T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1914 - 2026/1007 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1914 KARAR NO : 2026/1007 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :.... Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ :07.05.2024 NUMARASI :2016/535 Esas, 2024/369 Karar DAVACI : VEKİLİ :Av. DAVALI :... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ- VEKİLİ :Av. DAVA :Tazminat (Ö…
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1914 - 2026/1007 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1914 KARAR NO : 2026/1007 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :.... Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ :07.05.2024 NUMARASI :2016/535 Esas, 2024/369 Karar DAVACI : VEKİLİ :Av. DAVALI :... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ- VEKİLİ :Av. DAVA :Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 31/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/03/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.05.2024 tarih ve 2016/535 Esas, 2024/369 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine trafik sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı aracın 24.10.2014 tarihinde seyir halinde iken müvekkilinin kullandığı ... plakalı motosiklete çarparak müvekkilinin ağır yaralandığını, müvekkilinin perde-mefruşat işi yaptığını ve aylara göre gelirinin değiştiğini, aylık kazancının asgari ücretin üzerinde olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile 1.000,00 TL kalıcı iş gücü kaybı, 1.000,00 TL geçici iş gücü kaybı ve 1.000,00 TL bakıcı ücreti olmak üzere toplam 3.000,00 TL maddi tazminatın davalıya ilk başvuru (temerrüt) tarihinden mümkün olmadığı takdirde dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;-222.400,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-8.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-1.600,00 TL bakıcı gideri tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya dair talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; %20 müterafik kusur indiriminin poliçe limiti 290.000TL üzerinden degil tazminat miktarı olan geçici iş göremezlik 10.145,00TL, kalıcı işgöremezlik 323.999,00TL, bakıcı gideri 2.883,00TL üzerinden yapılması gerektiğini, dava dilekçesinde belirtildiği gibi ticari faiz taleplerinin bulunduğunu, ıslah yolu ile dava dilekçesindeki faiz türünün değiştirilmesinin mümkün olduğunu, mahkemece gerekçesini de açıklamaksızın yasal faize hükmettiğini, mahkemenin ıslah dilekçesini dikkate almadan hükmettiği tazminat miktarlarına yasal faiz uygulanması kararı bozmayı gerektirdiğini, müvekkilinin gelirine ilişkin işletmesinin vergilendirilmiş gelirlerinin esas alınmasının hatalı olduğunu, hesap raporunun hatalarla dolu olduğunu ve bu yönüyle hükme esas alınamaz nitelikte olduğunu, davanın kısmen reddi kararının hatalı olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı bulunan kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; usuli kazanılmış hak gözetilmedemesinin hukuka aykırı olduğunu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünden dosyanın yeniden rapor alınmak üzere ... Adli Tıp 2. İhtisas Dairesine gönderilmesi gerekirken müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, gelirin asgari ücretinden yüksek kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın kanun emredici hükümlerine uygun olarak usulüne uygun başvuruda bulunmaması sebebiyle haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya sebebiyet veren aracın müvekkili şirket tarafından akdedilen Zorunlu Trafik Poliçesinin başlangıç tarihi 19.10.2015 olduğunu, ilgili poliçenin 01.06.2015 tarihli Genel Şartlar değişikliğinden sonra akdedildiğinden geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddinin gerektiğini ve bakıcı giderinin poliçe kapsamı dışında olduğundan müvekkili şirketin bakıcı giderinden sorumlu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, yaralanmalı trafik kazasından kaynaklanan maddi (geçici ve kalıcı maluliyet tazminatı ve bakıcı gideri) tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili ve davalı Sigorta Şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir. Başvuru dava şartı yönünden yapılan istinaf incelemesinde: Trafik kazalarına dayalı tazminat davalarında sigorta şirketine yazılı başvuru zorunluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 97. maddesinde yapılan değişiklikle getirilmiştir. Bu düzenleme, 14 Nisan 2016 tarihinde kabul edilen 6704 sayılı Kanunun 5. maddesi ile yapılmıştır. Eldeki dava ise bu düzenlemeden önce 10.03.2016 tarihinde açıldığından davacı yönünden böyle bir başvuru şartı bulunmamaktadır. Davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde değildir. Davalı vekilinin usuli kazanılmış hak bulunduğu yönünden yapılan istinaf incelemesinde: Davalı vekili davacı vekilinin 21.01.2019 tarihli aktüerya raporuna itiraz etmediğini bu sebeple müvekkili lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu ileri sürmüşse de; davacının maluliyet raporu yönünden itirazının bulunduğu, aktüerya raporundan sonra mahkemece davacının maluliyet raporunun alındığı, maluliyet raporuna göre hükme en yakın tarihli veriler kullanılmak suretiyle aktüerya raporu alınması gerektiği, davacı vekilinin maluliyet durumu netleştikten sonra alınan aktüerya raporlarına itiraz ettiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir. Hesap raporuna yönelik istinafların incelenmesinde: Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile rapor tarihindeki asgari ücret verileri esas alınarak davacının zararının belirlendiği anlaşılmakla rapor bu yönüyle doğrudur. Davacı vekili müvekkilinin asgari ücret üzerinde geliri olduğunu ve bilirkişi tarafından vergilendirilmiş gelirlerin esas alındığını, oysa davacının gerçek zararı belirlenerek ona göre hesaplama yapılması ve karar verilmesi gerektiğini, davalı vekili ise hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini ileri sürmüşlerse de; ... Ticaret Odasının 16.01.2024 tarihli yazısında; perde-mefruşat işi yapan bir kişinin 24.10.2014 tarihinde alabileceği aylık ücretin genel olarak yıllar itibarıyla asgari ücretin %25 fazlası olabileceği, bildirilmiş olup mahkemece emsal ücret araştırması yapıldıktan sonra alınan 04.03.2024 tarihli 3. EK raporda; asgari ücretin %25 fazla gelire göre; geçici iş göremezlik tazminatının 10.145,00 TL, kalıcı iş göremezlik tazminatının 323.999,00 TL olduğu poliçe limitinin 290.000,00 TL olduğu, bakıcı giderinin 2.883,00 TL olduğu bildirilmiştir. Rapor usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerinin bu yöndeki istinafları yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı sigorta şirketi vekili müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını ve bakıcı giderinin tedavi gideri kapsamında SGK'nın sorumluluğunda olduğunu ileri sürmüşse de, 09/10/2020 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik ve bakıcı gideri zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından ve davalı araç sürücüsü ile araç işleteni tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından buna dair istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 2019/6271E- 2020/8104 K sayılı 03/12/2020 günlü kararı) Davacı vekilinin müterafik kusura yönelik istinafının incelenmesinde: Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir. Mahkemece olayda davacının müterafik kusurunun bulunduğu kabul edilmiş ve %20 müterafik kusur indirimi yapılmışsa da kazada davacının kask takıp takmadığının belirsiz olduğu, kaldı ki davacının maluliyetinin tibia ve fibula orta hat fraktürü sonucu gelişen diz eklem hareket kısıtlılığından kaynaklandığı anlaşılmış olup salt araçla uyumlu ehliyeti olmadığı gerekçesiyle müterafik kusur indirimi yapılmış olması ve indirimin tazminat miktarı üzerinden değil de ıslah edilen miktar üzerinden yapılmış olması hatalıdır. Buna göre davanın ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerindedir. Faizin türüne yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde: Davacının yaralanmasına sebebiyet veren ve davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan araç, ruhsat kaydına göre yük naklinde kullanılan kamyonet olmakla birlikte hususi nitelikte olduğu anlaşıldığından mahkemesince hükmolunan tazminatlara yasal faiz uygulanması yerinde bulunmuştur. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE; 3-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.05.2024 tarih ve 2016/535 Esas, 2024/369 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4-Davanın KABULÜ İLE; -278.000,00 TL TL kalıcı iş göremezlik tazminatının, 10/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -10.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 10/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -2.000,00 TL bakıcı gideri tazminatının, 10/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Harçlar yönünden; 5-a-)Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 19.809,90-TL karar harcından, peşin yatırılan 29,20 TL ve 981,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.010,2 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.799,710-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, b-)İlk derece mahkemesince 07.05.2024 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, c-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsubu ile bakiyesinin tahsilinin istenmesine, d-)Davacı tarafından yatırılan toplam 1.010,20-TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Masraf yönünden; 6-Davacı tarafından yapılan toplam 5.779,80-TL masrafın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Vekalet ücreti yönünden; 7-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 46.400,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İstinaf giderleri yönünden; 8-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 9-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 10-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının davalı üzerinde bırakılmasına, 11-Davacı tarafından yapılan 458,00-TL istinaf yargılama ve dosya gönderme ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.31.03.2026 Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.