T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1800 KARAR NO : 2025/1708 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/06/2025 NUMARASI : 2025/832 ESAS 2025/817 KARAR DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : ... DAVALILAR : ... DAVA :Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı) DAVA TARİHİ : 27/05/2024 KARAR TARİHİ : 1…
T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1800 KARAR NO : 2025/1708 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/06/2025 NUMARASI : 2025/832 ESAS 2025/817 KARAR DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : ... DAVALILAR : ... DAVA :Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı) DAVA TARİHİ : 27/05/2024 KARAR TARİHİ : 11/12/2025 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 15/12/2025 Açılan davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi ve Terme 1.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilleri, Dava Dilekçesinden Özetle:" Müvekkil firma Ankara ilinde uzun yıllardır ticaret yaptığını, müvekkil, davalı ... ile araç satış ticareti neticesinde aldığı çeklerin ödenmemesi sebebiyle alacağının tahsili amacıyla Kayseri Genel İcra Dairesi'nin .... ve Kayseri Genel İcra Dairesi'nin .... esas sayılı dosyalarından takip başlatmış ve takipler kesinleştiğini, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ....E. sayılı dosyasının dayanağı; 20/10/2022 günlü .... Seri No Nolu 500.000,00 TL bedelli, 15/11/2022 günlü .... Seri Nolu 500.000,00 TL bedelli, 30/11/2022 günlü .... Seri Nolu 500.000,00 TL bedelli karşılıksız çekler olduğunu, İşbu dosya kapsamında 02.05.2024 tarihinde borçlu ...'nun tebligat adresinde çıkılan hacizde, hacze kabil mal olmadığı tutanak altına alındığını, (haciz tutanağı dilekçemiz ekindedir). Yapılan UYAP sorgulaması sonucunda da borçlu adına herhangi bir gayrimenkul kaydı bulunmamakta ancak 2 tane araç bulunmakta ise de kayıtlarında 78 tane haciz bulunduğunu, ayrıca ilgilinin hesabı bulunan bankaların tamamına haciz müzekkereleri yazılmış ve banka hesaplarında da herhangi bir mevduatına rastlanmadığını, ayrıca PTT Bank hesabı bulunmamakta ve herhangi bir işte de çalışmadığını, bu hususların tamamı da icra dosyasında göründüğünü, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin .... E. sayılı dosyasının dayanağı; 30/01/2023 keşide tarihli ....Seri Nolu 500.000,00 TL bedelli, 20/12/2022 keşide tarihli ....Seri Nolu 400.000,00 TL bedelli, 10/01/2023 keşide tarihli .... Seri Nolu 500.000,00 TL bedelli karşılıksız çekler olduğunu, işbu dosya kapsamında da 02.05.2024 tarihinde borçlu ...'nun adresinde çıkılan hacizde, hacze kabil mal olmadığı tutanak altına alındığını, (haciz tutanağı dilekçemiz ekindedir). Yapılan UYAP sorgulaması sonucunda da borçlu adına herhangi bir gayrimenkul, kaydı bulunmamakta ancak 2 tane araç bulunmakta ve kayıtlarında ise 78 tane dava açıldığı tarihte haciz bulunduğunu, ayrıca ilgilinin hesabı bulunan bankaların tamamına haciz müzekkereleri yazılmış ve banka hesaplarında da herhangi bir mevduatına rastlanmadığını, ayrıca PTT Bank hesabı bulunmamakta ve herhangi bir işte de çalışmadığını, bu hususların tamamı da icra dosyasında göründüğünü, (haciz tutanağı dilekçemiz ekindedir). Bilindiği üzere IIK.nun 8/3 mad. geregi hilafı sabit oluncaya kadar haciz tutanağı, I.I.K. 105. maddesi gereğince muvakkat acız belgesi hükmünde olduğunu, hükmü gereğince haciz tutanağı da aciz vesikası yerine geçtiğini, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin .... Esas ve ....Esas sayılı dosyaları kapsamında Terme İcra Müdürlüğü'nün .... Talimat ile .... Talimat sayılı dosyalarından yapılan hacizlerde davalı/ borçlunun hacze kabil malı olmadığı haciz tutanakları ile tespit edildiğini, bu tutanaklar dilekçemiz ekinde sunulmakta olup aciz vesikası yerine geçtiğini, devamında borçlu adına kayıtlı olan hisse üzerinde, borç ilişkisinin doğumundan sonra alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla birtakım muvazaalı tasarruflar yapıldığı anlaşıldığını, bu sebeple yukarıda atıf yapılan dosya borçlarının tahsil edilemeyeceği aşikar olduğundan huzurdaki davayı açma zarureti doğduğunu, Davalı/ borçlu ...; davalı ...'nun oğlu olup hissedarı olduğu .... davaya konu hissesini önce babası ...'ya devrettiğini, Davalı/borçlu tarafından önce babasına devir olan dava konusu hisse kısa bir süre sonra da, muvazaalı olarak aynı oto galericiler sitesi içerisinde iş yeri bulunan ve yine oto galericilik yapan davalı ...'a devredildiğini, bu hususlar müvekkil tarafından haricen öğrenildiğini, bu yapılan işlemler tamamen borçlu/davalı ...'nun müvekkil ve diğer alacaklarından mal kaçırma kastı taşıdığını, davalılardan ... borçlunun babası olmakla beraber, diğer davalı ...'da aynı iş sektöründe olup davalı/borçlunun ticari durumunu bilemeyecek konumda olmadığını, aynı ilçede davalı/ borçlu ile davalılardan ... oto galericilik yapmakta olup aynı işi yapması sebebiyle, aralarında bilinen arkadaşlık ve ticari faaliyetler dolayısıyla davalı ...'ın da muvazaalı bu işlemde kötü niyetli olduğu açık olduğunu, davalılar, müvekkil ile birçok kişinin mağdur olmasına sebebiyet vererek borç doğurucu işlem olan çeklerin keşide edilmesinden ve çeklerinin karşılıksız olması sebebiyle, devamında ise borçlu aleyhinde takip başladıktan sonra mal kaçırma kastı ile hareket ettiklerini, Mal kaçırma kastı alenen ortada olduğunu, ayrıca bilindiği kadarıyla .... bulunan davalı/borçluya ait hissenin davalılara düşük bedellerle devredildiği tespit edildiğini, bu durum da, gerçek bir devir işleminin yapılmadığının taraflar arasında muvazaa olduğunun açık göstergesi olduğunu, nitekim Yargıtay 17. HD'nin 02.04.2013 tarihli ve .... E. .... K. sayılı kararında “Rayiç değeri …TL olan taşınmazın …TL’ye satın alınması hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, davalılar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalı 3.kişi şirketin, davalı borçlunun amacını ve durumunu bilebilecek kişilerden olması nedeniyle dava konusu tasarrufun İİK 280/1.madde gereğince ve davalı 3.kişi şirket vekilinin dava konusu taşınmazın alacağa mahsuben alındığını savunması karşısında, anılan taşınmaz devrinin mutad ödeme olmaması nedeniyle İİK 279/1-II madde gereğince de tasarrufun iptale tabi olduğunu” dendiğini, dolayısıyla davalıların yapmış olduğu bu işlemler devir olarak gözükmekte olup, davalıların davaya konu devir işlemlerini yasal olarak ispatlaması gerekeceği izahtan vareste olduğunu, ayrıca kanunun ilgili maddesi uyarınca 2004 Sayılı İİK m. 278;"Mutat hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıl olduğunu, ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemeyeceği, aşağıdaki tasarruflar bağışlama gibi olduğunu, Karı ve koca ile usul ve füru, sıhren üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasında yapılan ivazlı tasarruflar, Akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler, Borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatine kaydı hayat şartıyla irat ve intifa hakkı tesis ettiği akitler ve ölünceye kadar bakma akitleri," İİK m.279 ;"Aşağıdaki tasarruflar borcunu ödemeyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebiyle hacizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde yapılmışsa yine batıldır: Borçlunun teminat göstermeyi evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler; Para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemeler; Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler, Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler. Bu tasarruflardan istifade eden kimse borçlunun hal ve vaziyetini bilmediğini ispat eylerse iptal davası dinlenmez." İİK m. 280;"Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir. Şu kadar ki, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır, üçüncü şahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiği farz olunur, bunun hilafını üçüncü şahıs, ancak 279 uncu maddenin son fıkrasına göre isbat edebildiğini, ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kasdını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kasdiyle hareket ettiği kabul olunduğunu, bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir." Müvekkilin mağduriyeti yalnızca işbu davaya konu edilen icra dosyaları ile sınırlı olmayıp taraflar arasında başkaca icra takipleri de bulunduğunu, müvekkilin daha fazla mağduriyetinin önlenmesi amacıyla, dava konusu kooperatif hissesi üzerine üzerine İİK m. 281 gereğince ihtiyati haciz ve HMK m. 389 vd. gereğince ihtiyati tedbir konulmasını talep etmekteyiz. Sadece ihtiyati tedbir kararı verilmesi, davaya konusu hissenin 3. şahıslara devrini engelleyeceğini, ancak davanın devamı esnasında işbu hisse üzerine gelebilecek hacizlerde veya borçlular tarafından yapılacak danışıklı haciz işlemlerinde ihtiyati tedbir haciz sırasına giremeyeceğinden, alacağın tahsilinin tehlikeye girmesi söz konusu olabileceğinden, ihtiyati haciz kararı da verilmesi gerektiğini, bununla birlikte sadece ihtiyati haczin hissenin 3. kişilere devrini engellemeyeceği de açık olduğunu, dolayısıyla ihtiyati tedbir kararı verilmediği takdirde işbu hissenin el değiştirmesi suretiyle davanın uzamasına sebebiyet verilebileceğinden, bunu engellemek için ihtiyati tedbir kararı da verilmesi gerektiğini, yukarıda izah edilen nedenlerle davalı/ borçlunun diğer davalılara mal kaçırma maksadıyla devir yaptığı izahtan vareste olduğundan işbu davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, yukarıda izah edilen nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla Davalılar arasında yapılan .... hisse ile ilgili olan devir işlemlerinin cebri icra yoluyla alacağın tahsiline yetki vermek üzere iptaline, Kooperatif hissesinin üçüncü kişilere devrini önlemek amacıyla .... ( Fenk Mah. Kasapoğlu Sok. No: .... Terme / Samsun ) hisse kayıtlarına ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz konulmasına, söz konusu hissenin davalılarca elden çıkarılmış olması halinde müvekkilin alacağı kadar tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini saygıyla vekaleten talep ederiz. " şeklinde dava ve talep etmiştir. Davalı ... Cevap Dilekçesinde Özetle:" Yukarıda esas numarası yazılı bulunan dava ile davacı tarafından ....nde bulunan ve davalı ...'dan satın almış olduğum hissemin devir işleminin mal kaçırmak amaçlı olması nedeniyle iptaline karar verilmesi talep edildiğini, ancak davacı tarafın ileri sürdüğü hususlar gerçeği yansıtmadığını, Şöyle ki; Davalı ..., acil paraya ihtiyacı olduğu için hisseyi satmak istediğini söylediğini, bunun için de hisseye alıcı aradığını, Benim de aynı kooperatifte hissem bulunması nedeniyle hissemi büyütmek için bu hisseyi satın almak istediğini, (Tanık beyanları) Diğer davalılarında amacı mal kaçırmak olmadığını, acil paraya ihtiyaçları olduğu için hisseyi satmak istediklerini, Bende kooperatifteki hissemi artırmak için bu hisseyi de satın aldığını, (Tanık beyanları) dava konusu hisseyi 700.000,00 TL karşılığında satın aldığını, satın alma bedelini de elden verdiğini, kendisinin hisseyi satın alırken ve bedelini öderken .... isimli kişiler de yanında olduklarını, (Tanık beyanları) taraflarına dava açılınca ben bu kişiler ile görüştüğünü, bana söyledikleri ödeme yaptıkları kişiler ile de görüştüğünü, Haricen öğrendiği kadarıyla davalıların .... isimli kişilere vadesi geçmiş borçları olduğunu, babası ... oğlunun borçlarını tarih sırasına koyarak sırayla ödediğini, hatta bu kişiler haricinde Çarşamba ilçesinde bir kişiye ve ....'a da borç ödemesi yaptığını, benden aldıkları para ile de bu kişilere olan borçlarını ödediklerini, (Tanık beyanları ve banka kayıtları) Ben, davalıların kime ne kadar borçları olduklarını bilebilecek durumda olmadığını, diğer davalılar ile herhangi bir iş ortaklığım veya başkaca bir ortaklığı bulunmadığını, özellikle davacının başka bir ilde bulunması nedeniyle davacıyı tanımadığı gibi, davacı ile diğer davalılar arasında ne tür bir ilişki olduğunu da bilmesinin mümkün olmadığını,(Tanık beyanları) yukarıda açıkladığım üzere, kooperatifte benimde hissem bulunması nedeniyle diğer davalılardan dava konusu hisseyi kendi hissemi büyütmek amacıyla satın aldığını, satın alma işlemine ve para ödediğime dair tanıklarda bulunduğunu, Haricen öğrendiğim kadarıyla davalılarda benden aldıkları para ile vadesi geçmiş borçlarını ödediklerini, yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle; dava konusu hisseyi satın almış olmam nedeniyle davanın reddine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi saygı ile talep olunur. "şeklinde cevabını sunmuştur. Terme 1.Asliye Hukuk Mahkemesi kararında özetle; " Davanın tarafların hissesinin bulunduğu .... bulunan hisselerinin devrine ilişkin tasarrufun iptali talebine ilişkin olduğu, söz konusu tasarrufun hukuki mahiyeti itibari ile ticari nitelikte bir devir olduğu ve görevli mahkemenin Görevli Samsun Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşıldığından davanın görevsizlik nedeni ile reddine" gerekçesi ile görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi kararında özetle; "Davacı şirket ile davalı ... arasında ticari araç alım satımı yapıldığı bu kapsamda verilen çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle, davacının icra takibine giriştiği ve Terme İcra Dairesinin .... talimat dosyalarından yapılan hacizlerde, davalı borçlu ...'nun hacizi kabil malının bulunmadığı tespit edildiğini, ancak dava dilekçesine göre davalı ..., .... hissesini alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak ...'ya devretmiş, bu kişi ise kısa bir süre sonra diğer davalı ...'a devir işlemi yaptığını, dava dilekçesinden açıkça anlaşılacağı üzere davalı taraf, TBK 19.maddesinde düzenlenen muvazaalı işlemler ile İİK 277 vd. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali sebeplerine dayandığını, buna göre davada, davacı ile davalı ... arasındaki alım satım ilişkisi değil, davalılar arasındaki muvazaalı olduğu ileri sürülen işlemler dava konusu edildiğini, TTK'nın herhangi bir müessesine ve maddesine ise dayanılmamıştır. TBK 19 ve İİK hükümlerinin uygulanması talepli olarak açılan tasarrufun iptali davasında alacaklı ile borçlunun tacir olup olmaması, taraflar arasındaki ticari nitelikteki alım satım ya da ticari ilişki dikkate alınamayacağını, bu davada TBK ve İİK hükümlerinin uygulanması talep edildiğinden TTK 4.maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı gibi nispi ticari dava niteliği de taşımadığını, her şeyden önce iptale konu tasarruf işleminin taraflarının tacir olduğuna dair herhangi bir bilgi belge olmadığı gibi yapılan işlemin tarafların ticari işletmesiyle olduğuna ilişkin de delil, bilgi, belge bulunmadığını, bu nedenlerle işbu davada Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olduğunu, Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun .... esas .... karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin .... esas .... karar ve Samsun Bam 2. Hukuk Dairesinin ....esas .... karar sayılı ilamlarından aynı hususlar vurgulanmıştır. Böylece 6100 sayılı HMK'nun ve 6102 sayılı TTK'nun yürürlüğe girmesi ile tasarrufun iptali davalarının mutlak ticari dava nitelikte olmadığı gibi nispi ticari davaya vücut vermediği, şahsi nitelikte ve borçlunun tasarruflarına yönelik bulunmasına göre, bu niteliği ve davacının TBK'da düzenlenen muvazaa hükümleri ile İİK hükümlerine dayanmış olması sebebiyle mahkemenin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Terme 1. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılarak davanın usulden reddine"şeklinde karşı görevsizlik kararı vermiştir. Dava, muvazaa iddiasına dayalı tasarrufun iptali isteminden ibarettir. 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Dosya kapsamına, dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; TBK 19. Maddesine ve İİK 277 v.d maddeleri gereği muvazaa iddiasına dayalı tasarrufun iptali yada nakden tazminat istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali davası, TBK’nın 19. maddesi gereğince ve İİK’nın kıyasen uygulanması istemli olarak açılan davalarda alacaklı ile borçlunun tacir olup olmaması, taraflar arasındaki ticari nitelikteki alım satım ya da ticari ilişki dikkate alınamaz. Tasarrufun iptali davası, ve TBK m. 19 gereğince İİK’nin 283. Maddesinin kıyasen uygulanması istemli muvazaa davası TTK’nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari dava niteliğine haiz olmadığından 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanında kalmakta olup, somut olayda görevli mahkeme Terme 1. Asliye Hukuk Mahkemesidir. (YHGK., .... Esas, .... Karar sayılı kararı). HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Terme 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, HMK'nın 23/1 ve 362/1-c maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.11/12/2025 ... Başkan ... e-imza ... Üye ... e-imza ... Üye ... e-imza ... Katip ... e-imza