T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/283 - Karar No:2026/338 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/283 KARAR NO : 2026/338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/12/2023 NUMARASI : 2020/431 E-2023/927 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2026 Davacı vek…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/283 - Karar No:2026/338 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/283 KARAR NO : 2026/338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/12/2023 NUMARASI : 2020/431 E-2023/927 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Taraflar arasında 16.10.2017 tarihinde "Açık Ocaklardan Tüvenan Cevherin Yüklenmesi, Nakliyesi ile Konsantratör Tesislerinde Cevher Hazırlama ve Kalite İyileştirme" sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirketin sözleşme hükümlerini yerine getirdiğini ve Hizmet İşleri Kabul Tutanağı ile 18.02.2020 düzenlenme tarihli İş Bitirme Belgesinin düzenlendiğini, ancak davalının sözleşmede belirtilen iş bedelinin tamamını ödemediğini ve edimini ifa etmediğini, 08.06.2020 tarihli ve 05940 yevmiye numaralı ihtarname ile, gördürülen iş/alınan hizmet nedeni ile 08.06.2020 tarihi itibariyle nakit ek kesin teminat ve ödenmeyen hak edişlerinin toplamı olan 573.140,01 TL'lik tutarın avans faizi ile birlikte 3 gün içerisinde ödenmesinin istenildiğini, ödeme yapılmaması üzerine, alacağı tahsil amacı ile Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4203 sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiğini, davalının 28.06.2020 tarihinde borca itiraz ettiğini, itirazdan sonra 02.07.2020 tarihinde 65.000,00 TL ödeme yaptığını, bu ödemenin davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğinin göstergesi olduğunu, ve alacağın likit olduğunu belirterek davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Taraflar arasında 16.10.2017 tarihli sözleşme imzalandığını, 04.11.2017 tarihinde işe başlandığını, 03.11.2019 tarihinde işin sona erdiğini, işin kabulünün 13.02.2020 tarihinde yapıldığını, sözleşme devam ederken sözleşmenin 11. maddesi hükmüne istinaden hak edişlerden kesinti yapılmak suretiyle ek kesin teminat alındığını, davacı firmanın çalıştırdığı işçilerin ücretlerini ödemediğini ve işçiler tarafından işçilik alacakları için arabuluculuk yoluna başvurulması üzerine ek kesin teminatın blokaja alındığını, davacının hesaplarda bekleyen ve blokeye alınan ek kesin teminatının 507.865,43 TL olduğunu, dava konusu işin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında davacı yana ihale edildiğini, davacı ile akdedilen sözleşmenin 11.maddesi uyarınca işçilerin işçilik alacaklarının davacı firma sorumluluğunda olduğunu, ancak buna rağmen ücretlerin ödenmediğini, bu nedenle alt işveren-asıl işveren ilişkisi gereğince müvekkilinin sorumluluğunun söz konusu olduğunu, buna göre davacının sözleşme konusu işe ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmakla bu nedenle ek kesin teminatın iadesine sözleşme gereğince hak kazanmadığını, işçilerin toplam alacak miktarının 1.500.000,00 TL'nin üzerinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince:Davanın, nakit ek kesin teminat ve ödenmeyen hakediş toplamından bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın haksızlığı nedeniyle açılan itirazın iptali davası olduğu, Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2020/4023 sayılı dosyanın incelenmesinde davacı şirket tarafından açık ocaklardan cehverin yüklenmesi, nakliyesi ve tesislerde cevher hazırlama ve iyileştirme hizmetine yönelik sözleşmeden kaynaklanan faturaya dayalı bakiye 523.140,01 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe süresinde itirazı üzerine takibin durduğu, işbu davanın süresinde açıldığı, taraflar arasında "Açık Ocaklardan Tüvenam Cehverin Yüklenmesi, Nakliyesi Ve Konstrantratör Tesislerinde Cevher Hazırlama Ve Kaliteli Hizmet Alımına Dair" sözleşme altındaki imzaların taraflara aidiyeti çekişme konusu olmayıp, çekişmenin işçilik alacağı için açılmış davalar nedeniyle dava konusu edilen teminat ve hak alacağının haklı olarak bloke edilip edilmediği, haksız olarak bloke edilmiş ise takip tarihi itibariyle talep edilebilecek alacak miktarı üzerinde toplandığı, 03.10.2021 tarihli rapor alındığı, bu rapora karşı taraf vekillerinin beyan ve itirazları alındıktan sonra 08.02.2020 tarihli celsede taraf itirazları karşılanması için dosyanın bilirkişiye tevdi ile ek rapor alınmasına karar verilmiş, eksik belgede tamamlandıktan sonra dosya aynı bilirkişiye tevdi edilerek 08.04.2022 tarihli ve 20.12.2022 tarihli ek raporların alındığı, rapora karşı taraf vekillerinin beyan ve itirazları alındıktan sonra 01.03.2023 tarihli ara kararlarında hangi işçilerin davacının sorumluluğunu gerektirecek dava açıldığını beyan etmesi ve bu dosya numaralarını bildirmesi, açılan bu davalarla ilgili suretleri sunması için 15 gün süre verilmiş, davacı vekili tarafından söz konusu dosyalarla ilgili beyanda bulunulması üzerine aynı tarihli ara kararına göre ek rapor alınmasına karar verilmiş, aynı bilirkişi tarafından verilen 03.10.2023 tarihli ek raporda blokenin haklı ve yerinde olmadığı, icra dosyasına itirazdan sonra 65.000,00 TL ödeme yapıldığı dikkate alındığında dava tarihi itibariyle davalının 458.140,01 TL'na yönelik itirazının iptali gerekeceği, dava dışı işçinin açtığı davada davalı idarenin risk altında olduğu, 160,00 TL borcun varlığı nedeniyle blokenin haklı olduğu kanaatine varılması halinde 65.000,00 TL ödemenin de yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, dava tarihi itibariyle 457.980,01 TL'na yönelik itirazın iptali gerekeceği yönünde görüş bildirildiği, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesinde; “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren- alt işveren ilişkisi denir.Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu-iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” , sözleşmenin 11. maddesinde; “kesin teminat ve ek kesin teminatın geri verilmesi; taahhüdün sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve Yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra, SGK dan alınan ilişksizlik belgesinin İdareye verilmesinin ardından kesin teminat ve ek kesin teminatların tamamı Yükleniciye iade edilecektir.” sözleşmenin “Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları” başlıklı 22. maddesinde; 22.1. Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel şartnamenin 6. Bölümünde, Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür.” Teknik Şartnamenin “Yüklenicinin Sorumlulukları” başlıklı 5.12. maddesinde; “Yüklenicinin yürütümü sırasında, Hıfzıssıhha Kanunu, İş Kanunu, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigorlası Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve diğer çalışma mevzuatları ile Çevre Kanunu ve ilgili mevzuatlarına uymak zorundadır. Yüklenicinin yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı Teşekkülün uğrayacağı her türlü zarar Yükleniciden Tahsil edilir. Ayrıca Teşekkül Yüklenicinin yerine - getirmediği-yasal yükümlülükleri, giderleri yükleniciye ait olmak üzere Yüklenici adına yerine getirme hakkına sahiptir.", 5.24.maddesinde; (a) yüklenici çalışanların hak etmiş oldukları alacaklarının iş bu sözleşme kapsamında çalıştıkları döneme ilişkin kısmını ödemekle yükümlüdür. yüklenicinin iş sonunda çalışanların iş bu sözleşme dönemine iliskin alacaklarının ödendiğine dair bordro ve banka dekontlarını teşekküle sunmak zorundadır. 11.15 maddesinde; yüklenicinin sayılan mevzuata hareket edeceği, bu konuda doğabilecek hukuki ve cezai sorumluluklarda kendisinin sorumlu olduğunun yazılı olduğu, davacı tarafın çalıştırdığı bir kısım işçiler, alacaklarının davacı tarafından ödenmediği iddiasıyla asıl işveren davalı aleyhine dava açıldığından, bakiye alacağa bloke konulması nedeni ile davacıya ödenmemiş olup, alınan rapor ve ek raporlarda anlaşılacağı üzere dava dışı işçi ... tarafından açılan davanın kesinleştiği, diğer davaların kesinleşmediği 23 işçi tarafından açılan davada dava konusunun muvazaa iddiasına dayalı toplu iş sözleşmesinden kaynaklı işçi alacaklarının tahsiline yönelik olduğunun görüldüğü, yukarıda belirtilen yasa, sözleşme hükmü ve şartnameler uyarınca bir kısım işçiler tarafından, davacı aleyhine açılmamış ise de muvazaa iddiası ile açılan davalarla ilgili aleyhe verilecek hüküm sonucu davalının ödeyeceği tutar davacıya rücu edileceğinden, işçilerin kesin alacakları belli olmadan davalının bir kısım davacı alacağına bloke koymasının haklı olduğu, toplanan delillere göre davacı her ne kadar açmış olduğu işbu davada ödenmeyen bakiye alacağın tahsilini talep etmiş ise de; sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin bir kısmının hem davacı hem davalı, bir kısmının ise davalı aleyhine işçilik alacaklarının tahsili yönünde dava açtığı, belirtilen yasa, sözleşme ve şartnameler gereğince davalının yargılama sonucunda ödeyeceği işçilik alacaklarını talep edebileceği, dava ve takip tarihi itibariyle tam kesin hesabın çıkmaması nedeniyle davalının bir kısım alacağa bloke koymasında haklı olduğu, bilirkişi raporundaki bir kısım alacağın iadesi yönündeki talebe heyetçe iştirak edilmediğinden davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkilinin alacaklı olduğunun yargılama safhasında düzenlenen bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, mahkeme kararının hukuka aykırı ve gerekçesiz şekilde kurulduğunu, davalının bahsettiği ödememe iddiasına yönelik dava dosyaları muvazaaya ilişkin dosyalar olup sözleşmesel olarak maaş farklarından müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili ile davalı borçlu arasında akdedilen sözleşmeden doğan edimlerini müvekkili eksiksiz olarak yerine getirmiş olup davalı borçlunun ise sözleşmeden doğan para verme borcunu yerine getirmediğini, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen davalı borçlu tarafından ise edimin karşılığı olan para borcunun müvekkiline ödenmediğini, Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2020/4203 sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup davalı borçlu tarafından ise işbu takibe haksız ve kötüniyetli şekilde itiraz edildiğini, davalı tarafça mesnetsiz birçok iddia ortaya atılmasına rağmen ne sözleşmeden doğan edimi ortadan kaldıracak bir sebebin varlığı, ne de borcun ödendiğine dair herhangi bir ispatın gösterildiğini, bu itibarla dava konusu yapılan alacağın varlığının kabulü ile davalının haksız itirazının iptali gerekirken mahkemece verilen red kararının kabulünün mümkün olmadığını, davalı tarafça çalışan işçilerin alacakları için açmış oldukları dava ve arabuluculuklar nedeniyle ek kesin teminatın alındığı iddia edilmişse de bu iddia tamamen mesnetsiz olup ilgili davalardan müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davalı tarafça taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 11.maddesi kapsamında müvekkilinin hakedişlerinden kesinti yapmak suretiyle ek kesin teminat olarak blokaj altına alındığının iddia edildiğini, ancak taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bahse konu maddesi incelendiğinde bu işlemin hiçbir dayanağı olmadığını, müvekkili şirketin hakedişlerine davalı tarafından tek taraflı olarak; ek kesin teminat kisvesi altında bloke koyulmasının izahtan vareste olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede konulan blokenin herhangi bir hukuki dayanağı bulunmadığını, kaldı ki 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 34. maddesinde açıkça ''Her ne suretle olursa olsun, idarece alınan teminatlar haczedilemez ve üzerine ihtiyati tedbir konulamaz.'' hükmünün bulunduğunu, sözleşmenin 11.2. numaralı ek teminat alt başlıklı maddesi kapsamında fiyat artışı dışında ek teminat talep edilmesinin mümkün olmayıp, ilgili tutarların blokaja alınmasının sözleşmede dayanağının bulunmadığını, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun Teminat olarak kabul edilecek değerlerin 34. maddede gösterildiğini,davalının yaptığı haksız ve dayanaksız kesinti/blokaja bu maddede asla cevaz vermediğini, Kesin teminat ve Ek Teminatın geri verilmesi alt başlıklı sözleşmenin 11.4.1 maddesinin "Taahhüdün sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra, Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan ilişkisiz belgesinin idareye verilmesinin ardından kesin ve varsa ek teminatların tamamı, Yükleniciye iade edilir." şeklinde düzenlendiğini, müvekkil şirketin bahse konu sözleşmeye konu tüm taahhütlerini yerine getirmiş; 03.11.2019 tarihinde işi bitirmiş, 13.02.2020 tarihinde işin davalı yanca kabulü yapılmış ve yine davalı tarafından 18.02.2020 tarihinde iş bitirme belgesinin düzenlenmiş olduğunu, Hizmet İşleri Kabul Tutanağı ve İşi Bitirme Belgesinin dosyaya sunulduğunu, izah edilenler kapsamında müvekkili şirketten ek kesin teminat alınması gerektirecek herhangi bir halin bulunmadığını, kabul etmemekle birlikte bir an için şartların mevcut olduğu düşünülse dahi, sözleşme şartları yerine getirildiğinden müvekkiline iade edilmesi gerektiğini, işbu sözleşmenin akdi esnasında sunulan kesin teminat mektupları da şartları yerine getirmiş olması sebebiyle müvekkiline iade edildiğini, davalının herhangi bir hak ve alacağı kalmaması nedeniyle müvekkilinin teminat mektubunu iade etmişken hakkedişlerinin yani nakit alacağının sözleşmeye ve usule aykırı olarak blokeye alınmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, mahkeme tarafından tanzim edilen bilirkişi raporlarında da görüleceği üzere işçiler tarafından davalı idareye karşı açılan davaların muvazaa iddiasına dayalı ve Toplu İş Sözleşmesinden Kaynaklı hak ve alacakların tahsili istemine ilişkin olup, müvekkilinin TİS uyarınca doğan borçlardan ve sosyal yardımlardan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı idare tarafından her ne kadar çalışan işçilerin açmış oldukları alacak davalarına yönelik olarak ek kesin teminat alındığı iddia edilmişse de bu iddianın tamamen hukuki gerçeklikten uzak ve mesnetsiz bir iddia olduğunu, nitekim bilirkişi tarafından da 03.10.2023 tarihli ek raporda detaylıca açıklandığı üzere müvekkili şirketin ilgili dava ve alacak taleplerinden herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, mahkemece bilirkişi raporundaki açık ve hükme esas alınabilecek nitelikteki yerinde değerlendirmelere rağmen yeterli gerekçe ihtiva etmeyen bir kararla davanın reddine karar verildiğini, kararın gerek somut olayın gerçekliği, gerekse de sözleşme hükümleri ile ters düşmekte olup kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi tarafından yerinde değerlendirmeler içeren ve hükme esas alınabilir nitelikteki rapor ve ek raporların mahkemece hükme esas alınmadığını ve mahkemece hatalı değerlendirmeyle davanın reddine karar verildiğini, kaldı ki, rücu durumunun söz konusu olacağı hangi maddeye dayandığını dahi belirtmediğini, tüm bu sebeplere ek olarak, davalı tarafça konulan blokeye sebep gösterilen davaların henüz yargılama sürecinin devam ettiğini, yargılama süreci devam ederken müvekkil şirketin işbu dava konusu taleplerden sorumlu tutularak hak kaybına uğratılmasının dahi hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı ile davalı arasında "Açık Ocaklardan Tüvenam Cehverin Yüklenmesi, Nakliyesi ile Konsantratör Tesislerinde Cevher Hazırlama ve Kalite İyileştirme Hizmet Alımı" konulu eser sözleşmesi akdedilmiş olup davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Taraflar arasındaki sözleşmenin ifayla sona erdiği, 13.02.2020 tarihinde işin kabulüne ilişkin tutanak tutulduğu ve 18.02.2020 tarihinde de iş bitirme belgesinin düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla, davacının sözleşme kapsamında bakiye hak ediş alacağı ile ek kesin teminatı icra takibiyle talep etme hakkının doğduğunun kabulü gerekir. Yine sözleşme kapsamında mahkemesince davacının talep kalemleri yönünden sözleşme, ekleri ve yasa hükümleri çerçevesinde mahsubu gereken bedellerin bulunup bulunmadığı hususu da incelenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu kapsamda mahkemesince eldeki dosyada dava konusu sözleşme kapsamında olduğu iddia edilen işçi alacaklarına ilişkin açılan davalar, bu davalardaki taleplere yönelik davacı yüklenicinin kendi sorumluluğunda bulunmadığına ilişkin itirazları da değerlendirilerek, işçi alacaklarına ilişkin davaların sonuçlanması beklenilmek suretiyle davacının davaya konu sözleşme kapsamında sorumlu olduğu tespit edilen bedelin mahsubu suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle işçi alacakları nedeniyle davaların mevcut bulunduğu, takip ve dava tarihi itibariyle kesin hesabın çıkartılmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2- Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.12.2023 gün ve 2020/431 E- 2023/927 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Davacı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 26.03.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır