(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2016/18167 E. , 2016/19841 K. YARGITAY İLAMI Taraflar arasındaki işe iade davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı işyerinde 06.02.2007 tarihinde montaj operatörü olarak çalışmaya başladığını, boyun ve b…
**(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2016/18167 E. , 2016/19841 K.** **"İçtihat Metni"** YARGITAY İLAMI Taraflar arasındaki işe iade davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı işyerinde 06.02.2007 tarihinde montaj operatörü olarak çalışmaya başladığını, boyun ve bel fıtığı teşhisi nedeniyle fizik tedavi gördüğünü, rapor bitiminde 27.04.2015 tarihinde işbaşı yaptığını, şirketin hastalığını bilmesine rağmen tekrar montaj hatlarında işe başlamasını istediğini, hastalığını ileri sürerek bu hatlarda çalışmasının mümkün olmadığını, acı çektiğini, ayakta ve boynu eğik olarak çalışma gerektiren hattın birkaç dakika içinde bile acı verdiğini belirttiğini, hastalığına uygun başka bir bölüme verilmesi talebinin olumsuz yanıtlandığını, aynı gün ihtarname göndererek rotasyon yapılmasını istediğini, bunun üzerine savunma alındığını, 30.04.2015 tarihinde savunmasını gönderdiğini, bu hastalıklar mevcutken montaj hattında çalışmayacağını bir kere daha ihtar ettiğini, işverenin cevabî ihtarında rotasyon talebinin çalışmayı reddetmek anlamına geldiğinin belirtildiğini, rotasyon kurulu karar alana dek gösterilen işte çalışması gerektiğinin vurgulandığını, yapılan işin sağlığına uygun olup olmadığının ikinci planda bırakıldığını, rotasyon kurulu uygun yer belirleyene kadar başına ne geleceğinin hiç düşünülmediğini, hiçbir şeyin insan sağlığından önemli olmadığını, 07.05.2015 tarihinde iş akdinin feshedildiğini, feshin mesnetsiz olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı işveren vekili, davacının raporunun 27.04.2015 tarihinde sona erdiğini, aynı gün işe gelip hiçbir tıbbî ve idarî karara dayanmayan, tamamen şahsî kanaatiyle işbaşı yapmama, çalışmama kararı aldığını sözlü beyan ettiğini, sağlık sorununa ilişkin bilgi, belge, evrak vermekten imtina ettiğini, rotasyona ilişkin tüm iyiniyetli girişimleri reddettiğini, 27.04.2015-04.05.2015 tarihleri arasında bir hafta ayakta durarak çalışmamakta ısrar ettiğini, hastalığıyla ilgili olarak görev yerinde çalışamayacağına dair rapor, belge sunmadığı gibi işyeri hekimine gitmeyi ve muayene olmayı reddettiğini, rotasyon kuruluna müracaatı kabul etmediğini, rotasyon talep eden davacının çalışmamak gibi bir hakkı bulunmadığını, haksız kazanç elde etmeyi amaçlayan davacının kötüniyetli olduğunu, ilk kez savunma sırasında rotasyon talebinde bulunduğunu, talebiyle ilgili şirket prosedürünü takip etmesi söylenmiş ise de davacının bu basit işlemlerin hiçbirini gerçekleştirmediğini ve çalışmayı reddettiğini, şirkette yaklaşık 2000 kişinin çalıştığını, her kurumda ve şirkette olduğu gibi kurallar olduğunu, hiçbir çalışanın kuralları, hele esas itibariyle lehine olan kuralları yok sayarak kendi çalışma alanını belirleme ya da çalışmayı ret hakkı bulunmadığını, rapor süresi dolan davacının çalışacağının tıbben açık olduğunu, işbaşı yapması gereken birimde çalışmasına engel bir karar bulunmadığını, kesinliği tespit edilmemiş bir duruma dayanıp tüm uyarı ve girişimlere rağmen şirket prosedürlerini de ihlal ederek keyfî olarak ısrarla çalışmamanın hizmet akdinin ihlal edilmesi olduğunu, davacıya zorlama yapılmadığını, rotasyon talebi için prosedürü takip etmesinin istendiğini, tüm iyiniyetli girişimlere cevap vermeyen, belge sunmayan, çalışmamakta ısrar eden, yöneticileri yok sayan ve 8 saat ayakta bekleyen davacının kötüniyetle davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının sağlık problemlerinin olduğu, uzun süredir tedavi gördüğü, fizik tedavi uygulandığı, son dönemde bir aya yakın istirahat raporu verildiği tüm dosya kapsamıyla sabit olduğu, davacının amacının tüm çalışma dönemi itibariyle yaptıgı görevi yapmaya direnmek değil, tüm mesai saati süresince sürekli ayakta durarak çalışmaya dayalı sağlık sorunları nedeniyle başka bir görev rotasyonu talebinden ibaret olduğu, işçinin rapor öncesi ile aynı türden bir işte çalışamayacağının işverence de benimsenmesi gerekirken davacının yazılı taleplerinin varlığına rağmen sırf matbu bir formu imzalamadığından bahisle diğer birime gönderilmemesinin ve mevcut işte çalışmamakta ısrar ettiği iddiasıyla akdin feshinin geçerli olmadığı, şekil tartışmasından ibaret kalan durumun işçiyi koruma ve gözetme borcuna da uygun düşmediği, kaldı ki toplu iş sözleşmesinde işverene iş ve işyeri değişikliği klozu öngörüldüğü, işçinin ifa etmediği öne sürülen ve feshe konu eski istasyondaki işini esasen yapmakla ödevli bulunduğu iş mahiyetinde de değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla da davacının iş akdini fesih bildirimde belirtildiği üzere iş kanunu 25/2 maddesindeki haklı ve geçerli neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir. Somut olayda davacı, davalı işyerinde montaj operatörü olarak yaklaşık 8 yıl süreyle çalışmıştır. İş aktinin, " işçinin 27.04.2015 tarihinde raporunun sona ermesini müteakip sabah işbaşı yaptıktan sonra görevli olduğu istasyona geçmediği, bu istasyonda çalışmayacağını beyan ederek çalışmamakta ısrar ettiği, tutanak tutulduğu, savunmada işbaşı yapmadığını kabul ettiği, ertesi gün de tüm uyarılara ve rotasyona ilişkin müracaatta bulunmasına dair girişimlere rağmen çalışmamakta ısrar ettiği, rotasyon talebini insan kaynaklarına yazılı bildirmesi yönündeki girişimleri reddettiği, 30.04.2015 tarihli savunmasında da bu durumun teyit edildiği, kendisinde oluşan kanaate göre çalışmama kararı aldığının anlaşıldığı, 27.04.2015-04.05.2015 tarihleri arasında sadece ayakta durmak suretiyle çalışmamakta ısrar ettiği, belge sunmadığı, bu eylemlerin iş ilişkisini zedelediği, şirketin sağlık sorunlarıyla ilgili açık prosedürünün tüm çalışanlara duyurulduğu, kararları öngörülen çerçevede yapılan müracaatlar çerçevesinde çok kısa bir sürede rotasyon kurulunun verdiği, tıbbî kayıt, bilgi ve belgeler ile taleplerin yazılı bildirilmesinin yasal sorumluluklar ve kurumsal yapı itibariyle büyük önem arz ettiği, tüm bu girişimlerin reddedilmesi ve çalışmamakta ısrar etmesi nedeniyle hizmet akdinin 4857 saylı yasanın 25/II-h maddesi gereğince 04.05.2015 tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği" şeklinde bildirimle sonlandırıldığı anlaşılmıştır. Davacıya ait özlük dosyası incelendiğinde davacının bel ve boyun fığına dair raporlarının olduğu ve son bir ay gördüğü fizik tedavi sonrasında sağlık durumuna uygun bir bölümde görevlendirilmek istemesi üzerine fesih yoluna gidildiği anlaşıldığından; işyerinde keşif yapılarak keşif heyetine davacının çalıştığı işyerinin iştigal konusunda uzman bilirkişi ile ortopedi veya fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı bir doktor da alınarak tüm raporları getirtilerek, rahatsızlığının işyerinde çalışmasına engel olup olmadığı, rahatsızlığının iyileşebilir nitelikte olup olmadığı belirlenip davacının, davalı işyerinde montaj operatörlüğü dışında başka iş/işlerde çalıştırılmasının mümkün olup olmadığı incelenmeli, iş sözleşmesinde nakil yetkisi de dikkate alınarak, rahatsızlığının başlaması ile fesih tarihine kadar olan dönemdeki çalışmasını sürdürme koşulları gözetilerek işyerinde görevlendirilebileceği başka görev/unvan bulunup bulunmadığı araştırılarak feshin son çare olarak uygulanıp uygulanmadığı tereddütsüz belirlenip sonucuna göre tüm deliller bir arada değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile davanın kabulü hatalı olmuştur. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 22/11/2016 gününde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.