T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/379 KARAR NO : 2026/282 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/01/2026 NUMARASI : 2026/24 ESAS 2026/63 KARAR DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALILAR : .... DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 18/02/2025 KARAR TARİHİ : 11/03/2026 KARARIN YAZILMA TARİHİ :…
T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/379 KARAR NO : 2026/282 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/01/2026 NUMARASI : 2026/24 ESAS 2026/63 KARAR DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALILAR : .... DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 18/02/2025 KARAR TARİHİ : 11/03/2026 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 23/03/2026 Samsun 5.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Samsun Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı tarafça dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 2011-2012 yılları civarında, evde hırsızlık olayı yaşanması nedeni ile daha güvenilir olacağını düşünerek o zamanki eşinin düğün takılarını ve diğer altın birikimleri toplamı olan 171,04 gr altının .... sahibi ...'a emanet ettiğini, dava dışı ...'ın müvekkiline altınları iade etmediğini belirterek, davalılar .... 'in borçları bizzat kendilerinin ödeyeceğini belirttiğini ve ödeme yapılmaması sebebi ile icra takibi başlatılarak alacağın tahsilinin talep edildiği görülmüştür. Davalılar cevap dilekçelerinde özetle; zaman aşımı itirazları olduğunu, davacıya borçları olmadığını, dava dilekçesinde sunulan belgenin hukuken geçerli olmadığını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Samsun 5.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce; "Davacı ile dava dışı ... arasındaki sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.561'de düzenlenen saklama sözleşmesi niteliğinde olduğu; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4/1-c gereğince saklama sözleşmesinden kaynaklı uyuşmazlıkların mutlak ticari dava olduğu ancak aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesinde "Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." hükmü gereğince, davalıların dava dışı ...'ın borcunu üstlendiklerinden, davacı ile dava dışı ... arasındaki ilişki dikkate alınarak uyuşmazlık çözülmesi gerekeceğinden, dava dışı ...'ın tacir olması durumunda davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olacağı değerlendirilmekle; dava dışı ...'ın tacir olup olmadığı araştırılmış Vergi dairesinden gelen yazı cevabına göre de; dava dilekçesinde bahsi geçen dava dışı ...'ın uyuşmazlığa konu 2011-2012 yıllarında bilanço esasına göre defter tuttuğu bildirilmiş ve buna göre belirtilen tarihlerde tacir olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlığının temelinin 6098 Sayılı TBK'nın 561 ve devamı maddelerinde düzenlenen saklama (vedia) sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmakta olup; ticari davaları düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nın 4.maddesi uyarınca da TBK'da düzenlenen taraflardan en az birinin ticari işletmesiyle ilgili olan saklama (vedia) sözleşmelerinden kaynaklanan davalar ticari davalardır. Temel ilişki olan saklama sözleşmesinin dava dışı tarafı olan ... tacir olup; TTK'nın 12 ve 19. maddeleri uyarınca aradaki saklama (vedia) sözleşmesinin ticari iş niteliğinde olduğu nazara alındığında davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine aittir." şeklinde görevsizlik kararı verilmiştir. Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nce; " Mahkememizce ilgili vergi dairesine yeniden müzekkere yazılarak dava dışı .... 'in davaya konu olay tarihi olan 2011-2012 yıllarında vergi mükellefiyeti bulunup bulunmadığı sorulmuş, müzekkereye verilen 12/01/2026 tarihli cevapta"2011 ve 2012 yıllarında şahsi olarak faaliyetinin bulunmadığı" hususu mahkemeye bildirildiği, ayrıca Mahkemece ilgili vergi dairesinden davacınında vergi kaydı bulunup bulunmadığı sorulmuş , müzekkereye verilen cevapta davacınında vergi kaydı olmadığı anlaşıldığı, hal böyle olunca dosya kapsamındaki uyuşmazlığın kanunda açıklanan mutlak ve nispi dava veya bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardan olmadığı anlaşıldığından, davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu ve görev hususunun yargılamanın her aşamasında ve mahkemece resen incelenmesi gereken hususlardan olduğu, bu nedenlerle mahkemenin görevsizliği sebebiyle davanın usulden reddine" gerekçesiyle karşı görevsizlik karar verilmiştir. Dava saklama sözleşmesi kapsamında teslim edilen altınların iadesine dair yapılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. TTK'nın 4.maddesinde, bir davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir. Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticari sayılan davalardır (mutlak ticari davalar). Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup TTK'nın 4/1 hükmünde (a) ile (f) bentleri arasında sayılmıştır. İkincisi ise, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK'nın 4/1-son cümlesi uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da gerekli ve yeterli görülmüştür. Üçüncü grup ise, nispi ticari davalar olup, TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Borçlar Kanununun 561 ve devamı maddelerinde düzenlenen saklama sözleşmesi (vedia akdi), saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınır güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği bir sözleşme olarak tanımlanmıştır. Somut olayda, davacının, kendisine ait altınları saklamak üzere kuyumcu olan davalılara teslim ettiği, ancak davalıların altınları iade etmediğini ileri sürerek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davaya konusu olaydaki saklama sözleşmesinin (vedia akti), davalıların kuyumculuk yaptığı ve TTK'nın 4/1-son cümlesi uyarınca taraflardan herhangi birinin ticari işletmesiyle ilgili olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülerek çözümlenmesi gerekmektedir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle saklama sözleşmesinden kaynaklanan davanın 6102 sayılı TTK.nun 4/1-son cümlesi uyarınca ticari dava niteliğinde bulunmasına göre; Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE , HMK'nın 23/1 ve 362/1-c maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.11/03/2026 ... Başkan ... e-imza ... Üye ... e-imza ... Üye ... e-imza ... Katip ... e-imza