İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ile aralarında ticari ilişki…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/870 KARAR NO : 2025/1790 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/02/2022 NUMARASI : 2019/903 Esas - 2022/143 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ile aralarında ticari ilişki olduğunu ve tüm edinimleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davalı tarafın 100.000,00 TL borcunu ödemediğini, bunun üzerine davalı tarafa alacağın tahsili için icra takibi yapıldığını, davalının itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu beyan ettiğini, davacı taraf, yukarıda açıklanan nedenlerle, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı taraf aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, asıl alacağa uygulanacak en yüksek banka reeskont faizinin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile aralarında ticari ilişki mevcut olduğunu, davacı firmanın kozmetik ürünleri ithalatı yapan bir firma olduğunu, davalı tarafın davacı tarafın ithalatını yaptığı bu ürünleri iç piyasaya satışını yaptığını, davalı tarafın duyduğu güvenle ürünler teslim edilecek diye davacı tarafın kesmiş olduğu irsaliyeli faturaları teslim alarak defterine işlediğini, ürünlerin teslim edildiğine dair herhangi bir kaşe veya imza bulunmadığını, ürünlerin teslim edilmediğini, bu ürünleri naklettiğine ve teslim ettiğine dair nakliye faturası olmadığını, bu ürünlerin yurtdışı meşeli olduğunu ve davacı firmaya girdisinin ve stoklarında olup olmadığını araştırılması gerektiğini beyan ettiği davalı taraf, yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın usulden ve esastan reddine, davacı taraf aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,İtirazın iptali davasının hak düşürücü sürede açıldığı, dosyada delillerin toplandığı, bilirkişiden rapor alındığı raporun denetime ve hükme elverişli olduğu, icra takibinin 08.11.2018 tarihli 100.000TL bedelli faturaya ilişkin olduğu, iş bu faturanın davacı ve davalı ticari defterlerine kayıtlı olduğu, bu durumun uyuşmazlık konusu olmadığı, davalının savunmasının bu faturaya konu mallar teslim edilmeden ticari defterlere kayıt edildiğine ilişkin olduğu, Yargıtay 23. Hukuk dairesinin 2014/3309 E sayılı ilamında da belirtildiği üzere, faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacirin, faturanın içeriğini aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen tarafın bu faturaya dayalı alacağın varlığını ispatlamış sayılacağı, dava konusu edilen faturanın davalı tarafın defterinde kayıtlı olduğundan bu durumun malın teslim edildiğine karine teşkil ettiği, davalı tarafın ödemeyi ya da malın teslim edilmediğini usulüne uygun delillerle kanıtlamasının gerektiği, (Yargıtay 19.HD.'nin 2016/15918 Esas- 2018/1400 Karar sayılı ilamı), ispat yükünün davalı tarafta olduğu, davalının yemin hakkını kullanmadığı, bilirkişi raporunda davacı tarafın bu faturaya ilişkin BS ve bu faturayı satın aldığı şirkete ilişkin BA bildiriminde bulunduğu, bu nedenle faturaya konu malların davacının uhdesinde bulunduğu, faturanın davalı defterinde kayıtlı olması nedeniyle malların teslim hususunun ispat edildiğinin kabul edildiği, davalının ödeme savunmasının olmadığı da dikkate alınarak açılan davanın kabulüne karar verilerek, alacağın faturaya dayalı olması nedeniyle icra inkar tazminat koşullarının oluştuğu, kötüniyet tazminat talebinin yasla şartları oluşmadığı değerlendirilerek ..." davanın kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı icra dosyasından müvekkili firma aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini istediğini, bahse konu mahkeme dava dosyasına sunulan arabuluculuk tutanağı incelendiğinde mahkeme dosyasına konu olan Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı icra takip dosyasından kaynaklı bir başvurunun olmadığının açık ve net bir şekilde ortada olduğunu, davaya konu fatura muhteviyatı ürünler ithal ürünler (yabancı menşeili) olup, bu ürünlerin ithalat belgelerinin, gümrük beyannamelerinin, navlununun, yurt dışı firmasının davacı firmaya hitaben bu ürünlere ilişkin kesmiş olduğu faturaların veyahut yurt içi firması tarafından davacı firmaya bu ürünlerin satışının gerçekleşmesi için verilmiş olması gereken gümrük ithalat beyannamelerinin dava dosyasına celp edilmediğini, bilirkişi raporu incelendiğinde; bilirkişi raporunda taraflarınca sunulan ve Mahkemece celbi istenilen tüm beyanların hiçe sayıldığını, sadece tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yaparak, anlaşılamayacak bir şekilde bilirkişi tarafından yorumda katılarak davalı tarafın iddialarını ispat etmesi gerektiği şeklinde Yargıtay içtihatlarına tamamen aykırı görüş bildirilmiş ve davacı firmanın davalı müvekkili firmadan alacaklı olduğu yönünde şerh sunularak, bu şekilde Mahkemeyi'de yanlış yönlendirme çabası içerisine girdiğini, taraflarınca bahse konu ürünlerin teslim alınmadığının ispatı açısından, bilgi ve belgelerin dava dosyasına celbi yüzlerce defa talep edilmiş ise de, mahkemece ispat için haklı ve resmi delillerinin hiçbirisi dava dosyasına celp edilmeyerek haklılıklarının ispat etmelerinin engellendiğini, davacı firmanın teslim etmediği ürünlerin bedelini müvekkili firmadan usul ve yasalara aykırı bir şekilde talep ettiğini, davacı firmanın somut hiçbir delili dava dosyasına sunmayarak haksız kazanç elde etme çabası içinde olduğunu, açıklanan nedenlerle usul ve yasalara aykırı mahkeme ilamının bozulmasına ve davanın reddine, gerek görülmesi halinde dava dosyasının bilirkişi raporu alınmak üzere üçlü bilirkişi heyetine tevdiine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı yan üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, faturaya konu malların davalıya teslim edilip edilmediği, arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirtilmediği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı noktalarındadır.Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyası ile "08.11.2018 tarihli 100.000,00 TL tutarlı fatura" nedeniyle 100.000,00 TL asıl alacak, 3.476,71 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 103.476,71 TL alacağın tahsili istemiyle 29.03.2019 tarihimde ilamsız takip başlatılmış, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmüştür.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infazs aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli, 2016/12244 E., 2017/2368 K. sayılı kararının da belirtildiği üzere davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup davacı yararına oluşan bu karinenin aksini ispat külfeti ise davalıya aittir.Tarafların ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, takip konusu 08.11.2018 tarihli KDV dahil 147.033,46 TL tutarlı A012100 seri numaralı fatura ile A012099 seri numaralı faturaların, fatura içeriğinin tek faturaya sığmamasında dolayı birbirinin devamı olarak düzenlendiği, faturaların tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu ve tarafların BA-BS formlarında söz konusu faturaları Vergi dairesine bildirdikleri, davacının defter ve belgelerine göre davalıdan 5.774.641,68 TL alacaklı, davalının defter ve belgelerine göre davacıya 3.687.841,68 TL borçlu olduğu, davacıya dava dışı ... İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından 07.11.2018 tarihinde düzenlenen ...-31 seri numaralı faturaların birbirinin devamı şeklinde düzenlenmiş tek fatura olduğu, KDV dahil 147.191,92 TL tutarlı fatura içeriğine ait ürünlerin takibe konu faturalara konu ürünler ile aynı olduğu, faturaya konu ürünlerin dava dışı ... İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'den alındığı, davacının takip tarihi itibarıyla 100.000,00 TL talep edebileceği tespit edilmiştir. Bu durumda davalı taraça herhangi bir itirazı kayıt ileri sürülmeden kendi ticari defterlerine kaydettiği ve vergi dairesine BA formuyla bildirdiği malları teslim almadığını ispatlaması gerekmekte olup buna dair herhangi bir delil sunulmuş değildir. Bilirkişi raporu denetime elverişli olup, Mahkemece hükme esas alınarak, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 7155 sayılı Yasanın 20. Maddesi ile 6100 Sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesinde; konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenmiş olup, 7155 sayılı Yasanın 23. Maddesi ile 6325 Sayılı Kanuna eklenen 18/A maddesinde ise; davacının, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Somut olayda, davacı tarafından Arabuluculuk son tutanağı dava dilekçesine eklenmiş olup, arabuluculukta belirli bir icra dosyası belirtilmemişse de, taraflar arasındaki ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki açık hesaptan kaynaklı alacak için arabuluculuğa başvurduğu, bu başvurunun bu icra takibini de kapadığı, salt bu nedenle arabuluculuk işleminin geçersiz olduğu kabul edilemeyeceğinden davalının bu husustaki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.710,00 TL harcın, alınması gerekli olan 6.831,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.121,00 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 04/12/2025