11. Hukuk Dairesi 2010/6641 E. , 2012/6649 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/12/2009 tarih ve 2008/468-2009/588 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı .vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/04/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..... ile davalılar vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek ka
**11. Hukuk Dairesi 2010/6641 E. , 2012/6649 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/12/2009 tarih ve 2008/468-2009/588 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı .vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/04/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..... ile davalılar vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin gayrimenkul tellallığı ile uğraşan bir şirket olduğunu, davalıların sözleşmeye rağmen müvekkilini saf dışı bırakarak taahhüt ettikleri komisyon ücretini ödemediklerini ileri sürerek, şimdilik 69.000,00 TL nin tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, alım satımın hiçbir aşamasında davacının bir katkısı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacı şirketinin mülk sahibi ile alıcıyı bir araya getirip anlaştırmadığı, salt yer göstermenin ücrete hak kazandırmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalılardan ...'a yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu davalı yönünden onanmasına karar vermek gerekmiştir . 2-Davacı vekilinin davalı şirkete ilişen temyiz temyiz itirazlarına gelince; dava, tellallık sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. BK.nun 404 ncü maddesi uyarınca, tellallık, ücret karşılığında, bir sözleşmenin yapılması olanağının hazırlanması veya sözleşmenin uygulanmasına aracı olma edimlerini tellala yükleyen bir sözleşme olup, vekalet hükümlerine tabidir.Taşınmaz satışının tellallığı sözleşmesi tellal ile alıcı arasında düzenlenen bir sözleşmedir. Sözleşmede taşınmaz sahibinin imzasının bulunması gerektiğini belirleyen bir yasal koşul bulunmamaktadır. Bu bağlamda tellal ile alıcının imzasıyla yapılmış olan sözleşmenin geçerli olduğu sonucuna varılmalıdır. Somut olaya gelince,davalı şirketi temsilen davalı ...' ile davacı arasında 06.11.2007 tarihli tellalık sözleşmesinin imzalandığı, esasen mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalı şirketin sözleşmede belirtilen taşınmazı, davacı tellalın göstermesinden sonra tapu ile 02.06.2008 tarihinde iktisap etttiği dosya kapsamı ile sabittir. BK.nun 404 ncü maddesinde belirtildiği üzere, " tellallık bir akittir ki, onunla tellal ücret mukabilinde bir akdin yapılması imkanını hazırlamayı veya akdin icrasına tavassut etmeyi" üstlenir. Yine B.K.nun 405 nci maddesi gereği de "yaptığı hazırlık veya icra eyledigi tavassut akdin icrasına müncer olunca da tellal ücrete mustehak olur". Olayımızda, davacı tellal, davalı şirket temsilcisine taşınmazı göstermiş ve davalı şirket taşınmazı tapu ile satın almış olup,sözleşmede bir süre kısıtlaması da bulunmaması karşısında artık tellalın üzerine düşen görevi yerine getirdiğinin ve sözleşmede belirtilen oran üzerinden ücrete hak kazandığının ilke olarak kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, davanın dayanağı olan sözleşmeye dayalı olarak davacı telllalın davalı şirketten ücret talep edebileceğinin kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanlış ilkeye, yanılgılı değerlendirmeye ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 3-Öte yandan, davacı tarafın bir an için sözleşmeye dayalı olarak telllallık ücreti isteyemeyeceği kabul edilse bile davacının ve davalı şirketin tacir olmasına ve davacının davalı şirketin satın aldığı taşınmazın satımında bir takım hizmetlerde bulunduğunun sabit olmasına göre, "çoğun içinde az da vardır" ilkesinden hareketle, TTK.nun 22 nci maddesi hükmü gözetilerek, davacının bu yöndeki delilleri değerlendirilip, yukarda anılan hükme göre uygun bir miktar ücrete hak kazanacağının dahi mahkemece gözden kaçırılması kabul şekli bakımından doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalılardan ...'a yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu davalı yönünden ONANMASINA,(2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı şirkete ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ...'e, davalı şirketten alınıp davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.