T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1989 KARAR NO : 2026/231 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 25.05.2023 NUMARASI : 2021/765 Esas - 2023/459 Karar DAVA: Alacak (Saklama Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verile…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1989 KARAR NO : 2026/231 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 25.05.2023 NUMARASI : 2021/765 Esas - 2023/459 Karar DAVA: Alacak (Saklama Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 17.04.2007 tarihli ve 24396 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 5622 sayılı Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Gümrük Müşteşarlığına Bağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve KHK'lerde değişiklik yapılmasına ilişkin Kanun ile Devlete intikal eden taşınır mallar ile genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin hizmet dışı kalan taşınır mallardan tasfiyesine karar verilenlerin satışının Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğünce yapılması imkanı kalmadığını, Hazineye intikal eden taşınır mal satışlarının 311 sayılı ... Genel Tebliği uyarınca İstanbul Defterdarlığı ... Dairesi Başkanlığınca yapıldığını, bu kapsamda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı İdari İşler Müdürlüğünden alınan 09.11.2009 tarih ve 2009/1174 sayılı yazıda, Bakırköy Adalet Sarayı Eski Hizmet binasında yapılan tadilat nedeniyle hurdaya çıkan panel sandviç, fonkoil gibi malzemelerin zayi olmaması bakımından acil olarak satışı yapılıncaya kadar teslim alınmasının istenildiğini, ancak teslim alındığında muhafaza edecek uygun deponun bulunmaması nedeniyle tutanak ekinde belirtilen malzemelerin satış işlemleri tamamlanıncaya kadar muhafaza edilmek şartıyla yediemin olarak davalıya teslim edildiğini, ... Bürosundan alınan basit raporda belirlenen emtianın davalıya teslim edildiğini, 22.06.2012 tarihli yazıyla hurda malzemelerin tam ve noksansız olarak idareye teslim edilmesinin istenildiğini ve ihtarnamenin 03.07.2012 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafından müvekkiline verilen 16.7.2012 tarihli dilekçe ile yediemin olarak yazılı olan malzemelerin hizmet ve ara bedelinin idare tarafından kendisine ödenmediği ve karşılıklı sözleşme bulunmamasından dolayı malzemeleri teslim edilmeyeceğinin bildirildiğini, yedieminde bulunan hurda malzemelerin günün rayicine göre kıymet takdirlerinin yapılmasının Beyoğlu Emlak Müdürlüğüne bağlı Teknik Bürodan istenildiğini ve Teknik Büroya bağlı teknik elemanlarca hazırlanan 20.12.2012 tarihli raporda, sözkonusu hurda malzemelerin 100.385,60 TL olduğunun belirlendiğini, 04.02.2013 tarihli yazı ile taşınır mallar için belirlenen 100.385,60 TL'nin tebliğinden itibaren 15 gün içinde ödemesinin istendiğini, davalının 10.02.2013 tarihli dilekçeyle, yediemin olarak yazılı olan malzemelerin hizmet ve ara bedelinin idare tarafından ödenmediğinin ve karşılıklı sözleşme bulunmamasından dolayı malzemenin teslim edilmeyeceğinin bildirildiğini, TBK'nın 463 ve devamı maddeleri uyarınca vedia alanın süre kararlaştırılmış ise bu sürenin sonunda kararlaştırılmamışsa istenildiği zaman iade ile yükümlü olduğunu ileri sürerek, şimdilik 100.385,60 TL Hazine alacağının, 03.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınıp davayı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermeyerek HMK'nın 128.maddesi gereğince davada dalanılan vakıaları inkar etmiştir. Davalı vekili yargılama aşamasında sunduğu beyan dilekçelerinde özetle, dava konusu mallarla ilgili olarak Defterdarlık Avrupa Yakası ... Daire Başkanlığı ile aralarında bir sözleşme bulunmadığını, bu nedenle malların deposuna taşınması ile ilgili bir ihale süreci olmadığı gibi, depo kiralama sözleşmesi de bulunmadığını, esasen ...'ye teslim edilmesi gereken dava konusu malların davacı idarenin memurları tarafından satıldığını, iddia edildiği gibi malların davalının deposunda depolanmasının sözkonusu olmadığını, sorumlu memurların malları kendisine teslim etmediğini, malların hangi depoya indirildiğini ancak sorumlu memurların bilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesinin 17.01.2019 tarih ve 2018/159 Esas, 2019/49 Karar sayılı ilam ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 14.10.2021 tarih ve 2019/1324 Esas, 2021/1239 Karar sayılı ile mahkeme kararı kaldırılmıştır. Kaldırma gerekçesinde, taraflar arasında saklama sözleşmesi ilişkisi bulunduğu belirlenmiş ve zararın gerçek değerinin belirlenememesi, belirlenememesi hâlinde TBK'nın 50 ve devamı maddelerine göre zararın belirlenerek karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararı doğrultusunda davalıya teslim edilen emtia bedelinin belirlenebilmesi için öncelikle İstanbul 14. ACM'nin 2014/315 Esas sayılı dava dosyası celbolunarak uzman teknik bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılarak rapor alınmıştır. Alınan raporun dosyadaki verilere uygun ve gerekçeli olduğu görülmekle hükme esas alınmıştır. Alınan bilirkişi raporunda; '...Davacı delili olarak dava dilekçesi ekinde sunulan 10.11.2009 tarihli Yediemin Teslim Tutanağının incelenmesinde, ilgili Teslim Tutanağının Emlak Memuru ... ile ... arasında imzalanarak düzenlenmiş olan tutanakta; 'Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı İdari İşler Müdürlüğü 'nden alınan 09.11.2009 tarih ve 2009/1174 D.İş sayılı yazı uyarınca Bakırköy Adalet Sarayı eski hizmet binasında yapılan tadilat nedeniyle hurdaya çıkan panel sandviç, fonkoil vs. hurda malzemelerin çok acil olarak satışı yapılıncaya kadar teslim alınmasının istenildiğini, bu nedenle Bakırköy Adalet Sarayı eski hizmet binasında yapılan tadilat nedeniyle hurdaya çıkan malzemeler Müdüriyet Makamının şifai emirleri ile cinsleri itibariyle tartılmak ve sayılmak suretiyle düzenlenen tutanak ekindeki listede belirtilen malzemelerin satış işlemi tamamlanıncaya kadar ... tarafından muhafaza edilmek ve satış sonrası alıcısına eksiksiz olarak teslim edilmek kaydıyla yediemin olarak teslim edildiği..' belirtilmiş olup, Tutanak ekinde yer alan ve davalıya teslim edilen malzeme ve miktarlarının; Alüminyum Kapı - Pencereler (168 adet + 82 adet), Sandviç Panel - Trapez (38 adet + 74 adet), Fankol Isıtma (40 adet), Armatörler (Aydınlatma) (83 adet + 171 adet), Aydınlatma Menfezi (48 adet), Sandviç Panel - Tropez (40 adet + 43 adet) şeklinde listelendiği, Beyoğlu Emlak Müdürlüğü Teknik Büro tarafından yapılan görevlendirmeye istinaden Elektronik Mühendisi ..., Makine Mühendisi ... ve İnşaat Mühendisi ...'den oluşan heyet tarafından düzenlenen 20.12.2012 tarihli raporda, davalı ...'na yedi emin olarak teslim edilen hurda malzemelerin kıymet takdirinin 100.385,60 TL olarak tespit edildiği, heyetimizce alacak miktarı olarak, Beyoğlu Emlak Müdürlüğü Teknik Büro tarafından yapılan görevlendirmeye istinaden elektronik mühendisi, makine mühendisi ve inşaat mühendisinde alınan 20.12.2012 tarihli raporda takdir ve tespit edilmiş olan 100.385,60 TL bedeli kadri marufunda bularak, bu bedele itibar edilebileceği...'nın bildirildiği görülmüştür. Yapılan yargılama sonucunda, dosya kapsamındaki tüm deliller ve İstanbul BAM 14. HD.nin 14.10.2021 tarih ve 2019/1324 Esas, 2021/1239 kararı birlikte değerlendirildiğinde; Emlak Memuru ile davalı arasında imzalanarak düzenlenmiş olan 10.11.2009 tarihli Yediemin Teslim Tutanağı bulunduğu, taraflar arasında Saklama Sözleşmesi bulunduğunun davalının kabulünde olduğu, tutanak ekinde yer alan ve davalıya teslim edilen malzemeleri gösterir listedeki malzeme cinsleri ve miktarları yazılı ürünlerin davalıya teslim edildiği, İstanbul Valiliği Defterdarlık Avrupa Yakası ... Daire Başkanlığı tarafından davalı ...'na hitaben yazılan yazı ile malzemelerin 15 gün içinde teslimi ya da bulunduğu yerin bildirilmesinin istenildiği, davalı tarafça iade edilmeyen hurda malzeme bedelinin 100.385,60 TL olduğu, davacı tarafından davalı tarafa 04/02/2013 tarih ve 5335 sayılı yazı gönderilerek teslim edilmeyen emtia bedeli 100.385,60 TL'nin yazının tebliğinden itibaren 15 (onbeş) gün içinde idareye müracaat edilerek ödenmesini talep ettiği, davalı ... ... 'nın 10.02.2013 tarihli dilekçede aralarında sözleşme bulunmadığından bahisle ödeme yapmayacağını bildirdiği, dolayısıyla davalının davacı tarafça ödeme için verilen süre içerisinde ödeme yapmadığı, aksine 15 günlük süreyi beklemeksizin 10.02.2013 tarihli dilekçe ile ödemeyeceğini bildirdiğinden bu tarih itibariyle temerrüde düştüğü..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile 100.385,60 TL'nin 10.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece davanın kabulü ile 10.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yıllık yüzde 9 yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, kararın sadece faiz ve faizin başlangıç tarihi yönünde kaldırılarak düzeltilmesi gerektiğini, işin ticari olması nedeniyle hükmedilen alacağın teslimatın yapıldığı 10.11.2009 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsili gerektiğini, 17.12.2018 tarihli ıslah dilekçesinde de 100.385,60 TL'ye teslimatın gerçekleştiği 10.11.2009 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasının istendiğini, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olan işin ticari iş sayılacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın avans faizi uygulanarak kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İspat yükünün davacıda olduğunu, müvekkiline teslim tutanağı imzalatılmış ise de, bu tutanağın filen teslim anlamına gelmediğini, uygulamada önce teslim tutanağı imzalatıldığını daha sonra malların teslim edildiğini, tutanağın imzalatılmasına rağmen müvekkiline mal teslim edilmediğini, bu hususta davacı tanığı ...'in 01.06.2017 tarihli duruşmada muallak ifadelerle malları teslim ettiğini belirttiğini, ancak hangi malzemelerin teslim edildiğine yönelik bir ispat sağlanmadığını, diğer tanıkların ise dinlenmediğini, müvekkilince onaylanan her hangi bir kantar tartı fişi, yediemin depo belgesi, taşıma belgesi, irsaliye, nakliye faturası, hamaliye belgesi, malları taşıyan şoför ehliyet bilgileri gibi davayı aydınlatıcı hiçbir belgenin de dosyada bulunmadığını, kamyonları plakaları dahi belli iken bu araçların sorgulanmadığını, kime ait olduğunun araştırılmadığını, kamyon şoförlerinin en azından bir kısmının tanık olarak beyanlarının alınmasıyla dahi dosyanın aydınlatılmasının mümkün olduğunu, davacı tarafça başkaca tanık dinletilmediği düşünüldüğünde davacı idarenin alacağının varlığını sübuta erdirecek yeterli delil sunmadığının açık olduğunu, kısaca tutanağın sahte olduğunu ve müvekkiline fiilen emtia teslim edilmeden tutanak düzenlendiğini, malların müvekkilince alınarak taşındığına ilişkin kesin bir ifade bulunmadığından bu malların müvekkilince teslim alındığının kabul edilemeyeceğini, Ceza mahkemesi kararı ve müvekkilinin beraat etmesi dikkate alındığında bu malların müvekkilince zimmetine geçirilmiş sayılamayacağını, ceza yargılamasının dikkate alınmadan karar verildiğini, müvekkilinin resmi yediemin olmadığını ve yedieminlik yapılabilmesi için tüm masraflarının peşin olarak ödenmesi ve yediemin süresince de yediemin ücretinin ödenmesi gerektiğini, zira TBK.'nın 561/2. maddesindeki, "Açıkça öngörüldüğü veya durum ve koşullar gerektirdiği takdirde, saklayan ücret isteyebilir." şeklindeki hüküm ile 562/2. maddesindeki "Saklatan, sözleşmenin ifasının zorunlu kıldığı bütün masrafları ödemekle yükümlüdür." şeklindeki hükümde masrafların peşin ödeneceği ve ücret isteneceğinin açıkça düzenlendiğini, müvekkilin 15 kamyon olduğu iddia edilen malları ücretsiz depolaması, kendi cebinden masrafla taşıtması, araçlarla nakletmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dava dilekçesinde müvekkiline 122.000 kg'dan fazla bir hurdanın teslim edildiğinin iddia edildiğini, ancak kantar fişlerine göre 15 kamyonda 33.525 kg yük olduğunun tespit edildiğini, bu halde 87.000 kg malzemenin nerede olduğu, kime satıldığı ve teslim edildiği bilgisinin izaha muhtaç olduğunu, tutanağın fotokopi olması nedeniyle imzanın aidiyetinin kesin olarak belirlenmediğini, bu nedenle bu tutanağa göre hüküm kurulamayacağını, müvekkilinin davacı kurumla ilgili bir çok ihaleye girdiğini ve birçok ihale öncesi yedieminlik alındığını, bu nedenle evrak asıllarının getirtilerek incelenmesi gerektiğini, müvekkili yediemin olarak kabul edilse dahi yedieminlik süresi dolduğundan sorumluluğu kalmadığını, emtianın 10.11.2009 tarihinde teslim edildiği ancak 22.06.2012 tarihli yazı ile iadesinin istendiği anlaşıldığından 2,5 yıl gibi bir süre için resmi yediemin olmayan bir kişiden süresiz sorumluluk beklenemeyeceğini, davanın açıldığı 15.04.2013 tarihi itibariyle talebinin zamanaşımına uğradığını, malların 2.5 yılda çöp haline geleceği ve ekonomik bir değerinin kalmayacağının açık olduğunu, Teslime görevli kurumun ... olduğunu ve davacı kurum yetkililerinin müvekkiline teslim konusunda yetkisi bulunmadığını, malların fiilen teslim edilmemesinin yanı sıra tutanakta yedieminliğin hukuki ve cezai sorumluluğu hakkında bir açıklama bulunmaması nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, aksi düşünülse dahi tutanakta yazılı hangi malların gerçekte teslim edildiği, teslim edildi ise malların ne kadarının atıl ne kadarının işe yarar hurda olduğu, teslim anında ne durumda olduklarının net olarak ispat edilmesi gerekirken farazi ölçü ve değerlere göre hesaplama yapılmasının kabul edilemeyeceğini, kaldı ki nakliye ücretinin ve yediemin ücretinin bu zarardan mahsubu gerektiğini, alacağı kabul etmemekle birlikte zararın güncel değeri yerine teslim anındaki değerinin tespiti gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı tarafından saklama sözleşmesi kapsamında davalıya teslim edilen ancak iade edilmeyen emtia bedelinin tahsili istemiyle açılmış bir alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalının istinaf başvurusu kapsamında öncelikle taraflar arasında geçerli şekilde bir saklama sözleşmesi ilişkisi kurulup kurulmadığı, kurulmuş ise saklama konusu malların teslim edilip edilmediği, bu kapsamda düzenlenen tutanağın yeterli olup olmadığı, sözleşme ilişkisi kurulmuş ise emtianın değerinin usulüne uygun şekilde belirlenip belirlenmediğini, davalının mahsubu gereken bir alacağı bulunup bulunmadığı noktasındadır. İbraz edilen 10.11.2009 tarihli yediemin teslim tesellüm tutanağının incelenmesinde; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı idari işleri müdürlüğünden alınan 09.11.2009 tarih ve 2009/1174 idari işleri sayılı yazılı ile Bakırköy Adalet Sarayı eski hizmet binasında yapılan tadilat nedeniyle hurdaya çıkan panel sandviç, fonkoil vs. hurda malzemeleri satışı yapılacağı ana kadar saklanmak üzere ekte düzenlenen tutanaklarla davalıya teslim edildiği, anılan tutanak ekindeki bir kısım tutanaklarla emtianın tartılarak davalıya teslim edildiği, tutanaklarda değişik tarihlerin bulunduğu ve araçların teslim edildiği araçlara ilişkin plaka bilgilerinin de yazılı olduğu anlaşılmıştır (19.09.2010, 09.09.2010, 08.09.2010, 27.08.2010, 25.03.2010, 24.03.2010, 23.08.2010, 25.02.2010 tarihli tutanaklar). Diğer yandan davacı tarafından İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesine (görevsiz mahkemeye) sunulan 20.10.2013 tarihli 73 sayfalık delil listesinde bulunan 01.12.2011 tarihli davacı tarafından idareye yazılan yazıda bir kısım emtianın kendisine teslim edildiği, saklama ücretinin ödenmesi halinde emtianın idareye teslim edileceği bildirilmiştir. Davacı tarafından idareye gönderilen 16.07.2010 tarihli itiraz dilekçesinde idare ile yazılı sözleşmesi bulunmadığını, emtianın hangi depoya indirildiğini görevlilerden sorulması gerektiğini bildirmiştir. Olayla ilgili olarak, aralarında davalının da bulunduğu sanıklar hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/315 Esas sayılı dosyasında kamu davası açılmıştır. Sanık olarak yargılanan davalının Bakırköy Adliyesinden çıkan hurda malzemelerin yediemin olarak kendisine teslim edildiğini, 15 ton olan emtianın 5 tonunu kendisinde olduğunu, kalanların ise ... ve ... isimli şahıslara teslim edilmek üzere ...'a teslim edildiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece kaldırma kararımızdan önce alınan bilirkişi kurulu raporunda, teslimle görevlendirilen memurların görevlendirme tarihinin teslim tarihinden sonra olması, görevlilerin kamyonlara yüklenen malzemeleri tartımı için kamyonlarla birlikte tartıya gitmemesi nedeniyle kantar fişlerine güvenilmeyeceği belirtilmiş, mahkemece rapor hükmü esas alınarak karar verilmiştir. Taraflar arasında saklama sözleşmesi bulunduğu, esasında davalının da kabulündedir. Zira yukarıda belirtilen beyanlar ve saklama tutanağı birlikte dikkate alındığında bir saklama sözleşmesinin kurulduğu kabul edilmiştir. Saklama sözleşmesinin kurulması için davalının resmî olarak yediemin deposu işletmesine gerek bulunmamaktadır. 10.11.2009 tarihli tutanakta açık şekilde malzeme teslimi ve davalının yediemin olduğu yazılıdır. Saklama sözleşmesinde, saklanan emtia karşılığı bir ücretin alınması asıldır. Ancak TTK'nın 561. maddesinde saklama sözleşmesinin geçerliliği için mutlaka saklama ücretinin sözleşmede açıkça yazılmasına ilişkin bir zorunluluk bulunmamaktadır. Saklatanın TBK'nın 562. maddesi gereğince sözleşmenin ifası gereği gerekli bütün masrafları ödemesi sözleşmenin yapısı gereği olup bu masrafların yapılması halinde saklayan/davalı tarafından talep edilmesi gerekir. Dosyadaki ceza yargılamasında, davalının zimmet suçundan beraatine karar verilmiş olması TBK'nın 74. maddesi uyarınca, hukuk yargılamasında bağlayıcı değildir. Bu durumda davalıya sözleşme konusu emtiaların teslim edildiği yazılı belge ile sabittir. Davalı bu emtiaları iade ettiğini kanıtlamadığı gibi, akıbeti hakkında da bilgi vermemiştir. Bu nedenle mahkemece saklama konusu emtiaları kaldırma kararımızdan sonra alınan ve emtianın teslimi istenen tarihteki değerine hükmedilmesi yerinde görülmüştür. Davalı usulüne uygun şekilde bir saklama hizmeti verdiğini ve bu nedenle saklama alacağı ile saklanan eşya için masraf yaptığını kanıtlayamadığından, bu kalemlerin takas mahsup kalemleri kapsamında dikkate alınması mümkün değildir. Tutanakta yazılı emtiaların ayrıca davacıya teslim edildiğinin kanıtlanması için tanık dinlenmesine gerek bulunmamaktadır. Tutanak başlı başına sözleşmenin ve emtiaların teslim edildiğini kanıtlamaktadır. Teslim eden kişilerin bu tarihte görevli olmamış olması, teslim edilen emtiaların davalı tarafından elden çıkarılmasını gerektirmez. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacının istinaf başvurusunun incelenmesinde; bir taraf için ticari olan işte, avans faizi istenmesi mümkündür. Ancak davacı vekili dava dilekçesince açıkça 100.385,60 TL alacağın 03.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesi ile istenen faizin türü yasal faiz olarak belirlenmiştir. Yargılama sırasında sunulan ıslah dilekçesi ile faizin türü avans olarak değiştirilmiştir. Islahla faizin türünün değiştirilmesi mümkün olmakla birlikte, avans faizinin uygulanması için ticari bir iş bulunması gerekmektedir. Davalının tacir olduğuna ilişkin bir kanıt bulunmadığından, yasal faiz uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak mahkemece yasal faizin oran olarak %9 ile sınırlandırılması ve değişen oranlarda yasal faize hükmedilmemesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmüş ve faiz bakımından hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Davacı, 03.07.2012 tarihinden itibaren faiz istemiş ise de mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere, davalının, davacı tarafından gönderilen 04.02.2013 tarihli yazı ile on beş gün süre verilerek temerrüde düşürüldüğü ancak davalının on beş günlük süreden önce 10.02.2013 tarihli dilekçe ile emtia bedelini ödemeyeceğini belirterek temerrüde düştüğü, bu nedenle bu tarih itibariyle faize hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediğinden, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yukarıdaki gerekçeyle yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının faiz oranı bakımından düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1.Davanın kabulü ile 100.385,60 TL alacağın, 10.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 2.Davacı Hazine harçtan muaf olup, başlangıçta harç alınmadığından alınması gereken 6.857,34 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3.Davacının ilk derece yargılama sırasında yapmış olduğu ayrıntısı UYAP ortamında kayıtlı 6.485,08 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4.Davalı tarafça yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 5.Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemizin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6.Karar kesinleştiğinde, HMK'nın 333. maddesi ile Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avanslarının yatıran tarafa iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı taraf harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, b-Davacı tarafından istinaf aşamasında gider sarf edilmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, c-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece kararı kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davalı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, d-Davalının yaptığı kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 10-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.