İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/03/2026 Asıl ve birleşen davanın kabulüne ilişkin kararın asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacılar vekili; davacı ... ... Ltd. Şti. ile davalı banka arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak, bankanın doğmuş ve doğacak kredi ve sair alacaklarının 400.000-TL'ye kadar teminat altına alınması amacıyla mülkiyeti davacı ...'a ait taşın…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1031 KARAR NO : 2026/478 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/05/2025 NUMARASI : 2024/686 Esas 2025/340 Karar DAVA: Menfi Tespit (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 11/11/2019 BİRLEŞEN İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2024/747 ESAS SAYILI DOSYASINDA DAVA: Menfi Tespit DAVA TARİHİ: 11/11/2019 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/03/2026 Asıl ve birleşen davanın kabulüne ilişkin kararın asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacılar vekili; davacı ... ... Ltd. Şti. ile davalı banka arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak, bankanın doğmuş ve doğacak kredi ve sair alacaklarının 400.000-TL'ye kadar teminat altına alınması amacıyla mülkiyeti davacı ...'a ait taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiğini, davacıların ipotekle ilgili olarak bankaya olan bütün borçlarını 29.09.2015 tarihinde ödeyerek davalı bankadan ipotekle ilgili borçlarının kalmadığına dair 05.10.2015 tarihinde hesap kapatma ibranamesi aldıklarını, davalı bankanın, borç ödenmesine rağmen ipoteği kaldırmayarak başka vesilelerle eline geçen, davacı ...'in karşılıksız çıkmış müşteri çeklerinden dolayı, davacılar aleyhine İstanbul 10. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatarak 277.853,59-TL'nin faiz ve masraflarıyla birlikte tahsilini talep ettiğini, davalı bankanın, zamanaşımına uğrayan bir alacağı tahsil etmek için borcu kapatılmış ve ibra edilmiş ipotek hesabı üzerinden tahsile kalkışmak suretiyle hukuka aykırı hareket ettiğini, davalı bankanın, asıl borçlulardan tahsil edemediği parayı, ipotekle teminat altına alınmamış olmasına ve ipotek hesabı da kapatılmasına rağmen, ipotekli taşınmaz üzerinden tahsil etmeye kalkıştığını, bankanın takibe koyduğu çeklerin çek vasfını yitirerek zamanaşımına uğradığını, bankanın çekler nedeniyle var olduğunu iddia ettiği alacağın kesin olmadığını belirterek, davacıların davalı bankaya ipotekle teminat altına alınan borçlarının olmadığının ve dolayısıyla İstanbul 10. İcra Dairesinin ... esas sayılı takipten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, davacılardan ...'a ait bağımsız bölüm üzerine konulmuş olan ipoteğin kaldırılması ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; ibraname olduğu iddia edilen yazının, davaya konu çeklerden veya ipotekten kaynaklanan alacaklar için düzenlenen bir ibraname olmayıp, davacı ...'in ... ve ... no'lu kredi hesabına konu borcun ödendiğine dair bir belge olduğunu, yazıda ipoteğe konu borcun bittiği veya tüm borçların ödendiğine dair bir ifade bulunmadığını, yazının bu şirketin ödediği iki adet kredi ile ilgili makbuz hükmünde olduğunu, davaya konu ipotek üst sınır ipoteği olduğundan, borçlunun doğmuş ve doğacak tüm borçlarını teminat altına aldığını, bu nedenle kredi borçlarından bazılarının ödenmiş olmasının ipoteğe konu borcun tamamen ödendiği anlamına gelmeyeceğini, ipoteğin ... şirketinin doğmuş ve doğacak her türlü asalet ve kefalet borçlarının teminatını teşkil etmek üzere ... tarafından verildiğini, müvekkilinin hamili, ... şirketinin ise keşideci olduğu ... Sitesi Şubesine ait 6970523 no'lu ve 15.02.2015 keşide tarihli 40.000-TL bedelli ve ... ... Şubesine ait ... no'lu ve 15.03.2015 keşide tarihli 35.000- TL bedelli çeklere ilişkin karşılıksız işlemi yaptırıldıktan sonra İstanbul 9. İcra Dairesinin... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılmış ise de herhangi bir tahsilat sağlanamadığını, yine müvekkili bankanın yetkili hamil ve davalı ... şirketinin ciranta sıfatını haiz olduğu ... ... Şubesine ait ... no'lu ve 28.02.2015 keşide tarihli 50.000-TL bedelli ve ... ... Şubesine ait ... no'lu ve 30.03.2015 keşide tarihli 50.000-TL bedelli çeklere ilişkin de karşılıksız işlemi yaptırıldıktan sonra İstanbul 9. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılmış ise de herhangi bir tahsilat sağlanamadığını, bu 4 adet çek nedeniyle davacı şirketin müvekkiline halen borçlu olduğunu, bunun üzerine bu 4 adet çek için İstanbul 10. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibin kesinleştiğini, ipotek akıt tablosunda ... şirketinin kredi borçları ile birlikte sair bankacılık ve borç işlemlerinden dolayı doğmuş doğacak asalet ve kefalet borçlarının da teminat altına alındığını, müvekkilinin alacaklı olduğu çeklerden kaynaklanan alacağı tahsil edilmeden ipoteğin kaldırılamayacağını belirterek, davanın reddi ile davacılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı ...'ın, işbu dosyadan tefrik edilen şirketin kullanacağı kredi için adına kayıtlı taşınmaz üzerine davalı lehine ipotek tesis edilmesini kabul ettiği ve 16/06/2011 tarihli ipotek senedinin düzenlendiği, ipotek senedinde, her ne kadar senedin genel şartlar kısmında davacı adına kayıtlı bağımsız bölümün, kredi borçlusu ... şirketinin alacaklı bankaya olan kredi borcunun dışında, kaynağına bakılmasızın asaleten veya kefaleten sorumlu olduğu tüm borçların da teminatını teşkil ettiği belirtilmiş ise de, ipotek senedinin içeriği taraflarca belirlenecek olup, ipotek akit tablosunun üst kısmında davacının açıkça ...'in kullanacağı krediler için ipotek vermeyi kabul ettiği, davacının ipotek senedine özel hüküm koyarak iradesinin sadece ...'in kullanacağı kredilere ilişkin olduğunu açıkça beyan ettiği, ... şirketinin davalı bankadan kullandığı kredilerden dolayı bankaya borcunun bulunmadığı, dava dışı ... tarafından kullanılan krediler kapsamında davalı bankaya temlik edilen çekte ciranta sıfatı bulunduğundan bahisle davacı ... 'ın kefil olması gerekçe gösterilerek söz konusu kefalet nedeniyle ipotek senedinin bu kredi yönünden de geçerli olduğu kabul edilemeyeceğinden, davacının İstanbul 10. İcra Dairesinin ... esas sayılı takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davacı ...'a ait taşınmaz üzerine davalı banka lehine tesis edilen 16.06.2011 tarihli ipoteğin fekkine karar vermek gerektiği, birleşen dava yönünden ise davacı şirket hakkında dört adet çekle ilgili İstanbul 9. İcra Dairesinin... ,... esas sayılı dosyaları ile başlatılan icra takiplerinin kesinleştiği ve davalının takip tutarı kadar kesinleşmiş alacağı bulunduğu konusunda ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın, asıl borçlu şirketin kredi sözleşmesinden, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan asalet ve kefalet borçlarının teminatı için tesis edilen ipoteğin, yalnız kıymetli evrakta keşideci/ciranta sıfatının bulunması durumunda da (çekleri bankaya temlik eden dava dışı ...'ün kredi borcunun bulunması sebebiyle) davacı borcunun ipotekle teminat altına alınan bir borç olup olmadığı, bu sebeple davalının ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle takip başlatıp başlatamayacağı hususlarına ilişkin olduğu, taşınmaz rehninin temel ilkelerinden birisi olan belirlilik ilkesi gereğince, ipoteğin kurulmasında, taşınmazın ne miktar alacak için güvence teşkil edeceğinin tapu kütüğünde açıkça gösterilmesi gerektiği, bu hususun, TMK’nın 851. maddesinde "Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması hâlinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir." şeklinde ifade edildiği, TMK'nın 851. maddesindeki düzenlemeden de anlaşıldığı üzere ipoteğin, güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarının belirli olup olmamasına göre iki şekilde kurulabileceği, buna göre ipotekle güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarı belirli ise anapara ipoteği, belirli değilse üst sınır ipoteği kurulacağı, ipotekli taşınmaz maliki ...'ın, davacı şirketin kullanacağı kredi için adına kayıtlı taşınmaz üzerine davalı lehine ipotek tesis edilmesini kabul ettiği, davacı şirketin kullandığı krediden kaynaklı borcunu ödediği, takip tarihi itibari ile kredi borcunun bulunmadığı, 16/06/2011 tarihli ipotek senedinin genel şartlar başlıklı 1. maddesinde, ".....'in tevdi ettiği ve ileride tevdi edeceği her türlü kredi taahhütnamelerine ve sözleşmelerine istinaden, ... şubelerince açılmış ve açılacak nakdi ve/veya gayrınakdi, Türk Lirası ve/veya döviz veya yabancı para ölçüsü ile verilen ya da vergi, resim, harç ile fon istisnası uygulanan kredilerden doğmuş ve doğacak her türlü asalet ve kefalet kredi borçları ile sair bankacılık ve borç işlemlerinden dolayı doğmuş ve doğacak asalet ve kefalet borçlarının ... teminatı olarak ..." ifadelerine yer verildiği, yine 11. maddede davacı şirketin kullandığı krediler ile kefaletinin söz konusu olduğu kredi borçlarının tamamı ödenmeden ipoteğin fekkinin istenemeyeceği hususlarının kararlaştırıldığı, ipotek malikinin açıkça ... şirketinin kullanacağı (asaleten ve kefil olarak) krediler için ipotek vermeyi kabul ettiği, ipotek malikinin ipotek senedine özel hüküm koyarak iradesinin sadece ...'in kullanacağı kredilere ve bu şirketle ilgili bankacılık işlemlerinden doğan borçlara ilişkin olduğunu açıkça beyan ettiği, ... şirketinin davalı bankadan kullandığı kredi nedeniyle bankaya borcunun bulunmadığı, dava dışı ... tarafından kullanılan krediler kapsamında davalı bankaya temlik edilen çekte keşideci/ciranta sıfatı bulunduğundan bahisle ipotek teminatı dahilinde olduğu gerekçe gösterilerek ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle takip yapılamayacağı, davalının çekten kaynaklı alacağının ipotekle teminat altına alınmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, davacı ...'ın İstanbul 10. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davacı ...'a ait İstanbul ili ... ilçesi ... Ada 3 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 5 no'lu bağımsız bölüm üzerindeki ... lehine tesis edilen 16.06.2011 tarihli ... yevmiye sayılı ipoteğin fekkine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine, birleşen davanın kabulüne, davacı ...'in İstanbul 10. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Asıl ve birleşen davada davalı banka vekili; müvekkili davacı ... firmasından alacaklı olup, borçlu aleyhine yürütülen takiplerin kesinleştiğini, borcun varlığı davacının da kabulünde olup, bu hususun ihtilafsız olduğunu, müvekkili bankanın çeklerden dolayı davacıdan alacaklı olduğunu, çeklerin son hamili müvekkili banka olup,çekleri müvekkiline ciro eden ...'ün bu çekleri krediyi kullanmadan önce ciro edebileceği gibi, sonradan da ciro edebileceğini, müvekkilinin önce çekleri teminat olarak alıp, sonrasında kredi kullandırmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkilinin alacaklı olduğu 4 adet çeke ilişkin olarak İstanbul 9. İcra Dairesinin...,... esas sayılı takiplerde müvekkiline hiç bir ödeme yapılmayıp, takiplerin halen derdest olduğunu, davacı ... firması tarafından müvekkil bankaya doğmuş ve doğacak tüm borç ilişkilerinden kaynaklanan borçları teminen ipotek verilmiş olup, bu ipoteğin müvekkili bankaya olan tüm borçları kapsadığını, ipotek resmi senedinin ilk maddesinde, "... ... ... Şti.'nin tevdi ettiği ve ileride tevdi edeceği her türlü kredi taahhütnamelerine ve sözleşmelerine istinaden, ... şubelerince açılmış ve açılacak nakdi ve/veya gayrınakdi, Türk Lirası ve/veya döviz veya yabancı para ölçüsü ile verilen ya da vergi, resim, harç ile fon istisnası uygulanan kredilerden doğmuş ve doğacak her türlü asalet ve kefalet kredi borçları ile sair bankacılık ve borç işlemlerinden dolayı doğmuş ve doğacak asalet ve kefalet borçlarının ... teminatı olarak ..." ifadelerine yer verilmekle, ... tarafından, ...'in bankacılık ve borç işlemlerinden dolayı doğmuş ve doğacak her türlü borçlarının teminatını teşkil etmek üzere süresiz olarak teminat verildiği taraflarca kabul edildiğini, ipotek akit tablosu gereğince, müvekkilinin davacı firmaya kullandırılan muhtelif krediler ve borç işlemlerinden kaynaklanan başkaca alacaklarının tamamını tasfiye etmeden ipoteği fek etmeme hakkını elinde bulundurduğunu, ipotekli taşınmaz maliki davacı ...'ın ... firmasının doğmuş ve doğacak tüm bankacılık ve borç işlemlerinden kaynaklanan borçlarını teminen taşınmazını 400.000-TL tutara kadar ipotek vermeyi kabul ettiğini, müvekkilinin de birtakım borç işlemleri nedeniyle ... firmasından alacaklı olduğunu, ayrıca 400.000-TL tutar üzerinden üst sınır ipoteği kurularak maddi anlamda taşınmaz üzerindeki rehin yükü belirtilerek alacağın belirli olması şartının da yerine getirildiğini, ipotek senedinde hem ... firmasının müvekkili banka şubelerinden kullanacağı kredilerin, hem de sair bankacılık ve borç işlemlerinden kaynaklanan borçların teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazdığını, ancak mahkemece bu maddenin daraltılarak sadece kredilerin teminatına indirgendiğini, çekleri alacağın temliki yoluyla devreden ...'e müvekkilince 18.04.2014 ve 22.11.2013 tarihli genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak muhtelif krediler kullandırıldığını, krediler gecikme/izleme aşamasında iken ... tarafından müvekkiline ciro yolu ile devredilen çeklerin vadeleri gelmiş olup, çeklerin vadelerinde ibraz edilmesine rağmen karşılıksız kaldığını, ardından ... ile müvekkili banka arasında anlaşma sağlanarak kredilerin tek bir kredide birleştirilerek yapılandırıldığını, ancak yapılandırılan yeni kredinin de ödenmediğin, bu nedenle borçlunun hesabı kat edilerek borçluya hesap özetini içerir 23.07.2015 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, bilirkişi tarafından, yalnızca bu izleme kredisinin hesap hareketlerinin incelendiğini ve izleme kredisinin tarihinin çeklerin keşide tarihlerinden daha sonra olması nedeni ile müvekkilinin çek keşide tarihlerinde ...'den alacağı yokmuş gibi rapor düzenlendiğini, halbuki müvekkilinin çek keşide tarihleri olan 15.03.2015, 15.02.2015, 30.03.2015 ve 28.02.2015 tarihlerinde ...'den yüklü miktarlarda alacaklı durumda olduğunu, ipotek tesisinden sonra ... firmasının müvekkilinden kullandığı kredilerden birinin ödenerek bitmesi nedeni ile müşterinin talebi ile şubece kredi kapama yazısı düzenlendiğini, borçlunun birden fazla borcunun bulunması halinde, bu borçlardan birinin ödenmesi veya kapanmasının ve banka tarafından da bu krediye ilişkin kredi kapama yazısı verilmesinin, müşterinin ibrası anlamına gelmeyeceğini, bu nedenle banka bünyesinde devam eden kredi risklerinin bulunması halinde bankanın ipotek fekki yapmaması ve alacakları için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçmesinin mümkün olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davacı ...'in davası bakımından tefrik kararı verilerek her iki davacı açısından ayrı ayrı yargılama yapılarak karar verilmiş, kararların istinafı üzerine İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesinin 2021/1193 esas 2024/1351 karar sayılı ilamı ve Dairemizin 2022/38 esas 2024/1486 karar sayılı ilamları ile, her iki davanın birlikte görülmesi gerektiğinden bahisle ilk derece mahkemesi kararları kaldırılmış olup, mahkemece kaldırma kararları doğrultusunda davalar birleştirilerek işbu istinaf incelemesi konusu karar verilmiştir. İpotek, kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin TMK'nun 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir. Alacak sona erdiği halde alacaklı terkin taahhüdünü yerine getirmezse, taşınmaz maliki ipoteğin kaldırılmasını dava yolu ile isteyebilir. İpoteğin, ileride gerçekleşecek veya gerçekleşmesi muhtemel olan bir alacağın teminatı olarak tesis edildiği hallerde, azami meblağ (üst sınır ipoteği) ipoteği söz konusudur. TMK'nın 851 ve 881. maddelerinde ifadesini bulan azami meblağ (üst sınır) ipoteğinde, alacağın ulaşacağı miktar önceden belirsiz olduğundan taşınmazın ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosunda gösterilen limitle sınırlanabilir. TMK'nın 875. maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, gecikme faizi, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan borcun toplam miktarının bu limiti aşması mümkün değildir. Bu nedenle üst sınır ipoteğinde alacak bakımından bir üst sınır tespit edilerek teminatın kapsamı saptanmaktadır. O halde teminat, alacağı ve alacaklı icra takibi yapmışsa takip giderleri ile temerrüt faizlerini, üst sınıra kadar sınırlamaya tabi olmaksızın sağlamaktadır. Kısaca ipoteğin üst sınır ipoteği olması durumunda, borçlu sadece ipotek akit tablosunda belirtilen miktar ile sınırlı olmak üzere sorumludur. İpotek akit tablosunda doğmuş ve doğacak tüm borçların teminat altına alınmış olması halinde, borç sona ermediği sürece ipotek sorumluluğunun sona ermesi mümkün değildir. Somut olayda; davacı ... şirketinin davalı bankaya tevdi ettiği ve ileride tevdi edeceği her türlü kredi taahhütnamelerine ve sözleşmelerine istinaden bankaca açılmış ve açılacak kredilerden doğmuş ve doğacak her türlü asalet ve kefalet kredi borçları ile sair bankacılık ve borç işlemlerinden dolayı doğmuş ve doğacak asalet ve kefalet borçlarının, ayrıca herhangi bir şekilde bankaya karşı doğmuş ve doğacak ipotek verene ait asalet ve kefalet borçlarının teminatı olmak üzere diğer davacı ... adına kayıtlı taşınmaz üzerine davalı banka lehine 400.000-TL limitli olarak ipotek tesis edildiği, davalı bankaca düzenlenen genel kredi sözleşmelerine istinaden davacı ... şirketine krediler kullandırıldığı, bu arada davalı banka müşterisi dava dışı ...'e de krediler kullandırılarak bu kişi tarafından verilen çeklerin bankaca ciro ile temlik alındığı, ... tarafından kredi geri ödemesinin yapılmaması ve çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle bu çeklerden davacı ... şirketinin keşidecisi olduğu ... Sitesi Şubesine ait 15.02.2015 keşide tarihli 40.000-TL bedelli çek ile ... ... Şubesine ait 15.03.2015 keşide tarihli 35.000-TL bedelli çeklerin İstanbul 9. İcra Dairesinin... esas sayılı dosyasında, yine davalı ... şirketinin ciranta olduğu ... ... Şubesine ait 28.02.2015 keşide tarihli 50.000-TL bedelli ve ... ... Şubesine ait 30.03.2015 keşide tarihli 50.000-TL bedelli çeklerin İstanbul 9. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takibe konulduğu, takiplerin kesinleştiği ancak tahsilat yapılamadığı, bunun üzerine davalı bankaca keşide edilen 27.10.2017 tarihli ihtarname ile çek bedellerinin ödenmesinin, aksi takdirde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılacağının her iki davacıya ihtar edildiği, yine ödeme yapılmaması üzerine de davacılar hakkında 13.09.2019 tarihinde İstanbul 10. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, bu takibin de kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan 07.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacıların takip hesabı kapatma yazısı gereğince tüm borcun ödendiğini iddia ettikleri, davalı bankaca ise davacılar tarafından ödendiği belirtilen 2 ayrı takip hesabındaki tutarlar ve bunların tasfiyesine ilişkin açıklama yapılmadığı ve belge sunulmadığı, davalı banka tarafından takibe konulan 4 çekin son cirantasının ... olduğu, çeklerin bu kişi tarafından kullanılan kredilerin teminatı olarak ... tarafından ciro edilerek davalı bankaya verildiği, davalı bankanın en son çek tarihi olan 30.03.2015 tarihi itibariyle ...'ün çekler toplamı olan 175.000-TL veya daha fazla bir kredi alacağı bulunduğunu belgelemesi gerektiği, ancak bankaca ...'e kullandırılan kredi ve ödenmiş çek sorumluluk bedellerine ait kayıt ve belgelerin sunulmadığı, davalı bankanın 4 çeke dayalı olarak 07.08.2015 tarihinde takip başlattıktan sonra 05.10.2015 tarihinde davacıya takip hesabı kapatma yazısı vermiş olması, bu yazı konusu borç çek borçlarını kapsamıyor ise hangi borçlar olduğu konusunda belge sunulmadığı, ayrıca bankanın ...'den son çek tarihi itibariyle çekler toplamı olan 175.000-TL veya daha fazla bir kredi alacağı olduğunu belgeleyememiş olması nedeniyle, davacıların ipotekli takip nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespiti talebinin yerinde olduğu bildirilmiştir. 04.08.2021 tarihli ek raporda ise; davalı bankaca dosyaya sunulan kredi hesap ekstrelerine göre son çek keşide tarihi olan 30.03.2015 tarihi itibariyle davalı bankanın kredi müşterisi ...'ün davalı bankaya faiz hariç 432.412,67-TL borcu bulunduğu, ipotekli takip tarihi olan 12.09.2019 takip tarihi itibariyle davacı ... şirketinin çekler nedeniyle davalı bankaya 175.000-TL asıl alacak ve 101.900,10-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 276.900,10-TL borcu bulunduğu, ancak banka tarafından takipte daha az olmak üzere 82.853,59-TL işlemiş faiz talep edildiği, borcun dava tarihi itibariyle ise davalının talebiyle bağlı olarak 175.000-TL asıl alacak ve 86.864,01-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 261.864,01-TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından borcun kalmadığına dair ibraname olduğu ileri sürülen, davalı bankaca düzenlenen takip hesabı kapatma yazısı başlıklı 05.10.2015 tarihli belgede, ... şirketinin ... ve ... no'lu takip hesabına ilişkin borcunun bulunmadığı belirtilmiştir. Söz konusu yazıda açıkça şirketin belirtilen hesap numaralarındaki borcun bulunmadığı belirtilmiş olup, bu yazının şirketin tüm borçlarının ödendiği ve başkaca hiç bir borcunun bulunmadığı ibra edildiği anlamına gelmemektedir. Davaya konu ipotek akit tablosunun 1. maddesinde ".. ... ... Şti.'nin tevdi ettiği ve ileride tevdi edeceği her türlü kredi taahhütnamelerine ve sözleşmelerine istinaden, ... şubelerince açılmış ve açılacak nakdi ve/veya gayrınakdi, Türk Lirası ve/veya döviz veya yabancı para ölçüsü ile verilen ya da vergi, resim, harç ile fon istisnası uygulanan kredilerden doğmuş ve doğacak her türlü asalet ve kefalet kredi borçları (anapara, faiz, komisyon, BSMV, KKDF ve sair vergi, harç kesintisi ve masraflar dahil) ile sair bankacılık ve borç işlemlerinden dolayı doğmuş ve doğacak asalet ve kefalet borçlarının ayrıca herhangi bir şekilde bankaya karşı doğmuş ve doğacak ipotek verene ait asalet ve kefalet borçlarının teminatı olarak ..." ifadelerine yer verilmiştir. İpotek akit tablosunun 4. maddesinde, "... veya borçlardan herhangi birinin vadesinde faiz, komisyon vesair masraflarıyla birlikte ödenmemesi halinde ya da her türlü taksitli kredilerin kullanımı söz konusu ise madde 1'de adı geçen kredili müşterinin imzaladığı veya imzalayacağı ya da ipotek veren tarafından asaleten veya kefaleten imzalanan veya imzalanacak olan taahhütname ya da sözleşmelerde belirtilen ana para, faiz, BSMV ve KKDF toplamı üzerinden bulunan aylık taksit ödemelerinden veya senetlerden herhangi birinin vadesinde ödenmemesi halinde ya da acze veya iflas haline düşüldüğünde ya da bankaca görülen lüzum üzerine, kredi ilişkileri kesilerek, kendilerine ihtarname keşide edilmesi halinde ya da madde 1'de adı geçen kredili müşterinin imzaladığı veya imzalayacağı ya da ipotek veren tarafından asaleten veya kefaleten imzalanan veya imzalanacak olan sözleşme ve taahhütnamelerdeki muacceliyet şartlarının gerçekleşmesi halinde, o tarihte mevcut bilumum borçların, her türlü kredilerde ayrıca henüz vadesi gelmemiş olan bütün taksit borçlarının tamamını, herhangi bir ihtara gerek olmadan muacceliyet kesbetmesini ve ipotek edilen gayrimenkulun satılarak bilumum borçların tasfiyesini ve bankanın ipotek meblağını dilediği borçtan mahsup etmekte muhtar olduğunu ipotek verenin kabul ettiği", 11. maddesinde ise, "bilumum kredilere ait ... şirketinin veya ipotek verenin asalet ve kefalet borçlarının tamamı ödenmeden ve ilgili resmi mercilerden müeyyideler, cezalar, gecikme zamları vb. borçların olmadığına dair belge temin edilmeden ipoteğin terkin edilmeyeceğini ... ipotek verenin kabul ve taahhüt ettiği .." yazılıdır. İpotek akit tablosundaki bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, ipoteğin davacı ... şirketinin kullandığı veya kullanacağı kredilerden doğmuş ve doğacak borçların teminatı olması yanında, ilave olarak şirketin sair bankacılık ve borç işlemlerinden veya senetlerinden dolayı doğmuş ve doğacak asalet ve kefalet borçlarını da teminat altına aldığı sonucuna varılmaktadır. Bu halde davacı şirketin keşidecisi veya cirantası olduğu çekler nedeniyle oluşan borcun da ipotek ile teminat altına alındığının kabulü gerekir. İpoteğin üst sınır ipoteği niteliğinde olduğu da dikkate alındığında, davacının kesinleşmiş takipler ile borçlu bulunduğu sabit olan tutarlar bankaya ödenmeden ipotek sorumluğunun sona erdiği kabul edilemeyecektir. Diğer yandan Yargıtay İçtihatları Birleştirme BGK'nın 20.01.2023 tarihli 2021/2 Esas, 2023/1 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında belirtildiği üzere, rehinle teminat altına alınmış ve ayrıca kambiyo senedine de bağlanmış alacağın tahsili amacıyla, borçlu aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile aynı anda ve sıra gözetilmeksizin hem rehnin paraya çevrilmesi yolu ile, hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılması mümkün değildir. Ancak somut olayda kambiyo senetlerine dayalı takip dava dışı ...'ün kredi borçlarından kaynaklanmakta olup, ipotek veren davacı söz konusu takiplerde taraf değildir. İşbu dava konusu ipoteğe dayalı takip ise davacı ... şirketinin ciranta ve keşideci olarak yer aldığı çeklere dayanmakta olup, borçların sebebi farklıdır. Bu nedenle dava konusu ipotekli takip bakımından bahsi geçen içtihadı birleştirme kararına aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda davalı şirketin keşideci ve ciranta olarak yer aldığı çeklere dayalı alacak, davacı ipotek veren tarafından banka lehine tesis edilmiş olan ipotek ile teminat altına alınmış ve çeklerden dolayı da davacı şirketin davalı bankaya borçlu olduğu tespit edilmiş olmakla, davanın reddi gerekirken mahkemece kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Diğer yandan takibin mahkemece tedbiren durdurulmamış olması nedeniyle tazminat talep koşulları oluşmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "asıl ve birleşen davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının tazminat isteminin reddine" karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/05/2025 Tarih 2024/686 Esas 2025/340 Karar sayılı asıl ve birleşen davaya ilişkin kararın HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Asıl ve birleşen davanın reddine, Asıl ve birleşen davada koşulları olmadığından davalının tazminat isteminin reddine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Asıl davaya ilişkin olarak; alınması gereken 732-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 6.831-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 6.099-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davalı tarafından yapılan 1.000-TL bilirkişi ücreti ve 27,50-TL posta masrafı olmak üzere 1.027,50-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, " "Birleşen davaya ilişkin olarak; alınması gereken 732-TL karar harcının davacı tarafından yatırılan 6.890,30-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 6.158,30-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Asıl ve birleşen davalarda Davacılar tarafından yapılan yargı giderinin üzerlerinde bırakılmasına, Asıl ve birleşen davada davalı lehine takdir olunan 64.000-TL vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin asıl ve birleşen davada davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, " Yatırılan toplam 13.662-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davalıya iadesine, Davalı tarafından yapılan 460-TL istinaf yargı giderinin asıl ve birleşen davada davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.18/03/2026