınca ... ın 07.04.2017 tarihli dilekçesinin incelenmesi sonucunda ,"... home for ..." ibareli marka tescil başvurusuna 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35. maddesine dayanılarak yapılan itirazın incelenmesi sonucunda itiraz edilen başvurunun mal ve hizmet listesinden çıkartılmasına dair karar verildiği anlaşılmaktadır. Sunulan istinaf yasa yolu başvuru dilekçesinde her ne kadar marka danışmanlığı yapılmadığı, davalı tarafça belirlenen markaların imaj danışmanlığı yapıldığı ve sözleşme gereğince üstlenilen edimlerin yerine getirildiği ileri sürülmüş ise de, sözleşme maddeleri (2. ve 6. Madde) incelendiğinde marka kimliği konusunda davacının , davalıya yönlendirmede bulunduğu ve bunun doğal sonucu olarak da marka danışmanlık hizmeti verildiğinin kabulü gerekmektedir. 25.12.2017 tarihli hesap mutabakatında 30.11.2017 tarihi itibariyle davalının 66.691,40 TL borçlu olduğuna dair metni kaşe ve imzaladığı , böylece davacının 66.691,40 TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Davalının "... home for ..." ibareli marka tescil başvurusunu 19.12.2016 tarihinde yaptığı, ... firması tarafından dava açılması nedeniyle İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuku Mahkemesi'nin 2017/75 E sayılı dava dosyasında davalı ürünlerinin reyonlardan toplatılmasına, el konulmasına dair karar verildiği tespit edilmiştir. Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda, davacı kayıtlarında 31.10.2017 tarihi itibariyle 66.691,40 TL alacaklı olduğu, bu alacağın 31.12.2018 tarihinde şüpheli alacaklar hesabına virman yapıldığı, davalının lehine delil teşkil eden ticari defterlerine göre, 31.10.2017 tarihi itibariyle davacıya 66.691,40 TL borçlu olduğu, ancak uyuşmazlığa konu edilen icra takibinden sonra 24.05.2018 tarihinde ''Tasarım Free Bedeli iadesi'' açıklaması ile ... numaralı ve 66.691,41 TL bedelli iade faturası düzenleyerek bakiyeyi kapattığı ve bu haliyle tanzim edilen fatura ve ödemler konusunda birebir uyumlu olan taraf defterlerindeki tek farkın takip sonrasında düzenlenen borç tutarı miktarı bedelli iade faturası olduğu, bu iade faturasının davacı kayıtlarında yer almadığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.''Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Somut davada, yukarıda yer alan tespitler ve bilgiler ışığında, ispat yükünün hizmetin gereği gibi verilmediği iddiasında bulunan davalıda olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay HGK. 25/05/2016 tarih ve 2014/19-861 E., 2016632 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 20. maddesinde tacir olmanın bağlandığı genel hükümler düzenlenmiş olup, tacirler arasındaki ihbar veya ihtarların ne şekilde yapılacağı bu genel hükümler arasında yer almaktadır. 6762 sayılı TTK'nin 20/3. fıkrasında diğer tarafı temerrüde düşürmek veya sözleşmeyi fesih yahut ondan rücu amacıyla yapılacak ihbar veya ihtarların muteber olması için bu işlemlerin noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılmasının şart olduğu hüküm altına alınmıştır. Taraflar TTK 16. madde hükmünce tacir olduğundan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2015 tarih ve 2015/8094 Esas, 2015/12630 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere ayıp ihbarının TTK’nin 23/3. maddesinde öngörülen süreler içinde yapılması gerektiği gözetildiğinde, davalının ayıp iddiasını ve ayıp ihbarının yasal süre içerisinde ve TTK'nin belirttiği şekilde geçerli olarak yapıldığını kanıtlaması gereklidir. Tacirler arasında açık ayıpların 2 gün içinde, açıkça belli olmayan 8 gün içinde ihbar edilmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/8127 E. 2019/5177 K. numaralı ilamında ''... Türk Ticaret Kanunun 23/son maddesi uyarınca tacir ticari emtiada açıkça anlaşılmayan bir ayıp olması halinde 8 gün içerisinde incelemek, incelettirmek ve sonucu satıcıya bildirmek zorundadır. Aksi takdirde bunun sonuçlarına katlanır. '' ifadesi yer almaktadır. Davacının sadece marka isim önerme yükümlülüğünün değil, taraflar arasında yukarıda maddeleri yazılı sözleşme hükümleri uyarınca logo tasarımı, marka kimliği- tasarımı oluşturma , konsept hazırlama gibi hususlarda da hizmet vermekle yükümlü kılındığı, verilen hizmetlerden ''kuğu logosu'' ve ''...'' kelimeleri hariç ''for home ... ''ibareleri de kullanılmak suretiyle ''kuğu'' logolu marka tescili sağlamış olduğu sabit olduğu ve iş bu hizmetleri yerine getirirken tanınmış markanın tescil edilememesi ve tescil edilme talebinin reddedilerek hukuki sonuçlarının yaratacağı maddi olumsuzluklar gözönünde bulundurulmadığı anlaşılmaktadır. Ancak yukarıda belirtildiği üzere, davalı tarafça gönderilen Bakırköy 40. Noterliği vasıtasıyla 06.04.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamede , davacı firmanın önerdiği belirtilen "... Home For ..." markasının karşılaştığı sorunun fahiş bir hatadan kaynaklandığı, iş bu sebeple düzenlenen sözleşmenin gereği etkili olarak feshinin zorunlu olduğu ve sözleşme gereği yapılan tüm ödemelerin 3 gün içerisinde davalı tarafa iade edilmesi talep edilmiş ise de, davalı tarafça yapılan bu ayıp ihbarının yasal sürede yapılmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim taraflar arasında düzenlenen 1 Kasım 2016 tarihli sözleşme uyarınca, davalı tarafça verilen hizmet sonucunda yapılan marka başvurusuna ilişkin olarak dava dışı ... tarafından yapılan itiraz üzerine Türk Patent ve Marka Kurumu Markalar Daire Başkanlığınca ...'ın 07.04.2017 tarihli dilekçesinin incelenmesi sonucunda itiraz edilen başvurunun mal ve hizmet listesinden çıkartılmasına dair karar verilmiş, davalı tarafça 06.04.2018 tarihli ihtarname ile ayıp ihbarında bulunulmuştur. Bu tespitler ışığında, mahkemenin yapılan yargılama sonucunda yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine dair karar verilmesi hatalı olduğuna karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından davalıya gönderilen 27/03/2018 tarihli Bakırköy 15. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 66.691,40 TL lik cari hesap alacağının 3 iş günü içerisinde ödenmesi talep edildiği , bu ihtarnamenin davalıya 29/03/2018 tarihinde tebliğ edildiği ve temerrüt tarihinin 01/04/2018 olduğu anlaşılmaktadır.Cari hesap yönünden 374,11 TL ve takibe konu edilen noter masrafı yönünden 1,24 TL işlemiş faiz talep edilmiştir. Her iki alacak kalemi yönünden işlemiş faiz miktarının hesaplanması : Temerrüt tarihi 01/04/2018 ile takip tarihi 17/04/2018 tarihi arasında 16 gün bulunmakta olup, 66.691,40 TL cari hesap alacağı için 16 gün üzerinden yıllık %9,75 oranında avans faiz uygulandığında, 285,04 TL işlemiş faiz, noter masrafı olan 220,30 TL yönünden ise 0,94 TL olmak üzere toplam 285,98 TL faiz miktarı hesaplanmıştır. HMK'nin 353/(1)-b-2 maddesinde, "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında ..." duruşma yapılmadan karar verileceği hükmü düzenlenmiştir.İş bu nedenle; davacı tarafın istinaf kanun yolu başvurusunun ise kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nin 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2022/466 Esas, 2022/707 Karar sayılı ve 03/12/2024 tarihli kararının HMK'nin 353/1-b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; A)Davanın KISMEN KABULÜ İLE,B)Gaziosmanpaşa 2. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı takip dosyasında, 66.691,40 TL asıl alacak+ 285,04 TL işlemiş faiz+220,30 TL ihtarname masrafı+ 0,94 TL faiz olmak üzere toplam 67.197,68 TL alacağa yönelik davalı tarafça yapılan vaki itirazın iptali ile TAKİBİN BU MİKTAR UYARINCA DİĞER KAYIT VE ŞARTLARLA AYNEN DEVAMINA,Asıl alacak ve işlemiş faiz (66.691,40 TL+285,04 TL) toplamı olan 66.976,44 TL nin % 20'si oranında hesap edilen 13.395,28 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, C)Fazlaya dair istemin ise REDDİNE,2-İlk Derece Mahkemesi Yönünden;a-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 4.590,30 TL karar ve ilam harcın peşin alınan 812,66 TL nispi harçtan mahsubu ile bakiye 3.777,64 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,b-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı, 812,66 TL peşin nispi harç, 5,20 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 547,31 TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,c-Davacı tarafından yapılan tebligat, posta ve bilirkişi ücreti olarak yapılan toplam 15.272,00 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına (%99,8) göre hesap edilen 15.253,67 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,ç-Davalı tarafından yapılan 65,00 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,d-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,e-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca 89,25 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,f-HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,3-İstinaf İncelemesi Yönünden;3-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına,5-Davacı tarafça sarf edilen 2.343,00 TL (istinaf harç ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilemesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/11/2025