T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/286 - 2026/494 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/286 KARAR NO : 2026/494 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/10/2022 NUMARASI : 2022/79 E. - 2022/352 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. F…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/286 - 2026/494 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/286 KARAR NO : 2026/494 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/10/2022 NUMARASI : 2022/79 E. - 2022/352 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/10/2022 Tarih ve 2022/79 Esas - 2022/352 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı şirket tarafından 2020/156746 sayılı "..." ibareli markanın 16, 19, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42 ve 45. sınıflarda tescili talebinde bulunulmuş olup müvekkilinin "..." markalarına dayalı itirazının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin Black Friday gününün karşılığı olarak "... ..." markası ile ilk defa 2016 yılında yarattığı ve sonrasında tüketicilerin yoğun ilgisi ve yaygın kullanım ile seri marka haline gelen "..." markası ile davaya konu markanın esas unsurları itibariyle ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davaya konu markadaki "..." ibaresinin herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, aynı şekilde müvekkilinin markalarındaki "...", "...", "..." ve "..." ibarelerinin de ayırt edici olmadığını, davaya konu markadaki ... ibaresinin "..." ile ilgili olması nedeniyle kavramsal açıdan uzaklaşamadığını, markalar arasındaki görsel ve işitsel benzerlik ile davaya konu markanın kapsamına alınmak istenen mal ve hizmetlerin müvekkilinin markasının kapsamında tescilli olduğu nazara alındığında markaların ortalama tüketiciler nezdinde ayırt edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin markasının tanınmış marka vasfında olup davaya konu markanın tescilinin bu markanın ayırt ediciliği ve itibarını zedeleyeceği gibi davalı şirketin haksız menfaat temin etmesine neden olacağını, müvekkilinin tanınmış markasına bu derecede benzer bir marka tercihinde bulunulması tesadüf eseri olamayacağından davalı şirketin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-11790 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin "... ..." ibareli markanın sahibi olduğunu, davaya konu markanın bu markaya atıf ile "..." ibaresinden oluşturulduğunu, markada vurgunun esas olarak "..." ibaresi üzerinde olduğunu, "..." ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek unsurunu oluşturduğunu, davacının itiraza dayanak markalarının ciddi bir kullanımının olmadığını, dayanak görsellerin bu kullanımı ispatlamadığını, davacının dava aşamasında sunmuş olduğu yeni markaların dikkate alınamayacağını, "..." ibaresinin ön plana çıktığı, renk ve parlaklık detayları içeren bir şekil unsuru ile birleşen müvekkilinin markası ile davacının itiraza mesnet markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin farklı olduğunu, dolayısı ile markalar arasında iltibasın söz konusu olmadığını, tanınmışlık ve kötü niyet koşullarının da gerçekleşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının "www.....com" web sitesi çatısında yürüttüğü faaliyetlerde ve kampanyalarda "..." ibareli markalarını yoğun ve ciddi bir biçimde kullandığı anlaşılmakla birlikte, davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı bu markaların, dava konusu edilen markanın tescili kapsamına alınmak istenilen 19, 37, 39, 40, 43 ve 45. sınıflara giren mal ve hizmetlerde yoğun/ciddi kullanım ve tanıtım neticesinde belirli bir ayırt edicilik kazandığı ve koruma kapsamının arttığı hususunun ispatlanamadığı, dolayısıyla davalının markasında "..." ibaresinin "..." şeklinde türetilmiş bir halde, dilbilgisi kuralları dışına çıkılarak ve "..." hecesi vurgulanarak, özel/orijinal bir kompozisyon içerisinde başkaca kelime renk ve şekil unsurlarıyla birlikte kullanılmış olması sonucunda karşılaştırılan işaretlerin görsel açıdan birbirlerine benzediğinin söylenmesinin mümkün olmadığı, görsel açıdan ortaya çıkan bu farklılıkların işitsel açıdan aynı sonucu verdiği, "..." ibaresinin halk nezdinde yaygın olarak bilinen, perakende/toptan satış ve mağazacılık sektöründe de, fiyatların olağanüstü düştüğü ve büyük bir indirim yapıldığı hususlarını vurgulama amacıyla yaygın olarak kullanılan markasal hüviyette ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğu, tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediği ve davaya konu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığına dair somut olguların bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markaları meydana getiren asli ve ayırt edici unsurun "..." ve "..." ibareleri olduğu, dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliği bulunmayan, jenerik, herkes tarafından kullanılabilecek nitelikte olduğunu, davaya konu markanın telaffuzunda ... unsuruna herhangi bir vurgunun bulunmadığını, markanın bütün olarak "..." şeklinde olup içinde "..." ibaresini barındırmasının gerçeği değiştirmediğini, anlamsal açıdan "..." kelimesinden türetilmiş olduğunu, benzerliğin markaların başlangıç kısmında bulunmasından dolayı görsel ve işitsel olarak bıraktıkları izlenim benzerliği sonucu dava konusu marka ile müvekkilin markalarının karıştırılmamasının mümkün olmadığını, markanın bu hali ile müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, "..." ibaresinin markanın üzerinde kullanıldığı ürün/hizmetleri nitelendirmesi söz konusu olmadığından ayırt ediciliğinin zayıf olmayacağını, tanınmışlık nedeniyle tescil engeli koşullarının gerçekleştiğini ve davaya konu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markası arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, bununla birlikte marka işaretleri arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira davaya konu markada "..." ibaresinin “...” şeklinde, büyük puntolarla, beyaz renkli parlak harflerle ve yazım/dilbilgisi kuralları dışına çıkılarak davalı şirketin ticaret unvanının asli unsurunu oluşturan “...” hecesini ön plana çıkaracak şekilde yazıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.11.2020 tarih ve 2020/989-5469 E-K. sayılı ilamında ifade edildiği üzere davacının markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin baştan zayıf karakterli bir ibare olduğu da nazara alındığında, markanın tertip tarzı itibariyle davacının markalarından yeterince uzaklaştığı, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığından tanımışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı ve başvurunun kötüniyetle yapıldığının da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.