İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/09/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil banka ile dava dışı ... İşletmeler ve Tic. A.Ş. arasında akdedilen kredi sözleşmesine istinaden davalı şirkete kredi kullandırıldığını, anılan sözleşme…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/74 KARAR NO: 2025/1187 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/12/2020 NUMARASI: 2019/523 Esas - 2020/692 Karar DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/09/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil banka ile dava dışı ... İşletmeler ve Tic. A.Ş. arasında akdedilen kredi sözleşmesine istinaden davalı şirkete kredi kullandırıldığını, anılan sözleşmeyi diğer davalılar ..., ... ile ...'ın müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesabının 01/07/2019 tarihinde kat edilerek borçlulara Beyoğlu 8. Noterliği'nin 02/07/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin gönderildiğini ve alacağın kat tarihi itibariyle muaccel hale getirildiğini, borcun ödenmemesi üzerine, İstanbul 18. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası ile 2.346.267,15 TL alacak üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itirazı üzerine takibin durduğunu, davalıların itirazlarının dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu belirterek davalıların takibe yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir . CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 70 yaşlarında ev hanımı olup sözleşmeyi imzalayıp imzalamadığını bilemediği için kefalet sözleşmesinin yasal koşullarının tam olup olmadığı konusunda bilgi sahibi olmadığını, bu sebeble bu konuda inceleme yapılmasını, takibe konu kredilerin kefalet sözleşmesi kapsamında olup olmadığı dahi belli olmadığını takibe konu olmadığının değerlendirilmesini talep ettiklerini, işlemiş faizin talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve faizin fahiş olduğunu açıklanan nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...Tic A.Ş nin 3 ortağından biri olduğunu, davacı banka ... İşletmeler Tic A.Ş kredi kullandırdığını, müvekkili ... ile beraber diğer ortaklar ... ve ... bu kredi sözleşmesine müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeye taraf olarak dahil edilmek istendiklerini ancak davacı bankanın deliler arasında gösterdiği kredi sözleşmesi incelendiğinde TBK 581,582,583 maddelerinin arandığı şartlarda bir kefalet ilişkisinin kurulmadığını, Zira TBK 583 madde göre kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeye yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır" amir hükmü mevcut olduğunu, Genel kredi sözleşmesinde TBK 583 maddesi amir hüküm olarak aradığı şartlardan hiçbiri mevcut olmadığını, bu kapsamda iş bu kefalet sözleşmesi her sedyen onçe şekil eksikliğinden dolayı yok hükmünde olduğunu, bundan dolayı davanın reddini talep ettiklerini, kefillere taahhüt ve ödemelerin yapılmadığı ihbar edilmeden temerüt faizi yürütülemeyeceğini, hükmünden hareketle müvekkilimiz aleyhine geriye dönük işlediğini ve işleyecek temerüt faizleri talep edilemeyeceğini bu sebeble icra takibine itirazlarının kabulünü talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı bankanın keşide etmiş olduğu ihtarnameye karşılık Beyoğlu 57 Noterliğinden 11.07.2019 tarih ... yevmiye sayalı cevabi ihtarnamesi keşide edilerek kefalette, kefalet miktarına itiraz hakları saklı kalmak kaydıyla muhatap bankanın ihtarnamesi ile ödenmesi talep edilen nakdi kredi miktarı ve depo edilmesi talep edilen gayrinakdi kredi miktarı kabul etmediğimizi mutabık olmadığımızı 11 muhatap bankaya ihtaren bildirildiğini, davacı banka tarafından başlatılan ilamsız icra takibinde 2.324.661.15 TL alacak talepli ilamsız takip başlatıldığını, müvekkilinin bu takibe karşı borcu bulunmadığını, icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edildiğini, alacağın tamamına işlemiş faizi işleyecek faize ve faiz oranına itiraz neticesinde takibin durduğunu, huzurdaki dava ile davacının asıl borçlu şirketten olan alacağının 2.345.661.15 TL olduğu beyan edildiğini, davacının kendi beyanına göre ihtarnamesinde yer alan alacak talebi 3.741.503,77 TL olup ihtarname ile icra takibi arasında yer alan talepler arasında yaklaşık 500.000.00TL fark bulunduğunu, bu husus dahi müvekkilinin itirazında haklı olduğunun ispatı olduğunu, ayrıca davacının yaptığı beyan ettiği tahsilatları ne şekilde mahsup ettiği belirsiz olduğunu, kefaletin bulunduğu iddia edilen kredi sözleşmesinde müvekkilinin imzaların incelenmesi gerektiğini, yine sözleşmenin her sayfasında müvekkilin imzasının bulunup bulunmadığını, imzanın kendisine ait olup olmadığı müvekkili ve taraflarınca incelenemediğini, kime kefil olunduğu yazılı olmadığını, borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın hesapladığı anapara miktarı müphem olduğu gibi talep ettiği faiz uygulanan cari faiz ve temerüt faizi oranları haksız hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, incelenen takip dosyası, düzenlenen bilirkişi raporu, toplanıp değerlendirilen delillere göre; taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında, davacı banka tarafından dava dışı ... İşletmeler ve Tic. A.Ş.'ne kredi kullandırıldığı, davalı şirketin vadesinde borçlarını ödememesi üzerine hesabın kat edildiği ve alacağın tahsili için dava dışı asıl borçlu şirket ile müteselsil kefil olan davalılar hakkında icra takibi yapıldığı, dava dışı asıl borçlu şirket tarafından kredi borcunun ödenmediği, kefalet sözleşmesinin yasal şartları taşıması ve geçerli olması nedeniyle diğer davalılar olan müteselsil kefiller tarafından da borcun ödenmemesi nedeniyle nakdi kredi borcundan sorumlu oldukları, temerrütün bilirkişi raporundaki ilke seçeneğe göre gerçekleştiği, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1056 D.iş sayılı dosyasında takdir edilen vekalet ücretine ilişkin talebin haklı olduğu, gayri nakdi kredi borcu yönünden sözleşmede kefillerin sorumlu olduğuna ilişkin açık ve net düzenleme bulunmadığından sadece dava dışı asıl borçlu şirketin sorumlu olduğu sabit olduğundan düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporundaki ilk seçeneğe ve tüm dosya kapsamına göre takip tarihi itibariyle davacı bankanın davalılardan nakdi kredi alacağı yönünden 2.345.661,00-TL asıl alacak, 606,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 2.346.267,00-TL alacaklı olduğu, takibin borçlu davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla belirtilen miktar yönünden takip tarihinden itibaren asıl alacağa uygulanacak yıllık %27,30 oranında faiz ve bu faize %5 gider vergisi uygulanmak suretiyle kaldığı yerden devamı gerektiği, gayri nakdi kredi alacağı yönünden davalı kefillerin sorumlu olduğuna dair kredi sözleşmesinde açık düzenleme bulunmadığından gayri nakdi kredi alacağı yönünden borçlu davalı kefillerin sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmış; alacak likit ve itiraz haksız olduğundan asıl alacağın (2.345.661,00-TL'nin) %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulüne," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın hesapladığı ana para miktarnın müphem olduğunu, talep edilen faiz, uygulanan cari ve temerrüt faiz oranlarının da haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, talep edilen faiz oranının Türk Borçlar Kanunu`nun emredici hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, öte yandan, hesap kat ihtarnamesine karşı mutabık olmadığını, kabul etmediğini noter marifetiyle bildiren davalı hakkında temerrüd faizi uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, teminat mektubu bedelleri ile çek yapraklarına ilişkin teminat bedelinin depo edilmesi isteminin hukuki dayanağının bulunmadığını, davacının icra inkar tazminatı talep etmek hakkı bulunmadığını, koşullarının da oluşmadığını, davacının alacağının likit olmadığını, yargılamayı gerektirdiğinin arz edildiğini, yerel mahkeme tarafından istem konusu alacağın dayanağı olduğu öne sürülen GKS`nin, davalı yönünden hukuken geçerli olup olmadığına ilişkin en birinci itirazlarının dahi dinlenmediğini, öne sürülen iddialarının değerlendirilmesinin yapılmayarak hukukçu vasfı dahi olmayan hesap bilirkişisinin hukuki yorumlarının yeterli görülerek rapor doğrultusunda ve/fakat gerekçesiz hüküm kurulduğunu, davalının öne sürdüğü itirazlarının irdelenmeyerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, davalı bakımından faiz başlangıç tarihinin hukuka aykırı olarak hüküm altına alındığını, gerek takip öncesi gerek ise de takipten sonra işleyecek faiz oranının hukuka aykırı olarak belirlendiğini, arz ve izah edilen fakat yerel mahkeme tarafından giderilmeyen itirazlarına rağmen itirazın iptaline karar verilen 2.346.267,00-TL bedel üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama sonunda itirazının haklı görüldüğünü ve davacı yanın güven kuruluşu olan bir banka olmasına rağmen reddedilen 49.865.97-TL üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı banka kayıtları üzerinde araştırma yapmaktan dahi imtina ederek ve güven kuruluşu olduğunu dahi hesap etmeyerek takibe yapılan itirazın ardından aynı rakam üzerinden itirazın iptali davasının ikame edilmesinin açıkça kötü niyet olduğunu, davalı nezdinde doğacak telafisi imkansız zarar ve adli yardım isteminin kabul görmesinin gerçeğe ulaşmak dışında davacı nezdinde hiçbir kayba sebebiyet vermeyeceği gerçeği gözetilerek talebin kabulünün talep edildiğini, davalının emekli maaşı dışında hiçbir malvarlığı bulunmamasının taşınmazların değerinin ise borç tutarlarının çok altında kalması sebepleri ile Mahkemeden icranın geri bırakılmasının dahi talep edilmediğini, davalının istemleri kabul görmese dahi kaybedecek tek bir kırık iğnesi bulunmadığını, bu durumun aciz halinin mevcudiyetine dair tek başına kanaat oluşturacağının temenni edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için kefiller hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalılardan ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dosyaya sunulan evraklardan davalı kefil ...'nin Genel kredi sözleşmesinin imza tarihi olan 07/09/2015 tarihi itibarıyla asıl borçlu şirket ... A.Ş' nin yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini yürüttüğü, şirketi diğer ortaklar ile birlikte müştereken temsile yetkili bulunduğu, sözleşme üzerindeki müşteri bilgilendirme şerhine göre; kredi sözleşmesi imzalanmadan önce sözleşmenin 04/09/2015 tarihinde davalı ve diğer kefiller ve asıl borçluya teslim edildiği, sözleşmenin davalı tarafça inceleniği ve anlamadıkları hükümler hakkında ... ile görüşülerek bilgi sahibi olduk ve mutabık kaldık sözleşmeyi imzalamak istiyoruz kaydının bulunduğu, davalı kefilin şirketteki sıfatı ve GKS'ndeki sıfatı birlikte değerlendirildiğinde TBK 21 ve devamı maddelerinde düzenlenen genel işlem koşulu nedeniyle sözleşme hükümlerinin geçersizliğine yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadıR. Dosyaya sunulan sözleşenin 29. Maddesi yetki şartını içermekte ancak sözleşmede yetkili icra dairesi ve mahkeme ismen belirlenmemiştir. Yine aynı madde ile yetki şartının genel yetkili mahkemelerinin yetkisini kaldırmadığı da hükme bağlanmıştır. Kredi davacı bankanın Osmanbey girişimci şubesi / İstanbul tarafından kullandırılmıştır. İİK 50. Maddesi atfıyla uygulanması gereken 6100 sayılı HMK 10. Maddesi gereği sözleşmeden doğan davaların sözleşenin ifa edileceği yerde açılabileceği, 6098 sayıl TBK 89 maddesi gereği para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa olunacağına dair hüküm ve HMK 14. Maddesi gereği bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda o şubenin bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olacağına dair düzenleme, diğer takip borçlularının Beşiktaş/İstanbul ve Sarıyer/İstanbul olan yerleşim yerleri dikkate alındığında; davalıların birden fazla olması halinde bunlardan birinin yerleşim yerinde dava açılabileceğine dair HMK 7. Maddesi düzenlemeleri birlikte değerlendirildiğinde icra takibinin yetkili icra dairesinde açıldığı anlaşılmakla bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde değildir. Davalı tarafça takibe dayanak sözleşme üzerideki imzaları açıkça inkar edilmemiş olmakla bu yönde araştırma yapılması gerektiğine yönelik istinaf istemi yerinde değildir.Davaya konu kredi ve kefalet sözleşmelerinin düzenlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesinin birinci fıkrası; "Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır." hükmünü içerir. Anılan yasal düzenlemede, öngörülen bu şekil kuralı, bir geçerlilik (sıhhat) şartı olup, her zaman ileri sürülebilir. Taraflar arasında düzenlenen Genel Kredi sözleşmesinin bir sayfa kapak, bir sayfa müşteri bilgilendirme sayfası ve 28 sayfadan oluştuğu, sözleşmenin birinci sayfası ve son hükümlerden sonra 19. Sayfasında taraf imzalarının bulunduğu, ayrıca müteselsil kefillere ait 20. Sayfasında kefillerin el yazısı ile ad ve soydaları, T.C. kimlik numaraları, yazı ve rakam ile 5.500.000 TL kefalet limiti ve müteselsil kefil olunduğuna dair kayıt, kefalet tarihi ve ve imzaların bulunduğu görülmektedir. Davalı kefilin imzasını içermeyen sözleşme sayfaları ile imzası bulunan sahifelerdin bir bütünlük arzettiği, metin, içerik, anlam ve devam bakımından bütünlük bulunduğu, ayrıca sözleşme bir bütün olarak incelendiğinde sayfalar arasında da bir bütünlüğün bulunduğu görülmektedir. Bu durumda sözleşmenin 1 , 19 ve 20. Sayfalarındaki imzaların sözleşmenin yazılı olması koşulunu sağladığı, GKS'nin bazı sayfalarının imzalanmamış olmasının kefalet sözleşmesinin geçerliliğine bir etkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda davalının sözleşmenin geçerliliğine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.(EmsalY 6. Hukuk Dairesi E: 2015/5279 - K: 2015/7681 , Y 3.H.D'nin E: 2021/273 - K: 2021/12613)Uyuşmazlık konusu sözleşmede bu kabulden hareketle kefil olunan azami limit gösterildiği gibi sözleşmenin bütünlüğü içerisinde davalının da imzası bulunduğu dolayısıyla imzanın kefaletin geçerliliği için 6098 sayılı yasada öngörülen tüm şartların yerine gelmiş olduğu anlaşılmaktadır.TBK'nın 589/1. maddesi gereği kefil; asıl borç ve borçlunun kusur ve temerrüdünden kefalet limiti ile, kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından ise kefalet limiti ile sınırlı olmaksızın sorumludur. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 07.03.2017 tarihli 2016/13721 E., 2017/1838 K. sayılı ve 21.12.2016 tarihli 2016/6502 E., 2016/16085 K. sayılı emsal kararları). Bir başka anlatımla kendi temerrütü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüte düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen ve ana paraya dahil olan akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur. Temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır. Asıl borçlu yönünden sözleşmede, belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün gerçekleşeceğine ilişkin hüküm konulmuş olması halinde İİK. 68/b maddesi uyarınca asıl borçlu yönünden temerrüt oluşur ise de bu hükmün kefil yönünden uygulanması mümkün değildir. Kefilin temerrüdü, cari hesabın kesilmesi ve kat edilecek ihtarnamenin kefile tebliği ile doğabileceği hem yasa ve hem de emsal Yargıtay Kararları gereğidir. Davalıya gönderilen hesap kat ihtarının usulüne uygun tebliğ edildiği, dosyaya alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, kefilin temerrüt tarihinin ve akdi ve temerrüt fazi oranlarının sözleşme hükümlerine uygun olarak belirlendiği anlaşılmakla davalının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde değildir. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, nakdi krediye ilişkin alacak likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının bu yöne ilişen istinaf talebi yerinde değildir.Davalının kötü niyet tazminatı talebine ilişkin istinafı yönünden yapılan değerlendirmede; davanın kısmen reddine karar verilmiş olmakla birlikte davacının takip başlatmasında ve itirazın iptali davası açmasında kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden mahkemece kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmediğinden davalının istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; istinaf talepleri yerinde görülmediğinden davalı ... vekilinlin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı ...'nin adli yardım talebi kabul edilmekle, bu aşamada harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2025