12. Hukuk Dairesi 2025/9364 E. , 2026/1303 K. "" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: HMK'nı…
12. Hukuk Dairesi 2025/9364 E. , 2026/1303 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: HMK'nın 353/1-a-3. bendinde; ''mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması veyahut mahkemenin Bölge Adliye Mahkemesinin yargı çevresi dışında kalması halinde Bölge Adliye Mahkemesinin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği'' belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 362/1-c bendinde ise; yargı çevresi içinde bulunan İlk Derece Mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen kararlar ile merci tayinine ilişkin kararların temyiz edilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu maddelerin birlikte değerlendirilmesinden HMK’da Bölge Adliye Mahkemesine dosyayı asıl görevli mahkemeye de gönderebilme yetkisini de taşıyan görevle ilgili kesin karar verme ve uyuşmazlık çıkması halinde kesin olarak çözümleyen karar verme yetkisi tanındığı görülmektedir. Bu nedenle yasada görev hususunun en geç Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla çözümlenmesi sisteminin benimsendiği açıkça görüldüğünden görev hususunu inceleyen bölge adliye mahkemesi kararına karşı özellikle 362/1-c madde hükmü de gözetildiğinde temyiz yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmalıdır. Somut olayda; tazminat davasının yargılaması sırasında şikayetçi aleyhine verilen ihtiyati haciz kararının infazına ilişkin şikayet hakkında, İlk Derece Mahkemesince; şikayetin ihtiyati haciz kararını veren ve taraflar arasında devam eden davanın görüldüğü Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından incelenmesi gerektiği gerekçesi ile mahkemenin görevsizliği nedeniyle istemin usulden reddine karar verildiği, şikayetçinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yargıtayca incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, HMK’nın 353/1-a-3 ve 362/1-c maddeleri gereğince kesin nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca şikayetçinin temyiz başvuru talebinin REDDİNE, 25.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Dr. ...'İN Karşı Oy Yazısı İİK’nun 261.maddesi ihtiyati haciz kararının icrası başlıklı olup anılan maddenin birinci fıkrasında “Alacaklı ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar” hükmünü düzenlemektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında “İhtiyati haciz kararları, 79‘dan 99’uncuya kadar olan maddelerdeki haczin ne suretle yapılacağına dair hükümlere göre icra edilir” hükmü yer almaktadır. İİK’nun 261/son fıkrasında ise “İhtiyati haciz infazı ile ilgili şikayetler infazı yapan icra dairesine bağlı olduğu icra mahkemesinde yapılır” şeklinde düzenlenmiş olup bu durumlarda icra mahkemesinin görevli olduğunu açıkça düzenlemektedir. Sözü edilen madde hükmüne göre ihtiyati haczin uygulanması icra dairesinin bir işlemidir. İİK’nun 16. maddesine göre icra ve iflas dairelerine yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Somut olayda Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/493 Esas sayılı dosyasından verilen ara kararına dayalı olarak ilamlı icra takibi başlatıldığı söz konusu dava dosyasında talep üzerine davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin teminat mukabilinde kısmen kabulüne, bu bağlamda davalılar adına kayıtlı 34... plakalı araç ve davalılar adına kayıtlı bulunan taşınır ve taşınmaz mal varlıkları üzerine (banka hesapları hariç) 3.000 TL’lik nakit teminat veya kesin teminat mektubu mukabilinde dava değeri olan 3.000 TL ile sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz konulmasına karar verildiği bu kararın Adana 1. İcra Müdürlüğünün 2024/47981 Esas sayılı dosyası üzerinden icra edildiği, borçlunun icra müdürlüğüne başvurarak tüm yolcu taşıma araçlarına haciz konduğunu, taşkın haciz yapılmış olup ... , ... , ... plakalı araçlar üzerinde ihtiyati hacizler baki kalmak kaydı ile hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği icra müdürlüğü ise talebin İİK 266. maddesi kapsamında olduğunu esas takibe geçilmediği için İİK 266‘ya göre ihtiyati hacizler kaldırıma yetkisinin kararı veren mahkemeye ait olduğu gerekçesi ile borçlu talebinin reddedildiği bu kararın şikayet konusu yapıldığı anlaşılmaktadır. Oysa yukarıda da belirtildiği üzere şikayetin konusu icra müdürlüğünün taşkın haciz yapması olup, bu husus İİK’nun 261/son fıkrasına göre ihtiyati haciz infazı ile ilgili şikayetlere esas takibe geçilip geçilmediğine bakılmaksızın icra mahkemesi görevlidir. Kararı veren Asliye Hukuk Mahkemesi ise İİK 265 maddesine göre ihtiyati haciz kararına itirazlara ve İİK’nun 266. maddesi uyarınca takibe geçilmeden önceki safhada ihtiyati haciz teminat karşılığında kaldırılması ile ilgili taleplere bakmakla görevlidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları da bu yöndedir. ( 12. HD’nin 8.11.2001 T. 2001/ 17416 E, 2001/ 18367 K; 15.2.2005 T. 2004/25792 E. 2005/2850K.) İcra mahkemesi işin esasının incelenerek sonucuna göre karar vermesi gerekirken ihtiyati haciz infazı ile ilgili şikayeti inceleme görevinin kararı veren Asliye hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesi ile şikayetin görev yönünden reddine karar verilmesi, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin esastan red kararı verilmesi isabetsiz olup bu gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesinin esastan red kararı kaldırılarak icra mahkeme kararının bozulması görüşündeyim. Konu itibariyle kesin olan kararları sayma yolu ile belirten İİK 363. Maddesine konu itibariyle istinaf yolu tapalı olan icra mahkeme kararlarını sayma yolu ile belirterek düzenlemiş olup, ihtiyati haczin infazı ile ilgili şikayetlere ilişkin kararlara karşı kanun yolu açık bulunmaktadır. İcra ve İflas Kanununda bu tür kararlara karşı istinaf yolunun kapalı olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesinin kararı veren Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile istemin usulden reddine ilişkin kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin esastan red kararına karşı olayda uygulama yeri bulunmayan HMK’nun 353/1-a-3 ve 362/1-c maddelerinden söz edilerek kararın kesin olması gerekçesi ile temyiz başvuru talebinin reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılamıyorum.25.02.2026